| HİLÂFET ORDUSUNUN HÜSEYİN'İN (A.S) KARARGÂHINA YÜRÜMESİ Taberî kendi Tarih'inde Humeyd b. Müslim'den şöyle rivayet etmektedir: Ömer b. Saad, Hüseyin ve ashabına doğru yürüdü. Son-ra, "Ey Zuveyd, bayrağı getir!" diye bağırdı. Zuveyd bayrağı götürünce Ömer b. Saad, yayına bir ok yerleştirip Hüseyin'e doğru fırlattı. Bunun ardından, "İlk oku benim attığıma tanık olun!" dedi. Makrizi'nin rivayetinde ise şöyle geçer: "İlk oku benim attığıma dair valinin yanında tanıklık edin!" dedi. Taberî ve Şeyh Müfid şöyle kaydetmekteler: Bunu, Kûfelilerin ok atması ve savaşa çağırması izledi. Sonra Ziyad b. Ebih'in azad ettiği kölesi Yesar ile Ubeydullah b. Ziyad'ın azad ettiği kölesi Salim, öne atılıp dediler: "Kim savaşacaksa bizim karşımıza çıksın!" Bu talep üzerine Habib b. Mezahir ile Bureyr b. Huzeyr öne atıldılar. Hüseyin (a.s) onlara, "Siz oturun!" buyurdu. Uleymoğulları kabilesinden Abdullah b. Umeyr el-Kelbî, savaşmak için Hüseyin'den (a.s) izin istedi. Abdullah b. Umeyr, eşi Ümmü Veheb ile birlikte dışarı çıkmıştı. Hüseyin'e (a.s) karşı savaşmak için Nuhayle'de toplanan insanları görüp durumu sordu. Şöyle denildi: "Bu ordu Resulullah'ın (s.a.a) kızı Fatıma'nın oğlu Hüseyin'le savaşa hazırlanıyor." Umery diyor ki: "Vallahi, ben müşriklere karşı cihada can atan biriyim. Peygamberlerinin kızının oğluyla savaşan kişilere karşı cihadın Allah katındaki sevabının, müşriklerle savaşmanın sevabından az olmadığını umarım." Umeyr dönüp eşinin yanına geldiğinde duyduklarını ve yapmak istediği şeyi ona anlattı. Ümmü Veheb ona, "İyi düşünmüşsün; Allah seni amacına ulaştırsın! Düşündüğünü yap ve beni de kendinle götür!" dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Umeyr akşam vakti eşiyle birlikte Kûfe'den çıkıp Hüseyin'in (a.s) yanına geldi ve onun yanında yer aldılar. Yesar ve Salim savaşmak için er istediklerinde, Abdullah b. Umeyr yerinden kalkarak Hüseyin'e (a.s), "Ey Ebu Abdullah, Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun; bana izin ver, onlara karşı çıkayım!" dedi. Hüseyin (a.s) başını kaldırıp karşısında uzun boylu, buğday tenli, iki bileği güçlü ve geniş göğüslü Abdullah'ı görünce, "Ben bu genci, onlara karşı koyabilecek bir savaşçı gö-rüyorum. İstersen gidebilirsin." buyurdu. Abdullah onların karşısına çıktığında, "Sen kimsin?" diye sordular. Abdullah kendisini onlara tanıttı. Onlar, "Biz seni tanımıyoruz. Bizimle savaşmaya Habib b. Mezahir veya Bureyr b. Huzayr veya Züheyr b. Kayn gelsin!" dediler. Yesar, Salim'in önünde durmuştu. Abdullah b. Umeyr ona, "Ey fahişenin oğlu! Sen, bizden biriyle savaşmak istedin ve bilmeliydin ki seninle savaşmaya, senden daha üstün biri gelecektir." dedi ve kılıcıyla ağır bir darbe indirdi ona. Abdullah, Yesar'a kılıcını indirmekle meşgul iken Salim hızla saldırdı. Hüseyin'in (a.s) ashabı Abdullah'a, "O köle sana saldırıyor!" diye bağırdılarsa da, Abdullah bunu önemsemedi. Salim yetişerek kılıcını Abdullah'a savurdu. Bu darbe, sol elini siper eden Abdullah'ın parmaklarını biçti. Abdullah, Salim'e saldırıp öldürene kadar kılıcını indirdi. Abdullah, iki savaşçıyı da öldürdükten sonra kükreyerek Hüseyin'e (a.s) yöneldi. Şöyle diyordu: Eğer beni tanımıyorsanız, Kelb'in oğluyum ben Evimin Uleymoğulları'nda olması yeter bana Doğrusu ben, güçlü ve soylu biriyim Zorluk karşısında güçsüz değilim Ben sana kefilim ey Ümmü Veheb Onlara mızrak ve kılıcımla gitmeye; Rabbe iman eden yiğidin vuruşuyla. Abdullah'ın eşi Ümmü Veheb eline bir direk alıp, "Babam ve annem sana feda olsun! Muhammed'in (s.a.a) tertemiz evlatları uğrunda savaş!" diyerek kocasına yöneldi. Abdullah da, eşini kadınların arasına geri göndermek için ona doğru gitti. Ümmü Veheb eşinin elbisesinden tutarak, "Seninle birlikte öldürülmedikçe seni bırakmayacağım!" dedi. Hüseyin (a.s), Ümmü Veheb'e seslenerek şöyle buyurdu: Allah sizlere hayırlı mükâfat versin! Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun! Kadınların yanına geri dön ve onlarla otur; savaş kadınların üzerine farz değildir. Bunun üzerine Ümmü Veheb kadınların yanına döndü. |