Çarsamba 8 Şubat 2012 - 16:10

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۷:۴۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

HİCR SURESİ

     

Mekkîdir, doksan dokuz  âyettir.     

      (Hasen'e  göre 87. âyetle 90 ve 91. âyetler Medenîdir.)     

                   

      Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Elif lâm râ, budur kitabın ve her şeyi açıklayan Kur'ân'ın âyetleri.     

2- Nice demler gelecek ki kâfirler, ne olur keşke biz de Müslüman olsaydık diyecekler.     

3- Bırak onları, yesinler, geçinsinler ve isteklere düşüp oyalansınlar, yakında  bilecekler.     

4- Ve biz hiçbir şehri helâk etmedik ki helâk edeceğimiz zaman, malûm ve mukadder  olmasın.     

5- Hiçbir ümmet, ne helâk edileceği zamânı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de  onu geciktirebilir.    

6- Ve derler  ki: Ey kendisine Kur’ân indirilen sen gerçekten de delisin.     

7- Gerçeklerdensen neden meleklerle gelmiyorsun bize?     

8- Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de  mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kâfirlere.     

9- Şüphe yok ki Kur'ân'ı biz indirdik ve şüphe yok ki onu mutlaka koruyacağız.     

10- Andolsun  ki senden önce, evvelki ümmetlere de peygamberler göndermiştik.     

11- Hiçbir  peygamber göndermedik ki alay etmesinler onunla.     

12- Biz  böylece, Kur'ân'ı, yüreklerine kadar sokarız da.     

13- Gene  ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yolu-yoradamı da böylece olup bitmiş,  onlar da bu yüzden azâba uğrayıp gitmiştir.     

14- Onlara  gökten bir kapı açsak da melekler, o kapıdan inip çıksalar.

     

15- Bunu  görürler de gene ancak derler, gözlerimiz bağlandı bizim, hattâ büyülenmiş bir  topluluğuz biz.     

16- Andolsun  ki gökte burçlar halkettik ve göğü, seyredenlere bezedik.     

17- Ve  onu, bütün taşlanmış Şeytanlardan koruduk.     

18- Ancak  hırsızlama bir şey duymaya kalkışan olursa onun da ardından apaçık görünen bir  ateş yalımıdır gönderdik.     

19- Yeryüzünü,  enine boyuna döşedik ve orada metîn dağlar yarattık ve oradan, taktîrimize göre,  her şeyi bitirdik.     

20- Orada  sizin için de, sizin rızıklandırmadığınız mahlûkat için de geçim sebepleri  halkettik.     

21- Hiçbir  şey yoktur ki hazîneleri, katımızda olmasın ve biz onu ancak malûm bir miktarda  indiririz.     

22- Yüklü  rüzgârlar gönderdik de gökten yağmur yağdırdık, suya kandırdık sizi ve onu  koruyup saklayan siz değilsiniz.     

23- Ve  şüphe yok ki ancak biz diriltiriz, biz öldürürüz ve biziz her şeye vâris olan.     

24- Ve  andolsun ki önce geçip gidenlerinizi de biliriz, sonraya kalanlarınızı da.     

25- Ve  şüphe yok ki Rabbin, hepsini de haşreder; şüphe yok ki o, hüküm ve hikmet  sâhibidir ve her şeyi bilir.     

26- Andolsun  ki biz Âdem'i, kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattık.     

27- Şeytan'ıysa  daha önce, yakıp öldürücü bir harâreti olan ateşten yarattık.     

28- An  o zamanı ki Rabbin, meleklere demişti: Gerçekten de ben, kuru, kokmuş, şekil ve  sûret verilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. [1]     

29- Onun  yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı  secdeye kapanın.     

30- Meleklerin  hepsi birden secde ettiler.     

31- Ancak  İblis secde etmedi, secde edenlere katılmaktan çekindi.     

 32- Ey  İblis dedi, sana ne oldu da secde edenlere katılmaktan çekindin?      

33- Kuru,  kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde  etmem.     

34- Çık  buradan dedi, şüphe yok ki taşlanmış, kovulmuşsun sen.     

35- Ve  gerçekten de din gününedek lânet sana.     

36- Rabbim  dedi, onların tekrar dirilecekleri günedek mühlet ver, yaşat beni.     

37- Şüphe  yok ki dedi, sen, mühlet verilmişlerdensin.     

38- Malûm  vaktin gelip çatacağı günedek.[2]     

39- Rabbim  dedi, beni rahmetinden mahrûm ettiğin gibi bende kötülükleri, yeryüzünde onlara  bezeyecek, onları isyân ettirerek hepsini de rahmetinden mahrûm edeceğim.     

40- Ancak  ihlâsa sâhip edilmiş kulların müstesna.     

41- Tanrı,  işte bu yol dedi, dosdoğru bana varan yol.     

42- Şüphe  yok ki kullarıma hiçbir sûretle gücün yetmez, ancak sana uyan azgınlara yeter  senin gücün.     

43- Ve  şüphe yok ki onların hepsine de vaadedilen yer, cehennemdir.     

44- Orasının  yedi kapısı var, her kapıya da onlardan bir kısmı ayrılmıştır.[3]     

45- Şüphe  yok ki çekinenler, cennetlerde ve ırmak başlarındadır.     

46- Esenlikle  emîn olarak girin cennetlere.     

47- Gönüllerindeki  kîni, hasedi, tâ kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı  tahtlar üstünde otururlar.     

48- Orada  ne bir yorgunluk duyarlar, ne de oradan çıkarılırlar.     

49- Haber  ver kullarıma, şüphe yok ki ben suçları örterim, rahîmim.     

50- Ve  şüphe yok ki azâbım da pek elemli bir azaptır.     

51- Onları,  İbrahîm'e gelen misâfirlerden de haberdâr et.     

52- Hani,  huzûruna girmişler de esenlik sana demişlerdi; o da, biz gerçekten de sizden  korkuyoruz demişti.     

53- Korkma  demişlerdi, biz sana, bilgi sâhibi bir erkek evlât müjdeliyoruz.     

54- İhtiyarlık  çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinâden müjde vermektesiniz  bana?     

55- Sana  öyle bir müjde veriyoruz ki gerçektir bu, sakın ümîdini kesenlerden olma  demişlerdi.     

56- O  da Rabbinin rahmetinden demişti, ancak doğru yoldan sapanlardan başka kim ümit  keser?     

57- Ey  elçiler demişti, başka ne memûriyetiniz var?     

58- Biz  demişlerdi, şüphe yok ki mücrim bir topluluğa gönderildik.     

59- Ancak  Lût ve soyu müstesna; onların hepsini de mutlaka kurtaracağız.     

60- Yalnız  karısını kurtarmayacağız, onun, helâk olanlarla berâber şehirde kalmasını  takdîr ettik.     

61- Elçiler  Lût âilesine geldikleri zaman.     

62- O,  siz dedi tanınmamış kimselersiniz.     

63- Onlar,  biz dediler, onların şüphe ettikleri şeyi getirdik.     

64- O  gerçek haberle geldik sana ve biz doğru sözlüyüz.     

65- Gece  yarısından sonra âileni yola çıkar, sen de artlarına düş, hiçbiriniz arkanıza  bakmayın, emrolunacak yere geçin-gidin.     

66- Ve  bu işi ona vahyettik de hiç şüphe yok ki dedik, sabah çağı bunların kökleri  kesilir.     

67- Şehir  halkı, birbirlerini müjdeleyerek misâfirlerin yanına geldi.     

68- Lût,  bunlar benim konuklarım dedi, onlara karşı utandırmayın beni.     

69- Allah'tan  çekinin de mahzûn etmeyin beni.     

70- Seni  konuk kabûl etmekten menetmedik miydi dediler.    

71- Lût,  evlenecekseniz işte kızlarım, onları alın dedi.      

72- Ömrün  hakkı için onlar, gafletten âdeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir  haldeydiler.     

73- Güneş  doğduktan sonra onları bir bağırış, helâk ediverdi.     

74- Ülkelerinin  altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.     

75- Şüphe  yok ki bunda düşünenlere ibretler var.     

76- Ve  şüphe yok ki o şehir, hâlâ herkesin yol uğrağı olan bir yerde.     

77- Şüphe  yok ki bunda, inananlar için bir delil var.     

78- Ashâbı  Eyke de gerçekten zâlimdi.[4]     

79- Öcaldık  onlardan; iki şehir de apaçık görünmede, yol uğrağında hâlâ.     

80- Ashab-ı  Hicr de peygamberini inkâr etti.[5]

81- Delillerimizi  göstermiştik onlara, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.     

82- Ve  evlerini dağlarda oyarlar, emin bir halde yaşarlardı.[6]     

83- Sabah  çağına erdikleri gibi bir bağırış yüzünden helâk olup gittiler.     

84- Kazandıkları  mal ve servet, azâbı defedemedi onlardan.     

85- Ve  biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyâmet, mutlaka  gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vaz geç onlardan şimdilik.     

86- Şüphe  yok ki Rabbin, her şeyi yaratandır ve her şeyi bilir.     

87- Andolsun  ki biz sana, tekrarlanan yedi âyeti ve pek büyük olan Kur'ân'ı verdik.170     

88- Onlara  verdiğimiz mala, evlâda göz dikme, onlar için tasalanıp gam yeme, inananlara  karşı kanadını indir, onları koru, onlara karşı mütevâzı ol.     

89- Ve  de ki: Hiç şüphe yok ki ben, gerçekten de bir korkutucuyum.     

90- Nitekim  bölük-bölük olanlara da indirmiştik.     

91- Öyle  kişilerdi onlar ki Kurân'ı parça-parça ettiler; bir kısmına inandılar da bir  kısmına inanmadılar.     

92- Andolsun  Rabbine ki onların hepsine soracağız.     

93- Yaptıkları  şeyleri.     

94- Artık  sen emredildiğin şeyi açıkla ve şirk koşanlardan yüz çevir.     

95- O alaycılara  karşı biz yeteriz sana.     

96- Onlar,  Allah'tan başka tanrılar da kabul etmişlerdir; yakında bilip anlayacaklar.     

97- Ve  andolsun biliriz ki şüphe yok, söyledikleri sözlerden yüreğin sıkılır.     

98- Artık  Rabbine hamdederek tenzîh et ve secde edenlerden ol.     

99- Ve  ölüm gelip çatıncaya dek Rabbine ibâdet et.     


       

               
                                [1]                      ) 27.  Metinde "Cân" diye geçer. Cân, Hasen ve Katâde'ye ve birçok  müfessirlere göre Şeytandır. Cin taifesinin babasıdır diyenler de vardır. Bu  kavil İbn-i Abbas'tan rivâyet edilmiştir. Cân, İblis'in soyudur diyenler de  olmuştur.       
                                        [2]                      ) Surun ilk  üfürüleceği vaktedek.               
                                        [3]                      ) Mücâhid,  İkrime ve sairenin rivâyetlerine göre cehennem tabakaları birbirinin üstündedir  ve yedi tanedir. (Devamı, sonnot No:31)        
                                        [4]                      ) Eyke  ormanlık anlamına gelir. Ashab-ı Eyke, Şuayb Peygamberin gönderildiği kavimdir.       
                                        [5]                      ) Sâlih  Peygamberin kavmi olan Semûd kavmi. Hicr, Şam civarında bir yerin adıdır.       
        
                                        [6]                      ) Tekrarlanan yedi âyet, 1. sûre olan  Fâtiha'dır. Hz. Ali (a.s), İbn-i Abbas... (Devamı, sonnot No:32)        
   

Total Visit: 331
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.