HATIRLATMADuanın Bu Cümlesindeki Rahmetten Masat Fiili Rahmet Mi Yoksa Zati Rahmet Midir?Bil ki yüce Allah’ın isimler ve sıfatlar âlemindeki zati Rahmani tecellisi daha güzel ve daha parlak bir tecelli ve rahmeti o makamda daha geniştir. Zira rububi âlem cidden çok geniş bir âlemdir. Ama duanın bu kısmında anlaşılan şudur ki: Rahmetten maksat, fiili rahmettir; merhamet edilen varlıklara zati Rahman olma makamından feyiz olarak verilen bir lütuftur ve ulûhiyet gökyüzünden kuru yerlere inen yağmurdur. Bilinmesi gerekir ki dışarıda var olan her varlığın ve mevcut olan varlıklardan her birisinin gayıp âlemine ve nura olan bir yönleri ve karanlık ve kusurlu olan diğer bir yönleri vardır. Bu karanlık ve kusurlu olan yönleri varlıkların zati olan kendi kirli nefislerinden ve karanlık mahiyetlerinden kaynaklanmaktadır. Neticede rahmet ve mağfiret âlemine dönük olan nurani yönü itibariyle ilahi rahmetin mertebelerinden bir mertebe olacaktır ve kendisine yönelik olan yönüyle de Allah’ın rahmetini kazanacaktır. Öyleyse nasıl ki Allah’ın rahmetini kazanan varlıkların zati olan enine çoklukları varsa boyuna olan arazi çoklukları da vardır. Ve yine rahmet için arazi olan enine çokluk olduğu gibi zati olan boyuna çokluk da vardır. Öyle ki bazıları geniştir ve bazıları ise daha geniştir; bazıları kapsayıcıdır ve bazıları ise kapsanandır. Nasıl ki bu, Hikmeti Mutealiye’de bu şekilde beyan edilmiştir. Açıktır ki dua edenin haliyle münasip olan şudur ki yüce Allah’tan O’na münasip olan yönleriyle O’ndan istemektir. O da rahmet yönleri ve baki olan nurani gölge yönlerinden ibarettir. Neticede ihtiyaç sahibi rahmet edilen varlık Rahim olan ve muhtaç olmayan Allah’tan geniş olan ilahi rahmet vasıtasıyla istiyor. Allah’ım! Senin en mükemmel olan kelimelerinin hakkı için senden diliyorum. Senin tüm kelimelerin mükemmeldir. Allah’ım! Senin tüm kelimelerinin hakkı için senden diliyorum! Belki de senin kalp gözün açılır da tabiat zindanından dışarı çıkarsın ve bizim daha önceden söylediğimiz sözlere bakarsın. Kelam ve kelimenin hakikatini tanımış ve o ikisinin ruhunu anlamış olursun. Rabbinin açık delili ile kelime ve kelamın manalarının özünü onların kabuğundan ayırır ve lafızlar kabristanına gömülen onların bedenini dışarı çıkarırsın. Can kulağına söylenenlerden ve ruhuna ve aklına yazdırılanlardan şunu anlamış olursun ki varlık âlemi ve vücut ülkesi zahir olsun gaip olsun hepsi kitaptır, ayetlerdir, kelamdır ve kelimelerdir. Onun düzenlenmiş bölümleri ve geniş kısımları vardır. Onların bölümlerini açacak anahtarlar vardır. Kitapların onlarla son bulduğu sonuç bölümleri vardır. Her kelimenin harfleri vardır ve her harfin de yazılırken onlardan oluştuğu harfleri ve yazılış şekli vardır. Öyleyse yüce Allah’ın kâmil olan kudret eliyle yazdığı ilahi kitabın fatihası, öyle bir kitap ki onda ilahi cemle var olan ve çokluktan uzak olan ve her türlü ayıp ve kirden uzak olan tüm kitaplar mevcuttur. Bu kitap bir yönden soyut olan akıllar âlemi, meleklerden oluşan ruhani varlıklar ve meşiyetle ilk var olan varlıktan ibarettir. Diğer bir yönden ise meşiyetin kendisidir. Zira varlığın gayıp anahtarı meşiyettir. Ziyareti Camia’da şöyle yer almıştır: ‛‛Yüce Allah sizin vasıtanızla açtı.” Çünkü masum imamların (a.s) ufukları Hazreti Hakk’ın meşiyetiyle aynı ufuktadırlar. Nasıl ki yüce Allah bu manaya ayeti bu şerifede işaret etmiştir: ‛‛Sonra yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.” Bu ayeti şerife geçi Allah Resulü (s.a.a) hakkındadır. Ama Ehli Beyt imamları (a.s) vilayet yönünden Allah Resulü (s.a.a) ile birdirler. Nasıl ki rivayette şöyle buyurmuştur: ‛‛İlkimiz Muhammed’dir, ortamız Muhammed’dir ve sonuncumuz Muhammed’dir. Hepimiz bir nuruz.” Tüm kitap Fatiha’da olduğu için, Fatiha da cemi vücutla Bismillahirrahmanirrahim’de olduğu için, o da Bismillah’ın ba harfinde olduğu için ve o da ba harfinin altındaki noktada olduğu için İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: ‛‛Ben o noktayım.” Ve yine rivayette şöyle yer almıştır: ‛‛Ba harfi vesilesi ile varlık zuhura ulaştı ve abid (ibadet eden) mabuddan (ibadet edilenden) ayırt edildi.”
İlahi kitabın ve Rabbani olarak yazılan kitabın son bölümü, tabiat âlemi ve varlık âleminin iniş yayı itibariyle dürülmüş kitabıdır. Yoksa giriş bölümü de son bölümü de birdir. Zira ulûhiyet gökyüzünden inen her şey sizin saydığınız yıllardan bir gününün bin yıl olduğu günde O’na doğru tekrar yükselecektir. Ve işte bu yön, yüce peygamber ve muazzam olan Haşimi Resul’ün (s.a.a) son peygamber olma yönüdür. Aynı zamanda o ilk varlıktır. Nasıl ki rivayette şöyle yer almıştır: ‛‛İlkler ve sonlar biziz.”
Kitabın fatihasının ve son bölümünün arasında sureler, bölümler, ayetler ve kısımlar vardır. Öyleyse mutlak varlığı ve düzenli bir şekilde yazılmış bir ilahi kitabı tüm mertebeleri ve dereceleriyle bir kitap olarak sayarsak o zaman âlemlerden her bir âlem de o kitabın bölümlerinden bir bölüm olmuş olur ve onun kısımlarından bir kısım olmuş olur; âlemlerin parçalarından her bir parça da o kitabın sureleri ve alt bölümlerinden olmuş olur ve âlemin mertebelerinden her bir mertebe veya parçalarından her bir parça o kitabın ayeti ve kelimesi olmuş olur. Yüce Allah’ın şu ayeti de ‛‛Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayılan insanlar oluverdiniz” bu yöne dönmektedir. Eğer varlık silsilesini çok sayıda olan kitaplar ve yazılmış birçok kitap olarak kabul edersek, her âlem kendi başına müstakil bir kitap olacaktır. Öyle ki her birisinin mertebeleri, çeşitleri ve fertleri itibarıyla bölümleri, ayetleri ve kelimeleri vardır. O zaman örneğin yüce Allah’ın şu sözü ‛‛Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır” bu itibara göredir. Eğer iki itibarı bir araya toplarsak; o zaman mutlak vücut, ciltleri olan bir kitap olacaktır. Her cildinin de kendisine ait bölümleri, kısımları ve apaçık ayetleri olacaktır.
|