Çarsamba 8 Şubat 2012 - 15:50

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۷:۲۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


 HATIRLATMA

Duanın Bu  Cümlesindeki Rahmetten Masat Fiili Rahmet Mi Yoksa Zati Rahmet Midir?

Bil ki yüce Allah’ın isimler ve  sıfatlar âlemindeki zati Rahmani tecellisi daha güzel ve daha parlak bir  tecelli ve rahmeti o makamda daha geniştir. Zira rububi âlem cidden çok geniş  bir âlemdir. Ama duanın bu kısmında anlaşılan şudur ki: Rahmetten maksat, fiili  rahmettir; merhamet edilen varlıklara zati Rahman olma makamından feyiz olarak  verilen bir lütuftur ve ulûhiyet gökyüzünden kuru yerlere inen yağmurdur.

Rahmetin  Geniş ve Daha Geniş Oluşu

Bilinmesi gerekir ki dışarıda var olan  her varlığın ve mevcut olan varlıklardan her birisinin gayıp âlemine ve nura  olan bir yönleri ve karanlık ve kusurlu olan diğer bir yönleri vardır. Bu  karanlık ve kusurlu olan yönleri varlıkların zati olan kendi kirli  nefislerinden ve karanlık mahiyetlerinden kaynaklanmaktadır. Neticede rahmet ve  mağfiret âlemine dönük olan nurani yönü itibariyle ilahi rahmetin  mertebelerinden bir mertebe olacaktır ve kendisine yönelik olan yönüyle de  Allah’ın rahmetini kazanacaktır. Öyleyse nasıl ki Allah’ın rahmetini kazanan  varlıkların zati olan enine çoklukları varsa boyuna olan arazi çoklukları da  vardır. Ve yine rahmet için arazi olan enine çokluk olduğu gibi zati olan  boyuna çokluk da vardır. Öyle ki bazıları geniştir ve bazıları ise daha  geniştir; bazıları kapsayıcıdır ve bazıları ise kapsanandır. Nasıl ki bu,  Hikmeti Mutealiye’de bu  şekilde beyan edilmiştir. Açıktır ki dua edenin haliyle münasip olan şudur ki yüce  Allah’tan O’na münasip olan yönleriyle O’ndan istemektir. O da rahmet yönleri  ve baki olan nurani gölge yönlerinden ibarettir. Neticede ihtiyaç sahibi rahmet  edilen varlık Rahim olan ve muhtaç olmayan Allah’tan geniş olan ilahi rahmet  vasıtasıyla istiyor.

Allah’ım! Senin en mükemmel olan  kelimelerinin hakkı için senden diliyorum. Senin tüm kelimelerin mükemmeldir.  Allah’ım! Senin tüm kelimelerinin hakkı için senden diliyorum!

Tekvini  Kitap ve Onun Kelimeleri Hakkında

Belki de senin kalp gözün açılır da tabiat zindanından dışarı çıkarsın  ve bizim daha önceden söylediğimiz sözlere bakarsın. Kelam ve kelimenin  hakikatini tanımış ve o ikisinin ruhunu anlamış olursun. Rabbinin açık delili  ile kelime ve kelamın manalarının özünü onların kabuğundan ayırır ve lafızlar  kabristanına gömülen onların bedenini dışarı çıkarırsın. Can kulağına  söylenenlerden ve ruhuna ve aklına yazdırılanlardan şunu anlamış olursun ki  varlık âlemi ve vücut ülkesi zahir olsun gaip olsun hepsi kitaptır, ayetlerdir,  kelamdır ve kelimelerdir. Onun düzenlenmiş bölümleri ve geniş kısımları vardır.  Onların bölümlerini açacak anahtarlar vardır. Kitapların onlarla son bulduğu  sonuç bölümleri vardır. Her kelimenin harfleri vardır ve her harfin de yazılırken  onlardan oluştuğu harfleri ve yazılış şekli vardır.


        Öyleyse yüce Allah’ın kâmil olan kudret eliyle yazdığı ilahi kitabın  fatihası, öyle bir kitap ki onda ilahi cemle var olan ve çokluktan uzak olan ve  her türlü ayıp ve kirden uzak olan tüm kitaplar mevcuttur. Bu kitap bir yönden  soyut olan akıllar âlemi, meleklerden oluşan ruhani varlıklar ve meşiyetle ilk  var olan varlıktan ibarettir. Diğer bir yönden ise meşiyetin kendisidir. Zira  varlığın gayıp anahtarı meşiyettir. Ziyareti Camia’da şöyle yer almıştır: ‛‛Yüce  Allah sizin vasıtanızla açtı.” Çünkü masum imamların  (a.s) ufukları Hazreti Hakk’ın meşiyetiyle aynı ufuktadırlar. Nasıl ki yüce  Allah bu manaya ayeti bu şerifede işaret etmiştir: ‛‛Sonra  yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası  kadar, hatta daha da yakın oldu.” Bu ayeti  şerife geçi Allah Resulü (s.a.a) hakkındadır. Ama Ehli Beyt imamları (a.s)  vilayet yönünden Allah Resulü (s.a.a) ile birdirler. Nasıl ki rivayette şöyle  buyurmuştur: ‛‛İlkimiz Muhammed’dir, ortamız  Muhammed’dir ve sonuncumuz Muhammed’dir. Hepimiz bir nuruz.” Tüm kitap  Fatiha’da olduğu için, Fatiha da cemi vücutla Bismillahirrahmanirrahim’de  olduğu için, o da Bismillah’ın ba harfinde olduğu için ve o da ba harfinin  altındaki noktada olduğu için İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: ‛‛Ben  o noktayım.” Ve yine rivayette şöyle yer almıştır: ‛‛Ba  harfi vesilesi ile varlık zuhura ulaştı ve abid (ibadet eden) mabuddan (ibadet  edilenden) ayırt edildi.” 


        İlahi  kitabın ve Rabbani olarak yazılan kitabın son bölümü, tabiat âlemi ve varlık  âleminin iniş yayı itibariyle dürülmüş kitabıdır. Yoksa giriş bölümü de son  bölümü de birdir. Zira ulûhiyet gökyüzünden inen her şey sizin saydığınız  yıllardan bir gününün bin yıl olduğu günde O’na doğru tekrar yükselecektir. Ve  işte bu yön, yüce peygamber ve muazzam olan Haşimi Resul’ün (s.a.a) son  peygamber olma yönüdür. Aynı zamanda o ilk varlıktır. Nasıl ki rivayette şöyle  yer almıştır: ‛‛İlkler ve sonlar biziz.” 


        Kitabın  fatihasının ve son bölümünün arasında sureler, bölümler, ayetler ve kısımlar  vardır. Öyleyse mutlak varlığı ve düzenli bir şekilde yazılmış bir ilahi kitabı  tüm mertebeleri ve dereceleriyle bir kitap olarak sayarsak o zaman âlemlerden  her bir âlem de o kitabın bölümlerinden bir bölüm olmuş olur ve onun kısımlarından  bir kısım olmuş olur; âlemlerin parçalarından her bir parça da o kitabın  sureleri ve alt bölümlerinden olmuş olur ve âlemin mertebelerinden her bir  mertebe veya parçalarından her bir parça o kitabın ayeti ve kelimesi olmuş  olur. Yüce Allah’ın şu ayeti de ‛‛Sizi topraktan yaratması, O'nun  (varlığının) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayılan insanlar  oluverdiniz” bu yöne  dönmektedir. Eğer varlık silsilesini çok sayıda olan kitaplar ve yazılmış  birçok kitap olarak kabul edersek, her âlem kendi başına müstakil bir kitap  olacaktır. Öyle ki her birisinin mertebeleri, çeşitleri ve fertleri itibarıyla  bölümleri, ayetleri ve kelimeleri vardır. O zaman örneğin yüce Allah’ın şu sözü ‛‛Yaş  ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır” bu itibara  göredir. Eğer iki itibarı bir araya toplarsak; o zaman mutlak vücut, ciltleri  olan bir kitap olacaktır. Her cildinin de kendisine ait bölümleri, kısımları ve  apaçık ayetleri olacaktır.

   
Total Visit: 271
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.