| HAMİDUDDİN-İ BELHİ Kadı Hamîdeddîn Ömer b. Mahmûd-i Belhî, büyük yazar ve edebiyatçılardan olup meşhur Makâmât-i Hamîdî kitabının sahibidir. Belh şehrinde Kadiyu’l-Kudâtlık yapıyordu. İbn Esîr’in aktardığına göre (599/1203 yılı olayları zeylinde), bu yıl içinde hayata gözlerini kapadı. ‘Avfî, Lubâbu’l-Elbâb’da, onun Makâmât, Vesîletu’l-İfâte ila İkfa’l-Kefâte, Huneynu’l-Mustecir ila Hadreti’l-Mucîr, Ravzatu’-r-Rızâ fi Medhi Ebi’r-Rızâ, Kadhu’l-Muğnî fi Madhi’l-Ma’nî, el-istiğâse ila İhvâni’s-Selâse, Munyetu’r-Râcî fi Cevheri’t-Tâcî gibi birkaç risalesini zikretmiştir. Hidâyet’in Mecma‘u’l-Fusahâ’sında Sefer-nâme-i Merv adlı mesnevi bu eserlere eklenmiştir. Hamîdeddîn, kendi Makâmât’ını, Bedîuzzamân-i Hemedânî’nin ve Ebû’l-Kâsım-i Harîrî’nin Makâmât’ını örnek alıp onların mazmun ve üslubunu taklit ederek yirmi dört makale ve bir hatime halinde bahar mevsimine denk gelen 551/1156 yılının Cemadiyelahir ayında başlamış ve bu işi, Nizâmî-yi Arûzî’nin Çehâr Makâle’sinden az bir zaman önce tamamlamıştır. Elde etmiş olduğu ünden dolayı Çehâr Makâle’de, katipler ve risaleciler için okunması gerekli olan kitaplar arasında zikredilmiştir. Bu kitapta halifelik dönemi Abbâsî halifesi el-Müstencid’e (555-566/1160-1171) geçtiğinden söz edildiğinden dolayı da Kadı’nın bu eseri telif ettikten sonra da kitapta kimi tasarruflarda bulunduğu zannedilebilir. Nizâmî’nin Çehâr Makâle’sinden sonra güvenilir belagat kitaplarında Makâmât kitabından büyük övgüyle söz edilmiştir. ‘Avfî, onun yazarlık üslubu hakkında şöyle der: “Her ne kadar sözünde, Ahvâzî’nin Arap nesrinde, İmam Reşîdeddîn-i Vatvât’ın risalede yaptığı gibi seci’ boyutuna uymuşsa da sözde tekellüf sınırını aşan noktada son derece letafetlidir.” Enverî’nin onun Makâmât’ı konusunda yaptığı övgü, bu kitabın müellif dönemindeki söz eleştirmenleri arasında kabul gördüğüne bir işarettir. Kadı Hamîdeddîn Makâmât’ın mukaddimesinde ve yirmidördüncü mukaddimenin sonunda getirdiği hatimede Makâmât’ı derleme konusunda yaptığı işin üslubunu açıklamış ve birkaç şiir dışında geriye kalan Farsça ve Arapça şiirler hep kendisine aittir. Sözlerinin arasında Farsça ve Arapça misallere de yer vermiş ve bunları dayanak olarak getirmiştir. Çeşitli sanatları da, söz konusu ettiği her konuda kullanmıştır. |