Perşembe 9 Şubat 2012 - 03:47

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۵:۱۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
HTML clipboard HTML clipboard

HACCIN FARZ OLMA ŞARTLARI 2

           

*  İhtiyacından dolayı hac için satılması vacip olmayan bir malı olur  sonrada ona ihtiyacı kalmazsa hacca gitmesi vacip olur. O malı satıp  hac masrafları için kullanması gerekse bile hüküm değişmez. Örneğin bir  kadının ihtiyacı olan ziynet eşyaları olur sonra da ihtiyarlıktan veya  başka bir sebepten dolayı ihtiyacı kalmazsa onları satmak zorunda da  olsa hacca gitmesi vaciptir.

* İnsanın kendine ait  bir evi olur diğer taraftan şer'i olarak yaşayabileceği ve kendi  yetkisinde olan uygun başka bir vakıf evi bulunursa, orada yaşamak  sıkıntıya neden olmayacaksa ve elinden çıkması da söz konusu değilse  hac vacip olur. Kendi mülkü olan evini satarak hac masraflarında  kullanması gerekse bile hüküm değişmez. Evin değeri tek başına veya  başka bir şey ekleyerek hac masraflarını karşılayabilecek miktarda  olmalıdır. Bu hüküm ev dışında diğer kitap ve benzeri ev araç gereçleri  için de geçerlidir.

* Bir insanın hac masraflarına  yetecek kadar parası olursa öbür taraftan evlenmeye, ev almaya veya  başka bir şeye ihtiyacı varsa, o parayı hac için harcamakla günlük  yaşamında zorluklara düşecekse hac ona vacip olmaz. Ama zorluk ve  sıkıntıya düşmeyecekse hac vacip olur.

* Birinin  başka birinden alacağı olursa, hac masrafının bir kısmını veya tamamını  karşılamak için de ona ihtiyacı varsa aşağıdaki durumlarda hac ona  vacip olur.

1- Alacağının vakti gelmiş ve borçlu da onu ödemeye hazır ise.

2- Alacağının vakti gelmiş fakat borçlu ödemek istemiyorsa. Ama mahkemeye başvurmak suretiyle ödemeye mecbur etmesi mümkün ise.

3- Alacağının  zamanı gelmiş fakat borçlu inkâr ediyor ama kanıtlamak ve borcu almak  mümkünse, ya da kanıtlamak mümkün olmayıp tahsili takas yoluyla mümkün  ise hac vacip olur.

4- Alacağının süresi  dolmayıp borçlu kendi isteğiyle önceden borcunu öderse. Ama önceden  ödemesi alacaklının istemesine bağlı olursa -elbette bu borcun önceden  ödenmesi borçlunun yararına olduğu farzı üzerinedir ki genellikle de  böyledir- hac vacip olmaz.

Alacaklıya külli bir zarar gelmeden  alacağını daha az bir miktara satması mümkün olursa ve eline gelen  alacağı hac masraflarını tek başına veya bir miktar para ekleyerek  karşılayacaksa hac ona vacip olur.

Aşağıdaki şartlardan biri gerçekleşmezse hac vacip olmaz.

1- Ödeme vakti gelmiş ama borçlunun ödeme gücü yoksa.

2- Ödeme  vakti gelmiş ama borçlu borcunu ödemek istemiyorsa ve onu ödemeye  zorlamak da mümkün değil veya alacaklıya birçok zorluk ve rahatsızlık  doğuracaksa.

3- Ödeme zamanı gelmiş fakat borçlu  borcunu inkâr ediyor, kanıtlamak veya takas yoluyla almak ta mümkün  değilse veya alacaklıya zorluk ve sorun yaratacaksa.

4- Ödeme zamanı gelmemiş ve zamanına kadar ertelemek borçlunun faydasına olur ve zamanından önce ödemek istemezse.

*  Demirci, inşaat ustası, marangoz gibi kendilerinin ve ailelerinin  geçimi için yeterli olan meslek sahiplerinin eline miras veya başka bir  yolla hac masraflarını ve hac müddetince ailesinin masraflarını  karşılayacak bir mal geçerse hac vacip olur.

* Humus,  zekât ve benzeri şer'i vücuhat ile geçimini sağlayan biri, bu masraflar  zorluğa düşmeden ve kesin olarak ona ulaşıyorsa, diğer taraftan hac ve  ailesinin geçimi için yeterli olan bir para eline ulaşırsa haccın ona  vacip olması uzak bir ihtimal değildir. Aynı şekilde geçimi başkası  tarafından karşılanan, elinde olanı hac yolunda harcadıktan sonra hacca  gitmeden önceki haliyle sonraki hali arasında hiçbir fark olmayan kimse  de aynı hükümdedir.

* Hac masraflarını karşılayacak  bir mala sahip olur fakat o malın malikiyeti sarsıntılı olursa, zahiren  hac ona vaciptir. Ancak bu malın ulaştığı şahsın malın mülkiyetini  feshetme hakkını ortadan kaldırma imkânı olmalıdır. Geri dönüş imkânı  olan bağış ve hibe de aynı hükümdedir. Ama eğer bu fesih hakkını  ortadan kaldırma imkânı yoksa istitaet, feshetme hakkı olan kişinin bu  hakkından vazgeçmesine bağlıdır. Eğer feshederse bu durumda hac  amelleri tamamlandıktan sonra veya önce müstati olmadığı anlaşılır.  Böyle mülkiyetin sarsıntılı olduğu bir durumda hac için yola çıkmak  vacip değildir. Elbette feshedilmeyeceğine kesin olarak emin olursa hac  için yola çıkması vacip olur. Feshedilmeyeceğine sadece ihtimal vermek  yola çıkması için yeterli değildir.

* Müstati olanın  mutlaka kendi malıyla hacca gitmesi gerekmez. Şu halde herhangi bir  harcama yapmadan veya başka birinin malıyla -gasp edilmiş dahi olsa-  haccetmesi yeterlidir. Fakat tavaf ederken ve tavaf namazı kılarken  giydiği elbise gasp edilmiş olursa ihtiyat gereği onunla  yetinmemelidir. Kurban parası gasp ise haccı sahih değildir. Ama onun  değerini üstlenir ve gasp edilmiş parayla öderse haccı sahihtir.

* Kazanç  veya başka bir yolla müstati olmaya çalışmak vacip değildir. Buna göre  bir başkasının mutlak hibesi ile hacca gitmek için müstati olabilecek  kimsenin bu hibeyi kabul etmesi gerekli değildir. Aynı şekilde herhangi  birine hizmet etmesi karşılığında müstati olabilecekse o iş, durumuna  uygun dahi olsa kabul etmesi gerekmez. Fakat hac yolunda ücret  karşılığı hizmet etmeyi kabul ederse bu vesileyle de müstati olursa  haccetmesi vacip olur.

* Biri hac için niyabet alır  ve niyabet parasıyla müstati olursa, niyabetin aynı yıl yapılması şart  edilmişse önce niyabeti yerine getirmelidir. İstitaet bir sonraki yıla  kadar devam ederse haccetmesi vaciptir. Devam etmezse vacip olmaz.  Niyabet haccının o yıl yapılması şartı yoksa kendi haccını önce yerine  getirmelidir. Ama sonraki yıllarda kendi haccını yapacağına eminse  kendi haccını niyabet haccına mukaddem etmesi vacip değildir.

* Hac  masraflarına yetecek kadar borç edinen kimseye, sonradan ödeme gücü  olsa da hac vacip olmaz. Ama borcu ödeme vakti akıl sahiplerinin  önemsemediği kadar uzak olursa hac vacip olur.

* İnsanın  hac masraflarını karşılayacak kadar malı varsa ve aynı oranda da borçlu  olursa zahiren hac ona vacip olmaz. Aynı şekilde borcu daha az olursa  ve borç çıkıldığında geri kalan miktarla hac masraflarını karşılamak  mümkün olmazsa yine hac vacip olmaz. Ödeme zamanının gelmesi veya  gelmemesi arasında fark yoktur. Ama ödeme zamanı akıl sahiplerinin 50  yıl gibi itina etmedikleri kadar uzak olursa hac vacip olur. Önce borç  alıp sonra o malın eline ulaşmasıyla veya tersi arasında fark yoktur.  Fakat mal eline ulaştıktan sonra borçlanma konusunda kusuru olmamalıdır.

* İnsanın  humus veya zekât borcu olur, bu borcu ödediği takdirde geri kalan  kısmıyla hac masraflarını karşılaması mümkün olmasa da humus ve zekât  borcunu ödemelidir. Humus ve zekât borcunun malın kendisinde veya  zimmetinde olması arasında fark yoktur.

* Kendisine  hac vacip olan bir kimsenin humus, zekât veya başka vacip borçları  varsa onları vermelidir. Hac için onları geciktirmesi caiz değildir.  Tavafta veya tavaf namazı esnasında giydiği elbise veya kurban parası,  humustan ya da vacip şer'i haklardan olursa gasp edilmiş mal  hükmündedir.

* İnsanın bir miktar parası olur ve hac için yeterli olup olmadığını bilmezse araştırma yapması ihtiyaten farzdır.

*  İnsanın ulaşamayacağı bir malı olur ve bu mal tek başına veya elindeki  parayla hac masrafları için yeterli olursa; ama öbür taraftan birine  vekâlet vererek olduğu yerde sattırması gibi onu kullanma imkânı yoksa  hac vacip olmaz. Ama kullanması mümkünse vacip olur.

*  Ne zaman insanın hac masraflarını görecek kadar malı ve hacca gidecek  gücü olursa, hac ona vacip olur. Ama o malı kullanmak suretiyle  istitaetten çıkarsa ve yerine de koyamazsa, o dönemde hacca gitme gücü  olduğu belli olursa, zahiren hac zimmetinde kalır. Ama gitme gücü  kendisine belli olmazsa zimmetinde hac olmaz. Ama onda tasarruf eder,  örneğin değerinden daha az bir miktara satar veya karşılıksız  bağışlarsa istitaetini yok ettiği için günahkâr olmasıyla birlikte  yaptığı bu tasarruf doğrudur. Zorlukla da olsa hacca gitme imkânı yoksa  günah işlemiştir.

* Zahiren yol azığı ve araca sahip  olmak yeterli değildir. Şu halde insanın yanında hac masraflarını  görecek kadar mal bırakır ve kullanma hakkı da verirlerse, öte taraftan  diğer şartlara da sahip olursa hac vacip olur. Evet, hac için yola  çıkma söz konusu iznin sahibi şer-i olarak verdiği izinden dönmezse  veya dönmeyeceğine emin olursa hac vacip olur.

* Hacca  giderken vacip olan yol azığı, araç ve diğer masraflar hac amelleri  bitinceye kadar şarttır. Buna göre yol azığı ve yolculuk aracı  yolculuğa çıkmadan önce veya yolculuk esnasında telef olursa, hac vacip  değildir. Bu telef onun önceden müstati olmadığını gösterir. Zorunlu  bir borç ortaya çıkması halinde de hüküm aynıdır. Örneğin hatayla  birinin malını telef eder ve onun karşılığını da üstlenirse hüküm  aynıdır. Bilerek telef etmek haccın vacip oluşunu yok etmez. Çok zor da  olsa haccı yerine getirmelidir.

Ama amelleri yaparken veya  tamamladıktan sonra vatana dönme masrafı veya memleketinde geçimi  (yaşantısı) için bıraktığı mal telef olursa, bu telef onun önceden  müstati olmadığını göstermez. Yaptığı haccı yeterlidir ve boynundan  vacip hac kalkar.

* İnsanın hac masrafını  karşılayacak malı olur ama onun varlığından haberdar olmazsa veya  haccın vacip olduğunu bilmiyorduysa daha sonra da mal telef olur ve  müstati olmaktan çıktıktan sonra olayı anlar veya hatırlarsa, bu halde  zikredilen cehalet ya gaflet konusunda suçu yoksa ve özrü varsa  boynunda hac yoktur. Ama özrü olmazsa ve mala sahip olduğu dönemde  diğer hac şartlarına da sahip idiyse, zahiren boynunda hac kalmıştır.

* İstitaet; azık ve yol masraflarının var olmasıyla gerçekleştiği gibi, başka  birinin bunları karşılaması veya değerini vermesiyle de gerçekleşir.  Bunları verenin bir veya birkaç kişi olması arasında fark yoktur. Şu  halde eğer biri insanın tüm hac ve ailesinin masraflarını karşılamayı  teklif ederse, sözünden dönmeyeceğinden de emin olunursa hac vacip  olur. Aynı şekilde hac masraflarını ve ailesinin geçimini karşılayacak  kadar mal verilirse, yine hac vacip olur. Burada malın insanın  yetkisinde bırakılması ile mülkiyetine verilmesi arasında fark yoktur.

Hac  masrafının bir miktarına sahip olur, geri kalanını da başka biri  verirse hac ona vacip olur. Ama sadece gitme masraflarını verirlerse ve  geri dönüş masraflarını karşılayamazsa hac vacip olmaz. Aynı şekilde  ailesinin masraflarını vermezlerse yine hac vacip olmaz. Ama kendisi  ailesinin masraflarını karşılayabilirse veya hacca gitmeden de  ailesinin masraflarını karşılama imkânı yoksa veya ailesi terk ettiği  için nafakası yoksa ve ailesinin nafakası vacip olmadığı için sıkıntıya  düşmeyecekse hac ona vacip olur.

* Biri diğer bir  insana hac etmesi için vasiyet ederse ve bu mal onun hac masrafları ve  ailesinin geçimi için yeterli olursa, vasiyet eden öldükten sonra  vasiyet edilene hac vacip olur. Aynı şekilde bir şahıs hac için birine  vakıf, nezir ya vasiyet eder ve vakfın mütevellisi, nezir eden ve vasi  söz konusu malı bağışladıktan sonra hac ona vacip olur.

*  Beşinci şartta da açıklandığı gibi "dönüşte yeterli olma" bağış yoluyla  kazanılan istitaette şart değildir. Evet, eğer geliri, hac günlerinde  olursa ve bu geliriyle yıllık geçimini veya bir kısmını temin ediyor ve  yılın diğer günlerde de geçimini bununla sağlıyorsa, hacca gitmesi  halinde yılın diğer günlerinde veya bir kısmında geçimini temin etme  gücü yoksa bu surette hac ona vacip olmaz. Ama yılın diğer günlerindeki  giderlerini de verirlerse hac vacip olur. Eğer hac için yeterli olmayan  bir malı olur ve geri kalan kısmını ona bağışlarlarsa açıklandığı gibi  "dönüşte yeterlilik" şartına da sahipse zahiren hac vacip olur. Ama  yeterlilik durumu yoksa vacip olmaz.

* İnsana hacca  gitmesi için bir mal bağışlarlarsa kabul etmesi vaciptir. Ama malı  veren seçeneği insanın kendisine bırakır "istersen bu malla hacca git,  istersen gitme" derse veya hac konusunda hiçbir şey demeden mal  bağışlarlarsa bu iki surette kabul etmek vacip değildir.

* Bağış  yoluyla oluşan istitaette borçlu olmak istitaete engel değildir. Ama  hacca gitmek, ister zamanı gelmiş olsun veya gelmemiş olsun, borcu  zamanında ödemeye engel olursa hac vacip olmaz.

*  Eğer bir topluluğa içlerinden birinin hacca gitmesi için mal  verirlerse, onlardan kim diğerlerinden önce o malı alırsa hac ona vacip  olur ve diğerlerinden sorumluluk kalkar. Ama hepsinin alma imkânı  varken hiçbiri malı almazsa zahiren hiçbirinin boynuna hac gelmez.

*  Para verilmekle -müstati olması durumunda- insanın vazifesi olan haccın  dışında başka bir hac vacip olmaz. Eğer şahsın vazifesi temettü haccı  ise ona Kıran veya İfrad haccı (anlamları daha sonra açıklanacaktır)  verilirse kabul etmesi vacip değildir. Aynı şekilde görevi Kıran veya  İfrad hacı olan birinin Temettü haccını kabul etmesi vacip değildir.  Yine Haccetu'l-İslam'ı yerine getiren birinin de kabul etmesi vacip  değildir. Ama boynuna Haccetu'l-İslam gelen ama maddi imkânı olmayan  birine verilir ve onunda bunun dışında hacca gitme imkânı olmazsa kabul  etmesi vaciptir. Aynı şekilde nezir veya benzeri yollarla hac vacip  olup da gitme imkânı olmayanın, kendisine mal bağışlandığında kabul  etmesi gerekir.

* Birine haccetmesi için bir mal  verilir ve o malda yolda telef olursa haccın farz oluşu ondan kalkar.  Ama kendi malıyla devam edebilecek durumdaysa, örneğin malın telef  olduğu yerden müstati olursa, yoluna devam etmesi ve haccı yerine  getirmesi fazdır. Bu hac kendisine farz olan Haccetu’l-İslam’ın yerine  geçer. Elbette bu şahıs elindeki parayı hac yolunda harcadıktan sonra  geri döndüğünde kendisinin ve ailesinin idaresinde sıkıntıya düşmemesi  gerekir. Ama sıkıntıya düşeceğini bilirse yolculuğa devam etmesi farz  olmaz.

* İnsan başka birini daha sonra ödemek üzere,  kendi adına borç alarak hacca gitmesi için vekil eder ve daha sonra  kendisinin ödeyeceğini söylerse, o şahsa borç etmesi vacip değildir.  Ama borç aldıktan sonra hac ona farz olur.

*  Kurbanın parası da zahiren malı verene aittir. Biri haccın masraflarını  verir ama kurban parasını vermezse vekâlet alana haccın vacip olması  sakıncalıdır. Ama vekâlet alanın kendi malından kurbanlık almaya gücü  yeterse farz olur. Elbette kurbanlık parası ödemek zorluklara sebep  olacaksa kabul etmesi farz değildir. Keffaret ise zahiren vekâlet  verene değil alana farzdır.

* Bağış haccı (yani  başkasının bağışladığı parayla yapılan hac) Haccetu’l-İslam için  yeterlidir. Bu hacdan sonra kendisi müstati olsa da üzerine farz hac  gelmez.

* hac için malı bağışlayan bağışından  dönebilir. Alan ihrama girmiş olsun veya olmasın fark etmez. İhrama  girdikten sonra vazgeçerse, fiili halette müstati olmasa da alanın  haccı yerine getirmesi farzdır. Elbette bu onun için sıkıntı ve zorluğa  sebep olmamalıdır. Bağışlayan, haccı tamamlamak ve dönmek için yaptığı  harcamaları vermek zorundadır. Aynı şekilde bağışlayan yolun yarısında  sözünden dönerse, bağış yapılanın dönüş masraflarını karşılamalıdır.

* Hac  yolunda harcaması için “Allah yolunda harcanan” kısmından zekât verilir  ve buda genelin maslahatına olur ve şer'i hâkim de ihtiyatı vacip  olarak izin verirse hac o şâhısa farz olur. Ama seyit hakkından humus  veya fakirlerin hakkından zekât verilirse ve hac yolunda harcanması  şart edilirse böyle bir şart sahih değildir. Bağış yoluyla müstati  olanlardan sayılmaz.

* İnsana mal verilir ve onunla  da haccını yerine getirirse, daha sonra bu malın gasp edilmiş olduğu  anlaşılırsa bu hac Haccetu’l-İslam için yeterli değildir. Mal sahibi  verene veya alana müracaat ederek malını geri alabilir. Asıl mal sahibi  alandan isterse; alan gasp edilmiş olduğunu bilmiyorduysa kendisine bu  malı verenden isteyebilir ama gasp olduğunu bildiği halde hacca  gitmişse verenden talep etme hakkına sahip değildir.

* Müstati  olmayan biri müstehap hac yaparsa veya bir başkasının yerine teberrü  olarak ya da kirayla haccederse,,haccı Haccetu’l-İslam yerine geçmez.  Sonradan müstati olursa haccetmelidir.

* Müstati  olmadığına inanarak müstehap hacca gider ve o anda görevi olan emre  itaati niyet ederse daha sonra müstati olduğu anlaşılırsa bu haccı  Haccetu’l-İslam için yeterlidir. Boynunda farz hac kalmaz.

* Kadın  müstati olursa hacca gitmek için kocasından izin alması şart değildir.  Aynı şekilde kocası diğer farz hacları da engelleyemez. Eğer vakit  genişse sadece ilk kafileyle hareket etmesini engelleyebilir.  Kocasından ric-i talak alan ve iddesi de dolmayan kadın evli kadın  hükmündedir.

* Kendine güveniyorsa kadının yanında  mahreminin olması şart değildir. Ama kendisine güvenemiyorsa ücretle de  olsa kendini güvende hissedecek biri yanında olmalıdır. Elbette bu,  onun ücretini ödemeye yetecek durumdadır. Ama böyle bir imkânı yoksa o  zaman hac ona farz olmaz.

* Arefe günü Kerbela'da  imam Hüseyin'i (a.s) ziyaret etmeyi nezreden biri bu nezirden sonra hac  için müsteti olursa nezri geçersiz olur ve hac ona vacip olur. Hacca  engel olan bütün nezirler de aynı hükümdedir.

* Müstati  olan birinin hacca gitme gücü varsa bizzat kendisi hacca gitmelidir.  Başka biri onun yerine teberru veya ücretli olarak haccetmesi yeterli  değildir.

* Boynunda hac olan biri hastalık,  ihtiyarlık veya başka bir engelden dolayı haccı yerine getiremez veya  haccetmesi kendisine çok eziyetli olursa, sonradan eziyetsiz  haccedeceğine ümidi de yoksa kendisine naip tutması vaciptir. Aynı  şekilde zengin olup da bizzat hac amellerini yapma gücü yoksa veya çok  zahmete düşmesine neden olacaksa, hac için olduğu gibi hemen naip  tutması gerekir.

* Hac yapmaya gücü olmayanın  yerine, naibi hacca giderse ve yerine hac yapılan da mazereti kalkmadan  ölürse, boynunda hac olsa bile naibin haccı yeterlidir. Ama ölmeden  önce mazereti kalkarsa, en iyisi mümkün olduğu zaman şahsen kendisinin  haccetmesidir. Naibi ihram bağladıktan sonra şahsın özrü ortadan  kalkarsa, naip tutan kimsenin bizzat hac yapması gerekir. Elbette  naibin hac amellerini tamamlaması da ihtiyaten vaciptir.

*  Bizzat hac yapmak için mazereti bulunan ve naip tutacak imkânı da  olmayanın naip tutma gerekliliği kalkar. Eğer hac boynuna gelmişse  ölümünden sonra onun tarafından hac kaza edilmelidir. Ama boynunda hac  kalmamışsa vacip değildir. Naip tutacak imkânı olup da naip tutmadan  ölmüşse onun tarafından kaza edilmesi vaciptir.

*  Naip tutmak vacip olduktan sonra naip tutmaz ve başka biri onun yerine  teberru olarak haccederse bu yeterli olmaz. Kendisine naip tutması  ihtiyaten vaciptir.

* Naibi mikattan tutması yeterlidir. Kendi şehrinden naip tutmasına gerek yoktur.

* Boynunda  hac olan hac ihramından sonra haremde ölürse (yaptığı ameller)  Haccetu'l-İslam için yeterlidir. Haccının temettü, ifrat veya kıran  haccı olması arasında fark yoktur. Temettü umresi esnasında da ölürse  haccı için yeterlidir. Yeniden onun yerine kaza edilmesi gerekmez. Ama  ondan önce ölürse, yerine kazası yapılmalıdır. İhram bağlayıp hareme  girmeden önce veya hareme ihramsız girdikten sonra ölmesi hükmü  değiştirmez.

Zahiren bu hüküm Haccetu'l-İslam için geçerlidir.  Nezir veya bozulmadan dolayı vacip olan hac için geçerli değildir. Aynı  şekilde Müfred Umre için de geçerli değildir. Buna göre bunların  hiçbirinde yeterliliğe hükmedilmez.

Ama ihramdan sonra ölen ve  önceki yıllardan hac boynunda kalmamış olan kimse hareme girdikten  sonra ölürse haccı Haccetu'l-İslam için yeterlidir. Ondan önce ölürse  zahiren onun tarafından kaza edilmesi vacip değildir.

*  Kâfir olduğu müddetçe haccı sahih olmasa da müstati olan kâfire hac  vaciptir. İstitaet durumunu kaybettikten sonra Müslüman olursa hac ona  vacip olmaz.

* Hac mürted olana da vaciptir. Ama  mürted olduğu halde haccederse haccı sahih değildir. Tövbe ettikten  sonra haccederse haccı sahihtir. Güçlü görüşe göre bu hüküm fıtri  mürted için de geçerlidir.

* Şii olmayan Müslüman  hacca gider ve daha sonra da Şii olursa haccı iade etmesi vacip  değildir. Elbette bu hüküm haccı kendi mezhebine uygun olarak yaptığı  surette geçerlidir. Aynı şekilde Şia mezhebine göre sahih bir şekilde  ve kurbet kastıyla yerine getirmişse hüküm aynıdır.

* Birine  hac vacip olduktan sonra haccı erteler ve ihmal ederek yerine getirmez  daha sonra da istitaet ortadan kalkarsa zorluklada olsa ne şekilde  olursa olsun haccı yerine getirmelidir. Hacca gitmeden önce ölürse,  geride bıraktığı mirasından haccını kaza etmeleri vaciptir. Eğer bir  kimse ölümünden sonra onun yerine haccederse sahih ve yeterlidir.


 

 
Total Visit: 956
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.