Günümüz Dünyasinda Islâm Nasil Yasanabilir? Günümüz dünyasinda her geçen gün fesat daha bir artiyor ve bir çig misali zaman tünelinde yuvarlandikça daha da büyüyor ve sonuçta daha yikici ve yakici oluyor. Ancak unutmamaliyiz ki yüce karakter ve büyük ruha sahip insanlar, zor sartlarda ve çetin belâlarda yetisirler. Bu nedenle kisilik ve bagimsizligimiz, zamanenin fesat ve bozukluklariyla mücadele etmemizi gerektiriyor. Esasen, çevremizin denetim ve islâhi bizim büyük vazifelerimizden sayilir. Peygamberler, kendi yasantilariyla zamanin fesatlariyla savasmayi da bize ögretmislerdir. Onlar, çevrelerinin saptirici isteklerine, toplumlarinin muhtelif ve cazibeli heveslerine asla uymamislardir. Hatta sürdürdükleri mücadeleleriyle onlar çevreyi degistiriyorlardi, çevre onlari degil. Islâm Peygamberi (s.a.a) cahiliyetin bozuk âdet ve gelenekleriyle mücadele etmede çok direndi. Nihayet, toplum ve çevreyi degistirdi. Kitlesel ayrimcilik, kadinlarin küçümsenmesi, putperestlik, kabile savaslari ve daha nice bozukluklar, o günün halkinin âdet, gelenek ve inançlarindandi. Ama yüce Islâm Peygamberinin direnmesiyle hepsi ortadan kalkti. Aralarinda Utbe"nin de bulundugu Kureys büyüklerinden bir grup, Peygamberin tutum ve davranisindan oldukça rahatsiz olmuslardi. Bu nedenle bir toplanti düzenleyip sorunu görüsüp tartistilar. Sonunda onu vaat ya da tehdit ile yolundan vazgeçirmeye karar verdiler. Ancak Peygamber onlara söyle cevap verdi: "Bu, benim görevimdir. Andolsun Allah"a, eger günesi bir elime ve ayi diger elime koysalar, yine de yolumdan dönmeyecegim, imanimdan vazgeçmeyecegim ve zafere ya da ölüme dek inancimda direnecegim."[1] O hâlde, o çelik iradeli Allah"in Elçisi öndere uyarak: "Gel de bu yol için azik alalim / Dönülmez bir yola adim atalim." Ve zamani olmasi gerektigi gibi islâh edelim, kendimizi oldugu gibi zamana teslim edip de ona baglanmayalim. --------------------------------------------- 1- Sire-i Ibn-i Hisam, s.266-295
|