Salı 22 Mayıs 2012 - 13:40

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۵:۱۰

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


GIYBET

      Gıybetin büyük günahlardan olduÄŸunda hiçbir şüphe yoktur; muhtelif hadislerde bu günahı yapanlara azap vaadi verilmiÅŸtir. Ve bir çok hadis ve ayetlerdeki açıklamalardan bu günahın ne kadar kötü bir günah olduÄŸu ortaya çıkmaktadır. Biz Kur'an ve hadis-i ÅŸeriflerden istifade ederek bu konuyu ÅŸu baÅŸlıklar altında iÅŸlemeye çalışacağız:
      1- Gıybetin önemi ve ne kadar büyük günah olduÄŸu,
      2- Gıybetin anlamı,
      3- Gıybetin çeÅŸitli türleri,
      4- Gıybete yol açan sebepler,
      5- Gıybet edenlerin karşısındaki vazifemiz,
      6- Gıybetin tövbesi ve keffareti,
      7- Gıybetin caiz olduÄŸu yerler.
      1- Gıybetin Önemi ve Büyüklüğü:
      Allah-u Teala Nur suresinin 19. Ayetinde şöyle buyuruyor: İman edenler içinde çirkin utanmazlıkların yaygınlaÅŸmasından hoÅŸlananlara dünyada da ahirette de azap vardır.
      Bu ayetin tefsirinde İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Bir mümin için kulaklarının duyduÄŸunu, gözlerinin gördüğünü baÅŸkalarına söyleyen kiÅŸi, Allah-u Teala haklarında şöyle buyurduÄŸu kimselerdendir: İman edenler içinde çirkin utanmazlıkların yaygınlaÅŸmasından hoÅŸlananlara dünyada da ahirette de azap vardır.
      Görüldüğü gibi bir müminin kötülüklerinin yayılmasından hoÅŸlanan, yani buna vesile olan veya vesile olan kimselerden hoÅŸlanan adamlara Allah azap vaadi vermiÅŸtir. İşte gıybet de bunlardan birisidir.
      Yine Hak Teala Hucurat suresinin 12. Ayetinde şöyle buyuruyor: Ey İman edenler bazınız bazınızın arkasından çekiÅŸtirmesin, gıybet etmesin; sizden biriniz ölmüş kardeÅŸinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iÄŸrendiniz. O halde Allah'tan korkun.
      Bu ayeti kerimede Allah-u Teala bir müminin arkasından gıybet etmeyi onun ölü olduÄŸu halde etini yemesine benzetmektedir.
      Resul-i Ekrem (s.a.a)'den nakledildiÄŸine göre o hazret şöyle buyuruyor: Miraç gecesinde bir gurubu cehennem ateÅŸinde mundar ve leÅŸ yedikleri halde gördüm. Cebrail'e Bunlar kimlerdir? diye sordum; o da Bunlar dünyada halkın etini yiyen, yani gıybet eden kimselerdir. diye cevap verdi.
      (Müstedrek-ül Vesail, Hac Kitabı, bab: 132)
      Evet insanların dünyada yaptıkları ameller kıyamet günü karşılarına çıkacak ve ona uygun bir ÅŸekilde cezalandırılacaklardır.
      Kur'an-ı Kerim'in bu benzetmelerinde bazı nükteler vardır ki onlara da deÄŸinmekte fayda vardır. Bir ölü kendisini savunamadığı gibi gıybet edilen kimsede hazır bulunamadığı için kendisini savunamayıp maÄŸdur durumda kalıyor. Ölü birisinin eti kesildiÄŸinde yeri dolduramadığı gibi gıybet edilen kiÅŸinin kaybolan haysiyet ve ÅŸerefinin yerinin dolması da gayri mümkün veya çok zordur. Bir mundarın eti kesilip organları söküldüğünde, kokusu etrafı sardığı gibi gıybet vesilesiyle de kötülükler, düşmanlıklar, kinler ve günahlar her tarafa yayılır ve kimsede huzur kalmaz; kimsede samimiyet kalmaz. Mundar ve leÅŸ eti insanları hastalandırabildiÄŸi gibi gıybet de insanın ruhunda ve toplumda nice rahatsızlıklar ve hastalıklar meydana getirir.
      Muhtelif senetlerle sevgili Peygamber'imizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiÅŸtir: Gıybet, zinadan daha ÅŸiddetlidir. Nasıl olur diye sorulduÄŸunda şöyle buyurdu: Zira adam zina ederse, sonra da tövbe ederse, Allah onu affeder. Ama gıybet eden kimse, gıybet edilen kimse tarafından affedilmediÄŸi müddetçe bağışlanmaz.
      (Bihar-ül Envar, c.77, s.89)
      Hz. Ali (a.s): Gıybetten kaçın; zira gıybet cehennem köpeklerinin yemeÄŸidir.
      (Bihar-ül Envar, c.75, s.248)
      Resul-i Ekrem (s.a.a): Kim bir Müslüman erkeÄŸin ve kadının gıybetini ederse, kırk gün ve gece Allah onun namaz ve orucunu kabul etmez. Gıybet ettiÄŸi kiÅŸi affederse o baÅŸka.
      İmam Sadık (a.s): Gıybet etmek, her Müslümana haramdır ve hiç şüphesiz gıybet iyilikleri yer; aynı ateÅŸ odunu yakıp kül ettiÄŸi gibi.
      (Usul-i Kafi)
      Resul-i Ekrem (s.a.a): Kıyamet günü birisini Allah'ın huzuruna getirip durdururlar ve amel kitabı kendisine verilir. Baktığında görür ki yaptığı iyilikler orada yoktur. Der ki: Ya İlahi bu benim kitabım deÄŸildir; ben yaptığım itaatları onda göremiyorum? Ona şöyle cevap verilir: Senin Rabbin, ne hata yapar nede unutur; senin amelin halkın gıybetini yaptığın için yoktur. Sonra bir baÅŸkasını getirirler ona da amel kitabını verdiklerinde yapmadığı bir çok iyilikleri görür; arz eder: Ya İlahi, bu benim kitabım deÄŸildir; zira ben bu amelleri yapmamışımdır. Şöyle denir cevabında: Filan adam senin gıybetini yaptığı için, sana onun iyilikleri verildi.
      Bir baÅŸka hadiste şöyle der: Gıybet eden kimse, tövbe ederse cennete giren en son kiÅŸi olur; ve tövbesiz ölürse cehenneme giren ilk kiÅŸi olur.
      Åžunu da hatırlatmak gerekir ki gıybet sadece büyüklere ait deÄŸildir. İyiyi kötüden ayırt eden ve duyduÄŸunda rahatsız olan çocukların gıybeti de haramdır.
      2- Gıybetin Anlamı:
      Resul-i Ekrem (s.a.a) gıybeti şöyle açıklamaktadır: Gıybet, mümin kardeÅŸleri hakkında hoÅŸlanmadığı bir ÅŸeyi söylemektir.
      (Bihar-ül Envar, c.77, s.89)
      İmam Sadık (a.s) ise gıybeti ÅŸu ÅŸekil de açıklıyor: Gıybet mümin kardeÅŸinin hakkında Allah-u Teala'nın üzerini örttüğü bir kusuru, baÅŸkaları yanında açıp söylemeleridir.
      (Bihar-ül Envar, c.75, s.245)
      Ehl-i Beyt İmamları'nın yedincisi İmam Musa Kazım (a.s) ise şöyle deÄŸerlendiriyor: Bir kiÅŸinin arkasından, onda olan ve halkın bildiÄŸi bir kusuru söylerse, gıybet olmaz; ama onda olup da halkın bilmediÄŸi kusuru açıklarsa, onun gıybetini yapmış olur.
      (Bihar-ül Envar, c.75, s.245)
      Kısacası bir müminin arkasında söylenen ÅŸeyler üç kısımdan birisidir.
      a)- Bazıları kesinkes gıybettir ve haramdır. O da dine göre veya insana göre kusur ve eksiklik sayılan ve baÅŸkaları tarafından bilinmeyen ve açıklandığında gıybet edilen kimseyi rahatsız eden ve ayıplama ve aÅŸağılama niyetiyle söylenen ÅŸeylerdir. Evet bu, kesinlikle gıybettir ve kebire (büyük) günahlardandır.
      b)- BaÅŸkasının bilinmeyen ayıbını, onu aÅŸağılamak ve küçültmek maksadıyla deÄŸil de baÅŸka maksatla söylemek; örneÄŸin sohbet olsun diye veya örnek göstermek için veya bu iÅŸten rahatsızlığını belirtmek için vb. bir sebeple söylemek. Bu kısmın kötülüğü, birinci kısım kadar olmasa da yine de haramdır ve bu maksatlarla da olsa müminin kusurlarının söylenmemesi gerekir.
      c)- BaÅŸkasının bilinen bir ayıbını baÅŸkaları yanında söylemek; bu da birkaç türlüdür: EÄŸer o adamı kötülemek ve kınama maksadıyla söylerse, bu da gıybet sayılmasa dahi haramdır. Zira bunu yapmak mümine eziyet ve hakaret ünvanı altına girer ve kesinlikle haramdır.
      EÄŸer bilinen bir ÅŸeyi söyler ve kötüleme ve hakaret etme maksadı taşımaz ama onun söylenmesi kendiliÄŸinden o kiÅŸinin ayıplanmasına vesile olursa, bu da gıybet olmasa dahi haramdır. Zira baÅŸkalarına kötü lakap takma ünvanı altına girer ve Kur'an'da neyh edilmiÅŸtir.
      Ama eÄŸer bilinen bir ÅŸeyi söyler, kötüleme maksadı olmaz, kendiliÄŸinden de onun ayıplanması ve aÅŸağılanmasına yol açmazsa, o zaman söylenmesinde zahiren sakınca yoktur. Ama yine de ihtiyaten bunu da söylememek iyidir.
      3- Gıybetin ÇeÅŸitli Türleri:
      Gıybet çeÅŸitli ÅŸekillerde gerçekleÅŸebilir:
      a)- İnsanın bedeni ile ilgili kusurları söylemek: Mesela kör, ÅŸaşı, kel, siyah, sarı, kısa, uzun gibi lakaplar ki adam duyduÄŸunda rahatsız olursa söylenmesi gıybet ve haramdır.
      b)- İnsanın soyu sopuyla ilgili kusurları söylemek: Mesela falan adamın babası kötü bir ailedendir vb. ÅŸeyleri söylemek haramdır ve gıybettir.
      c)- Ahlakıyla ilgili kusurları söylemek: Filan adam kötü ahlaklıdır, korkaktır, riyakardır vb. gibi
      d)- Dini ile ilgili kusurları söylemek: Filan adam yalancıdır, zekat vermiyor, namaza önem vermiyor vb. ÅŸeyleri söylemek.
      e)- Dünyası ile ilgili kusurları söylemek: Filan adam edepsizdir, çok gevezedir, boÄŸazına düşkündür, çok uyuyor, hak bilmez birisidir vb. ÅŸeyler gibi
      f)- Veya ona ait olan herhangi bir kusuru söylemek: Elbisesi kirlidir, eskidir, uzundur, kısadır, şöyledir, böyledir. Elbette bunlardan hangisi daha büyük olursa günahı, vebali de daha büyük olur.
      Åžunu da hatırlatmak gerekir ki gıybet, birisinin ayıbını baÅŸkasına söylemektir ve bildirmektir. Bu, bazen sözle, bazen fiille, bazen iÅŸaretle yada yazıyla gerçekleÅŸebilir. Yani önemli olan birisinin kusurunu açıklamak, hangi vesileyle olursa olsun haram ve gıybettir.
      Hatırlatılması gereken bir baÅŸka husus ise karşı tarafın gıybet edilen kimseyi tanıyacak ÅŸekilde ondan bahsetmesi haramdır. Ama tanınmayacak ÅŸekilde bahsetmek sakıncasızdır. Sınırlı ÅŸahıslardan da bahsetmek haramdır. Mesela filan adamın çocuklarından birisi şöyle böyledir; bütün çocuklar zan altında kaldıkları için haramdır.
      EÄŸer sayıları geniÅŸ bir kitle arasına katarak bahsederse sakıncasızdır. Mesela Kırıkkalelilerden birisi şöyle yapıyordu, bunun sakıncası yoktur. Yine eÄŸer büyük bir topluluÄŸun hepsini kötüler ve suçlarsa bu da haramdır. Mesela Ankaralılar şöyledir, IÄŸdırlılar böyledir ÅŸeklinde söylerse haramdır ve bütün o ÅŸehrin gıybetini etmiÅŸ olur. Veya filan ÅŸehrin çoÄŸu böyledir derse de bu da ihtiyaten haramdır.
      4- Gıybete yol açan sebepler:
      1- Gazap ve öfke: Bazen birisine olan gazap ve öfkemiz, bizi onun ayıplarını ortaya çıkarmaya itebilir.
      2- Kin beslemek: Bazen önceden olan kinimiz birisinin gıybetini yapmamıza, onu kötülememize yol açabilir.
      3- Hased ve çekemezlik: Bazen de bu kötü huy insanın gıybet etmesini ve hased ettiÄŸi kimsenin kusurlarını açığa çıkarmaya ve böylece hasedini dindirmeye çalışmasına vesile olur.
      4- Kibir ve üstünlük taslamak: ÇoÄŸu kiÅŸiler kendilerini üstün göstermek için baÅŸkalarını kötülemeye ve kusurlarını ortaya çıkarmaya çalışır.
      5- Acıma duygusu: Bazen de ÅŸeytan bu yoldan insanları kandırır ve ona acıdığı için ve yaptığı kötülükten duyduÄŸu üzüntüyü bildirmek için, onun yaptığını baÅŸkasına anlatır.
      6- Kendini temize çıkarmak: Bazen kendisini temize çıkarmak için kötü ameli baÅŸkasına isnad eder ve böylece kendisini o amelden ve suçtan kurtarmaya çalışır. Bu da günahtır hatta o adam yapmış olsa dahi; o sadece kendisinden o kötülüğü nefyetme hakkına sabittir. Yani ben yapmamışımdır diyebilir, ama baÅŸkasına isnad edemez.
      5- Gıybet Edenler Karşısında Vazifemiz:
      Gıybet edenler karşısında ilk vazifemiz uygun bir dille gıybet edeni emr-i bil-maruf ve nehyi anil-münker etmek ve o ameli yapmaktan sakındırmaktır. Sonra da gıybeti yapılan kimseyi savunmak ve ona isnad edilen ÅŸeyi reddetmek ve onu bu isnattan tenzih etmek ve ona yardımcı olmaktır. EÄŸer bunu yapamazsa ve gıybet edeni yaptığı iÅŸten vazgeçiremezse, o meclisten kalkmalı ve orayı terk etmelidir. Yoksa eÄŸer oturup dinler ve söylenenlerden hoÅŸlanırsa veya en azından itiraz etmezse, o da gıybet günahına ortak olmuÅŸ olur. Bu konuda aÅŸağıdaki hadislere dikkatinizi çekmek istiyoruz:
      Hz. Ali (a.s): Gıybeti dinleyen kimse, gıybet eden gibidir.
      (Mizan-ül Hikme, c.7, s.352)
      İmam Zeyn-ül Abidin (a.s) şöyle buyuruyor: Kulağın senin üzerindeki hakkı, onu gıybet ve helal olmayan ÅŸeyleri dinlemekten uzak tutmaktır.
      Resul-i Ekrem (s.a.a): Müslüman kardeÅŸi yanında gıybet edilip de ona yardım edebileceÄŸi halde (onun gıybetini önleyebileceÄŸi halde) ona yardımcı olmayan kimseyi, Allah dünya ve ahiretde yardımsız bırakır.
      Yine Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: Kim bir mecliste kardeÅŸine duyduÄŸu bir gıybeti reddederek ona iyilikte bulunursa, Allah-u Teala dünya ve ahiret hayatında bin kötülük kapısını ondan reddeder (uzaklaÅŸtırır).
      Yine şöyle buyurduÄŸu rivayet ediliyor: Kim mümin kardeÅŸi hakkında yapılan gıybet konusunda, kardeÅŸinin haysiyetini savunursa, onu cehennem ateÅŸinden kurtarmak Allah'ın üzerine bir hak olur.
      (Mizan-ül Hikme, c.7, s.353)
      Bazı rivayetlerden de anlaşıldığına göre mümin kardeÅŸini savunabilecek durumda olan ve onun hakkında yapılan gıybeti önleme imkanına sahip olan birisi, bunu yapmazsa günahı gıybet edenden yetmiÅŸ kat daha fazladır.
      Belki de sebebi ÅŸudur ki gıybeti dinleyen olamazsa veya önlenirse gıybet eden de bir daha gıybet etmeye cesaret edemez. Ama gıybeti dinlemek, ona itirazda bulunmamak insanları bu günaha daha fazla cüretkar kılıyor.
      Hatırlatılması gereken bir baÅŸka husus ise ÅŸudur ki, bir baÅŸka insan bir baÅŸkasının arkasından gıybet edip çekiÅŸtirir, ama yüzüne gelip onu methedip yaÄŸcılık yaparsa, böyle birisinin günahı baÅŸkasınınkinin iki katıdır. Zira bu bir nifaktır ve hadislerde iki dilli, bizim aramızda ise iki yüzlü olarak tarif edilir.
      Bir hadiste şöyle deniyor: Kıyamet günü iki dilli insan ateÅŸten iki dile sahip olduÄŸu halde mahÅŸere gelir.
      (Mekasip kitabı, Gıybet Babı)
      Görüldüğü gibi gıybetin çeÅŸitli durumları onun vebalinin de artmasına veya azalmasına vesile olur. Zaman ve mekanlar da gıybetin ve günahların vebalini etkiler. Mesela Ramazan ayında yapılan bir gıybet ile baÅŸka zamanda yapılan bir gıybet aynı deÄŸildir. Mesela bir camide yapılan gıybet ve günahla baÅŸka yerde yapılan aynı deÄŸildir. Müminin de derecesine göre gıybetlerinde vebali deÄŸiÅŸebilir.
      6- Gıybetin Tövbesi ve Keffareti:
      Evet gıybet büyük günahlardan olduÄŸu için, Allah etmesin bu günaha mübtela olursa, hemen piÅŸman olup tövbe etmesi ve bir daha tekrarlamamaya karar alması, kalbiyle birlikte dille de Allah'tan maÄŸfiret dilemesi farzdır. Sonra da mümkün mertebe gıybet ettiÄŸi kimseden helallik almalı ve onu kendinden razı etmelidir. EÄŸer gıybet ettiÄŸi kiÅŸi ölmüşse veya ona bir türlü ulaÅŸamıyorsa yahut gıybet konusundan haberdar deÄŸildir ve kendisine söylendiÄŸi vakit buna daha çok rahatsız olacaksa, helallik almanın yerine onun hakkında dua ve istiÄŸfar etmeli ve onun hakkında iyilikte bulunmalıdır. Bu konuda da bir çok hadisler nakledilmiÅŸtir ki sözün fazla uzamaması için onlardan vazgeçiyoruz.
      Gıybeti edilen kiÅŸinin helal etmesi iyidir; zira bu vesileyle sevaba ulaşır ve baÅŸkalarının da onu bağışlamasına vesile olur. EÄŸer Allah'ın maÄŸfiretini bekliyorsak bizim de baÅŸkalarını affetmemiz gerekir.
      Åžu noktayı da bilmemiz gerekir ki gıybet etmemekle insan, ÅŸer'i vazifesini yapıp kendisini büyük bir vebalden kurtardığı gibi Allah katında da büyük sevaplara nail olur.
      Resul-i Ekrem'den şöyle rivayet edilmiÅŸtir: Gıybet etmeyi terk etmek, Allah (Azze ve Celle) katında on bin rekat sünnet namaz kılmaktan daha sevimlidir.
      7- Gıybetin Caiz OlduÄŸu Yerler:
      Gıybetin bazı yerlerde caiz olduÄŸuna hükmedilmiÅŸtir ki aÅŸağıda kısaca bunlara deÄŸinmeye çalışacağız:
      1- Günahı açık bir ÅŸekilde insanların gözü önünde yapan kimsenin gıybeti caizdir. Mesela halkın gözü önünde ÅŸarap kadehi kaldıran, çekinmeden içen birisi gibi.
      Burada bazı alimler sadece açıkta yaptığı o günahı söylemek caizdir. Ama gizlide yaptığı günahlar varsa onları açığa çıkarmak caiz deÄŸildir, diyorlar. En azından ihtiyat gereÄŸi o günahları söylememek iyidir. Bir de günah yapan kimse yaptığı günahın günahlığını kabul ederse, caizdir; ama eÄŸer bazı mazeretler öne sürüyorsa, örneÄŸin Ramazan günü orucunu yiyor, ama hasta olduÄŸunu ve yolcu olduÄŸunu iddia ediyorsa, bu tür durumlarda da ihtiyaten gıybet etmemek gerekir.
      2- Kendisine haksızlık ve zulüm yapan birisi olur ve kendisi hiçbir yolla onun zulüm ve haksızlığını önleyemiyorsa, eÄŸer bunu önleyebilecek baÅŸka birisi varsa, o zaman onun yaptığı zulmü baÅŸkasına ÅŸikayet edip ondan yardım dileyebilir.
      Allah-u Teala Nisa suresinin 148. ayetinde şöyle buyuruyor: Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; zulme uÄŸrayanlar hariç .
      3- EÄŸer bir insan ticaret yapacağı veya evlilik bağı kuracağı birisi hakkında insanla istiÅŸare ederse, gerçeÄŸi söylemediÄŸi taktirde önemli fesat ve kötülüğün veya zararın meydana geleceÄŸinden korkarsa, o zaman doÄŸruyu söyleyebilir. Elbette eÄŸer kusurunu söylemeden onu bu iÅŸten vazgeçirebilirse öyle yapmalıdır; ama eÄŸer baÅŸka bir yolla unu bu iÅŸten vazgeçiremezse, o zaman doÄŸruyu söyleyebilir. Åžunu da dikkate almak lazımdır ki, eÄŸer o mu'minin haysiyetinin zedelenmesi, o adama deÄŸecek zarardan daha önemli olursa, o zaman doÄŸruyu söylememesi gerekir
      4- Allah'ın dininde bid'at koyan ve yanlışlarıyla insanları saptıran kimseye insanlar kanmasın diye onun gıybetinin yapılması caizdir.
      5- Yalan bir hadis uydurup Peygamber'e isnad eden kimselerin gıybeti caizdir ki insanlar ona kanmasınlar. Yine yalan yare birisinin aleyhine ÅŸahitlik yaparsa, onun yalanını ortaya çıkarmak caizdir.
      6- EÄŸer birisi bir lakapla meÅŸhur olmuÅŸ ve onu söylemeden tanımıyorlar veya karıştırıyorlarsa, iki ÅŸartla bu lakabı söylemek caizdir: Birincisi onu aÅŸağılamak niyetiyle söylemezse, ikincisi o adam o lakabın söylenmesinden rahatsız olmuyorsa, söylemenin sakıncası yoktur. Ama eÄŸer rahatsız oluyorsa onunla onu tanıtmak caiz deÄŸildir.
      7- EÄŸer yalan yere bir soya kendisini isnat ederse, mesela yalan yere seyyit olduÄŸunu iddia ederse, yalanını bilen kimse bunu baÅŸkalarına söyleyebilir. Zira neseblerin karışmaması önemlidir.
      8- Kısacası eÄŸer bir yerde doÄŸruyu söylemek bir müminin haysiyetini korumaktan daha önemli olursa, o zaman doÄŸruyu söylemek caizdir. Mesela bir haksızlığın yapıldığı bir yerde, doÄŸruyu bilen kimsenin ÅŸahitlik yapıp hakkı ezilen kimseye yardımcı olması gibi.
    Ya Rabbi, bütün günahlardan korunmada eÄŸer sen bize yardımcı olmazsan, biz bundan aciziz. Bütün enbiya ve evliya hürmetine lütuf ve yardımlarını bizden esirgeme. Amin!


Total Visit: 289
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.