Gilan mimarisini yerel veya kırsal mimari ile kent mimarisi olarak iki ayrı kategoriye ayırmak gerekir. Kırsal mimaride, kent mimarisi olarak iki ayrı kategoriye ayırmak gerekir. Kırsal mimaride, kent mimarisinde türlü sebeplerden dolayı daha seyrek kullanılan bölgeye has malzemelerin bulunması ve kullanımı, iki mimari anlayışının farklılığının somut kanıtıdır. Gilan bölgesinde, aşırı yağış ve nem dolayısıyla, binaların mimarisi, İran'ın diğer bölgelerine kıyasla çok değişiklik arzetmektedir. Gilan'da inşa edilen binaların özelliklerinden, onların rüzgara karşı olan mevzileridir. Şöyle ki, binanın batı yönü, klimatolojik sebeplerden dolayı, yani yağış ve rüzgarın daha çok batıdan doğuya yönlendiği için, kapalıdır ve üstünü de çatı örter. Binanın güneye bakan yüzü, güneşten yararlanmak için uzun balkonlardan oluşmakta ve bunun gibi binanın doğu ve kuzey yanları da havanın iç kısımlara cereyan bulması ve rutubetin etkisinin azalması için açıktır. Gilan'ın yerel mimarisinde basit ve hafif malzemeler kullanılır. Bu bölgede ağaç, bina yapımında kullanılan temel malzemelerden biridir. Doğal olarak her bölgenin mimarları ve mütahitleri, çevrelerinde bulunan ve kolaylıkla elde edilebilen malzemeleri bina yapımında kullanırlar. Gilanlı mimar ve mütahitler de bölgenin imkanları ve özelliklerine uyum gösteren ve ucuzca elde edilen malzemelerden yararlanmaktalar. Bu anlayış, Gilan köyleri ve şehirlerin mimarisinde benzerliklere yol açmıştır. Gilan mimarisinin belirgin özelliklerinden, tabanların yerden olan yüksekliğidir. Bölgenin yüksek derecede nemli olması nedeni ile binaların tabanı yerden belirli bir yükseklikten başlamakta, dolaysıyla binanın altında bir boşluk görülür. Bu boşluk, kümes veya park yeri olarak kullanılır. İran kuzeyinin köylerinin bir başka mimari özelliği, saman veya daha çok pirincin kuru dallarının kullanılmasıdır. İran'ın pek çok merkezi ve güney bölgelerinde arpa veya buğdaydan elde edilen saman ile su ve toprak karışımı bina yapımında kullanılır. Oysa İran'ın kuzeyinde çok geniş alanlarda ekilen pirincin kuru dalları su ile toprakla birlikte kullanılır ve elde edilen karışıma "Koleş-Gel" denilir. Koleş-Gel Gilan mimarisinin temel malzemelerinden biri sayılır ve değişik kullanma alanı vardır. Koleş-Gelin özelliklerinden biri ses, soğuk ve sıcak geçirmediği gibi, çok da dayanıklı olmasıdır. Bu karışımın maliyeti düşük olması yanı sıra kolaylıkla da hazırlanabilir. İran kuzeyinin mimarisinde binaların çatışı da çok önemli bir konuma haizdir. Evlerin çatılarının çoğu çanak, teneke veya ince ağaçla kaplanır. Bahçeleri duvar yerine çit ve ağaç parmaklıklarla ayırmak, İran kuzeyinde çok mütedavildir. İran'ın çoğu bölgelerinde evlerin bahçeleri kerpiç, tuğla veya taşla örülü duvarlarla birbirinden ayrılır. Oysa Gilan köylerinde bu sınırı çit ve ağaç parmaklıklar belirler. Bu kısa ağaç parmaklıkların özelliği, evlerin ne kadar dar ve sıkıcı olurlarsa olsun, küçücük bir köy evin sakinleri, evleri ne kadar dar olursa olsun, doğanın güzellikleri ve görkemli manzaralarından yararlanmalarını ve yaşamdan zevk almalarını sağlamasıdır. Gilan'ın uzak geçmişlerdeki kent mimarisi ile ilgili kanıtlar, maalesef sürekli yağışlar ve aşırı nemin neticesinde binaların ve eski kalıntıların imhası ile, günümüze kadar ulaşmamıştır. Tarihi senetler ve yazılı belgelere gelince, yabancı araştırmacı ve seyyahların yazılarında çok müphem işaretlere rastlıyoruz. Gilan'ı gezen seyyahlar, çoğunlukla Reşt kenti hakkında yazmışlar. Con Bel, 1717 miladi yılında Reşt'e yaptığı ziyarette bu kenti gür ormanlarla mahsur kalmış, yüksek çatıları çanakla kaplı perakende evleri olan bir kent olarak tarif etmiş. Con Bel'den 28 yıl sonra Gilan'ı ziyaret eden Yuhan Yakub Lerh, Reşt'teki evleri basit bir katlı ve balkonlu evler olarak tarif etmiş. Lerh ayrıca evlerin iç dekorasyonu olan alçı motifler, ayna işleme ve resimlerden söz etmiş Gilan kentleri ve köylerinde hakim olan doğa ve iklim şartlarının benzerliği ve ayrıca zamanla köyler ve kasabaların büyüyerek şehirlere dönüşmesi, kırsal ve kent mimarisinde birçok ortak yanların ve kayda değer benzerliklerin bulunmasına sebep olmuştur. Aynı zamanda Gilan'daki kent mimarisi, İran'ın öteki bölgelerinde olduğu gibi, belirli özelliklere sahip olup, bu mimari anlayışını, kırsal mimariden ayırd etmek mümkündür. Gilan ili en zengin musiki kültürü hazinesi olan illerimizden biridir. Bu ilin çeşitli yörelerinde doğadan ilham alınmış ve el değmemiş besteler vardır. Gilan'da halk türküleri konu itibarıyla birkaç kategoriye ayrılır. Örneğin kahramanlık ve destan anlatan türküler, mesleki türküler, düğün ve bayramlarda söylenen türküler, övgü ve sevgiyi dile getiren türküler, dini ve çocuklar için okunan türküler gibi... Kahramanlık ve hamasî türkülerin kökünü, bölgenin tarihi ve sosyal durumlarında aramak gerekir. Bu tür türkülere örnek olarak orman ayaklanması ve bu hareketin önderi olan Mirza Kuçek Han için bestelenen marşlar ve şarkıları gösterebiliriz. Halkın gayet basit ve samimi bir dilde şiirlerini yazdıkları bu besteler, Gilan halkının İran'ın bağımsızlığı ve özgürlüğü için canını feda eden Gilanlı özgürcü yiğit, Mirza Kuçek Han'a olan sonsuz saygı ve samimiyetinin simgesidir. Gilan ilinin bir başka ilginç kahramanlık ve hamasî türkülerinden biri de, geçmişi ta Moğolların Gilan'a saldırdıkları tarihe dayanır Yedullah adlı türküdür. Bu türkünün konusu Taleş ormanlık bölgesindeki bir köyde yaşayan iki kardeşin öyküsüdür. Ormanda odun toplamak ve avlanma ile geçimlerini sağlayan Yedullah adlı gencin kız kardeşi de ev işleri ile uğraşmaktadır. Yedullah ney çalar ve kız kardeşi de ona şiirlerle eşlik ederek sürüyü otlatırdı. Moğol ordusunun Gilan'a saldırısından sonra bir gün, Yedullah ormanda odun toplamakla meşgulken, birkaç Moğol asker evlerine saldırıyor ve evi yağmaladıktan sonra ahıra gidiyorlar, ancak sürüyü oradan dışarı çıkaramıyorlar. Bu yüzden sinirlenip hançerle koyunları kesmeye koyuluyorlar. Bu yürekleri acıtan manzaraya dayanamayan Yedullah'ın kız kardeşi, yüksek sesle Yedullah'ın türküsünü söylemeye başlıyor ve hayvanları ahırdan dışarı çıkartırken kardeşini yardıma çağırıyor. Kardeşinin sesini duyan Yedullah, birkaç arkadaşının yardımı ile balta ve oraklarla Moğol askerlerine saldırıyor ve daha sonra kız kardeşi ile birlikte Taleş ormanlarında kayıplara karışıyor. Gilan halk musikisinin pek çok şarkıları, bölge halkının yaşam mücadelesi ve geçimlerini ile ilgilidir. Özellikle pirincin ekimi-biçimi, Gilan halkının ta eskilerden en önemli tarımsal faaliyetlerinden biri olduğundan bu ziraî ürünün ekimi, bakımı ve biçimi ile ilgili bir çok şarkıya rastlamak mümkün. Övgü şarkıları da orman, ırmak, su, pınarı, tarlalar ve kırlar gibi doğal nimetlerin methinde, bölgenin folklorik musikisi kalıbında derlenmiştir. Çünkü Gilan'ın tabiatı güzelliklerle doludur ve doğa ile Gilanın değişik yöreleri arasında koparılmaz bir bağ vardır. Nevruz bayramı öncesi bazıları şiir ve dini şarkılar söyleyerek, halktan bahşiş toplarlar. Bu kişilerin okudukları şiirler, genellikle peygamberimiz ve ehli beyti ile ilgili olup, bunları okuduktan sonra nevruzun geldiğini müjdeliyorlar. |