| Yöre halkının yüzyıllarca coşku ve heyecanla düzenlediği merasimlerden biri de "Gilan Pehlivan'ı" anlamına gelen "Gile Merdi" adlı güreştir. Güreş sporu ve pehlivanlık, İran kültüründe özel bir konuma sahip olup, her yörede kendine has kültürüyle yapılmaktadır, bunlardan yukarıda adı geçen "Gile Merdi'ye ilaveten "Mazendarani" ve "Çuhe Horasaniyi" örnek verebiliriz. Yapılan araştırmalar çok eskiden halkın eğlencesi olan güreşin, halen büyük ilgi gördüğünü göstermektedir. Şöyle ki düzenlenen haftalık pazarlarda köy yada kasaba düğünlerinde çok sayıda seyircinin ilgisini çekmektedir. Yerli halkın değişiyle "Gile merdi" eski pehlivanlık ve güreşlerin kurallarına göre uygulanmaktadır ve günümüz güreşi kurallarıyla hiç ilgisi bulunmamaktadır, nitekim güreşin kısıtlı bir süresi olmadığından, şampiyon belli oluncaya kadar devam etmektedir. Bu spor şöleninin açılış törenleri çok ilginçtir, her tarafta çalınan yöresel muzik, güreşlerin başlayacağını haber vermektedir, böylece halkgüreşi seyretmek için ona ayrılan sahanın çevresinde toplanırlar. Değişik yerlerden gelen pehlivanlar belirli köşelerde toplanıyorlar. İlk olarak ev sahibi olan pehlivanlar güreş meydanı çevresinde tur atarak, misafir pehlivanların karşısında sol dizleri üzerinde oturup, sağ el baş parmaklarını yere sürerek öper, daha sonra alınlarına götürürler, bu şekilde onlara duydukları saygıyı gösterip, hoş geldiniz deyip, kendilerine ayrılan köşeye geri dönerler. Daha sonra sıra, misafir pehlivanlara gelir. Grup grup aynı hareketleri yapmalarının ardından sıra güreşlere gelir. Her güreşçi, becerileri ve marifetlerini, hareketleriyle gösterip, rakiplerine meydan okur. Genelde güreşçi yerinden kalkıp, meydanı dolaştıktan sonra, diğer pehlivanların karşısında iki elini çırpıp, rakip arar. Buna karşılık olarak, pehlivanı kendisine rakip seçen de yerinden kalkıp, aynı şekilde ellerini çırparak, görüşmek için hazır olduğunu gösterir. Pehlivanlar rakiplerini seçmekte tamamen serbesttirler. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu güreşim kendine has kuralları bulunmaktadır. Örneğin güreşçilerin rakip seçmelerinde ağırlıklarının hiçbir önemi olmamakla beraber güreşin belirli bir süresi de yoktur. Güreş şampiyonun zaferiyle biter. Eğer uzun süre sonunda güreş bir tarafın yenilmesiyle son bulamazsa, eski pehlivanların arabulucuyla güreşçilerin dinlenmesi ve tekrar güreşe başlayabilmeleri için kısa bir ara verilir. Bu karşılaşmada rakiplerden herhangi birinin ayak tabanı dışında vücudunun başka bir noktasının yerle temas etmesi, güreşin bitmesi ve rakibin kazanması anlamına gelir. Kazanan pehlivan neşeli hareketlerle meydanı terk eder, bazen de seyircilerin arasına girerek, para toplar, daha sonra tekrar meydana geri dönüp, rakip ararlar. Günün sonunda tüm rakiplerini yenen, günün pehlivanı olarak atanır. Turnuvanın son gününde en güçlü pehlivanlar güreşirler. Genel olarak yöre halkının kültürüne göre iş, hayat, eğlence ve benzeri faziletlerin birbiriyle iç içe olmasından ötürü tüm güreşler genelde çiftçilerin dinlenme zamanında ya da ekin toplama döneminin sonunda düzenlenir. Başka bir dünyanın varlığı ve ölümden sonra hayatın orada devam edeceği, tüm dinlerde var olan bir inançtır. Dünyanın her yerinde insanların ölümünün ardından dine ve inançlara bağlı merasimler düzenlenir. Bu merasimlerde iki amaç öngörülür, biri inanç yönünden ölen kişi için tanrıdan af ve rahmet dilemek, diğeri toplumsal yönden geride kalan aile fertlerinin acılarını paylaşmak ve onlara duyulan saygıyı belirtmektir. Gilan'da yapılan merasimde dini düşünceler ve geleneklere göre yapılmaktadır. Küçük şehirler ve kasabalarda, bir kişinin ölümüyle tüm mahalle veya köy mateme bürünüp, yas tutarlar. Herkesin cenaze törenine katılması ve defnetme işlerinden sonra, müteveffanın evine döner, aile fertlerine başsağlığı dileğinde bulunduktan sonra, yakın akrabalar hariç, herkes evine döner. Gilan'da defnetme merasiminden sonra 3 gün matem tutulur ve 3. günün sonunda camide merasim düzenlenir. Bu süre içinde ölüm haberini duyanlar, ölenin ailesine başsağlığı dilemek için onları ziyarette bulunurlar. Geceleri ise yakın akrabalar yaslı ailenin evinde kalarak, onları teselli etmeye çalışırlar. 3. günün sonunda camide düzenlenen mevlut, büyüklerin izniyle, "Arrahman" ayetinden birkaç surenin tilavet edilmesi, ve ölene okunan fatihayla son bulur. Bir grup kişi ölenin ailesiyle eve kadar gider, orada hurma ve çayla ağırlanırlar. Vefat etmiş olan kişinin ailesinin maddi olanağına göre 3. günde "Harç" verilir, yani mevluda katılanların hepsi veya bir kısmına öğlen yemeği ikram edilir, eğer ailenin böyle bir olanağı yoksa sadece mevlut okutmakla yetinir. Bu tür merasimler ölen kişinin 7. günü ve en yaygın olarak, 40. günü ve yıldönümünde düzenlenir. Günümüzde yas tutmanın en belirgin göstergesi özellikle Gilan'ın büyük şehirleri olan "Raşt" ve "Lahican"da düğün ve neşeli ortamlarda bulunmamaktır. Matem süresi ise ölenin yakınlık derecesine göre değişir. Gilan köylerinde siyah renkli elbise giyilmesi pek yaygın değildir. Fakat kırmızı ve canlı renkler giymekten sakınılır. Yas tutmanın en önemli belirtisi kına yakmamak ve düğünlere iştirak etmemektir. Matemde olan ailenin tanıdıkları veya komşuları genelde 40. güne kadar düğün merasimi düzenlememeye ve katılmamaya özen gösterirler. Fakat daha önceden herhangi bir düğünle ilgili düzenlemeler yapılmışsa ölenin ailesinden izin alarak, daha sakin bir biçimde gerçekleştirilir. |