Çarsamba 8 Şubat 2012 - 20:30

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۲:۰۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


GERÇEK NORMLAR

     

Toplum vicdanının meydana gelişinde ve milli kenetlenişte veya nasyonalzmi meydana getiren etken unsurların mevcudiyeti batının klasik tanıtımında olduğu gibi kendi asaletini kaybetmiş durumdadır,acaba iddia edilebilirmi ki beşeri toplum birimlerinin arasında bir ayrılık ve farklılık aslında mevcut değildir,ve bütün milliyetler birbirlerinde kaynaşabilmeyi etnik kimliğini bir diğeriyle paylaşarak karışa bilmeyi ve tek br millet olabilmeyi başarabilirmi?

Tarihi deneyimler toplumsal değişim ve mücadelelerden elde edilen kanıtlar ,şunu göstermektedir ki her durumda,insanlık alemi içerisinde,sınıf ve bölüklere ayrılmıştır,birbirlerinden farkı olan sınıflar birbirlerinden ayrı yollara sahip olan grupların birbirleriyle köklü olarak kaynaşmaları ve etnik kimliklerini birbirleriyle kaynaşma sonucunda kaybetmiş olmaları tabiatiyle mümkün değildir.Şimdiki dünyanın toplumsal siyasal ve kültürel değişimi günden güne,batı dünyasının anlayış ve kaynaşımı üçüncü dünya ile uzaklaşarak hiç imkanı olmayan bir hal almaktadır.Her nekadar birlikte yaşamaktan,barıştan globalizmden bahsedilsede hareket veya realite,onun değişimini uzaklaştırmakla gerçekleşmesini oldukca zora sokmaktadır.Kurt ile koyun dünyada var olduğu müddetce,onların arasında birlik mümkün değildir.Herhangi bir ad ile bir toplumun düzenli hale getirilmesine çalışılmış olursa,hangi esasa dayalı olursa olsun,bütün bakışlar üzerine odaklanmış olur ise veya saldırılara ve tecavüzlere maruz kalırsa,mecburdur coğrafı siyasi,iktisadi veya kendisinin kültürel ve itikadi hudutlarını korusun.

Mevcut milletlerin vazifesi ve görevi hususunda konu açılmamıştır,hedef milli vicdan milli kenetlenişi ve bağlılığı halklar arasında meydana getiren ana unsurların ve etkenlerin açıklığa kavuşmasıdır esas hedef ki böylece bir millet var edilebilmiş olsun.

Gördük ki etnik kimlik, tarihi geçmiş kültür ve dil gibi bilinen etkenler,gerçi bir milletin varoluşunda önemli etkenlerdir,ama uzun vadede önemli ve temel role sahip değildirler.bu bakımdandır ki diyoruz bu etkenlerin rolünün asalet ve kalıcılığı yoktur,temel etken değil yan etkenlerdir.zira bir zamanlar haysiyet ve istiklali için mücadele eden milletler,maksatlarına ulaştıktan sonra,düşündükleri iddia ve beklentilerine oranla ,hedefledikleri çıkar ve menfaatleriyle,yinede hakim ve ezilen ,kazanan ve mahrum gruplara bölünür ve milli mücadele sınıfsal ve dahili bir iç mücadele şekline dönüşür.Bir halkın arasında mücadele ve ayrılık aynı kültüre aynı dile ve etnik kimliğe sahip olmakla meydana geliyor.Aynı millet ve önceleri toplum vicdanı kendilerinde şekillenen bireylerdir ,ama şimdi ilişkiler değiştiğinden,toplum vicdanıda bu değişiklik istikametinde ölür ve yok olup gider böylece herşeye rağmen,bir milli birliğin meydana gelmesinin temel alt yapısı veya bir milletin varlığı ve fertlerin gönlünde meydana gelen duygusal bağlantı arasında ki ilişki ve münasebet,ve sonuçta ortak ideal ve arzuları meydana getiren esas etken nedir?

Biz biliyoruz o dönemlerde Cezayir halkı Fransızların sömürgeciliğiyle savaşarak kendi bağımsızlıklarını kazanma mücalesini başlattılar,veya şimdilerde Filistın halkı kendi haklarını elde edip yaşatabilmesi için ve kendi insani onurlarını kazanabilmeleri için mücadele vermekteler,veyahut Vıetnam halkı mücadele etmektedir ve...

Milliyetin tanınan unsurları ortak dil ,tarihi unsurlar,yöresel şartlar ve ekonomik vaziyet toplum fertlerinin anlaşma ve yakınlaşmasında müessirdir ama bununla beraber görüyoruz dünyanın çok uzak noktalarında da ayrı bir millet bir El Cezayirli ölçüler içerisinde veya Vietnamlı gibi ve Filistin benzeridir,onların başarıları için insanların yürekleri heyecanla atmaktadır.Bir çeşit birlik ve kalp bağlantısı ve ortak arzular muhtelif halkların hepsini birbirlerine bağlayıp,öyle bir birliktelik ki bazen fertlerden bir grubu memleketini yöresini evlatlarını ailesini unutmaya yöneltir binlerce yolu katetmekle onların birliğine katılmaya yöneltir ve hatta orada ölmeye kadar insanı sefkeder.Halbuki ne aynı dili konuşmaktalar ne aynı kültüre sahiptirler ne aynı medeniyetin insanıdırlar ve nede tarihi bir geçmişe sahiptirler.Eğer siz böyle inkılabların geçmişine iyice bakarsanız bir çok yabancı insanı ayrı milletlerden o mücadele edenlerin içinde görürsünüz ki üstün başarılar göstermişlerdir ki onların başarısından sonra onlardan birisiymiş gibi kahramanlaşır ve onlarla beraber yep yeni bir milleti varederler.

Ayrıca,bir memleketin içinde yaşayan vatandaşlardan muteşekkil çeşit çeşit ırk ve milletlerden ve aynı dil, gelenek, kültür ve coğrafi özelliklere sahiptirler,ama asla birbirleriyle ilişki ve irtibatları,fikri ortaklıkları,büyük arzuları ve onların gelecekleri hakkında düşünsel tetabukları olmamasıyla birlikte birbirine tam ters orantıdadır,Eğer herhangi bir noktada bir bağlantıları varsada yalnız zahiri olup tamamen teknik boyutlara sahip olup hayatın gündelik ihtiyaç ve sorunları çerçevesinde sıkışıp kalmıştır.Devletler ve hakim güçler arasında meydana gelen birçok savaşların genelliğinden- halk kitlelerini ilgilendirmesi gerekirken- haberi olmamış ve tamamen yapılan savaşlara kayıtsız kalmışlardır.Bizim memleketimizin geçmiş tarihinde bu gibi kayıtsızlıklardan bir hayli örnek ve deliller görülmüştür.

Çok görülmüştürki bir hindistanlı veya bir afrikalı Filistin,el cezayir veya vietnam halklarının başarısı için can atmış ilgi göstermiş ve mücadeleler vermiştir,öyleyse bu tarihi,coğrafi,siyasi normlar,renk ve dil faktörü insan fertlerinin arasında hudut ve engel oluşturamaz ve fertler arasında gerçek bağlantı ve ilişki temellerinide meydana getiremez.



Total Visit: 266
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.