Salı 22 Mayıs 2012 - 13:29

الثلاثاء ٢ رجب ١٤٣٣

سه شنبه ۲ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۴:۵۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

Hicretten sonraki ilk üç yüzyılda, İran’ın İslâm gibi dinlerin ve Zer­düştlük, Mânîlik, Hıristiyanlık ve benzeri inançların etki alanı olmasından do­layı orantılı olarak bunların her birine bağlı olan dilleri de yani Arapça, Pehlevîce, Süryanîce ve bu­nun dışındaki diller, hiçbiri diğerini rahatsız etmeksizin İran’da revaç buldu. Yani bir grup İranlı yazar ve şair, Arap nesri ve şiirinde büyük bir ün ve başarı elde ederken bir başka grup da Süryanî edebiyatıyla ve o dille kitap yazma ve ter­cüme etmeyle uğraşmak­taydı. Bir başka grup da Pehlevî diliyle kitap telif etmeği sürdürmekteydi. Aynı zamanda da İran vilayetlerindeki mahallî edebiyat, tabii olgunlaşma sürecini devam ettirmekte, mahallî lehçeler Arap diliyle karış­maları so­nucu değişime uğramaktaydı. Bun­lar arasında Derî lehçesi gibi bazı leh­çeler, geniş bir edebiyatı içermeye hazır hale geldiler. Sonunda da bilindiği üzere, Derî dilinin yani İran’ın doğu lehçesinin bağımsız bir edebî lehçe olarak ortaya çık­ması ve zamanımıza dek İran’ın resmî edebî ve siyasî dili olarak kalması da bu dönemin sonundadır.

Bu durumda İran edebiyatını Hicretten sonraki ilk üç yüzyılda değişik açı­lar­dan in­celeme konusu etmek gereklidir: 1- Sâsânî döneminin resmî, dinî ve edebî lehçesinin kalıntıları olmasın­dan dolayı Pehlevî edebiyatı. 2- Pehlevî edebiyatı ile Derî edebiyatı arasında kalın bağ olma­sından dolayı Müslümanların fetihlerinin başlangıcından Derî Farsçası edebiyatının başlangıcına kadarki deği­şik İran leh­çeleri. 3- İran’ın İslâm dönemindeki resmî ve siyasî dili  olma­sından dolayı Derî edebiyatı. 4- Nesir ve nazım ya­zarla­rının ve şairlerinin bü­yük bir kısmı İran asıllı olmasında dolayı Arap edebiyatı, yani Arap dili.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.