| GAZAYİRİ Muhammed b. Ali Gazâyirî-yi Râzî, Irak’ın büyük şairlerinden ve Deylemîlerin Rey’deki son emirlerinin ve Gazneli sultan Yemînu’d-devle Mahmûd’un medhiyecilerindendir. Şiirdeki lakabı, Gazâyirî ve Gazzârî olarak her iki şekilde de yazılmıştır. Bu ikinci şekli, sadece Menûçihrî kendi şiirinde kullanmıştır. Zira Menûçihrî, Arapça bilen bir kişiydi ve Gazâre’ye (kendisinden seramik ve çömlek yapılan çamur) mensup olan bir kimsenin Gazâyirî değil de Gazzârî olacağını biliyordu. Fakat şairin kendisi, şiirdeki lakabını Gazâyirî olarak kullanmış ve neden böyle olduğunu soran kimselere karşı da her türlü kapı ve tartışmayı kapamıştır. Şairliğinin ilk dönemleri, Rey’deki Deylemîleri övmekle geçmiştir. Bu dönemler, Gazneli Mahmûd’un iktidar dönemine ve onun Rey taraflarındaki ve Irak’ın diğer bölgelerindeki askerî ilerlemelere olan ilgisi dönemine denk gelir. Bundan dolayı Gazne sultanı, şairlerin şiirlerini kendi isminin ve ününün yankısının yayılması için satın almak üzere bu bölgede özellikle de Rey’de büyük bir mal harcadı. Bu arada falın kurası Gazâyirî’den yana çıktı ve onun şiirleri Gazne sultanının sarayında kabul gördü. Nitekim dinar keseleri ona zenginlik bağışladı. Hatta öyle ki malının çokluğundan dolayı kötülemeye başladı ve aşağıdaki matla’ ile başlayan bu konudaki kendi ünlü Lamiye kasidesini Rey’den Gazne’ye gönderdi: Eğer kemal yer ile yer de mal ile ise beni gör ki kemali kemal ile göresin. Şairin işaretlerine dikkat edildiğinde onun Mahmûd’un sarayı ile olan en eski ilişki, 400/1009 yılında Hindistan’daki “Narayin”in fethedildiği yıl ile bağlantılıdır. Nitekim Gazâyirî, bu fethi övmekle iki kese altını Gazne sultanından almıştır: İki kese altın aldım Narayin fethi nedeniyle, Rumiye’nin fethiyle de yüz kese alırım. Ondan sonra da onun Gazneli sultan Mahmûd sarayı ile olan şiirsel ilişkisi hep devam etti. Şair, övgü kasidelerini Rey’den Gazne’ye bu şehre hiç gitmiş olmaksızın gönderiyordu. Vefat yılı olarak 426/1034 olarak yazılmıştır. Buna göre, o Rey’in fethedilmesine ve Gazneli Mahmûd’un emriyle o bölgedeki Şiilerin ve felsefî görüşe sahip olan kimselerin öldürülmesine şahitlik etmiştir. Aşağıdaki beyitler onun şiirlerindendir: Sabah vakti kadehi getirdi ve bana verdi, oysa benim onun dudağıyla işim var. “Sevgi mi bu?” dedim, “sevgisi besler” dedi. “Ay mıdır?” dedim, “Ayı doğdu” dedi. Bana bade verdi, letafetle, “kadehi verdi, Fakat bade vermedi” dedim. |