Fitrat ve Ibadet  Biz cinleri ve insanlari ancak ibadet etmeleri için yarattik. [1] Birtakim islerimiz aliskanliktan, bazisi da fitrattan kaynaklanir; aliskanlik üzere yapilan isler; spor yapmak gibi degerli olabilecegi gibi, sigara içmek gibi degersiz de olabilir. Ancak fitrî olan bir is, yani her insanin tabiatinda birakilan tertemiz fitrattan kaynaklanan sey, kuskusuz degerli olur. Fitratin aliskanliktan ayricaligi, onda zaman ve mekânin, cins ve irkin, yas ve basin etkisiz olmasi ve her insanin insan olmasi hasebiyle ona sahip olmasidir. Örnegin belli bir zaman ve soya has olmayan evlât sevgisi gibi, her insan dogal olarak kendi çocugunu sever.[2] Fakat elbise modeli veya yemek çesidi bir aliskanlik olup zaman ve mekâna göre degisebilir. Bir bölgede yaygin olan bir sey baska bir bölge de yaygin olmayabilir. Ibadet ve tapinma duygusu da fitrî seylerden biridir; dolayisiyla insanoglunun en eski, en güzel ve en saglam yapilarini mabetler, camiler, put haneler ve ateskedeler olusturmaktadir. Elbette tapinma biçimleri arasinda bir çok farkliliklar söz konusudur. Tas, agaç ve putlardan tutun yüce Allah'a varincaya kadar mabut yönünden farklilik oldugu gibi dansetmek ve tepinmekten tutun Allah'in velilerinin en derin ve en zarif münacatlarina varincaya kadar degisik ibadet sekilleri söz konusudur. Peygamberlerin hedefi de insanda tapinma ruhu olusturmak, hatta mabut ve ibadet sekli hususunda islahat ve düzeltmeler yapmaktir. Kilise, manastir, Hindularin mabetleri ve camilerin binalari için yapilan büyük masraflar, bayrak, vatan ve millî kahramanlarin kutsal bilinisi, sahislara, hatta nesnelere yönelik övgüler, bütün bunlar insan varligindaki tapinma ruhunun göstergeleridir.
 Allah'a tapmayanlar da mal ve makam, es ve evlat, diploma ve mektep, tarikat ve gelenek gibi seylerden birisine tapinmaktalar. Bu yolda canlarini vermeye ve tüm varliklarini edindikleri mabutlara feda etmeye hazir olurlar. Insanin kendisi farkinda olmasa bile tapinma çok derin fitrî bir duygudur. Mevlâna'in dedigi gibi: Hem çu meyl-i kûdekan ba-maderan Sirri meyl-i hud nedaned der-lebân. (Çocuklarin annelerine egilimleri gibi, / Kendi dudaklarimdaki bu egilimin sirrini bilmezler.) Hikmet sahibi Allah insana verdigi her içgüdüyü ve egilimi doyuracak ve onu karsilayacak bir vesile yaratmistir. Susamak varsa, onu giderecek su da var edilmis; acikmak varsa, insani doyuracak yemek de yaratilmis. Cinsel güdü verilmisse onu yatistiracak es de yaratilmis; koklama duyusu verilmisse koklanacak seyler de yaratilmistir. Insanin derin duygularindan biri sonsuzluga egilim, kemale yönelme ve bekayi istemesidir; Allah Tealâ'yla baglanti kurmak ve O'na tapinmak bu fitrî egilimleri temin eden seydir. Namaz ve ibadet sayesinde insan, kemâlatin kaynagiyla baglanti kurar, gerçek mahbubuyla ünsiyet bulur, essiz güce siginir.
---------------------------------------------------- [1]- Zâriyât, 56 [2]- Soru: Çocuk sevgisi, fitrî bir duyguysa, neden bazi dönemlerde örnegin cahiliye döneminde insanlar çocuklarini diri diri gömüyorlardi? Cevap: Çesitli fitrî duygular vardir; çocuk sevgisi fitrî bir duygu oldugu gibi insanin kendi haysiyetini korumasi da fitrîdir. Cahiliye Arab'i, kiz çocugunu kendisi için bir ayip ve kusur biliyordu. Çünkü kizlar savasta esir düsüyorlardi; üretim ve maddî gelir güçleri yoktu. Iste bu yüzden haysiyetlerini korumak için kizlarindan vazgeçiyorlardi. Sözü uzatmaya hiç gerek yok; mal ve can sevgisi her ikisi de fitrîdir; fakat bazilari canlarini mala feda ederken diger bazilari da mallarini canlarina feda ederler. Dolayisiyla, haysiyeti koruma amaciyla insanin kizini feda etmesi, çocuk sevgisinin fitrî olusuyla çelismez.
|