| Fars Dilinin Yaygınlık Bulması          VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıllarda Fars dili önceki dönemlerde sahip olduğu yaygınlığı terk etmedi. Hatta daha önce ulaşmış olduğu sınırın ötesine bile geçti. Bu dilin bu dö¬nemde yayılıp revaç bulduğu merkezlerden birisi Hindistan’dı. Mutasavvıflardan, katiplerden, alimlerden, sufilerden, siyaset adamlarından ve normal halktan İranlı çeşitli kesimlerin Moğol saldırıları karşısından Hindistan’a göç edip kaçmaları, bu toprakları Fars dilinin ve İran kültü¬rünün yeni bir merkezi haline getirdi. Hint Müslüman devletleri de Fars dilinin ve İran kültürünün yaygınlaştırıcısı olmuşlardı. Hatta İran’ın saray törenlerini ve geleneklerini büyük bir vefayla bu memlekette koru-muşlardı. Sultan Muhammed b. Tuğluk’un güçlü hükümdarlık merkezi¬nin Dehli’den Deken yarımadasının kuzeyindeki Divgîrî (Devletâbâd)’ye nakledilmesiyle İran dil, edebiyat, kültür ve tasavvufu da yeni merkezini orada kurdu. Hint Müslüman devletlerinin ayrılması dönemi başından itibaren meydana gelen ve Zahiruddîn Babur (932/1526-937/1531 yılları arası)’ün tasallut dönemine kadar Hindistan’ın köşe ve kıyısında hüküm süren devletlerin tümü Dehli padişahlarının İran dil ve kültürünün ko¬runması noktasında gösterdikleri eski geleneğini sürdürdü. Genel olarak bu zamanda Hindistan, sahip olduğu tüm maddî sermayesini, araçları ve kalabalık nüfusuyla Fars dilinin ve İran kültürünün hizmetine sunmuştu. Bu dönemde Rum (Anadolu) Selçuklularının yönetiminde bulunan Anadolu da İranlı şair, yazar, tasavvuf büyüğü, alim ve siyaset adamları için bir başka sığınak halini almıştı. Selçukluların zayıflamasından ve Osman¬lıların işbaşına gelmesinden sonra bu topraklarda Fars dili, yarı resmi bir saray dili ve dönemin kullanılan bir dili şeklini aldı ve Osmanlıların za¬ferleriyle birlikte yeni bölgelere doğru at sürdü. |