Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 18:07

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۹:۳۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

 FÂTIR SURESİ

Mekkîdir, kırk beş âyettir.

(29 ve 32. âyetleri Medenîdir, diğer âyetleri  Mekkîdir. 1. âyette Tanrının gökleri ve yeryüzünü yarattığı ve melekleri, iki,  üç, dört ve daha fazla kanatlı olarak halkettiğinden bahsedildiği cihetle  sûreye Fâtır sûresi dendiği gibi Melâike sûresi de denir     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Hamd Allah'a ki gökleri ve yeryüzünü yaratandır ve melekleri, ikişer, üçer,  dörder kanatlı halkedendir; yaratışta neyi dilerse çoğaltır da; şüphe yok ki  Allah'ın her şeye gücü yeter.     

2- Allah'ın, kullarına rahmet ve ihsânına dâir lûtfedeceği şeye mâni olan  bulunamaz ve eğer kısar da vermezse ondan başka gönderecek de olamaz ve odur  üstün, hüküm ve hikmet sâhibi.     

3- Ey insanlar, anın Allah'ın size verdiği nîmetleri; Allah'tan başka bir yaratıcı  var mıdır ki sizi rızıklandırsın gökten ve yeryüzünden; ondan başka yoktur  tapacak, o halde ne diye boş şeylere kapılıyorsunuz?     

4- Seni yalanlıyorlarsa senden önceki peygamberler de yalanlandı ve işler, dönüp  Allah'a varır.     

5- Ey insanlar, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir, sakın dünyâ yaşayışı aldatmasın  sizi ve sakın hîlebaz Şeytan, aldatmasın sizi Allah hakkında.     

6- Şüphe yok ki Şeytan, size düşmandır, sizde ona düşman olun. Onun tâifesi, sizi  yakıp kavuran ateş ehli olmaya dâvet eder ancak.     

7- O kişiler ki kâfir olmuşlardır, onlaradır çetin azap ve o kişiler ki inanmışlardır  ve iyi işlerde bulunmuşlardır, onlaradır yarlıganma ve pek büyük bir mükâfat.     

8- İşlediği kötü iş kendisine bezenen ve onu güzel gören adam, iyiyi, kötüyü bilen  gibi midir? Hiç şüphe yok ki Allah, dilediğini saptırır ve dilediğini doğru  yola sevk eder; onlar için hasretlere düşüp üzüntüler verme kendine; şüphe yok  ki Allah, onların işledikleri şeyleri bilir.     

9- Ve Allah, öyle bir mâbuttur ki rüzgârları yollar da bulutu sürer, derken ölü  şehri yağmurla suya kandırırız da ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz onunla,  işte ölülerin diriltilmesi de böyledir.     

10- Kim  yücelik, üstünlük dilerse bilsin ki bütün yücelik, üstünlük, Allah'ındır; güzel  sözler, ona ağar, iyi işler de o sözleri yüceltir ve onlar ki düzenlerle  kötülüklerde bulunurlar, onlaradır çetin bir azap ve onların düzenleri de zâten  mahvolup gider. [1]     

11- Ve  Allah, sizi topraktan yaratmıştır, sonra bir katre sudan, sonra da size eşler  halketmiştir. Hiçbir kadın, onun bilgisi olmadıkça gebe kalamaz ve doğuramaz ve  hiçbir ömrü uzun adam, ömür süremez ve hiç kimsenin ömrü eksilmez ki bunlar,  kitapta mukadder olmasın; şüphe yok ki bu, Allah'a pek kolaydır.     

12- Ve  iki deniz, bir ve eşit olamaz; şu, tatlı ve içilecek sudur, içilince kandırır  adamı, boğazdan kolaycacık ve iyi bir sûrette kayıp gider; buysa tuzludur,  acıdır ve hepsinden de terütaze balıklar çıkarır, yersiniz ve takıp  süsleneceğiniz ziynet eşyâsı çıkarırsınız ve görürsün ki, lütuf ve ihsânını arayıp  bulmanız ve şükretmeniz için hepsinde de, suları yarayara gemiler gitmede.     

13- Ve  geceyi kısaltır, bir kısmı gündüz olur, gündüzü kısaltır, bir kısmı gece olur  ve râm etmiştir güneşi ve ayı; hepsi de mukadder bir zamana kadar yollarında  akar-durur; işte budur Rabbiniz Allah ve onundur saltanat ve tasarruf; onlar ki  onu bırakıp da putlara taparlar, o putlar, çekirdeğin içindeki tek bir kıla  bile sâhip değildirler.     

14- Onları  çağırsanız çağırışınızı duymazlar, imkân olsa da duysalar cevap veremezler size  ve kıyâmet gününde de şirk koşmanızı inkâr ederler ve hiçbir şey, her şeyden  haberdâr olan gibi haber veremez sana.     

15- Ey  insanlar, siz Allah'a karşı yoksulsunuz ve Allahsa, odur müstağnî ve hamde  lâyık.     

16- Ve  dilerse sizi giderir, mahveder de yepyeni mahlûkat yaratır.     

17- Ve  bu, Allah'a göre güç bir şey de değildir.     

18- Ve  hiçbir suçlu, bir başkasının yükünü yüklenmez ve ağır bir yük taşıyan, onu  yüklenmesi için bir başkasını çağırsa, çağırdığı, akrabası bile olsa o yükün  bir kısmını bile yüklenemez. Sen, gizli olduğu, görmedikleri halde Rablerinden  korkanları ve namaz kılanları korkutabilirsin ancak ve kim, temiz bir hâle  gelirse faydası, ancak kendisinedir ve dönüp varılacak yer, Allah tapısıdır.     

19- Ve  ne körle gören eşit olur.     

20- Ve  ne karanlıklarla aydınlık.     

21- Ve  ne gölgeyle ısı.     

22- Ve ne de  dirilerle ölüler eşit olur; şüphe yok ki Allah, dilediğine duyurur ve sen  kabirlerdeki ölülere duyuramazsın.     

23- Sen,  ancak bir korkutucusun.     

24- Şüphe  yok ki biz seni gerçek üzere bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik ve  hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir korkutucu çıkmasın.     

25- Ve  seni yalanlarlarsa gerçekten de onlardan öncekiler de, peygamberleri, onlara  apaçık delillerle, sahîfe-lerle ve aydınlatıcı kitapla geldikleri halde  yalanladılar.     

26- Sonra  o kâfir olanları helâk ettim ben, benim onları inkârım ve cezâlandırmam  nasılmış, gördüler.     

27- Görmez  misin ki şüphe yok, Allah, gökten yağmur yağdırır da o sâyede renkleri  çeşitçeşit meyveler bitirir ve dağlarda da beyaz, kırmızı, çeşitli renklerde ve  kapkara yollar meydana getirir.     

28- Ve  insanlardan da, havanlardan da, davarlardan da çeşitli renkte mahlûklar yaratır  tıpkı bunun gibi; Allah'tan, ancak kullarının bilgili olanları korkar, şüphe  yok ki Allah, üstündür, rahîmdir.     

29- O  kişiler ki kitabı okurlar ve namaz kılarlar ve onları rızıklandır-dığımız  şeylerin bir kısmını gizli, âşikâr, yoksullara harcarlar ve bu sûretle de kesat  bulmaz bir alış-veriş umarlar.     

30- Onların  mükâfâtını, tamâmıyla öder elbette ve lûtfundan, ihsânından, mükâfatlarını  arttırır da; şüphe yok o, suçları örter, mükâfatlarını da fazlasıyla verir.     

31- Sana  vahyettiğimiz kitap, gerçektir, önceki kitapların gerçekliğini bildirmededir;  şüphe yok ki Allah, kullarından haberdardır ve onları görür.     

32- Sonra  kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize mîras bıraktık; derken onlardan nefsine  zulmeden var ve onlardan mutedil hareket eden var ve onlardan, hayırlarda  herkesten ileri giden var Allah izniyle; işte bu, pek büyük bir lütuf ve ihsândır.     

33- Ebedî  olan Adn cennetlerine girerler, orada altın bilezikleri takınırlar, incilerle  bezenirler ve elbiseleri de ipektir orada.     

34- Ve  hamd Allah'a ki derler, bizden gamı, gussayı giderdi; şüphe yok ki Rabbimiz,  suçları örter, mükâfatlarını da fazlasıyle verir.     

35- Öyle  bir mâbuttur ki bizi, tam konaklanacak yurda kondurdu lütfüyle; burada bize ne  bir yorgunluk gelir, ne bir usanç gelir.     

36- Kâfir  olanlaraysa cehennem ateşi var, öldürülmezler ki ölüp kurtulsunlar ve cehennem  azâbı da hafifletilmez onlara; işte biz, fazlasıyla kâfir olanları böyle  cezâlandırırız.     

37- Ve  onlar bağrışırlar orada: Rabbimiz, bizi çıkar da yaptığımız işlerden başka  işlerde bulunalım. Size, düşünenin düşünüp öğüt alanın öğüt alacağı kadar ömür  vermedik mi ve size korkutucu da gelmişti; artık tadın azâbı, zâlimlere bir  yardım eden de yoktur.     

38- Şüphe  yok ki Allah göklerdeki gizli şeyleri de bilir, yeryüzündeki gizli şeyleri de;  şüphe yok ki o, gönüllerde olanları da bilir.     

39- Öyle  bir mâbuttur o ki sizi yeryüzüne hâkim etmiştir; kim kâfir olursa zararı  kendisine; kâfirlerin kâfirlikleri, Rablerinin katında ancak gazabıni arttırır;  kâfirlerin kâfirlikleri, ancak ziyanlarını arttırır.     

40- De  ki: Gördünüz mü Allah'tan başka taptığınız ve Tanrıya eş sandığınız şeyleri?  Gösterin bana, ne yarattılar onlar yeryüzünde, yoksa göklere bir ortaklıkları  mı var onların, yahut da onlara bir kitap mı verdik de onlar, apaçık bir delile  sâhip? Hayır, zâlimler, birbirlerine ancak yalan vaitte bulunmadalar.     

41- Şüphe  yok ki Allah, gökleri ve yeryüzünü tutar, mahvolmaktan korur, fakat takdîriyle  gökler ve yeryüzü yok olup giderse ondan başka hiç kimse onları koruyamaz, yok  olmalarına mâni olamaz; şüphe yok ki o, azâp etmede acele etmez, suçları örter.     

42- Ve  bütün kuvvetleriyle adamakıllı ant içtiler Allah adına, onlara bir korkutucu  gelirse ümmetler arasında doğru yolu bulan en mükemmel bir ümmet olacağız diye;  fakat onlara korkutucu gelince de bu, ancak onların uzaklaşmalarını sağladı.     

43- Yeryüzünde  ululuk satmalarını ve kötü düzenlere baş vurmalarını icabettirdi, halbuki kötü  düzen, ancak sâhibinindir; onlar, evvelkiler hakkında yürüyen yoldan-yoradamdan  başka bir şey mi bekliyorlar? Gerçekten de Allah'ın yolunun-yoradamının yerini  hiçbir şey tutmaz ve Allah'ın yolu-yoradamı, kesin olarak değişmez.     

44- Yeryüzünde  dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonucu ne olmuş, görmezler mi? Ve onlar,  bunlardan daha güçlü, daha kuvvetliydi ve Allah'ı âciz bırakamaz hiçbir şey,  ister göklerde olsun, ister yeryüzünde; şüphe yok ki o, her şeyi bilir, onun  her şeye gücü yeter.     

45- Allah,  kazandıkları suç yüzünden insanlara azap verecek olsaydı yeryüzünde yürür, bir  tek mahlûk bırakmazdı ve fakat onları, mukadder bir zamanadek bırakır; derken zamanları  geldi miydi artık şüphe yok ki Allah, kullarını görür.     

         


               
                                 [1]                      ) Güzel  sözler, tevhit ve şahadet sözleridir. Tanrıyı anmaktır diyenler de olmuştur.  İyi işler de ibadettir.       
   

Total Visit: 347
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.