Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 18:04

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۹:۳۴

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

FETH SURESİ

     

Medenidir, yirmi dokuz âyettir.     

(Hicretin  altıncı yılında Hûdeybiyye seferinden dönüşte vahyedilmiÅŸtir.)     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Şüphe yok ki biz, sana apaçık bir fetih vermiÅŸizdir.     

2- Allah, ümmetinin önce yapılan ve sona kalmış olan suçlarını sana bağışlasın ve  sana, nîmetini tamamlasın ve seni, doÄŸru yola götürsün diye.     

3- Ve sana, üstün bir yardımla yardım etsin diye.     

4- Öyle bir mâbuttur ki inançlarına inanç katsın diye inananların gönüllerine, tam  bir sükûn ve huzûr indirmiÅŸtir ve Allah'ındır göklerin ve yeryüzünün orduları  ve Allah, her ÅŸeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.     

5- Erkek ve kadın, inananları, ebedî olarak kalacakları cennetlere soksun ve  kötülüklerini örtsün diye ve bu da, Allah katında pek büyük bir kutluluktur,  murâda eriÅŸtir.

6- Ve Allah, erkek ve kadın münâfıkları ve erkek ve kadın ÅŸirk koÅŸanları  azaplandırsın diye, kötülük, dönüp baÅŸlarına gelesi helâk olasılar ve Allah  gazap etmiÅŸtir onlara ve lânetlemiÅŸtir onları ve hazırlamıştır onlara cehennemi  ve orası, gidilecek ne de kötü yerdir.     

7- Ve Allah'ındır göklerin ve yeryüzünün orduları ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet  sâhibidir.     

8- Şüphe yok ki biz seni tanık ve müjdeci ve korkutucu olarak göndermiÅŸizdir.     

9- Allah'a ve Peygamberine inansınlar ve onu kuvvetlendirsinler ve ululasınlar ve  sabah ve akÅŸam onu noksan sıfatlardan tenzîh etsinler diye.     

10- Şüphe  yok ki seninle bîatlaÅŸan-lar, ancak Allah'la bîatlaÅŸmışlardır, Allah'ın eli,  onların ellerinin üstündedir; artık kim dönerse zararı kendi nefsinedir ve kim  Allah'la ahitleÅŸtiÄŸi ÅŸeyde durursa ona, yakında büyük bir ecir verilecektir. [1]     

11- Bedevilerden  geri kalanlar, diyecekler ki sana: Bizi mallarımız ve çoluÄŸumuz çocuÄŸumuz  oyaladı, artık sen, yarlıganma dile bize; gönüllerinde olmayanı dilleriyle  söylerler; de ki: Gerçekten de size bir zarar eriÅŸtirmek isterse, yahut bir  fayda vermek dilerse Allah'tan, herhangi bir sûretle ona âit birÅŸeyi kim  giderebilir? Hayır; Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.     

12- Hattâ  siz, sandınız ki Peygamber ve inananlar, artık bir daha çoluklarına-çocuklarına  dönemeyecekler ve bu zan, gönüllerinizde bezendi ve kötü bir zanna kapıldınız  ve hiçbir hayra yaramaz kötü bir topluluk hâline geldiniz.     

13- Ve  kim, Allah'a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki gerçekten de biz, kâfirlere,  yakıp kavuran bir ateÅŸtir, hazırlamışızdır.  [2]     

14- Ve  Allah'ındır göklerin ve yeryüzünün saltanatı ve tedbîri, dilediÄŸini yar-lıgar  ve dilediÄŸini azaplandırır ve Allah, suçları örter, rahîmdir.     

15- Geri  kalanlar, siz ganîmetleri almaya giderken bizi de bırakın da derler, biz de  size uyalım; onlar, Allah sözünü deÄŸiÅŸtirmek isterler, de ki: Siz, kesin olarak  bize uyamazsınız, Allah da önceden böyle dedi; onlar, diyecekler ki: Hayır, siz  bizi kıskanıyorsunuz, bize haset ediyorsunuz; hayır, onlar, anlayışları pek az  bir topluluktur.295     

16- Bedevilerden,  geride kalanlara de ki: Yakında çok savaÅŸkan ve kuvvetli bir toplulukla savaÅŸa  çaÄŸrılacaksınız; onlarla sonuna dek savaÅŸacaksınız, yahut da Müslüman olacak  onlar; artık itâat ederseniz Allah, size güzelim bir mükâfat verir ve fakat  evvelce döndüğünüz gibi gene dönerseniz sizi elemli bir azapla azaplandırır.     

17- Köre  vebâl yok ve topala vebâl yok ve hastaya vebâl yok ve kim, Allah'a ve  Peygamberine itâat ederse onu, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar ve  kim, yüz çevirirse onu elemli bir azapla azaplandırır.     

18- Ve  andolsun ki Allah, aÄŸaç altında, seninle bîatleÅŸtikleri zaman, inananlardan  râzı olmuÅŸtur da onlara sükûn ve huzur indirmiÅŸtir ve onlara pek yakın bir  fethi mükâfât olarak da vermiÅŸtir.[3]     

19- Ve  elde edecekleri birçok ganîmetleri ihsân etmiÅŸtir ve Allah, üstündür, hüküm ve  hikmet sâhibidir.     

20- Ve  Allah, size, elde edeceÄŸiniz birçok ganîmetler vaadetmiÅŸtir ve bunu  çabuklamıştır ve inananlara bir delîl olsun ve size, doÄŸru yolda baÅŸarı versin  diye de insanların ellerini, sizden çekmiÅŸtir.     

21- Ve  daha baÅŸka ganîmetler de vaadetmiÅŸtir ki siz, henüz onları elde edemezsiniz,  andolsun ki Allah, bilgisiyle onları kavrayıp kuÅŸatmıştır ve Allah'ın, her ÅŸeye  gücü yeter.     

22- Kâfirler,  sizinle savaÅŸa giriÅŸirlerse mutlaka arkalarını dönerler de sonra bir dost da  bulamazlar, bir yardımcı da.     

23- Allah'ın,  önceden de olup bitegelen yolu-yoradamıdır bu ve Allah'ın yolu-yoradamı, hiç mi  hiç deÄŸiÅŸmez.     

24- Ve  o, bir mâbuttur ki, onlara karşı zafer kazandınız da ondan sonra Mekke  vâdîsinde onların ellerini sizden çekti, sizin ellerinizi de onlardan ve Allah,  ne yaparsanız hepsini görür.297     

25- Onlar,  kâfir olan ve sizi Mescid-i Harâm'dan meneden ve kurbanlarınızı, yerlerine  ulaÅŸtırmayan kiÅŸilerdi ve Mekke'de, sizin bilmediÄŸiniz ve bilgisizlik yüzünden  çiÄŸneyip geçeceÄŸiniz ve bu yüzden de günaha gireceÄŸiniz inanmış erkekler ve  inanmış kadınlar olmasaydı sizi Mekke'ye sokardı, fakat Allah, dilediÄŸini  rahmetine ithâl etsin diye, onlardan ellerinizi çekti sizin; birbirlerinden seçilip ayrılmış olsalardı, onlardan kâfir  olanları elbette elemli bir azapla azaplandırırdık.     

26- O  sırada, kâfir olanların yüreklerinde coÅŸup kabaran gayret ve kızgınlık,  câhiliyet devrine âit bir gayret ve kızgınlıktı; derken Allah, Peygamberine ve  inananlara sükûn ve huzur verdi ve onlara, çekinme sözünü gerekli kıldı ve bu,  Tanrının birliÄŸini bildiren söze de zâten onlar, daha lâyıktı ve o sözün  ehliydi onlar ve Allah, her ÅŸeyi bilir.     

27- Ve  andolsun ki Allah, Peygamberine gerçek bir rüya göstermiÅŸtir; Allah dilerse  emîn olarak ve baÅŸlarınızı tıraÅŸ ettirerek, saçlarınızı kestirip kısaltarak  elbette sizi Mescid-i Harâm'a sokacak; gerçekten de o, sizin bilmediÄŸinizi  bilmektedir, derken bundan baÅŸka da yakın bir fetih ve zafer gerçektir.  [4] [5]     

28- Öyle  bir mâbuttur o ki Peygamberini, doÄŸru yolu göstermek üzere gerçek dinle, bütün  dinlere üstün olmak için göndermiÅŸtir ve Allah'ın tanıklığı yeter.     

29- Muhammed,  Allah'ın peygamberidir ve onunla berâber bulunanlar, kâfirlere karşı  çetindirler, kendi aralarında merhametli, onları görürsün ki rükû etmekteler,  secdeye kapanmaktalar Allah'tan lütuf ve ihsân ve râzılık dileyerek;  yüzlerinde, secde eserinin alâmetleri görünmededir ve onların bu vasıfları, Tevrat'ta  da vardır ve onlara âit bu vasıflar, İncil'de de var; âdetâ ekilmiÅŸ bir tâneye  benzer ki filiz vermiÅŸtir, derken filizi kuvvetlenmiÅŸtir, derken kalınlaÅŸmıştır  da dümdüz boy vermiÅŸtir, gövdelerine dayanıp yücelmiÅŸtir; ekincileri ÅŸaşırtır,  sevindirir, kâfirleri, bununla kızdırıp yerindirmek için. Allah, inananlara ve  iyi iÅŸlerde bulunanlara yarlıganma ve pek büyük bir mükâfat vaad etmiÅŸtir. [6]   

         


               
                                  [1]                      ) Hûdeybiyye'deki  Râzılık Biatı anlatılmaktadır Hz. Muhammed (s.a.a)'i, Mekke'ye sokmayan ve  haccetmesine mâni olan müşrikler, elçi olarak gönderilen Osman'ı da  hapsetmiÅŸlerdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.a), bir aÄŸaç altına oturmuÅŸ,  Sahâbeye, canla malla kendisine yardım edeceklerine dair biat etmelerini  buyurmuÅŸ, onlar da ellerini, Hz. Muhammed (s.a.a)'in elinin üstüne koyup biat  etmiÅŸlerdi. Tasavvufu benimseyenler, bu âyete büyük bir önem verirler ve ÅŸeyhe  intisap esnasında ÅŸeyh, bu âyeti okur. Adı  olan âyetler arasındadır ve Biat Âyeti diye anılır. Hz. Muhammed (s.a.a)'in  altına oturduÄŸu aÄŸaç, sonradan halk tarafından ziyaret edilmeye baÅŸlanmış,  Ömer, putperestliÄŸe yol açacağı düşüncesiyle bu aÄŸacı kestirmiÅŸtir.       
       
                                  [2]                      ) Hayber  ganîmetlerine iÅŸarettir.       
       
                                  [3]                      ) Aynı  biate iÅŸaret edilmektedir.       
       
                                 [4]                      ) Hûdeybiyye'de  müşrikler, Müslümanların ahvalini anlamak ve onlarla savaÅŸmak için kırk kiÅŸi  göndermiÅŸlerdi. Bunlar tutulup Hz. Muhammed (s.a.a)'in huzuruna getirilmiÅŸti.  Hz. Muhammed (s.a.a) bunları affedip koyvermiÅŸti. Sonra Hûdeybiyye sulhu  baÄŸlandı. Gönderilenlerin seksen kiÅŸi olduÄŸu da rivâyet edilmiÅŸtir.       
       
                                  [5]                      ) Bu rüya,  Hûdeybiyye'den önce görülmüştü.       
       
                                  [6]                      ) Ahd-i  Atıyk'te de birçok yerde buna benzer örnekler olduÄŸu gibi Matyus İncili'nin 13.  babında da vardır (3-22).       
   

Total Visit: 359
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.