| FERUHİ-Yİ SİSTANİ Ebû’l-Hasan Ali b. Cûlûg Ferruhî-yi Sistânî, IV/X. yüzyıl sonları ve V/XI. yüzyıl başlarının büyük şairi ve Fars edebiyatının tüm dönemlerin¬deki söz üstat¬larındandır. Hayatının başlangıç dönemi ko-nusunda şüpheli ve eksik bilgiler elde mevcuttur. Galiba babası, 393/1002 yılında Gazneli Mahmûd’un eliyle hakimiyetine son verilen Sistân Saffârîlerinin son padişahı Halef b. Ahmet’in hizmet¬karların-dandı. Gençliğinin başında Fars edebiyatından büyük bir bilgi sahibi olma ve şiirde kendi tarzını deneme fırsatı bulan Ferruhî, yaşamının bir bölümünü, Sistân dihkanlarından bi¬risinin yanında geçirdi. Aynı zamanda da kendi şiirlerini alacak bir saraya doğru yol aldı. Nihayet sonunda Çagânîlere doğru yö-neldi ve Âl-i Muhtâcların meşhur emirlerinden emir Ebû’l-Muzaffer-i Çagânî’nin hiz¬metine girmeyi seçip onu çok ünlü ve güzel kasidelerle övdü. Ondan sonra da o dönemde çok büyük bir güç ve şöhret elde etmiş olan Gazneli Mahmûd’un hizmetine girerek ömrünün sonuna kadar Gazne sarayının hizmetinde kalıp Mahmûd (ö.421/1030), oğlu Muhammed ve Mes‘ûd (421-432/1030-1040), Mahmûd’un kardeşleri Nasr b. Sebuktekîn (ö.412/1021), emir Yûsuf b. Sebuktekîn (ö.423/1031) ve Gazneliler sarayı-nın vezirleri ve sarayın diğer ileri gelenle¬rini övdü. Nihayet 429/1037 yı¬lında vefat etti. Ferruhî, Farsça kaside söyleyen şairlerinin en büyüklerinden birisidir. Onun sözleri kaside söyleyenler arasında sadelik, akıcılık, sağlamlık ve metanetle öne çıkmaktadır. O, normal düşünce ve duyguları açık sade ve akıcı dille açıklamadan yararlanma noktasında son derece başarılı biridir olup bu yönüyle, kendinden iki bucuk yüzyıl sonra gelmiş olan büyük şair Sa’dî gibidir. Yani Sa’dî’nin gazel söy-leyenler arasında sahip olduğu sade¬lik, zevk sadeliği, duygu rikkati ve beyan tatlılığının aynısına Ferruhî, kaside söyleyenler ara¬sında sahiptir. Dinlemesi kolay söylenmesi çok zor güzel şiir (sehl-i mumteni) sözü, Arapçada Ebû’l-Firâs el-Hamdânî’ye (ö.357/967), Farsçada ise Ferruhî’ye özgü olduğu söylenmiştir. Ferruhî’nin tegazzülleri, kimi zaman örtüsüz bir şekilde açıklanan şai¬rin güzel aşk beyanları ve örtüsüz duygu ve arzuları meşhur olup bu tegazzüllerde değişik durumlarda aşığın üzerinde var olan duygu şekille¬rini açıklamış ve övgü noktasında da yaratıcı gücünü memduhlarını överken kullanmıştır. Her yerde onun vasfetme noktasındaki becerisini gösteren sözleri açıkça görülmektedir. Onun tabiat tasvirleri, aşklar ve memduhları tasvir etme, davranışlarını vasfetme, savaş meydanlarını ve benzerlerini tasvir etme konusundaki değişik tasvirleri eserlerinde açıkça görülmektedir. Şairin kendi memduhları karşı¬sında göstermiş olduğu şa¬kacı yapısı ve aşırılığı da şiirlerine özel bir üstünlük vermiş-tir. Ferruhî’nin gazelleri de kendi döneminin gazelleri arasında letafetten boş değildir. Dîvân’ı yaklaşık dokuz bin beyitten oluşmakta olup basılmıştır. Aşağıdaki beyitler onun şiirlerindendir: Onun la’linden iki öpücük istedim ve “Güzelliklere güzel suyla terbiye ver” dedim. “Biri yeterlidir, iki tane alırsan eğer fitne olursun. Zira çok denedik” dedi. Benim öpücüğüm ikinci bir yaşamdır ve ikinci bir yaşam kesinlikle kimseye verilmiş değil. *** İnsanın gönlünü güzellikle yoldan çıkarmak mümkün, iyi davranışla hare¬ket eden insan asla zarar etmez. Allah insanlara akıl ve zekayı, iyiyi kötüden Kur’ân’ı şarkıdan ayırt etmek için verdi. İyiyi de kötüyü de söylemek mümkün, ancak bir sözdür, iyiyi yap¬mak zor¬dur, ancak kötü çok kolay. Sen, yaptığın her şeyin iyi olması için çok çaba harcarsın, ne mutlu sana bunu iyi bil. *** Şeref, kıymet ve değerin fazilet ve hüner iledir. Görme, para, kar ve zarar ile değil. Fazilet ve hüner ile büyüyen büyüklük, şunun-bunun kötüdür deme¬siyle kötü olmaz. Aslan her ne kadar zincire de vurulsa yine aslandır, boyunduruk ve zincir, kükreyen aslanın şerefini götürmez. |