Perşembe 9 Şubat 2012 - 04:50

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۶:۲۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
   


FATIMET-UZ ZEHRA (s.a.)'IN KISACA HAYATI

     
FATIMET-UZ ZEHRA (s.a.)'IN KISACA HAYATI
     

Kimlik bilgisi

Adı : FATIMA

Künyesi:Ummu Ebiha

Lakabı: Zehra

Baba adı :Muhammed (s.a.a)

Anne adı: Hatice

Doğum yeri: Mekke

Doğum tarihi: 20 C. Ahır bisetin 5.yılı

Peygamber'e (s.a.a) olan yakınlığı: Kızı

Şehadet yılı :11 hk.Peygamber'in vefatından 75 gün veya 6 ay sonra

Şehadet yeri : Medine

Şehadet sebebi : Ashabtan bazılarının Peygamber'in vefatından sonra Hz. Fatıma'nın evine saldırmaları ve Onu yaralamaları.

   Çocukluk dönemi

   Ehl-i Sünnet alimleri çoğunlukla o Hazret'in Hz. Resulullah'ın  bi'setinden beş yıl önce doğduğunu rivayet ederken, Ehl-i Beyt  İmamları'ndan gelen hadislerde daha çok Hz. Fatıma'nın (a.s) bi’setin  beşinci yılının cemadiyülâhır ayının yirmisinde cuma günü doğduğu  belirtilmiştir. Ebu Basir'in naklettiği bir hadiste Hz. İmam Cafer  Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Fatıma (a.s)  Hz. Resulullah (s.a.a)  kırk beş yaşında iken cemadiyülâhır ayının yirmisinde dünyaya geldi.  Ömrünün ilk sekiz senesini babasıyla birlikte Mekke'de geçirdi. On sene  de Medine'de babasıyla beraber kaldı. Babasının vefatından sonra ise,  sadece yetmiş beş gün hayatta kaldı ve hicretin on birinci yılında  cemaziyülâhırın üçünde dünyadan göçtü. 

      Hayr-ı Kesir Olması 

    Allah Teala, Hz. Peygamberini (s.a.a): “Sana bol hayır vereceğiz”  buyurarak müjdelemişti. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.a), Allah’ın  va'dinin kesin olduğunu ve bütün hayırların kaynağı olacak pak ve  bereketli neslin kendisinden vücuda geleceğine emindi. Ancak kalp  gözleri körleşen düşmanlar Resulullah'ın erkek evladının vefat ettiğini  görünce, “Artık Muhammed’in soyunu devam ettirecek erkek evladı  kalmamıştır; kendisinden sonra yolu da sönüp gider” şeklindeki  söylentiler yaparak Hazret'i incitiyorlardı. Bunun üzerine Cenab-ı Hak  onlara  cevap olarak Kevser Suresini indirerek şöyle buyurdu: “Şüphesiz  biz sana bol hayır (bereketli nesil) vermişiz. Öyleyse Rabbin için  namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin  duyandır.”

    Evet Allah’ın bu vaadi, Hz. Fatıma’nın dünyaya  gelmesiyle gerçekleşmiş, dünya ufukları onun veladet nuruyla  aydınlanmış ve kadının ne kadar yüce bir makama ulaşabileceğini bütün  âleme göstermek isteyen Allah Teala, Peygamberinin temiz soyunun, Hz.  Fatıma’dan vücuda gelmesini takdir eylemişti.

     

    Peygamber'in Yardımcısı

   Hz.  Fatıma çocukluk günlerinden itibaren Allah Resulü'nün hamisi olmaya  çalışmış, o küçücük elleriyle düşmanların saldırıları karşısında  babasına siper olmuş, babasının bütün hüzün ve kederlerinde onun en  fedakâr ortağı olmuştur. Tarih o Hazret'in bu fedakârlıklarını  iftiharla kaydetmiştir.

     

   Bir gün müşriklerden biri,  Resulullah (s.a.a)'ı sokakta görünce, Hazret'i incitmek için başına bir  miktar çer-çöp ve pislik döktü. Âlemlere rahmet olan Resulullah (s.a.a)  ona karşılık vermedi ve bir şey söylemeden bu hâliyle eve döndü. Hz.  Fatıma (a.s) babasının bu vaziyetini görünce koşup derhal su getirdi,  ağlar gözle babasının başını ve yüzünü yıkamaya başladı. Kızının bu  üzgün vaziyetini gören Hz. Resulullah (s.a.a), ona teskinlik vermek  amacıyla şöyle buyurdu: “Kızım ağlama! Mutmain ol ki, Allah (c.c)  babanı düşmanların şerrinden koruyacak ve onlara galip kılacaktır.”

     

     Yine bir gün Hz. Fatıma (a.s), Mescid-i Haram’da oturan bir grup  kâfirin, babasının katli için komplo hazırladıklarını fark edince,  ağlar bir gözle eve dönüp kâfirlerin aldığı kararı ve uygulamak  istedikleri komployu babasına haber vermiş ve böylece babasını muhtemel  tehlikeye karşı korumuştur.

     

   Bir gün de Peygamber-i Ekrem'in  Mescid-i Haram’da namaz kıldığı sırada müşriklerden bir grup, Hazret'le  dalga geçip alay etmeğe başladılar. Bu esnada onlardan biri o çevrede  yeni kesilmiş bir devenin rahmini alıp kan ve pisliği ile birlikte,  secde hâlinde olan o Hazret'in sırtına attı. Orada hazır bulunan ve bu  manzaraya şahit olan Fatıma (a.s) bu duruma çok üzüldü; ağlayarak  Resulullah’ın yanına koştu ve devenin rahmini Hazret'in sırtından alıp  uzak bir yere atarak Hazret'i onların bu saygısızlığına karşı korumaya  başladı. Bu arada bu büyük saygısızlığa maruz kalan Hz. Resulullah'ın  (s.a.a) namazını bitirdikten sonra o insanlara beddua ettiği rivayet  edilmiştir.

     

    Fatıma (a.s) böylece küçük yaşlarından itibaren  bu çeşit hadiseleri görüp babasının yardımına koşuyor, bir annenin  yavrusunu savunduğu gibi Hazret'i savunuyor ve babası için adeta  annelik yapıyordu. İşte bundan dolayı Resulullah (s.a.a) ona, “Ümmü  Ebîha” (Babasının annesi) lakabını vermişti.

     

      Hz. Fatıma  (sa) hicretten sonra İmam Ali ile evlendi ve Hasan, Hüseyin ve Zeynep  adında çocukları oldu O hazret babasının vefatına kadar Onun yanında ve  yakınındaydı babası ile çeşitli savaşlara gitmiş,diğer müslümanlar gibi  ve onlardan daha fazla islamın zaferi için çalılmıştır. Ama Resulullah  (s.a.a)'ın vefatından sonra bazı sahabenin Ehlibeyt'e karşı tutumu  deyişmiş kendi çıkarları uğruna O hazrete çeşitli sıkıntılar  yaratmışlardır.

    Şehadet

    Peygamber'in kendinden sonra hayatta kalan tek çocuğu Hz. Fatıma  kendisine vurulan cismi ve ruhi darbelerden ve altı aylık çocuğu  Muhsini düşürdükten sonra hicri 11.yılda Peygamber'in vefatından bir  rivayete göre 45 gün ve diğer bir rivayete göre 6 ay sonra şehid  olmuştur.Allah'ın, nebilerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin  selamı O'nun üzerine olsun.


Total Visit: 343
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.