| FARS ŞİİRİ ÖZELLİKLERİ 1) IV/X. Yüzyıl ile V/XI. yüzyılın ilk yarısı, yani üzerinde durduğumuz dönem, büyük şairlerin varlığı ve çeşitli şiirlerin revacıyla süslenmiştir. Şairlerin sayısının artışı, bu dönemin genel özelliklerinden birisidir. Derî Farsçası şiiri alanının yaklaşık olarak İran’ın doğu bölgesi sınırlarını geçmemiş olması ve VI/XII. yüzyıldaki gibi henüz İran’ın her tarafında şair ve yazarlar çıkmamış olmasıyla birlikte isimleri bize ulaşan, bu dönem ve buna yakın dönemdeki sefinelerde, tezkirelerde, lügat-nâmelerde ve edebiyat kitaplarında tespit edilen şair ve yazarların sayısı çok fazladır. 2) Söz sahiplerinin mahareti ve onların sözün düzenlenmesi, mazmunların ve güzel düşüncelerin beyanı ve fesahatleri noktasındaki gücü, kendi başına bu dönemin en önemli ve en dikkate değer konularındandır. Nitekim bu dönem şairleri, her zaman kendinden sonra gelen söz sahiplerinin kendilerine örnek aldıkları kimseler olmuşlardır. Bunun en büyük sebebi, güzel ve açık fikirlerin ortaya çıkışı için ortamın hazır oluşu yanında söz söyleyen kimseler için dilin tabii oluşu boyutunu da gözden uzak tutmamalıyız. Bu dönem şairleri, Derî Farsçasının inceliklerinden bilgi almak için Horâsân ve Mâverâünnehir şairlerinin divanlarını sürekli okuma ve değerlendirmeye muhtaç olan Irak, Âzerbaycan ve İran’ın diğer bölgelerindeki VI/XII. yüzyıl şair ve yazarların aksine, Derî dilini öğrenmek ve onun rumuzlarından bilgi sahibi olmak için çok daha az bir eğitim-öğretime ihtiyaç duyarlardı. 3) Bu dönemde çeşitli konular hakkındaki şiirlerin çokluğu dikkate değerdir. Rûdekî’ye nisbet edilen beyitler çok olup “yüz defteri geçmektedir”. Firdevsî’nin şiirlerinin sayısı, altmış bindi. Bu dönemin diğer şairleri için de tezkirelerde birçok şiirler zikredilmiş olup bunlardan bir kısmı, delil olarak çeşitli kitaplarda aktarılmıştır. Bir kısmı da başka şairlerin şiirleriyle karışmış, büyük bir kısmı da ortadan yok olmuştur. 4) Bu dönem Derî Farsçası şiirinin genel özelliklerinden biri de taşıdığı sadelik, sözün ve düşüncenin akıcılığıdır. Bu şiirlerdeki en önemli konu, şairin kendi düşüncesini, rahat bir şekilde ve ince mazmunlara dalmaksızın çok tabii ve tekellüfsüz bir şekilde açıklıyor olmasıdır. Zihinden uzak ve anlaşılması güç düğümlülükten, ibhamdan, ince hayallerden kaçınılmış, bunlara daha az rastlanmaktadır. IV/X. Yüzyıl ile V/XI. yüzyıl başlarının eski lehçesiyle en ufak bir tanışma bile bizlere, o dönem şiirinin güzel ve mucizevî fesahatini anlama noktasında yardım eder. O zamanın şair ve yazarlarının hiçbir beyit ve sözünün anlaşılması konusunda bir tevil, tevcih ve tefsire ihtiyaç duyulmaz. 5) IV/X. yüzyıl başlarında Fars şiirinde şiir vezinlerinin değişmesi ve tekamül bulması, III/IX. yüzyıla oranla açık olup bu olgunluk seyrini, IV/X. yüzyılın tümünde ve V/XI. yüzyıl başlarında görmekteyiz. Bu olgunluk seyri sonucu, bahirlerde lafızların seçilmesi daha kolay bir hale geldi, vezinler daha akıcı ve daha tabii oldu. Fars dilinde hala gelecek dönemlerde terk edilmesi gereken vezinlerin kullanıldığı açıktır. Bu da kendi başına sonraki yüzyıllarda Fars dilindeki musikî vezinlerinin değişmesi ve tedrici olarak değişme sürecine girmesine doğrudan etki etti. Zira bu da çok tabii bir durumdu. Bunun yanında birçok şiirin bu dönemlerde musikî edasıyla birlikte söylendiği noktasına işaret eden rivayetler de bize ulaşmıştır. Böyle bir durumda da ister zor ister kolay olsun vezin için okunan beyitlerin bir sorun çıkarmadığı açıktır. Oysa aynı beyitlerin okunması sahip oldukları kendilerine özgü yapıdan uzaklaşınca onlara tabii olmayan bir hal verir. 6) Şiirdeki mazmun ve düşüncenin yeni oluşu da bu dönemlerdeki şiir özelliklerinden birisidir. Zira şairler, kendilerinden önce oluşturulmamış ve uğraşılmamış yeni mazmunlarla uğraşmaktaydılar. Hatta Arap edebiyatından iktibas edilmiş olan ve Farsça söyleyen şairlerin zevkiyle uyumluluk teşkil eden mazmunları da kullanmamaktaydılar. Böyle bir durumda şairin, kendinden öncekileri taklit ve tabi olma yerine, yeni şeyler bulmak zorunda olması da ortadadır. Bu durumun ruhsal sonucu da şairde, çeşitli konulara ve mazmunlara girmek, zaaf ve hataya düşürecek şeylerden kaçmak için yeni mazmunlar bulma gücü meydana getirir ve onu sağlamlaştırır. Yeni terkiplerin, yeni ve gönle hoş gelen istiarelerin getirilmesi, ister duygusal, ister aklî, hayalî, vehmî, kişisel ve genel olsun teşbihlerin çeşitliliği vasıfların çeşitliliğindeki maharet bu dönem şiirinin özelliklerindendir. 7) Bu dönem şiiri özelliklerinden birisi de şairlerin sosyal durumunun ve yaşantısının açık bir şekilde yankısı ve sarayların, askerî ve siyasî olayların kendilerinde yankı bulmasıdır. Bu durumun temel sebebi, şairlerin maddî ve dış çevre ile olan aşinalıkları ve gerçeği görme ve yine onların hayal ve vehimler alemini daha az dikkate almalarıdır. 8) Bu dönemin sonunda şairler, derin boyutlu anlamlar çıkarmaya ve yeni terkipleri, ilk defa kullanılan mazmunları ve ender bulunur teşbihleri getirmeye yöneldiler. Onların şiir tarzında Sâmânîlerin ilk dönem şiir tarzına nisbetle değişiklikler arz etmesinin nedeni de budur. Hatta ‘Unsurî gibi bir grup şair tarafından bilimsel düşüncelerden yararlanma konusu da şiire girdi ve bilimsel mazmunların icadı için de kullanılır hale geldi. 9) Bu yüzyıl söz sahiplerinin büyük bir çoğunluğunun müreffeh yaşantısı ve onların emirler, vezirler, zengin insanlarla olan ilişkileri, coşku dolu toplantılarda iyi ve hoş vakit geçirmeleri, bu dönem şiirinde sürekli mutluluktan, sevinçten, işretten daha çok söz edilmesi ve nâmertlikten, ümitsizlikten, kötü görmekten, inzivadan ve halktan kopmaktan vb. konulardan daha az söz edilmesi için bir vesile olmuştur. Bundan dolayıdır ki okuyucu, bu dönem şiirini okumakla hayalci ve üzüntüye sevk edici şiirleri okuma sonucu içine girdiği rehavet ve uyuşukluktan çok sevinç ve neşe bulur. Hatta cihanın vefasızlığından, insanların nâmertliğinden söz edildiği konularda bile şairler, kendi sözlerinden olumlu sonuçlar almışlardır. |