Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 18:00

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۹:۳۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

FARS ŞİİRİ ÖZELLİKLERİ

 

 

1) IV/X. Yüzyıl ile V/XI. yüzyılın ilk yarısı, yani üzerinde dur­duğumuz dö­nem, büyük şairlerin varlığı ve çeşitli şiirlerin revacıyla süslenmiştir. Şairlerin sayısının artışı, bu dönemin genel özelliklerin­den birisidir. Derî Farsçası şiiri alanının yaklaşık olarak İran’ın doğu bölgesi sınırlarını geç­memiş olması ve VI/XII. yüzyıldaki gibi henüz İran’ın her tarafında şair ve yazarlar çıkmamış ol­masıyla birlikte isim­leri bize ulaşan, bu dönem ve buna yakın dönemdeki sefine­lerde, tez­kirelerde, lügat-nâmelerde ve ede­biyat kitaplarında tespit edilen şair ve yazarların sayısı çok fazladır.

2) Söz sahiplerinin mahareti ve onların sözün düzenlenmesi, maz­munla­rın ve güzel düşüncelerin beyanı ve fesahatleri noktasındaki gücü, kendi başına bu dönemin en önemli ve en dikkate değer ko­nularındandır. Nitekim bu dönem şa­irleri, her zaman kendinden sonra gelen söz sahiple­rinin kendilerine örnek al­dıkları kimseler olmuşlar­dır. Bunun en büyük sebebi, güzel ve açık fikirle­rin or­taya çıkışı için ortamın hazır oluşu ya­nında söz söyleyen kimseler için dilin tabii oluşu boyutunu da gözden uzak tutmamalıyız. Bu dönem şairleri, Derî Farsçasının inceliklerinden bilgi almak için Horâsân ve Mâverâünnehir şairleri­nin divanla­rını sürekli okuma ve değerlendir­meye muhtaç olan Irak, Âzerbaycan ve İran’ın diğer bölgelerindeki VI/XII. yüzyıl şair ve yazarların aksine, Derî dilini öğren­mek ve onun rumuzlarından bilgi sahibi olmak için çok daha az bir eğitim-öğretime ihtiyaç duyarlardı.

3) Bu dönemde çeşitli konular hakkındaki şiirlerin çokluğu dikkate de­ğerdir. Rûdekî’ye nisbet edilen beyitler çok olup “yüz def­teri geçmekte­dir”. Firdevsî’nin şiirlerinin sayısı, altmış bindi. Bu dö­nemin diğer şairleri için de tez­kirelerde bir­çok şiirler zikredilmiş olup bunlardan bir kısmı, delil olarak çeşitli kitaplarda aktarılmıştır. Bir kısmı da başka şairlerin şi­irleriyle karışmış, büyük bir kısmı da orta­dan yok olmuştur.

4) Bu dönem Derî Farsçası şiirinin genel özelliklerinden biri de taşı­dığı sa­delik, sözün ve düşüncenin akıcılığıdır. Bu şiirlerdeki en önemli konu, şairin kendi düşüncesini, rahat bir şekilde ve ince maz­munlara dal­maksızın çok tabii ve tekellüfsüz bir şekilde açıklıyor ol­masıdır. Zihinden uzak ve anlaşılması güç dü­ğümlülükten, ibhamdan, ince hayallerden kaçı­nılmış, bunlara daha az rast­lan­maktadır. IV/X. Yüzyıl ile V/XI. yüzyıl başlarının eski lehçesiyle en ufak bir ta­nışma bile bizlere, o dönem şiirinin güzel ve mucizevî fesahatini an­lama nokta­sında yardım eder. O zamanın şair ve yazarlarının hiçbir beyit ve sözünün anla­şılması konusunda bir te­vil, tevcih ve tefsire ihti­yaç duyulmaz.

5) IV/X. yüzyıl başlarında Fars şiirinde şiir vezinlerinin de­ğişmesi ve teka­mül bulması, III/IX. yüzyıla oranla açık olup bu olgunluk seyrini, IV/X. yüzyılın tümünde ve V/XI. yüzyıl başlarında görmekteyiz. Bu ol­gunluk seyri sonucu, ba­hirlerde lafızların seçilmesi daha kolay bir hale geldi, vezinler daha akıcı ve daha tabii oldu. Fars dilinde hala gelecek dö­nemlerde terk edilmesi gereken vezinlerin kullanıldığı açıktır. Bu da kendi başına sonraki yüz­yıllarda Fars dilin­deki musikî vezinlerinin değişmesi ve tedrici olarak değişme sürecine girmesine doğrudan etki etti. Zira bu da çok tabii bir durumdu. Bu­nun yanında birçok şiirin bu dö­nemlerde musikî edasıyla birlikte söy­lendiği nokta­sına işaret eden rivayetler de bize ulaş­mıştır. Böyle bir durumda da ister zor ister kolay olsun vezin için oku­nan beyitlerin bir sorun çıkarmadığı açıktır. Oysa aynı beyitlerin okunması sa­hip oldukları kendilerine özgü yapıdan uzaklaşınca onlara tabii olmayan bir hal ve­rir.

6) Şiirdeki mazmun ve düşüncenin yeni oluşu da bu dönemler­deki şiir özel­liklerinden birisidir. Zira şairler, kendilerinden önce oluşturulmamış ve uğ­raşıl­mamış yeni mazmunlarla uğraşmaktaydılar. Hatta Arap edebi­yatından ikti­bas edilmiş olan ve Farsça söyleyen şa­irlerin zevkiyle uyum­luluk teşkil eden maz­munları da kullanmamak­taydılar. Böyle bir durumda şairin, kendinden ön­ceki­leri taklit ve tabi olma yerine, yeni şeyler bulmak zorunda olması da ortada­dır. Bu du­rumun ruhsal sonucu da şairde, çeşitli konulara ve mazmunlara gir­mek, zaaf ve hataya düşürecek şeylerden kaçmak için yeni maz­munlar bulma gücü meydana getirir ve onu sağlam­laştırır. Yeni ter­kiplerin, yeni ve gönle hoş gelen istiarelerin getirilmesi, ister duygusal, ister aklî, hayalî, vehmî, kişisel ve genel ol­sun teşbihlerin çeşitliliği va­sıfların çeşitliliğindeki maharet bu dönem şii­rinin özellikle­rindendir.

7) Bu dönem şiiri özelliklerinden birisi de şairlerin sosyal du­rumunun ve ya­şantısının açık bir şekilde yankısı ve sarayların, as­kerî ve siyasî olay­ların kendile­rinde yankı bulmasıdır. Bu durumun temel sebebi, şairlerin maddî ve dış çevre ile olan aşinalıkları ve gerçeği görme ve yine onların hayal ve vehimler alemini daha az dikkate almalarıdır.

8) Bu dönemin sonunda şairler, derin boyutlu anlamlar çı­karmaya ve yeni terkipleri, ilk defa kullanılan mazmunları ve ender bulunur teşbihleri getir­meye yöneldiler. Onların şiir tarzında Sâmânî­lerin ilk dönem şiir tar­zına nisbetle deği­şiklikler arz etmesinin nedeni de budur. Hatta ‘Unsurî gibi bir grup şair tarafın­dan bilimsel düşünce­lerden yararlanma konusu da şiire girdi ve bilimsel maz­munların icadı için de kullanı­lır hale geldi.

9) Bu yüzyıl söz sahiplerinin büyük bir çoğunluğunun müref­feh ya­şantısı ve onların emirler, vezirler, zengin insanlarla olan ilişki­leri, coşku dolu toplantı­larda iyi ve hoş vakit geçirmeleri, bu dönem şiirinde sürekli mutluluktan, se­vinçten, işretten daha çok söz edilmesi ve nâmertlikten, ümitsizlikten, kötü gör­mekten, inzivadan ve halktan kopmaktan vb. ko­nulardan daha az söz edilmesi için bir vesile olmuştur. Bundan dolayıdır ki okuyucu, bu dönem şii­rini oku­makla hayalci ve üzüntüye sevk edici şi­irleri okuma sonucu içine gir­diği rehavet ve uyu­şukluktan çok sevinç ve neşe bulur. Hatta cihanın vefasızlığından, insanların nâmert­liğinden söz edildiği ko­nularda bile şairler, kendi sözlerinden olumlu so­nuçlar almış­lardır.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.