|  FARS DİLİNİN GENEL DURUMU          Fars dili, VII/XIII. yüzyılın başında sağlam bir dildi ve bu yüzyılın büyük yazar ve şairleri ya Moğol saldırıları esnasında yazarlık ve şairlikle uğraşmış kimselerdendi yada VII/XIII. yüzyılın ilk yıllarında eğitim gör¬müş ve İlhânlı hükümdarlığı İran’da teşkil olduğu zaman kendi işlerinde zuhur etmiş kimselerdi. Yada bu iki grubun eli altında yetişmiş ve henüz VI/XII. yüzyılın son yıllarını ve VII/XIII. yüzyılın başlarından VII/XIII. yüzyılın sonuna kadar ve VIII/XIV. yüzyılın başlarının edebî ortamını ko-ruyan kimselerdi. Bundan dolayıdır ki VII/XIII. yüzyıl ve VIII/XIV. yüzyıl başlarının edebî dilinde bozulma etkileri daha az görülür ve onun VI/XII. yüzyıl ve VII/XIII. yüzyıl başlarının açık dilinden ayrılması tedricidir. Bu dönemde Moğol saldırısı, Farsça şiir ve edebiyatının koruyucusu olan sarayların ortadan kalkması, şiir ve nesrin büyük hükümet merkezle¬rinden çıkmasıyla birlikte daha önce şairlik ve yazarlıkta belirginleşmek için var olan ağır şartlar yavaş yavaş ortadan kalktı ve şairlik ve yazarlık genel bir boyut kazandı. Aynı şekilde bu dönemde İran’ın Horasan gibi doğudaki ilim ve edebiyat merkezlerinin yıkılmasıyla Fars şiir ve nesri İran’ın iç ve dışındaki diğer bölgelere yöneldi. Bu da yeni bir akıma yani İran’ın merkezi ve batı lehçelerinin etki ve nüfuzuna, ilk Deri dilinin bir¬çok özelliğinin terk edilmesine ve VIII/XIV. yüzyıldaki Farsça eserlerin üslubunun değişmesine yol açtı. Arapçanın Farsçaya etkisi açısından bu dönemi önceki dönemin bir devamı olarak görmek gerekir. VI/XII. yüzyılın ikinci yarısı ve VII/XIII. yüzyılın başı Arap dil ve edebiyatının Fars dil ve edebiyatı üzerinde çok etkili olduğu dönemdir. Öyle ki bu dönemin bazı teliflerinde hemen he¬men terkiplerin tümü, müfredatların yarıdan çoğu Arapçadır. Bu özelliği her şeyden daha çok VI/XII. yüzyıl ile VII/XIII. yüzyıl başlarının Fars di¬linin belagat örneklerinden sayılan Bahâuddîn-i Bağdâdî, Müntecibuddîn Bedi’-i Cuveynî ve Nûruddîn Muhammed Hurendizî-yi Zeyderî-yi Nesevî’nin eserleri gibi risale yazarlarının inşasında görmek mümkündür. Sade ve mürsel yazı üslubuyla yazılmış diğer eserlerde de Arapça müfre¬datların etkisi az değildir. VII/XIII. yüzyılın tamamı eski üslupla yetişmiş yazarları da aynı üslubu devam ettirdiler. |