| FARSÇA NESRİN REVAÇ BULMASI Üzerinde durduğumuz dönem, Farsça nesrin kemalinin ve ya¬yılması¬nın en önemli dönemlerinden biridir. IV/X. yüzyılda ve V/XI. yüzyıl baş¬larında Fars nesri daha yeni doğmuştu ve sahip olduğu tüm ilerlemelere rağmen henüz yolun başında hareket ediyordu. V/XI. yüzyılın ikinci yarı¬sına geldiğimizde onun ol¬gunluk dönemiyle karşıla¬şırız. VI/XII. Yüzyıl ile VII/XIII. yüzyıl başlarında ise onu, pişmiş¬lik ve kemal hali içinde görürüz. Yüz seksen yıllık bu dönemde, Fars dili alanında büyük yazar¬lar or¬taya çık¬mış, değişik türden çeşitli eserler bırakmışlardır. Değişik bilimsel konulardaki kitapların telifi yaygın bir hal aldı. Felsefî, kelâmî, irfanî, ilmî ve edebî konularda kendi alanında kitap ya da ki¬taplar yazılmamış çok az konu vardı. Bu da kendi başına bu dönem¬deki mensur eserlerin sayısının fazlalaşmasına sebep oldu. İran’da özellikle de Horâsân ve Mâverâunnehir’de yazılmış olan birçok Farsça kitap can yakıcı Moğol sal¬dırılarında yok olmuş olmasına rağmen yine de bu dö¬nemden bize ula¬şanların sayısı az değildir. Dikkate değer olan nokta sadece bu dönemdeki Farsça nesir eserleri¬nin sa¬yısı ve türleri değildir. Onlardaki tekamülün kendisi de önemli ve dikkate de¬ğer konulardandır. Bu dönemde de sade nesir üslubu kemale ulaştı. Hem süslü sa¬natlı nesir revaç buldu hem de ri¬sale yazma, üst mer¬hale ve derecelerde dolaş¬maya başladı. Bu şekilde yazarların zevk ve sa¬natlarını denemek için çeşitli geniş alanlar oluştu. Bu dönem nesir tarihinde göze çarpan çok önemli konulardan birisi de şu¬dur: İran milleti, merkezî İslâm devletinden uzak oluşu sonucu ön¬ceki dönemden çok daha fazla Farsça kitap yaz¬maya yöneldi. Yazarların bir çoğu Arapça kitap yazmaktan geri dur¬madıkları gibi değişik konularda Farsça kitaplar düzenlemeye ve yaz¬maya da yöneldiler. Hatta bunlardan Seyyid İsmail-i Curcânî gibi ki¬mileri bilimsel konularda temel kitaplarını Farsça olarak yazdılar. İranlıların bu dö¬nemde yazdıkları tarih kitapları¬nın bir çoğu Farsçadır. Ayrıca Arap dili alanında güçlü kalem sahibi sayı¬lan saray katipleri¬nin ve yazıcılarının eserlerinin tama¬mına yakını süslü vezinli Farsça ile yazıldı. Bu dönemde tasavvufçuların gücü ve tasavvufun yaygınlaşması da Farsça nesrin revaç bulması ve değişik konularda kitap ve makalenin ya¬zılması için önemli sebep ve etkenlerden biriydi. Nitekim bu dönemin ba¬şından sonla¬rına dek tasavvuf eserlerinin önemli bir kısmı Farsça nesir ile yazılmış olup bu eser¬lerde tasavvuf ve irfanın esasları ve şeyhlerin hal şerhi gibi çeşitli konular dile getirilmiştir. Katipleri, vezirleri ve ileri gelen yetkilileri hep Horâsân ve Irak erenle¬ri¬nin terbiyesinden geçmiş kişiler olan Büyük Selçuklu devleti¬nin kuru¬luşu da Farsça Munşeâtların yaygınlaşması için büyük bir se-bep oldu. Ni¬tekim artık çok az mektup, ilan ve emir Arapça olarak ya¬zılıyordu. Önceki dönemde İbn ‘Amîd ve Sâhib gibi meşhur vezir ve katipler ve Sâmânî dö¬nemi vezirleri ve risa¬lecileri, kendi bazı risale mecmualarını Arapça olarak düzenlemişlerse de bu dö¬nemde zamanın meşhur risalecileri tarafından meşhur Farsça Munşeât mecmu¬aları da yazıldı. Bu çeşitli etkenler göz önünde bulundurulduğunda üzerinde dur¬makta oldu¬ğumuz dönem, Farsça nesrin, İran’da revaç bulduğu ve onun Arap nesrine daha üstün olduğu dönem olarak kabul edilmelidir. Bu açı¬dan VII/XIII. yüzyılda gör¬mekte olduğumuz daha ileri durum ise bu dö¬nemde ortaya çıkan durumun bir tamamlayıcısı sayıl¬malıdır. |