| FARSÇA NESİR NESRİN YAYGINLAÅžMASI VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıllar, Farsça nesrin revaç bulması ve yayÂgınlaÅŸması açısından kendinden önceki dönemin bir uzantısı, kimi yönleÂriyle de ondan daha önemlidir. Bunun önemli nedenlerinden birisi, İranÂlıların iliÅŸkisinin bu dönemde deÄŸiÅŸik sebeplerden dolayı aynı zamanda İslam memleketlerinin baÄŸlantı merkezi olan, İslamî kültür ve medeniyeÂtin ve Arap edebiyatının odağı İslam hilafetinin merkezi BaÄŸdat’la eskiÂsinden daha büyük bir oranda kesilmesidir. Abbâsîlerin ortadan kalkışı ve BaÄŸdat’ın yıkılışı ile birlikte Arap dili ve edebiyatının son resmi merkezi ve tüm Ehl-i Sünneti kendine, adab, gelenek, dil ve kültürüne doÄŸru çeÂken kutsal mekan ortadan kalkmış oldu. MoÄŸol saldırıları karmaÅŸası içinde ve bu korkunç saldırıların peÅŸinden getirdiÄŸi musibetler içinde din alimlerinin etkisi azaldı. Arap dili önceki dönemlerde İran’da sahip olÂduÄŸu revaç ve parlaklığı kaybetti. Özellikle Maveraunnehir, Horasan ve Irak ÅŸehirlerinin yaÄŸmalanması sonucu Arap dili ve edebiyatının birer öğÂretim merkezi olan mescit ve medreselerin büyük bir çoÄŸunluÄŸu tüm hoÂcalarıyla birlikte yok oldu. İlhânlıların iktidara gelmesiyle birlikte İran, hükümet merkezi halini aldı. Irak, el-Cezire ve Anadoludaki valiler, idarî iÅŸlerden sorumlu kiÅŸiler hep İran’dan seçildi veya İranlı devlet adamların komutası altına girdi. Bu bölgelerdeki idarî yazışmalar da ister istemez Farsça oldu. Farsça mekÂtuplar Arapça mektupların yerini aldı. DiÄŸer taraftan ilk MoÄŸol hakimleÂrinin hiçbiri divan iÅŸleri gücünü ve kendi hakimiyetleri altındaki memleÂketleri idare etme gücüne sahip olmadıkları için İranlı yazıcıları ve vezirÂleri iÅŸbaşına getirmek zorunda kaldılar. Sonuçta Fars dili ve bu dille mektuplar yazmak sadece ortadan kalkmamakla kalmadı aksine ona duÂyulan ihtiyaç eskisinden daha fazla hissedildi. VI/XII. yüzyılın başından itibaren İran, Orta Asya ve Hindistan’da meydana gelen durum ve İranlıların aksine Arap dili ve edebiyatıyla tarihî bir baÄŸlılıkları bulunmayan devletlerin o bölgelerde kurulması, Fars dili ve edebiyatının bu bağımsızlığına ve Fars nesrinin bu bölgelerde Arap nesri yerine geçmesine yardım etti. Öyle ki VI/XII. yüzyılda ve VII/XIII. yüzyılın baÅŸlarında ÅŸairler adet olarak Farsça ÅŸiir söyledi, yazarlar da Farsça yazdılar. Bu durum, VII/XIII. yüzyıla ve MoÄŸol saldırısına daha yaklaÅŸtıkça daha da hız buluyordu. Anadolu’da Horasan Selçuklularına baÄŸlı olan Selçukluların o bölgede hakimiyet kurdukları dönemde Farsça yazışmak ve eser kaleme almak genel bir hal aldı. MoÄŸol saldırısından sonra birçok İranlı ÅŸair ve yazarın bu bölgede toplanması sonucu burası Fars dili, edebiyatı ve nesri için yeni ve hareketli bir merkez halini aldı ve Farsça yazılmış birçok nüshanın toplandığı yer oldu. Nitekim hala da VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyılın deÂÄŸerli birçok nüshasını bu topraklarda aramak gerekir. Genel olarak zikreÂdilen bu nedenlerden dolayı VII/XIII. yüzyıl, Farsça nesrin gün geçtikçe revaç bulduÄŸu bir dönem ve kitapların yaygın ÅŸekilde Farsça yazılıp çizilÂdiÄŸi bir zaman olmuÅŸtur. Elbette bir kısım kitaplar bu dönemde Arapça yazılıyordu. Fakat bunlar tarih ve edebiyat kitapları türünden deÄŸildi. AkÂsine daha çok ders kitabı ve genellikle önemli eski metinlerin ÅŸerh ve tefÂsirleri yada bunların özetlenmesi ve yeniden yazılması ÅŸeklindeydi. |