Çarsamba 8 Şubat 2012 - 15:30

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۷:۰۰

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

FARSÇA NESİR

 

NESRİN YAYGINLAŞMASI

 

VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıllar, Farsça nesrin revaç bulması ve yay­gınlaşması açısından kendinden önceki dönemin bir uzantısı, kimi yönle­riyle de ondan daha önemlidir. Bunun önemli nedenlerinden birisi, İran­lıların ilişkisinin bu dönemde değişik sebeplerden dolayı aynı zamanda İslam memleketlerinin bağlantı merkezi olan, İslamî kültür ve medeniye­tin ve Arap edebiyatının odağı İslam hilafetinin merkezi Bağdat’la eski­sinden daha büyük bir oranda kesilmesidir. Abbâsîlerin ortadan kalkışı ve Bağdat’ın yıkılışı ile birlikte Arap dili ve edebiyatının son resmi merkezi ve tüm Ehl-i Sünneti kendine, adab, gelenek, dil ve kültürüne doğru çe­ken kutsal mekan ortadan kalkmış oldu. Moğol saldırıları karmaşası içinde ve bu korkunç saldırıların peşinden getirdiği musibetler içinde din alimlerinin etkisi azaldı. Arap dili önceki dönemlerde İran’da sahip ol­duğu revaç ve parlaklığı kaybetti. Özellikle Maveraunnehir, Horasan ve Irak şehirlerinin yağmalanması sonucu Arap dili ve edebiyatının birer öğ­retim merkezi olan mescit ve medreselerin büyük bir çoğunluğu tüm ho­calarıyla birlikte yok oldu.

İlhânlıların iktidara gelmesiyle birlikte İran, hükümet merkezi halini aldı. Irak, el-Cezire ve Anadoludaki valiler, idarî işlerden sorumlu kişiler hep İran’dan seçildi veya İranlı devlet adamların komutası altına girdi. Bu bölgelerdeki idarî yazışmalar da ister istemez Farsça oldu. Farsça mek­tuplar Arapça mektupların yerini aldı. Diğer taraftan ilk Moğol hakimle­rinin hiçbiri divan işleri gücünü ve kendi hakimiyetleri altındaki memle­ketleri idare etme gücüne sahip olmadıkları için İranlı yazıcıları ve vezir­leri işbaşına getirmek zorunda kaldılar. Sonuçta Fars dili ve bu dille mektuplar yazmak sadece ortadan kalkmamakla kalmadı aksine ona du­yulan ihtiyaç eskisinden daha fazla hissedildi.

VI/XII. yüzyılın başından itibaren İran, Orta Asya ve Hindistan’da meydana gelen durum ve İranlıların aksine Arap dili ve edebiyatıyla tarihî bir bağlılıkları bulunmayan devletlerin o bölgelerde kurulması, Fars dili ve edebiyatının bu bağımsızlığına ve Fars nesrinin bu bölgelerde Arap nesri yerine geçmesine yardım etti. Öyle ki VI/XII. yüzyılda ve VII/XIII. yüzyılın başlarında şairler adet olarak Farsça şiir söyledi, yazarlar da Farsça yazdılar. Bu durum, VII/XIII. yüzyıla ve Moğol saldırısına daha yaklaştıkça daha da hız buluyordu.

Anadolu’da Horasan Selçuklularına bağlı olan Selçukluların o bölgede hakimiyet kurdukları dönemde Farsça yazışmak ve eser kaleme almak genel bir hal aldı. Moğol saldırısından sonra birçok İranlı şair ve yazarın bu bölgede toplanması sonucu burası Fars dili, edebiyatı ve nesri için yeni ve hareketli bir merkez halini aldı ve Farsça yazılmış birçok nüshanın toplandığı yer oldu. Nitekim hala da VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyılın de­ğerli birçok nüshasını bu topraklarda aramak gerekir. Genel olarak zikre­dilen bu nedenlerden dolayı VII/XIII. yüzyıl, Farsça nesrin gün geçtikçe revaç bulduğu bir dönem ve kitapların yaygın şekilde Farsça yazılıp çizil­diği bir zaman olmuştur. Elbette bir kısım kitaplar bu dönemde Arapça yazılıyordu. Fakat bunlar tarih ve edebiyat kitapları türünden değildi. Ak­sine daha çok ders kitabı ve genellikle önemli eski metinlerin şerh ve tef­sirleri yada bunların özetlenmesi ve yeniden yazılması şeklindeydi.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.