Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:49

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۹:۱۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

FAHREDDİN-İ GURGANİ

 

 

Fahreddîn Es‘ad-i Gurgânî, İran’ın en büyük hikayecilerin­dendir. Onun ya­şamı hakkında elimizde detaylı bir bilgi yoktur. Tez­kire yazarları­nın, kendisi ve meşhur eseri Veys u Râmîn hakkında yazılmış şeyler çeli­şik ve hataya yakındır. Bundan dolayı onun yaşamı hakkında bilgi almak için tek yolumuz onun şiirleri­dir. Bu şi­irlerden anladığımız kadarıyla o, V/XI. yüzyıl başlarında doğmuş ve eğitimini de aynı yüzyıl başında ta­mamlayarak şairlikle uğraşmıştır. Nitekim Sel­çuklu Tuğrul Bey’in fetihleri zamanında (431/1039 yılın­dan itibaren) onun ya­kınları arasındaydı ve 443/1051 yılında onunla İsfahan’a gitti. Tuğrul, Hemedân’ı ele geçirmek amacıyla İsfahan’dan ayrılınca Fahreddîn Es‘ad, İsfahan hakimi ‘Amîd Ebû’l-Feth Muzaffer-i Nîşâbûrî’nin hizmetinde kaldı. Fahreddîn Es‘ad ile Ebû’l-Feth Mu­zaffer arasında geçen konuşmalarda bir gün Veys u Râ­mîn hika­yesi konusu İsfahan hakiminin diline gelir ve bu ikisinin müzakere­leri, bu hika­yenin nazmedilmesiyle sonuçlanır.

Bundan sonra Veys u Râmîn hikayesinde Tuğrul’un Malaz­girt’i kuşat­maya aldığı 446/1054 yılına kadarki olayları ve Şam padi­şahının ona tak­dim et­tiği he­diyeler görülmektedir. Buradan da şairin vefatının 442/1050 yılında değil 446/1054 yılından sonra olduğu or­taya çıkmaktadır.

Veys u Râmîn hikayesi, en eski Farsça hikayelerdendir. Mecma‘u’t-Tevârîh ve’l-Kısas sahibi, bu hikayeyi Erdeşîr-i Bâbekân’ın oğlu Şâpûr dönemine nisbet etmiş ve şöyle demiştir: “Erdeşîr’in dö­neminde Veys u Râmîn hikayesi vardır. Ramin’in kardeşi Mu’bed, Şâpûr tarafından bir ta­rafın sahibiydi, Merv’de oturur, Horâsân ve Mâhân onun emri altındaydı”[1] Ancak bizim inancımıza göre, bu hi­kaye, Sâsânî döneminden önce ve en azından Eşkânî dönemi sonla­rında ortaya çıkmış olmalıdır. Zira Eşkânî dönemi kültürü ve o yüzyı­lın taife melikleri­nin eserleri onda açık bir şe­kilde görülmektedir.

Bu hikaye, Fahreddîn Es‘ad düzenlemezden önce de İranlılar arasında ün­lüydü. İslâmî dönemde kendi şiirlerinde bu hikayelerden söz eden en eski kişi Ebû Nuvâs’tır.

Veys u Râmîn hikayesi, Hicretten sonraki ilk yüzyıllarda Arapçaya tercüme edilmiş olan İslâm öncesi Pehlevî kitaplarının çoğunun aksine o dilden tercüme edilme­mişti. Ancak İran’ın bazı bölgelerinde hala onun Pehlevîce metinlerinden bazı nüshaları, halk arasında yaygın ve onların ilgi konusuydu. İsfahan’da halk, Pehlevî dilini bilmesi sonucu o kitabı ta­nıyıp okumaktaydı. Fahreddîn Es‘ad, bu kitap konusunda İsfahân hakimi Ebû’l-Feth Muzaffer-i Nîşâbûrî arasında yaptığı müzakereleri anlatma noktasında şöyle demiştir:

 

Bu hikayeden daha iyisini görmedim. Neşe dolu bir bostandan başka bir şey kalmadı.

Ancak dili Pehlevîcedir, içindeki açıklamaları okuyan herkes anla­maz.

Ne herkes o dili iyi okur, ne de her okuyan anlamını tam anlar...

Bu dönemde o defteri okusunlar ondan dolayı da Pehlevîceyi ondan bilsin­ler.

Bu iklimde nerde o tatlı sözleri satın alacaklar.

 

Ebû’l-Feth Muzaffer, Fahreddîn Es‘ad’dan bu hikayeyi nazım haline ge­tir­mesini ister. Şair de hakimin buyruğunu yerine getirir ve bu eseri Pehlevîceden Farsça’ya çevirip nazm etmeye başlar.

Fahreddîn Es‘ad’ın bu hikayedeki nazım tarzı, eski hikayeleri Fars naz­mına aktaranların sahip olduğu tarzdır. Bu tarz, IV/X. yüzyıl­dan itiba­ren şairler ara­sında kullanılmaktaydı. Şairlerin bu tür hika­yelerdeki tasar­rufları anlamaları gü­zel lafızlarla süsleme güzel teşbih­ler ve gönülde yer eden vasıflarla süsleme, yani zahirî ve manevî süs­lemelerdir. Buna ilave olarak kitabın mukaddimesinde bö­lümlerin ba­şında ve sonunda da yer yer kendinden sözler eklerler. Fahreddîn Es‘ad, Veys u Râmîn hikayesini yazmadığı zamana dek bu yol üzere gidildi. An­cak ondan sonra bu hikaye konusunda yazılı ve şifahî riva­yetlerden yararla­nıldı. Veys u Râmîn hika­yesinin Pehlevîce metni Fahreddîn Es‘ad’ın dediği gibi lafzî ve manevî süslerden yoksundu. Şair, onu nazım şekli ile süsledi ve genellikle Fars edebiyatında yeni olan güzel ve çekici teşbih ve istiareler kullandı. Bu mana eski­den beri söz eleştirmenleri nezdinde bilinmekteydi. Nitekim ‘Avfî şöyle de­miş­tir: “... ve orada açıklamış olduğu vasıfların seçkilerinden ve teşbihle­rin inci­lerinden fazilet ehlinin yapısını değerlendiren değerlen­dirme­ciler onu değerlen­dirmekten acizdirler, sanat cevhercileri onun ben­ze­rini getirmekten yoksun...”. Fahreddîn Es‘ad’ın sözü ister nakil esna­sında olsun ister kendine ait olan hikmet ya da övgü hakkında getir­diği konularda olsun sadeliğinin ve akıcılığının en üst noktasında olup Veys u Râmîn hikayesinin Pehlevîce metninden etkilenmesi so­nucu Pehlevîce bir çok kelime ve terkibi aktarma esnasında kendi şiirine sok­muştur.

Veys u Râmîn, İran’ın  eski hikayelerinden kalma olması, ya­zarının en iyi şe­kilde onu nazm etmenin üstesinden gelmesi ve güzel eserini sadelik yönüne de riayet ederek fesahat ve belagat süsüyle süs­lemesi açısından hızla meşhur olup kabul konusu oldu. Ancak birçok konularda İran’ın İslâmî ortamının ah­lakî ve toplumsal ölçüle­rinden uzak olduğu için dinî duyguların İran’a hakim ol­ması dö­ne­minden itibaren ve aynı şekilde Ni­zâmî ve onun mukallitlerinin man­zum hika­yelerinin ortaya çıkıp okunma­sından sonra onun şöhreti ve önemi azaldı ve nüs­halarına az rastlanır oldu. Bununla birlikte VII/XIII. yüzyıla kadar ‘Avfî’nin sö­zünden de anla­şıldığı üzere, meşhur ve ilgi konusu bir hikayeydi ve aşı­kane söz söylemeye el atmış olan şa­irlerin baş eseriydi. Özellikle Nizâmî, Husrev u Şîrîn man­zumesini söylerken bu kitabın bazı konularını göz önünde bulun­durmuş­tur. Şî­rîn u Husrev’de, ondan sonra da Hâcû’nun Sâm-nâme’sinde aynen taklit edil­miş olan Veys u Râmîn’in cevaplaşmaları gibi. Fahreddîn Es‘ad’ın Veys u Râmîn dışında pek ünlü olmayan başka şiirleri de vardı. ‘Avfî de Sıkkatu’l-Mulk’ü kötü­leme konusundaki bir kıtasından başka bir şey elde edememiştir.     

  


[1] Mecme‘u’t-Tevârîh ve’l-Kısas, merhum Meliku’ş-Şu‘ara Bahâr baskısı, sayfa 94.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.