Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:46

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۹:۱۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
 
Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır.     
ya-allah
     

      Tabiatın determinizmi, insanın ise kaderi vardır. Kaderin kabulü, İslamın çağrısıdır.
               Kader dediğimiz şey acaba var mı ve nasıl var oluyor?
                 Kendi hayatımıza bir göz atalım ve en sevdiğimiz planlarımızdan ve  gençliğimizin hayallerinden ne kaldığını inceleyelim. Bu dünyaya  gelişimiz irademizin dışında olmamış mı? Şahsiyetimizle, yüksek veya  düşük seviyeli zihnimizle cüce veya atletik boyumuzla, kralın sarayında  veya fakirin kulübesinde, gürültülü patırtılı veya sakin zamanlarda,  üzerinde hiçbir tesirimizin olmadığı siyasi, coğrafi ve sosyal şartlar  içinde dünyaya gelmedik mi? İrademizle oluşan şeyler ne kadar sınırlı,  kaderimizle olanlar ise ne kadar hadsiz hesapsız, çok!
               İnsan “dünyanın içine atılmıştır ve hayatı, kendilerine hiçbir tesirde  bulunamayacağı birçok gerçeğe bağlıdır. Tersine, bu gerçekler ona tesir  ediyorlar, ister en uzak ister en yakın olsunlar. 1944 senesinde  müttefiklerin Avrupa’ya karşı istila harekâtı sırasında, radyo irtibatı  birden kesilerek harekâtın seyri tehlikeye düşüyordu. Daha sonra bizden  birkaç milyon ışık yılı uzaktaki Andromeda galaksisinde vaki olan  muazzam bir patlamanın buna sebep olduğu tespit edilmiştir. Dünya  hakkındaki bilgilerimizin artmasıyla, kaderimize hiçbir zaman tamamen  hâkim olamayacağımıza dair bilincimiz artıyor. İlmin mümkün olan en  büyük ilerlemesini farz etsek bile, kontrolümüz altında bulunan  hususlar, henüz kontrolümüzün altında olmayan ve hiçbir zaman olmayacak  olanlar karşısında ehemmiyetsiz kalmaktır.
               Terbiye  ve kanunlar sayesinde dünyayı düzenleme çabası olarak İslam ve ALLAH’a  teslimiyet, çok geniş bir çözüm planıdır. Ferdi ADALET, varlığın  şartları içerisinde, hiçbir zaman tamamen tatmin edilemez. Dünya ve  Ahirette saadetimizi sağlayacak biçimde İslam’ın bütün emirlerini  yerine getirebiliriz ve ayrıca bütün diğer tıbbı, sosyal ve ahlaki  kaidelere riayet edebiliriz fakat buna rağmen, irademizin dışında  cereyan eden olaylarla mukadderatın müthiş bir şekilde birbirlerine  geçirilmiş olması sebebiyle, ruhen ve bedenen ızdırap çekmemiz  mümkündür. Yegâne çocuğunu kaybetmiş bir anne hangi şeyde teselli  bulabilir? Beklenmeyen bir hadisede kötürüm kalan bir kişiyi ne teselli  edebilir? Beşeri durumumuzu düşünelim. Biz her zaman muayyen hallerde  bulunmaktayız. İçinde bulunduğum durumu değiştirebilirim, fakat öyle  haller var ki esas itibarıyla değiştirilmesi mümkün değildir. Kadere  teslimiyet, kaçınılmaz olan büyük insani ızdıraba dokunaklı bir  cevaptır. O, hayatı olduğu gibi idrak etmek ve her şeye sabır ve  tahammül etmeğe bilinçli bir şekilde karar vermek demektir.
                 Güçsüzlük ve güvensizlik hislerinin neticesi olarak hâsıl olan  teslimiyetin kendisi, yeni bir kuvvet ve yeni emniyet kaynağı olur.  Allah’a ve takdirine inanç bize öyle bir emniyet hissi verir ki, başka  hiçbir şey onun yerine geçemez. Emerson; “bütün kahraman ırklar kadere  inanmışlardır” diye iddia ediyor. Zira teslimiyet birçoklarının tamamen  yanlış olarak zannettiği gibi asla pasiflik demek değildir. Teslimiyet  insanın bir bütün olarak dünyaya ve kendi faaliyetinin neticelerine  karşı bir iç tutumudur. Allah’ın iradesine teslimiyet, insanların  iradesine karşı bağımsızlık demektir. Allah’a itaat insana itaati men  eder. Kaderi kabul etmek kendini en büyük ölçüde hür hissetmektir. Bu  öyle bir hürriyettir ki, kaderi yerine getirmekle, onunla ahenk içinde  olmakla kazanılır. Mücadelemizi insani ve makul kılan, ona sükûn ve  huzur damgasını vuran, her şeyin akıbetinin elimizde olmadığı  kanaatidir. Bize ait olan, gayret etmek, uğraşmaktır; netice ise  Allah’ın elindedir.
            Teslimiyet, hayatın  çözülemezlik ve manasızlığından insani ve vakarlı tek çıkış yoludur.  İsyansız, yeissiz, nihilizmsiz, intiharsız tek çare… Teslimiyet,  hayatın kaçınılmaz olarak getirdiği sıkıntılarda alelade bir insanın  kendini kahraman gibi hissetmesi dir.
             İslam,  kanunlarına, emir ve yasaklarına, beden ve ruhtan talep ettiği gayrete  göre değil; bunun hepsini kapsayan ve aşan bir şeye göre, marifetin bir  anına, ruhun zamanla yarışma kuvvetine, varoluşun getirebileceği her  şeye tahammül etmeğe, rızaya, yani tek kelimeyle Allah’a teslimiyetin  hakikatine göre adlandırmıştır. Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır.

     


Total Visit: 507
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.