| Emevî Halifeleri Döneminde Humus ve Hz. Peygamber'in Mirası Elimizdeki rivayetlerden anlaşılan şudur: Muaviye'nin Haşim-oğulları'nı humustan ve Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyt'ini onun mirasından menetmesi konusundaki içtihadı, kendisinden önceki ilk üç halifenin içtihadı gibidir. Ancak onların içtihadına ilaveten kendi özel içtihadını da uygu-luyordu. Fakat onları humustan menedişi şu iki rivayetten apaçık bir şekilde anlaşılıyor: Tabakat-ı İbn Sa'd'da şöyle geçmektedir: Ömer b. Abdulaziz, Haşimoğulları'na humustan bir şey verilmesini emredince, Haşimoğulları'ndan bir grup toplanıp ona bir mektup yazdılar. Bu mektupta kendilerine karşı akrabalık görevini yerine getirdiği için ona teşekkür edip Mua-viye başa geçtiği andan itibaren kendilerine çok zulmedildiğini dile getirdiler… Yine bu mektupta Ali b. Abdullah b. Abbas ve Ebu Cafer Muhammed b. Ali, "Muaviye döneminden bugüne kadar bize humus dağıtılmamıştı." diye yazdılar. Muaviye'yi böyle bir eyleme sevkeden özel içtihadı ise şu rivayette yansımaktadır: Müstedrek-i Hakim, Talhis-i Zehebî, Tabakat-i İbn Sa'd, İbn Abdulbirr'in İsti'ab'ında ve İbn Esir'in Usdu'l-Gabe'-sinde, Taberî, İbn Esir, Zehebî ve İbn Kesir kendi Tarih'lerinde hicretin ellinci yılının olaylarında, Hakim b. Amr'in biyografisinde şöyle rivayet etmişlerdir: (Biz Hakim ve Taberî'den naklediyoruz) Hakim şöyle diyor: Ziyad b. Ebih, Hakem b. Amr-ı Gaffari'yi Horasan üzerine gönderdi. Hakem ve beraberindekiler bu savaştan büyük ganimetler elde ettiler. Bunun üzerine Ziyad ona şöyle yazdı: "Ama sonra; Emirü'l-Müminin (Muaviye) beyazlar (gümüş) ve sarıların (altınlar) kendisi için ayrılmasını ve Müslümanlar arasında taksim edilmemesini yazmıştır." Bu mektup Tarih-i Taberî'de şöyle geçmektedir: Emirü'l-Müminin (Muaviye) bana; bütün altın, gümüş ve ziynet eşyalarını kendisine ayırmamı ve bunları ayırmadan onları yerinden oynatmamamı yazmıştır. Hakem, Ziyad'a şöyle yazdı: Mektubun ulaştı. Mektubunda müminlerin emirinin bana bütün altın, gümüş ve ziynet eşyalarını kendisi için ayır-mamı ve hiçbir şeyi yerinden oynatmamamı emrettiğini hatırlatmışsın! Fakat Allah'ın Kitabı müminlerin emirinin mektubundan önce ulaşmıştır. Vallahi eğer gökler ve yer bir kul için dar gelse ve kul Allah'tan çekinse, Allah onun için bir çıkış yolu gösterecektir. Sonra ordusunu toplayarak, "Sabahleyin gelip ganimetlerden hakkınızı alın." dedi. Ertesi gün ordusu toplanınca ganimetlerin hu-musunu aldıktan sonra geri kalanını onlar arasında bölüştürdü. Bu davranışından dolayı Ziyad ona şöyle yazdı: Vallahi sana acımayacağım; seni alçaltacağım! Hakim diyor ki; Hakem'in yaptıkları Muaviye'nin kulağına ulaşınca birini göndererek onun ellerini bağlatıp zindana attı. Hakem ölünceye kadar zindanda kaldı ve ödlükten sonra oradan çıkarılarak defnedildi. Tehzibu't-Tehzib kitabında Hakem'in hakkında şöyle geçer: …Muaviye onun yerine başka birini atadı. O Hakem'i bağlayarak zindana attı; Hakem ölünceye kadar zindanda kaldı. Taberî ve diğerleri şöyle rivayet ederler: Hakem tutuklanınca, "Allah'ım! Eğer senin yanında benim için bir hayır varsa canımı al." dedi ve Horasan'ın Merv şehrinde vefat etti. Bazı âlimler bu rivayetten hoşlanmadıkları için onu eksiltmiş ve tahrif etmişlerdir; örneğin Zehebî kendi Tarih'inde şöyle yazıyor: Ona, "Altın ve gümüşleri bölüştürme" diye yazdı. Fakat o, "Vallahi eğer gökler…" dedi. İbn Kesir de şöyle yazmaktadır: Ziyad'ın, Muaviye'nin emrini içeren şu mektubu ona ulaştı: Ganimetler içindeki altın ve gümüşleri Muaviye'nin beytülmali için ayır! İbn Hacer de Tehzib ve İsabe adlı kitaplarında Hakem'in biyografisinde şöyle yazmıştır: Muaviye, Hakem b. Amr'ı görevlendirerek Horasan'a gön-derdi. Bir süre sonra bir konuda onu kınayıp yerine başka birini seçerek Horasan'a gönderdi. O da Hakem'i tutuklayarak bağladı. Hakem ölünceye kadar zindanda kaldı. Hakem b. Amr'ın kıssası böyleydi. Fakat bu kıssayı Rabi' b. Zi-yad el-Harisî'ye isnat eden hayale kapılmıştır. Çünkü Rabi' b. Zi-yad, Hucr b. Adiy'in öldürüldüğünü haber alınca, "Allah'ım! Eğer Rabi'in senin yanında bir hayrı varsa, canını al!" dedi ve o meclisten çıkmadan öldü. Muaviye döneminde humusun durumu böyleydi. Onun döneminde Resulullah'ın (s.a.a) mirası konusuna gelince; İbn Ebi'l-Ha-did Fedek'le ilgili olarak şöyle yazıyor: Muaviye, Hasan b. Ali'nin (a.s) ölümünden sonra Fede-k'in üçte birini Mervan b. Hakem'e, üçte birini Amr b. Osman'a ve üçte birini de oğlu Yezid b. Muaviye'ye verdi. Fe-dek onların tasarrufundaydı; daha sonra tamamı Mervan b. Hakem'e verildi. İbn Sa'd kendi Tabakat'ında şöyle kaydeder: Muaviye, Mervan b. Hakem'e öfkelenip onu Medine valiliğinden alınca, Mervan'ın temsilcisi tarafından idare edilen Fedek'i de ondan geri aldı. Velid b. Utbe onu Muaviye'den istedi; fakat Muaviye Fedek'i ona vermedi. Sonra Said b. As talep etti, fakat Muaviye onunla da muvafakat etmedi. Fakat Mervan'ı tekrar Medine valiliğine atayınca, Mervan iste-meden Fedek'i ona verdiği gibi geçmişteki mahsullerinin değerini de ona vermelerini emretti! Fakat bazı yazarlar Muaviye'nin Fedek'i Mervan'a bağışlayan ilk kişi olduğunu sanmışlardır; oysa bu işi daha önce Osman yapmıştı. Bu yanlışlığın nedeni Muaviye'nin ikinci defa da Fedek'i Mer-van'a vermesi olabilir. Muaviye'den Sonra Emevî Halifeleri Döneminde Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Mirası Ömer b. Abdulaziz dışında diğer Benî Ümeyye halifeleri humus-ta kendi mallarıymış gibi tasarruf ediyorlardı. Onu istedikleri gibi bağışlıyor, bazen de kendi ellerinde tutup gelirini kendi servetlerine ekliyorlardı; örneğin Velid b. Abdulmelik onu oğlu Ömer b. Veli-d'e bağışlamıştır. Neseî bu konuda şöyle söylemiştir: Ömer b. Abdulaziz, Ömer b. Velid'e şöyle bir mektup yazmıştır: Baban humusun tümünü sana verdi; oysa babanın payı Müslümanlardan birinin payı kadardı. Ayrıca onun içinde Allah'ın, Resulü'nün, yakınlarının, yetimlerin, yoksulların ve yolda kalmışların hakkı da var. Babanın bu zulmünden dolayı ne kadar da çok düşmanı var; bu kadar düşmanın elinden kurtulmak nasıl mümkün olur? Oysa onun oğlu olan sen açıkça şarkı söylüyor, kaval çalıyor ve diğer çalgı aletleriyle uğraşıp İslâm dininde bidatlar çıkarıyorsun! Şimdi ben, içinde bulunduğun bütün o kötülüklerden seni kurtarması için birini göndermeye karar verdim. Biz bu hadis dışında başka bir yerde Muaviye'den sonra humus ve Hz. Resulullah'ın (s.a.a) mirasından bahsedildiğini veya Muavi-ye'nin dönemindeki durumda bir değişiklik yapıldığını görmedik. Ömer b. Abdulaziz Döneminde Ömer b. Abdulaziz, Medine kadısı Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'a bir mektup yazarak Hayber'in Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Hayber'den kendisine ulaşan humusu mu, yoksa o hazretin kendisine has bir yer mi olduğunu araştırmasını istedi. Ebu Bekir araştırdıktan sonra onun Resulullah'ın (s.a.a) humusu olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Ömer b. Abdulaziz, Ebu Bekir b. Muhammed'e dört veya beş bin dinar gönderdi ve beş veya altı bin dinar da Fedek gelirinden alıp on bin dinarı tamamlayarak kadın erkek, küçük büyük demeden eşit olarak Haşimoğulları arasında bölüştürmesini em-retti. Ebu Bekir de onun emrini yerine getirdi. İbn Sa'd kendi Tabakat'ında İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Ömer b. Abdulaziz yakınların hissesini Abdulmuttalibo-ğulları arasında bölüştürdü; fakat Abdulmuttalib boyundan olmayan kadınlara bir şey vermedi. Ve yine şöyle diyor: Ömer b. Abdulaziz'in, humusu Haşimoğulları arasında bölüştürmesine yönelik mektubu Medine valisine ulaşınca vali Abdulmuttaliboğulları'na bir şey vermeyip onları humustan mahrum etmeye karar verdi. Fakat Abdulmutta-liboğulları itiraz ederek, onlar da kendi hisselerini almadık-ça biz bir dirhem bile almayız dediler. Medine valisi Ömer b. Abdulaziz'e bir mektup yazarak durumu bildirdi. Ömer b. Abdulaziz, onlar arasında bir fark yoktur. Onların hepsi eskiden beri Abdulmuttaliboğulları'ndandırlar. Dolayısıyla, Abdulmuttaliboğulları gibi humustan onlara da ver. Ebu Yusuf, "Harac" adlı kitabında şöyle yazmaktadır: Ömer b. Abdulaziz, Resulullah (s.a.a) ve yakınların hissesini Haşimoğulları'na gönderdi. İbn Sa'd da şöyle rivayet etmiştir: Hüseyin kızı Fatıma, Ömer b. Abdulaziz'e bir mektup yazarak bu davranışından dolayı ona teşekkür etti ve dedi ki: "Sen bakıcısı olmayanlara hizmet ettin, çıplak olanları giydirdin." Ömer b. Abdulaziz bu mektuptan dolayı memnun oldu. İbn Sa'd daha sonra şöyle yazıyor: Ömer b. Abdulaziz Fatıma bint-i Hüseyin'e, "Sağ kalacak olursam sizin tüm haklarınızı vereceğim." şeklinde yazdı. Fedek ve Ömer b. Abdulaziz Yakut Hamevî şöyle yazmaktadır: Ömer b. Abdulaziz hilafete geçince Medine'deki valisine bir mektup yazarak Fedek'i Fatıma (s.a) oğullarına geri verdi. Şerh-u Nehci'l-Belâğa'da bunun hemen peşinden şöyle geçer: Ebu Bekir b. Hazm, Ömer b. Abdulaziz'e şöyle cevap yazdı: Fatıma'nın Osman oğullarında, falan ve filan oğullarında da çocukları vardır; maksadınız bunlardan hangisidir?" Ömer b. Abdulaziz ona şöyle yazdı: Sana, "Bir koyun kes." diye yazacak olursam sen bana, "Boynuzlu mu olsun, boynuzsuz mu?" yazacaksın veya sana, "Bir buzağı kes." diye yazacak olursam, sen bana, "Ne renkte olsun?!" diye mi yazacaksın. Bu mektubumu alınca Fedek'i Fatıma (s.a) ve Ali (a.s) evlatları arasında bölüştür. Vesselâm. İbn Ebi'l-Hadid daha sonra şöyle yazıyor: Bu emir yüzünden Ümeyyeoğulları, Ömer b. Abdulaziz'i kınayarak, "Sen bu hareketinle Ebu Bekir ve Ömer'in girişimlerinin çirkin bir hareket olduğunu ortaya koydun!" dediler ve Kûfe halkından bir grup da ayaklandılar. Bu grup Ömer b. Abdulaziz'i kınayınca onlara şöyle dedi: "Sizler çok cahil ve unutkan kişilersiniz. Ben sizden daha iyi bilmekteyim. Ebu Bekir b. Ömer b. Hazm bana babası kanalıyla dedesinden Resulullah'ın (s.a.a), "Fatıma benim vücudumun bir parçasıdır; onu öfkelendiren şey beni öfkelendirir, onu razı eden şey beni razı eder." buyurduğunu rivayet etmiştir. Fedek Ebu Bekir ve Ömer döneminde Resu-lullah'a (s.a.a) has bir yerdi. Daha sonra Mervan'a ulaştı. O da onu babam Abdulaziz'e bağışladı; nitekim Fedek'in hepsi benim malım oldu. Ben de onu Fatıma'nın evlatlarına vermeyi uygun gördüm. Onlar, "Eğer bu kararında ciddiysen Fedek'i kendi elinde tut ve onun gelirini onlar arasında bölüştür." dediler. Bunun üzerine Ömer b. Abdulaziz de öyle yaptı. Başka bir rivayette şöyle geçer: Ömer b. Abdulaziz hilafete geçince Fedek asıl sahiplerine iade edilen zorla alınmış ilk maldı. Hasan b. Hasan b. Ali b. Ebu Talib bir rivayete göre Ali b. Hüseyin'i (a.s) çağırtarak Fedek'i ona bıraktı. Ömer b. Abdulaziz'in hilafeti boyunca Fedek Fatıma'nın (s.a) evlatlarının elinde kaldı. Ömer b. Abdulaziz'den Sonra Fedek Ömer b. Abdulaziz'den sonra artık humustan bahsedilmedi; fakat Fedek hakkında Yakut el-Hamevî ve İbn Ebi'l-Hadid şöyle yazmaktalar: Yezid b. Atike hilafete geçtiğinde Fedek'i Fatıma evlatlarından geri alınca tekrar Mervanoğulları'nın eline geçti. Onlar da hilafetlerinin sonuna kadar onu elden ele gezdirdiler. |