Muhammed b. Ubeyd Anlatıyor: Hz. İmam Ali Rıza (a.s)’dan Haceru’l-esved’in etrafı kalabalık olursa orada istilam için çekişmek mi gerekir? diye sordum. İmam şöyle dedi: «إِذَا كَانَ كَذَلِكَ فَأَوْمِ إِلَيْهِ إِيْمَاءً بِيَدِكَ». “Böyle olursa elinle bir defa işaret et. (Bu yeter)” عَنْ أَبِيْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) قَالَ: «إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَ جَلَّ وَضَعَ عَنِ النِّسَاءِ أَرْبَعًا: اَلْإِجْهَارَ بِالتَّلْبِيَةِ، وَ السَّعْيَ بَيْنَ الصَّفَا وَ الْمَرْوَةِ، يَعْنِي الْهَرْوَلَةَ، وَ دُخُوْلَ الْكَعْبَةِ، وَ اسْتِلاَمَ الْحَجَرِ الْأَسْوَدِ». Hz. İmam Cafer Sadık (a.s): “Allah kadınlardan şu dört yükümlüğü kaldırmıştır. Telbiyeyi yüksek sesle söylemeği, Safa ile Merve arasında hervele etmeği, Kâ’benin içine girmeği ve Haceru’-esved’i istilam etmeği.” قَالَ رَسُوْلُ اللهُ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ): «إِنَّ اللهَ يُبَاهِيْ بِالطَّائِفِيْنَ». Hz. Resulullah (s.a.a): “Allah tavaf edenlerle mübahat (iftihar) ediyor.” عَنْ رَسُوْلِ اللهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ) قَالَ: «... فَإِذَا طُفْتَ بِالْبَيْتِ أُسْبُوعاً كَانَ لَكَ بِذَلِكَ عِنْدَ اللهِ عَهْدٌ وَ ذِكْرٌ يَسْتَحْيِيْ مِنْكَ رَبُّكَ أَنْ يُعَذِّبَكَ بَعْدَهُ ...». Hz. Resulullah (s.a.a): “Beyt’i yedi defa tavaf ettiğinde Allah katında bir ahdın ve zikrin olur. Artık bundan sonra Rabbin seni azap etmekten utanır... قَالَ رَسُوْلُ اللهُ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ): «إِنَّمَا الطَّوافُ صَلاَةٌ، فَإِذَا طُفْتُمْ فَأَقِلُّوا الْكَلاَمَ». Hz. Peygamber (s.a.a): “Tavaf bir namazdır. Tavaf ettiğinizde az konuşun.” قَالَ رَسُوْلُ اللهُ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ): «إِنَّمَا جُعِلَ الطَّوَافُ بِالْبَيْتِ وَ بَيْنَ الصَّفا وَ الْمَرْوَةِ وَ رَمْىُ الْجِمَارِ لِإِقامَةِ ذِكْرِ اللهِ». Hz. Muhammed (s.a.a): Beyt’e tavaf, Safa ile Merve arasında sa’y, ve şeytan taşlama Allah’ın zikrini yüceltmek için farz kılınmıştır. عنْ زِيَادٍ الْقَنْدِيِّ قال: قُلْتُ لِأَبِي الْحَسَنِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ): جُعِلْتُ فِدَاكَ، إِنِّيْ أَكُوْنُ فِي المَسْجِدِ الْحَرَامِ وأنْظُرُ إِلَى النّاسِ يَطُوْفُوْنَ بِالْبَيْتِ وَ أَنَا قَاعِدٌ فاغْتَمُّ لِذلكَ، فَقَالَ: «يَازِيَادُ لاَ عَلَيْكَ، فَإِنَّ الْمُؤْمِنَ إِذَا خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ يَؤُمُّ الْحَجَّ لاَ يَزَالُ فِيْ طَوَافٍ وَ سَعْيٍ حَتَّى يَرْجِعَ». Ziyad el-Kandi (Ayakları tutmayan bir zattı) İmam Musa Kazim’e: “Ben Mescidu’l-Haram’da bulunduğum zaman halkın Beyt’e tavaf etmelerini seyrediyorum, bu da beni üzüyor,” dedim. İmam: “Üzülme, Çünkü mümin evinden hac niyetiyle çıktığında dönünceye kadar tavaf ve sa’yda sayılır. عَنْ سَمَاعَة بْنِ مِهْرَانَ عَنْ أَبِيْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ): سَأَلْتَهُ عَنْ رَجُلٍ لِيْ عَلَيْهِ مَالٌ فَغَابَ عَنّيْ زَمَانًا فَرَأَيْتُهُ يَطُوْفُ حَوْلَ الْكَعْبَةَ أَفَأَتَقَاضَاهُ مَالِيْ؟ قَالَ: «لاَ، لاَ تُسَلِّمْ عَلَيْهِ وَلاَ تُرَوِّعْهُ حَتَّى يَخْرُجَ مِنَ الْحَرَمِ». Sumae b. Mehran, İmam Cafer Sadık (a.s)’a: Uzun süre bana borçlu olup da görmediğim birisini Kâ’benin etrafında tavaf ederken gördüm, malımı isteyebilirim mi? diye sordum. İmam: “Hayır, Harem bölgesinden çıkıncaya kadar ona selam bile verme ve onu korkutma” dedi.
|