Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:36

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۹:۰۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

Eğitim Merkezleri


 Bu dönemde Bağdat’ta henüz Nizamiyye med­resesi ayakta idi ve Abbâsî halifesi Nâsır, buraya vakıflar ve kütüphaneler ekledi. Fakat Mustansiriyye medresesinin yapılmasından sonra onun önemi tabii olarak azalmaya başladı. Moğol saldırısında zarar görmüş olan Mustansiriyye medresesi, 667/1268 senesinde Bağdat valisi ‘Atâ Melik Cuveynî’nin emriyle onarıldı. İkbâl-i Şarâbî’nin (ö.653/1255) 628/1230 senesinde Acem Pazarı’nda yaptırdığı Şarâbiyye Medresesi, Abbâsî döneminin son emirlerinden olan Mucâhiduddîn Aybek’in 637/1239 senesinde Hanbeliler için yaptırdığı Mucâhidiyye Medresesi, Mustansır’ın cariyelerinden biri tarafından 653/1255 senesinde yaptırılan Beşeriyye Medresesi, ‘Atâ Melik Cuveynî’nin hanımının 671/1272 sene­sinde Bağdat dışında yaptırdığı İsmetiyye Medresesi gibi medreseler de Bağdat’ın bu dönemdeki diğer medreseleriydi. İbn Fuâtî, kendi kitabı Havâdisu’l-Câmi‘a’da Bağdat’ta bulunan başka mescidlerin ismini zikre­der ki bunların bir kısmı VII/XIII. yüzyıldan önce yapılmış ve hala ayakta duruyordu. Teteşiyye Medresesi, Sa‘ade Medresesi, Medresetu’l-ashab, Abdulkadir-i Geylânî Medresesi, Ebû Hanîfe Medresesi ve Mercâniyye Medresesi bunlardandır.

İran’da da o yolda bulmuş olduğu tüm yıkım ve yağmalamalara rağ­men ünlü seyyah İbn Batûta, bu ismi geçen medreselerden yetişmişti. İbn Batûta, Şuşter’de Şerefuddîn Musa b. Sadruddîn Süleyman’a ait olan mescitlerin birinde yaşamaktaydı. Loristân Atabekleri hükümet merkezi olan İzec’de bir medrese olup içinde bir mescid, onun dışında bir hamam, etrafında da bağlar vardı. Bu gezginin Şîrâz’da gördüğü medreseler, Nişâbûr’da Moğolların saldırısından sonra yapılmış olan ve İbn Batûta’nın Horasan ve Irakeyn’in iyi medreselerinden saydığı güzel ve önemli medrese, Harezm’de iki medrese ve sekizinci imamın bulunduğu Meşhed’deki bir mescid bunlardandır.

Moğolların egemenliği döneminde meydana gelen medreselerden bi­risi de Buhârâ’daki Monka Kaan’ın annesi Suyurkuktunî’nin yaptırdığı medrese idi. Gazan Han da daha sonraları Gazan Şam’ı veya Şenb-i Gazan olarak adlandırılan Tebrîz Şam’ında kendisi için yaptırdığı büyük makberenin etrafına geniş binalar yaptırdı. Bunların içinde kütüphaneler, kilimler, hankahlar ve içinde müderrislerin felsefî ilimler verdikleri göz­lem evi yaptırdı. Şafiiler ve Hanefiler için birer medrese yaptırdı ve onla­rın geçimini karşılamak için vakıflar tayin etti. Ondan sonra yerine geçen Sultan Muhammed Hudâbende de Sultâniyye şehrinde kendisi için yap­tırdığı büyük türbenin etrafına mescidler, hankahlar, medreseler ve Daru’s-siyâdeler yaptırdı. Bunların geçimi için de vakıflar tayin etti. Baş­larına da veziri Hâce Reşîduddîn Fazlullah’ı atadı. Bu müesseselerde on müderris, yirmi muayyid, yüz ilim talebesi, yirmi sufi, on dört Kur’an Hâ­fızı, sekiz müezzin ve dört öğretmen (çocuk öğretmeni) hizmet etmek­teydi. Aylık olarak da her bir müderrise bin beş yüz dinar, her bir muayyide yedi yüz elli dinar, her bir ilim talebesine, sufiye, Hâfıza, müez­zine ve kütüphane öğretmenine yüz yirmi dinar verilmekteydi.[1] Sultan Mu­hammed Hudâbende’nin orduda beraberinde götürdüğü gezici bir  medresesi de vardı. Vassâfu’l-Hadrâ, ondan “Gezici Sultanlık Medresesi” diye söz etmektedir. Sultanın ordusu her durduğu yerde bu gezici med­rese de kurulur ve faaliyetini sürdürürdü. Kitaplardan oluşan sandıklar da bu gezici sultanlık medresesiyle birlikte yüklenir ve durulduğu yerde mü­derris ve öğrencilerin kitaba ihtiyacı olduğunda bunlara müracaat edi­lirdi.

Hâce Reşiduddîn Fazlullah, Sultâniyye şehrinde medrese, hankah ve bir Daru’s-siyâdet yaptırdı. Yezd’de de onun emriyle Reşîd Medresesi diye tanınan medrese ve hankahlar yaptırıldı (715/1315 yılı). Olcaytu’nun bir diğer veziri Tâcuddîn Alişah da Tebrîz’de bir mescid, içinde de bir zaviye ve medrese yaptırdı.

İsmi anılmaya değer medreselerden “Şîrâz’daki “Kerducîn Medre­sesi”, Kirmân Karahıtaylarından Suyurgatmış İbn Kutbuddîn Şahcihan’ın eserlerinden olan “Kirmân Yenikapı Medresesi”, ayrıca Yezd ve Meybûd’da varolan Medreseler sayılabilir. Kimi medreseler de bundan önceki dönemde yaptırılmış ve bu dönemde İran’ın yağmalanmamış böl­gelerinde ayakta durmuştu. Yezd Atabeklerinin merkezi olan Yezd’deki Atabek İzzuddîn’in (ö.604/1207) yaptırdığı medrese, İzzuddîn’in oğlu Keykâvus’un yaptırdığı medrese gibi medreseler, Safvetiyye, Nusretiyye, Rukniyye, Şemsiyye vb. medreseler bunlardandır.[2] Bunlar dışında Eberkûn, İsfahân, Kâzerûn, Şîrâz, Kum, Kâşân, Sâve, Rey, Hemedân, Kazvîn, Sultâniyye ve Tebrîz’de birçok medrese, hankah ve hayır müesse­sesi Ruknuddîn Muhammed b. el-Huseynî’nin oğlu Şemsuddîn Muham­med’in çabalarıyla meydana geldi.

Bu dönemde mahalli yapılaşmaların olduğu tüm yerlerde Moğollar öncesinde olduğu gibi medreselerin yapımına –ki elbette dinî bir boyut taşıyordu– yönelindi. Örneğin VIII/XIV. yüzyıl ortalarında Şîrâz’da med­reselerin, mescidlerin ve hayır kurumlarının sayısı beş yüze ulaşıyordu. Ayrıca bunlara ait vakıfların sayısı da sonsuzdu.[3] Mâzenderân, Kirmân ve Horasan şehirlerinde mahalli hakimler, birçok medreseler yaptırmışlardı.


 

[1] Nefâyisu’l-funûn, İslamiyye Yayınevi baskısı, c.II, s.257-8.

[2] Bu dönemdeki Yezd Medreselerinin durumu, aynı zamanda Rukniyye Medre­sesi ve zamanı belirlemek için yapılmış olan saat kulesi hakkında daha geniş bilgi için bkz. Târîh-i Edebiyât der İrân, c.II, Birinci Bölüm, s.212-215.

[3] Nuzhetu’l-kulûb, Tahran, 1336, s.138.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.