Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:35

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۹:۰۵

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

Ehlibeyt İmamları'nın Miraslarının Bulunduğu

 

İki Mahfaza

Usul-i Kâfî ve Besairu'd-Derecat kitaplarında Hüseyin b. Ebî Alâ'dan şöyle rivayet edilmiştir:

 

İmam Cafer Sadık'ın (a.s), "Cifr-i Ebyaz benim yanımdadır." buyurduğunu duyunca, "Onda ne var?" diye sordum.

 

İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Onda Davud'un Zebur'u, Musa'nın Tevrat'ı, İsa'nın İncil'i, İbrahim'in Suhuf'u, bütün helâl ve haramlar ve içinde Kur'ân olmayan Fatıma'nın Mushaf'ı vardır. Onda insanları bize muhtaç kılan şeyler vardır; insanlar onları öğrenmek için bize müracaat ederler; biz ise kimseye muhtaç değiliz. Onda hatta bir kırbaç, yarım kırbaç ve çeyrek kırbaç cezası ve tırmalamanın diyeti bile kaydedilmiştir. Cifr-i Ahmer de benim yanımdadır."

 

Ben, "Cifr-i Ahmer'de ne var?" diye sordum.

 

İmam (a.s), "Resulullah'ın (s.a.a) silahı…" buyurdu.

 

İmam (a.s), "Onda insanları bize muhtaç kılan şeyler vardır" sözüyle, Cifr denilen mahfazada Ali'nin kitabı olduğu ve Ali'nin kitabında ise insanların ihtiyaç duyduğu her şeyin bulunduğunu kastetmiştir.

 

Ebu Hamza, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet eder:

 

Fatıma'nın Mushafı'nda Kur'ân'dan bir şey yoktur; onda babasının (s.a.a) vefatından sonra kendisine telkin edilen sözler vardır.

 

Başka bir rivayette ise İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle nakledilmektedir:

 

Fatıma'nın Mushafı benim yanımdadır; onda Kur'ân'dan bir şey yoktur!

 

İmam Cafer Sadık (a.s), halkın "mushaf" kelimesini günümüzde olduğu gibi Kur'ân'la karıştırmaması için çeşitli hadislerde Hz. Fa-tıma'nın (s.a) Mushafı'nda Kur'ân'dan bir şeyin olmadığını vurgulamıştır.

 

Besairu'd-Derecat kitabında Ali b. Said'den şöyle rivayet edilir:

 

İmam Cafer Sadık'ın (a.s) yanında oturmuştum. Dostlarımızdan bir grup da oradaydı. Mualla b. Huneys İmam'a, "Fedanız olayım! Hasan b. Hasan'dan ne çektiniz?" diye sordu. Sonra Tayyar, İmam'a şöyle dedi: "Fedanız olayım! Bir sokaktan geçerken, Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ı gördüm; bir merkebin üzerindeydi ve etrafını Zeydîlerden bir grup sarmıştı…"

 

Tayyar, bu görüşmede Muhammed b. Abdullah'la aralarında geçenleri İmam'a (a.s) anlattıktan sonra İmam, Cifr hakkında şöyle buyurdu:

 

O, su kırbası gibi tabaklanmış bir öküz derisidir. Onda kitaplar ve insanların kıyamete kadar ihtiyaç duyacakları şeylerin bilgisi var. Resulullah (s.a.a) onu imla etmiş ve Ali de (a.s) kendi eliyle yazmıştır. İçinde Kur'ân'dan bir ayet bile bulunmayan Fatıma'nın Mushafı da ondadır. Resululla-h'ın (s.a.a) yüzüğü, zırhı, kılıcı ve özel sancağı da bizim yanımızdadır. Göresi gözleri olmayanlara rağmen Cifr de bizim yanımızdadır.

 

Bu rivayet iki senetle rivayet edilmiştir; biz bunlardan en mükemmel olanını naklettik.

 

*   *   *

 

Bu bölümde Ehlibeyt Ekolü'nde ilmin kaynaklarıyla ilgili söylediklerimiz, "Bir şeyin ispatı diğer şeyleri nefyetmeyi gerektirmez." kuralı gereğince, Ehlibeyt İmamları'nın ilimlerinin kaynaklarının sadece bunlarla sınırlı olduğu anlamına gelmez. Nitekim İmam Mu-sa Kâzım'dan (a.s) bu konuda şöyle rivayet edilmiştir:

 

Bizim ilmimizin ereği üç kısımdır: Geçmiş, gelecek ve oluşmakta olan. Geçmiş açıklanmıştır. Gelecek kaydedilmiştir. Oluşmakta olanlar ise kalplere atılır ve kulaklara duyurulur. İlmin bu üçüncü kısmı, ilmimizin en üstün olanıdır; ancak Peygamberimizden sonra peygamber yoktur.

 

Bu Hadisin Şerhi

 

Allâme Meclisî'nin Miratu'l-Ukul kitabında bu hadisin şerhinde yazdıkları özetle şöyledir: Hadiste geçen "mebleğu ilmina" yani ilmimizin ereği ve kemali veya dayanağı ve kaynağı. "Mazin" geçmişle ilgili ilimdir. "Ğabir" ise gelecekle ilgili ilimdir. "Ğabir" geçmiş ve gelecek manalarına gelen zıt anlamlı kelimelerdendir.

 

"Fe emme'l-mazi fe-mufesser", yani geçmişle ilgili ilimleri Resu-lullah (s.a.a) bize tefsir ve şerh etmiştir.

 

"Fe emma'l-ğabir fe-mezbur", yani gelecekle ilgili ilimler Câmia, Fatıma'nın Mushafı ve diğer kitaplar da bizim için yazılmıştır. Dinin yasaları ve hükümleri de bu kitaplarda veya bunların birindedir.

 

"Ve emma'l-hadis fe-kazfun fi'l-Kulub ve nakrun fi'l-esma", yani Allah tarafından olması kesinleşen yeni olaylara veya Rabbanî ilimler ve maarifle ya da kapalı şeylerin teşrihiyle ilgili ilimler bir melek vasıta olmaksızın Allah Teala tarafından kalbe ilham edilir veya bir melek vasıtasıyla duyurulur.

 

İlmin bu kısmının onların en üstün ilimleri olmasının nedeni, bu ilmin onlara has olması ve bir insan vasıta olmaksızın onlara ulaşması veya diğer iki ilmin onlara has olmamasıdır. Zira Selman ve Ebuzer gibi bazı özel sahabîler de Hz. Resulullah'ın (s.a.a) haber vermesiyle bu iki ilimden az da olsa nasiplenmişler, o kitapların ba-zı bölümlerini görmüşlerdir.

 

Fakat halkın nazarında gaipten haber vermek peygamberlere has olduğu için İmam'ın (a.s) bu sözü yanlış anlaşılabilirdi. Bu yüz-den İmam (a.s) bu sözün peşinden hemen, "…ancak Peygamberimizden sonra peygamber yoktur." buyurarak bu yanılgıya ma-hal bırakmamıştır. Çünkü peygamberle muhaddes arasındaki fark, peygamberin vahiy alırken meleği görmesi, muhaddesin ise sadece meleğin sesini duymasıdır. (Allâme Meclisi'nin -r.a- şerhi burada bitiyor)

 

Usul-i Kâfî'de İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle rivayet e-dilmiştir:

 

Muhammed'in vasilerinin hepsi (ona ve onlara selâm olsun) muhaddestirler.

 

İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyurmuştur:

 

Ehlibeyt İmamları doğru konuşan, iyi kavrama gücüne sa-hip olan muhaddeslerdir.

 

Muhammed b. Müslim'den bu konuda şöyle rivayet edilmiştir:

 

İmam Cafer Sadık'ın (a.s) huzurunda muhaddes konusun-dan söz açılınca İmam şöyle buyurdu: "Muhaddes meleğin sesini duyan, fakat onu görmeyen kimsedir."

 

Ben, "Fedanız olayım! Bu durumda onun meleğin sözü ol-duğunu nasıl anlar?" diye sordum. İmam, "O sırada sözün me-leğe ait olduğunu anlayabileceği bir sükûnet ve huzur bu-lur." buyurdu.

 

Hilâfet Ekolü'nün hadis kitaplarında da bu özelliklerin benzerlerini halifelerden bazıları için ispatlayan hadislere rastlamaktayız; tıpkı Ümmü'l-Müminin Aişe'nin halife Ömer hakkındaki şu rivayeti gibi:

 

Aişe dedi ki: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:

 

Sizden önceki ümmetlerde muhaddesler vardı; benim üm-metimde de onlardan biri olacak olursa, Ömer b. Hattab on-lardandır.

 

Ebu Hureyre de, Ömer hakkında bu hadisin bir benzerini rivayet etmiştir. Fakat Hilâfet Ekolü kaynaklarında geçen bu gibi hadislerde, onlardan birinin, Ehlibeyt İmamları hakkında açıkça ve net olarak belirtildiği gibi Hz. Resulullah'tan (s.a.a) bir kitap miras aldığı geçmiş değildir.

 

Şimdi Ehlibeyt İmamları'nın Hz. Resulullah'tan (s.a.a) miras al-dıkları bu kitapları nasıl birbirinden aldıklarını inceleyelim.

 
 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.