İmam Cafer Sadık'ın (a.s), İmam Hasan'ın (a.s) çocuklarının iktidarı ele geçirip geçiremeyeceklerini öğrenmek için Cifr kitabı ve Hz. Fatıma'nın Mushafı'na müracaat ettiğini gördük; nitekim Usul-i Kâfî ve Besairu'd-Derecat kitaplarında Fuzeyl b. Sukre'den şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık'ın (a.s) huzuruna girince İmam (a.s) bana, "Sen gelmeden önce neye baktığımı biliyor musun?" buyurdu. Ben, "Hayır." dedim. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Sen gelmeden önce Fatıma'nın kitabına bakıyordum; yeryüzünde hükümete ulaşacak olan herkesin kendisinin ve babasının adı bu kitapta geçmiştir. Fakat İmam Hasan'ın (a.s) çocukları hakkında onda bir şey bulamadım." Velid b. Subeyh'ten şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık (a.s) bana, "Ey Velid!" buyurdu, "Ben Fatıma'nın Mushaf'ına baktım ve falancanın çocukları için ayakkabı üzerine konan toz miktarı dışında bir şey göremedim." Süleyman b. Halid'den ise şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık'ın (a.s), "Benim yanımda sultanların isimleri kaydedilen bir sahife var; fakat onda Hasan'ın evlatları için bir şey yoktur." buyurduğunu duydum. Ömer b. Uzeyne, İmam Cafer Sadık'ı (a.s) dinleyen bir gruptan şöyle rivayet eder: "İmam Cafer Sadık'a Muhammed (b. Abdullah b. Hasan) hakkında soruldu. İmam (a.s) şöyle buyurdu: Benim yanımda içinde bütün peygamberlerin ve yönetime geçecek bütün sultanların isimleri bulunan iki kitap var; vallahi Muhammed b. Abdullah bu iki kitaptan hiçbirinde yoktur. İmam'ın (a.s) "iki kitap"tan maksadı, Cifr kitabı ve Hz. Fatıma'-nın (s.a) Mushafıdır. "Bütün peygamberlerin isimleri"nden maksadı ise dedesi Hz. Resulullah'tan (s.a.a) önce gelip geçen peygamberlerdir. Bu konu, aşağıdaki hadisten de net bir şekilde anlaşılmaktadır. Besairu'd-Derecat kitabında Mualla b. Huneys İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet etmektedir: İsmi benim yanımdaki kitapta yazılmayan hiçbir peygam-ber, peygamber vasisi ve padişah yoktur. Vallahi bu kitapta Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ın ismi geçmemiştir. Bu hadisin bir benzeri de Ays b. Kasım'dan rivayet edilmiştir. Mualla b. Huneys'ten şöyle rivayet edilmektedir: İmam Cafer Sadık'ın (a.s) huzurunda olduğum bir sırada Muhammed b. Abdullah b. Hasan onun huzuruna gelerek selâm verdi ve sonra da ayrılıp gitti. İmam Cafer Sadık (a.s) Muhammed'e acıdı ve gözlerinde yaş belirdi. Bunun üzerine ben, "Şimdiye kadar sizin ona karşı böyle bir şey yaptığınızı görmemiştim!" dedim. İmam (a.s), "Onun hâline acıdım; çün-kü o kendisinin olmayan bir işe girişmiştir; ben Ali'nin (a.s) kitabında bu ümmetin halifeleri veya padişahları arasında onun ismini görmedim." buyurdu. Anbese b. Bicad el-Abid'den şöyle rivayet edilmektedir: İmam Cafer Sadık (a.s) Muhammed b. Abdullah b. Hasa-n'ı (a.s) görünce gözleri yaşla doluyor ve şöyle buyuruyordu: "Kurban olayım ona. İnsanlar onun vadedilen Mehdi olduğunu söylüyorlar; halbuki o öldürülecektir; onun ismi babası Ali'nin (a.s) kitabında bu ümmetin halifeleri arasında geç-miyor." İmam Cafer Sadık'ın (a.s) "Ali'nin kitabı"ndan maksadı, babası Emirü'l-Müminin Ali'den (a.s) miras aldığı "Cifr" kitabıdır. Kâfî kitabında Fuzeyl b. Yesar, Bureyd b. Muaviye ve Zurare'-den şöyle rivayet edilmiştir: Abdulmelik b. A'yun İmam Cafer Sadık'a (a.s), "Zeydîler Muhammed b. Abdullah (b. Hasan)'ın etrafında toplanmışlar; acaba o hükümete ulaşacak mı?" diye sordu. İmam, "Vallahi bende, içinde bütün peygamberlerin ve yeryüzünde hüküm sürecek bütün padişahların ismi geçen iki kitap var; vallahi Muhammed b. Abdullah'ın ismi bu kitapların hiçbirinde geçmemiştir." buyurdu. İmam Cafer Sadık (a.s) amcası oğulları olan Hasan oğullarının hareketleri karşısındaki tutumunda Cifr-i Ebyaz ve Fatıma'nın Mushafında geçen bilgilere dayanıyordu. İmam (a.s), bazen onlara bu kitaplarda geçen başlarına gelecekleri bildiriyordu. Fakat amcası oğulları onun öğüt ve nasihatlerini kabul etmiyorlardı. Bu konuyu Ebu'l-Ferec el-İsfahanî Makatilu't-Talibiyyin adlı eserinde şöyle kaydetmiştir: Aralarında İbrahim b. Muhammed b. Ali b. Abdullah b. Abbas, Ebu Cafer Mansur, Salih b. Ali, Abdullah b. Hasan b. Hasan (a.s) ve oğulları Muhammed ve İbrahim ve yine Muhammed b. Abdullah b. Amr b. Osman da bulunan Ha-şimoğulları'ndan bir grup Ebvâ'da bir araya toplandılar Salih b. Ali, bu toplantıda şöyle konuştu: "İnsanların size göz diktiğini ve sizin hareket ve işaretinizi beklediğini biliyorsunuz. Allah'ın sizi bir araya topladığı bu toplantıda kendi aranızdan birini seçip biat edin ve canınızla onu koruyun ki fatihlerin en hayırlısı olan Allah size fetih versin." Sonra Abdullah b. Hasan Allah'a hamd ve senâ ettikten sonra şöyle konuştu: "Bildiğiniz gibi benim bu oğlum (Muhammed) Mehdi'dir; o hâlde gelin ona biat edelim." Ebu Cafer Mansur ise şöyle konuştu: "Neden kendinizi aldatıyorsunuz?! Allah'a andolsun, halkın gözlerinin bu gence (Muhammed b. Abdullah b. Hasan'a) dikildiğini, boyunlarının ona doğru uzandığını ve onun emrini canıgönülden ka-bul ettiklerini biliyorsunuz." Oradakiler, "Allah için doğru söyledin; bu hepimizin bildiği kişidir." dediler ve sonra hep birlikte kalkıp Muhammed'e biat ettiler ve ellerini onun eline sürdüler. Daha sonra -bu seçim ve biate katılması için- birini Cafer b. Muhammed'e (İmam Cafer Sadık a.s) gönderip onu çağırdılar. Cafer b. Muhammed (İmam Cafer Sadık a.s) gelince Abdullah b. Hasan yerinden kalkarak ona yanında yer verdi ve sonra da ilk sözlerini tekrarladı. İmam Cafer Sadık (a.s), "Bu işe girişmeyin; bir sonuca ulaşamayacaksınız." buyurdu ve sonra Abdullah'a dönerek şöyle buyurdu: "Bunun vadedilen Mehdi olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun; o, Mehdi olmadığı gibi bu zaman da Mehdi'nin zuhur zamanı değildir; fakat eğer onun Allah için ve iyiliği emredip kötülükten sakındırmak için kıyam etmesini istiyorsan, Allah'a andolsun sen bizim ailemizin büyüğüsün ve seni yalnız bırakmaz, oğluna biat ederiz." Abdullah bu sözlere öfkelenerek, "Senin muhalefet ede-ceğini biliyordum; vallahi Allah sana gaybî ilim vermemiş-tir; sen ancak oğlumu kıskandığın için muhalefet ediyor-sun." dedi. İmam (a.s) bunun üzerine, "Vallahi benim muhalefetimin nedeni bu değildir." buyurdu. Ve sonra elini Ebu Abbas Sef-fah'ın sırtına vurarak, "Fakat bu, kardeşleri ve çocukları sizden öne geçecekler." buyurdu. Sonra elini Abdullah b. Hasan'ın omzuna vurarak şöyle buyurdu: "Vallahi hükümet ne sana ve ne de senin çocuklarına ulaşmayacak; hükümet onlarındır ve senin her iki oğlun da öldürülecektir." İmam (a.s) daha sonra ayağa kalktı ve Abdulaziz b. İm-ran ez-Zührî'nin koluna yaslanarak, "Şu omzuna sarı cüppe alan adamı (Ebu Cafer Mansur-i Devanikî) görüyor musu-nuz? Vallahi bu, onu (Muhammed'i) öldürecektir." buyurdu. Abdulaziz b. İmran üstüne basa basa, "Yani o, Muhammed'i öldürecek mi?" diye sordu. İmam (a.s), "Evet." buyurdu. Abdulaziz, ben içimden, "Vallahi kıskançlıktan dolayı böy-le söylüyor." dedim. Fakat ölmeden önce onların ikisinin de (Mansur-i Devanikî tarafından) öldürüldüğünü gördüm. Ebu'l-Ferec daha sonra şöyle diyor: İmam Cafer Sadık'ın (a.s) bu sözlerinden sonra onlar da kalkıp dağıldılar ve bir daha toplanmadılar. Fakat Abdussa-med ve Ebu Cafer, İmam Cafer Sadık'ın (a.s) peşinden giderek, "Ey Ebu Abdullah! Bu söylediklerin gerçek mi?!" dediler. İmam (a.s), "Evet; vallahi ben bunları bilerek söylüyorum." dedi. Başka bir rivayette ise İmam Cafer Sadık'ın (a.s) Abdullah b. Hasan'a şöyle buyurduğu geçer: Bu iş (hükümet) ne sana ve ne de senin evlatlarına ulaşmayacak; aksine, (Ebu Abbas es-Seffah'a işaret ederek) buna, ondan sonra da (Mansur'a işaret ederek) buna, sonra da çocuklarına ulaşacak ve çocukları emir yapıp kadınlarla meş-veret edinceye kadar hükümet bunların elinde olacaktır. Abdullah b. Hasan bu sözleri işittikten sonra, "Ey Cafer! Vallahi Allah sana gaybını bildirmemiştir…" dedi. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Hayır vallahi, ben senin oğlunu kıskanmıyorum; gerçekten bu -Eba Cafer- onu zeytin yağı çıkarılan taşların üzerinde öldürecek ve sonra da kardeşini Tufuf'ta atının ayakları suda olduğu bir hâlde öldürecektir…" Taberî ve Ebu'l-Ferec, Abdullah b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin'in (a.s) kızı Ümmü'l-Hüseyin'den şöyle rivayet etmişlerdir: Amcam Cafer b. Muhammed'e, "Fedanız olayım! Muham-med b. Abdullah b. Hasan'ın sonu ne olacak?" diye sordum. Cafer b. Muhammed şöyle buyurdu: "Muhammed bir fitnede bir Rum evinin yakınlarında ve kardeşi ise Irak'ta, atının ayakları suda olduğu bir hâlde öldürecekler…" Diyorlar ki: Mansur-i Devanikî'nin ordusunun baş kumandanı İsa Medine'ye girince İmam Cafer Sadık (a.s), "Bu, o mudur?!" diye sordu. Oradakiler, "Ey Ebu Abdullah! Kimden bahsediyorsun?" dediler. İmam şöyle buyurdu: Bizim kanımızla oynayacak olan kişiden! Vallahi o Muhammed ve İbrahim'e aman vermeyecek! Ravi diyor ki: Muhammed'le birlikte Hamza b. Abdullah b. Muhammed b. Ali de kıyam etti. Oysa amcası İmam Cafer Sadık (a.s) onu sakındırarak öldürüleceğini söylemişti! |