Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:29

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۵۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Ehlibeyt İmamları, Hadislerini Dedeleri Resulullah'a (s.a.a) Dayandırırlar

 Yukarıda geçen hadislerde Ehlibeyt İmamları, hiçbir şeyi kendi rey ve görüşlerine göre söylemediklerini, onları Hz. Resulullah'tan (s.a.a) naklettiklerini vurgulamışlardır. Aşağıda Ehlibeyt İmamları'nın hadislerini dedeleri Hz. Resulullah'a (s.a.a) dayandırdıklarını göreceğiz:

 

 Sumae b. Mehran, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet etmiştir:

 

 Allah Teala helâl, haram ve tevili Resulullah'a (s.a.a) öğretmiş ve Resulullah da (s.a.a) onların hepsini Ali'ye (a.s) öğ-retmiştir.

 

 Bunun benzeri bir söz de dört senetle Hamran b. A'yun'dan ve yine Ebu Basir, Ebu'l-A'ezz ve Hammad b. Osman'dan rivayet edilmiştir.

 

 Yakub b. Şuayb'den de iki senetle İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

 

 Yüce Allah, Resulullah'a (s.a.a) Kur'ân'ı öğretti ve Kur'ân dı-şında ona başka bir şey daha öğretti. Sonra Allah Teala Resu-lullah'a (s.a.a) ne öğrettiyse, o da onları Ali'ye (a.s) öğretti.

 

 Muhammed Halebî, İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet etmiştir:

 

 Resulullah'ın bildiğini Ali de biliyordu. Allah Teala Resu-lullah'a ne öğrettiyse, Resulullah da onu Emirü'l-Müminin Ali'ye öğretmiştir.

 

 Süleym b. Kays, Emirü'l-Müminin Ali'den (a.s) şöyle rivayet et-miştir:

 

 Resulullah'tan (s.a.a) bir şey sorduğum zaman bana cevap verir, sorularım bitince de kendisi konuşurdu. Dolayısıyla, gece ve gündüz, gök ve yer, dünya ve ahiret, cennet ve cehennem, dağ ve çöl, aydınlık ve karanlık hakkında kendisine ne kadar ayet indiyse, Resulullah (s.a.a) onu bana okudu, bana yazdırdı, ben de kendi elimle onu yazdım; onun tevil ve tefsirini, muhkem ve müteşabihini, özel ve genelini ba-na öğretti; nasıl, nerede ve kıyamet gününe kadar kimin hak-kında nazil olduğunu bana haber verdi. O hazret, yüce Allah'tan bana anlama ve ezberleme gücü vermesini istedi. İşte bu yüzden ben Kur'ân'ın bir tek ayetini bile unutmuş değilim ve Resulullah'ın (s.a.a) kendisine inip de bana yazdırmadığı bir ayet bile yoktur.

 

 Yukarıdaki hadisi, Ehlisünnet kaynaklarından Tabakat-i İbn Sa'd'dan aldığımız aşağıdaki üç rivayet teyit etmektedir:

 

 1- Muhammed b. Ömer b. Ali b. Ebu Talib'den (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Ali'ye, "Resulullah'ın (s.a.a) ashabı içinde en çok hadisin senin yanında olmasının nedeni nedir?" diye sorulunca şöyle buyurdu: "Ben Resulullah'tan sorduğum zaman bana cevap verir, sustuğumda ise onun kendisi konuşmaya başlardı."

 

 2- Süleyman Ahmesî, babası kanalıyla Emirü'l-Müminin Ali'den şöyle rivayet etmiştir:

 

 Vallahi inen her ayetin ne hakkında, nerede ve kime karşı nazil olduğunu bilirim. Allah Teala bana anlayan bir kalp ve konuşan bir dil vermiştir.

 

 3- Ebu Tufeyl kanalıyla Ali'den şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Benden Allah'ın Kitabını sorun; benim gece mi, gündüz mü, çölde mi, dağda mı nazil olduğunu bilmediğim bir ayet yoktur. Besairu'd-Derecat'ta Zeyd b. Ali'den Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

 

 Cebrail'in Resulullah'a (s.a.a) hangi konuda ve kimin hak-kında, hangi helâl, haram ve sünneti, hangi emir ve nehyi indirdiğini bilmeden gözüme uyku girdiği veya Resulullah'ın (s.a.a) bana görev verdiği bir gün olmamıştır.

 

 Ravi diyor ki:

 

 Zeyd'in yanından dışarı çıktığımızda bir grup Mu'tezilî ile karşılaştık ve Zeyd'in sözlerini onlara aktardık. Onlar dediler ki: "Bu çok büyük bir iddiadır. Böyle bir şey nasıl olabilir?! Oysa kesinlikle Resulullah ile Ali'nin bir süre birbirlerini görmedikleri olmuştur. Bu durumda Ali bunları nasıl bilebilir?"

 

 Biz tekrar Zeyd'in yanına dönerek Mu'tezilîlerin eleştirilerini kendisine aktardık. Bunun üzerine Zeyd şöyle dedi: Ali (a.s), Resulullah (s.a.a) ile birlikte olmadığı günleri aklında tutardı. Bir araya geldiklerinde Resulullah (s.a.a), "Ey Ali! Falan gün şu ayetler indi; filan gün de şu ayetler indi." buyurarak Ali'yle görüştüğü güne kadar inen ayetleri birer birer ona söylerdi.

 

 Ravi der ki.

 

 Sonra biz Zeyd'in söylediklerini Mu'tezilîlere aktardık.

 

 Zeyd b. Ali'nin rivayetini, Hilâfet Ekolü'nün önemli ve muteber kaynaklarından olan Sünen-i Neseî, Sünen-i İbn Mâce ve Müsned-i Ahmed b. Hanbel'de geçen aşağıdaki üç rivayet teyit etmektedir; ifade Neseî'nindir:

 

 1- Abdullah b. Nuceyy'den Hz. Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

 

 Ben Resulullah'ın (s.a.a) yanında hiç kimsenin sahip olmadığı bir makama sahiptim. Ben her sabah Resulullah'a (s.a.a) gider kapının arkasından, 'Allah'ın selâmı senin üzerine olsun ey Allah'ın Resulü!' derdim. Peygamber yavaş bir şekilde öksürürse, evime geri dönerdim;, aksi durumda içeri girerdim.

 

 2- Hz. Ali şöyle buyurmuştur:

 

 Benim Resulullah (s.a.a) ile baş başa kaldığım özel bir saat vardı; o saatte Resulullah'a gider ve içeri girmek için izin isterdim. Resulullah (s.a.a) namazda olsaydı, yavaşça öksürür, aksi durumda girmem için izin verirdi.

 

 3- Hz. Ali şöyle buyurmuştur:

 

 Her gün Resulullah'la biri gece ve biri de gündüz olmak üzere iki defa görüşme iznim vardı; geceleyin görüşmeye gidince Hazret yavaşça öksürürdü.

 

 Yukarıda, Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) Resulullah'tan (s.a.a) ilim öğrendiğini belgeleyen bazı rivayetlere değindik. Şimdi ise Ehlibeyt İmamları'nın Hz. Resulullah'ın (s.a.a) emriyle Hz. Ali'den (a.s) ilim öğrendiklerini belgeleyen bazı rivayetlere değinelim:

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.