Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:23

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۵۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
     

Ehl-i Beyt (as) Rivayetlerinde Dua

           
allah
     

      İmam Bakır(as)’ın ashabından biri kendisinden sordu: Hangi ibadet daha daha iyidir?
           İmam buyurdu; Allah(cc)  katında hiçbir ibadet kendi katında olan bir şeyin ondan istenmesinden  daha iyi değildir ve hiçbir  kimse Allah(cc) katında kendisine ibadet  etmeyen ve Ondan bir şey istemekten tekebbür eden kişi kadar buğz  edilmiş değildir. (Usul-u Kafi-Farsca Tercümesi, C:3, S.210)
            İmam Sadık yine buyuruyor; Dua  etmek sizin üzerinize olsun. Çünkü hiçbir şeyle aynı onun gibi Allah’a  yakınlaşamazsınız. Küçük hacetleriniz dahi olsa dua etmeyi, küçük  olduğu için bırakmayınız, zira küçük hacetlerde büyük hacetleri  bağışlayanın elinde bulunmaktadır. (Usul-u Kafi, C:4, S:210)     

       
Allah Resulü (sav) buyuruyor; Dua mümin’in silahı, dinin direği ve yerin ve göğün nurudur. (Usul-u Kafi, C:4, S:213)
     

   Allah Resulü (sav) buyuruyor; Sizlere düşmanlardan kurtuluş verecek silahı ve rızkınızı artıracak şeyde yol göstereyim mi?
             Arzettiler; Evet, ya Resulullah.
             Buyurdu; Allah’a gece ve gündüz dua ediniz, zira mümin’in silahı duadır.(1)
            İmam Rıza(as) her zaman ashabına buyuruyordu; Peygamberlerin silahı sizin üzerinize olsun. Ona arzettiler; Peygamberlerin silahı nedir? Buyurdu; Dua’dır.(2)
              İmam Sadık(as) buyurdu; Dua, keskin mızraktan daha etkilidir. (3)
             Ashabından birisine buyurdu; Dua senin üzerine olsun, O her derdin dermanıdır.(4)
      (1,2,3; Usul-u Kafi-Farsca Tercümesi, C:4, S:214), (4 Usul-u Kafi-Farsca Tercümesi, C:4, S:217)          

  Dua’nın Sebepleri:

      Sebep ve sebebler insanın, Allah’u Teala’nın dergahına doğru  yönelmesine neden olmaktadır. Bu yöneliş insanlarda değişik şekillerde,  yani iman ve itikadi mertebeler açısından farklılıklar arzetmektedir.
              Bazıları Allah’a maddi ihtiyaçlarını gidermesi için dua ediyorlar  ve  bu ihtiyaçlar bazen çok cüz-i ve sade, bazen de çok mühim ve hayati  olmaktadır.
             Diğer bir kısım insanlarda Allah’a kendisinin  yakınlığına ulaşmak amacıyla dua etmekte, buna varmak içinde daha hızlı  hareket etmektedirler. Onların duaları yalnız maddi ihtiyaçların  giderilmesi için olmayıp aslında onların dualarında maddi ihtiyaçlar  söz konusu bile değildir. Onlar yalnız Allah’a karşı duydukları aşk ve  alakadan dolayı ona dua etmektedirler. Onlar için dua etmenin kendisi  maddi ihtiyaçlar için söz konusu olmaktan ziyade, manevi istekleri,  ilahi yakınlık ve yakın kulluktur.
           Kısaca dua’nın sebebleri   kişilerin isyan ve itikadi derecelerindeki farklılıktan dolayı değişik  olmaktadır. Bu esas üzerine dua’nın kişilerin imani ruhlarını  yapılandırmadaki rolü muhtelif boyutlarda olacaktır.           

Dua ve Rızayet Makamı:

      Rızayet makamı, yani insanın hayatındaki olaylar karşısında razı olması  ve Allah’a itiraz etmemesidir. Bu insanın vazife ve ödevlerinin güzelce  yerine getirmesi ve o zaman  Allah’ın takdirine razı olup isyan  etmemesi şeklinde de manalandıralabilir.
              Bazıları  soruyorlar; Eğer insan Allah’ın her istediği şeye razı olursa öyleyse  dua etmenin ne manası vardır? Ve acaba dua rızayet makamıyla aykırılığı  yokmudur?
            Bunun cevabı şudur: Her zaman dua etmekde  ve gerçekte gelecek için bir şeylerin olmasını istemekteyiz. Bizim  Allah’ın gelecekte ne istediğinden haberimiz yoktur.
              Daha açık söylemek gerekirse; Allah’ın gelecekte bizler için razı  olacağı şeyleri bilmemekteyiz.Buna dayalı olarak dua eden kimsenin  birkaç hedefi vardır.
             1-Dua etmesinin  nedeni dua’nın kendisi için Allah’a ibadet olduğu için dua ediyordu. Bu  durumda dua etmenin rızayet makamı ile hiçbir çelişkisi yoktur. Zira  Allah’ın emri ile dua ederek ona itaatde  bulunmuştur.
           2-Dua  etmesinin nedeni bir şeye uluşmak içindir, bunuda Allah’dan  istemektedir. Bu durumda, gelecekte Allah’ın ne istediğini  bilmediğinden karşımıza iki varsayım çıkmaktadır. Birincisi, Hacetini,  Allah’ın selah gördüğü şey ve rızayeti olmak şartıyla istemekte ve şunu  söylemektedir. “Allah’ım selah gördüğün ve rızanın onda olduğu ne şey  varsa benim için mukadder et! (Allah’ın gerçekleşmesini uygun gördüğü  şey)”.  İkincisi ise dua edenin haceti her ne kadar Allah’ın selah ve  rızayetine ters düşsede ondan istemektedir. Böyle bir durumda dua,  rızayet makamına ters düşmektedir. Bu dua’nın değeri yoktur. Ancak  birinci varsayımda dua ile hacetin dile getirilmesii Allah’ın rızayeti,  şartıyla olduğundan değerli ve hakiki bir dua’dır ve rızayet makamıyla  hiç çelişkisi yoktur. Hakiki dua’nın kaide ve usülleri vardır ve riayet  edilmesi lazımdır. Buna riayet edilmediği takdirde dahi dua’ya icabed  edilmesine ümütli  olmak lazımdır.


Allah’a Yönelme Duası
Dua ibadetin ruhudur
HZ. ALİ’NİN (A.S) MÜNACATI


Total Visit: 1108
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.