Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:19

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۴۹

Sayfalar  Sanat  Din  İslam  Dua

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Ebu Hamza Sumali Duâsı

       
Ebu Hamza Sumali Duâsı
     

       Ehl-i Beyt Mektebinin en büyük şahsiyetlerinden olan Şeyh Tusi (r.a)  "Misbah" adlı dua kitabında Ebu Hamza-i Sumali'den, rivayet etmiştir  ki, İmam Zeynü’l-Âbidin aleyhisselam, Ramazan ayının gecelerini genelde  ibadet etmekle geçirirdi ve sahur vakti olunca şu duâyı okurdu:

     

     “Allahım; cezalandırarak beni edep eyleme. Kendi başıma bırakarak da  tuzağına duçar etme. Ey Rabbim! Nereden bir hayır umarım; oysa senin  katından başka kimseden hayır gelmez. Kurtuluşa nasıl erebilirim; oysa,  ancak senin lütfünle kurtuluşa erişilir. Ne iyi amel sahibi, senin  yardım ve merhametinden gânidir; ne de kötü işler yapıp sana karşı  gelen ve senin hoşnutluğunu kazanmayan senin kudret ve tasallutundan  çıkabilir.

     

     Ey Rabbim, ey Rabbim, ey Rabbim!(bu sözü nefesi  kesilinceye kadar tekrarlardı). Seni, seninle tanıdım. Sen beni kendine  yönelttin ve kendi kapına çağırdın. Eğer senin yardımın olmasaydı,  senin kim olduğunu bilemezdim. Hamt (bütün övgüler) Allah’a mahsustur.  O Allah'a ki ben O'nu çağırıyorum bana icabet ediyor; oysa O beni  çağırdığında ben gevşek davranıyorum. Hamt Allah’a mahsustur; Allah'a  ki istediğimi veriyor; oysa benden ödünç isteğince, (kullarına borç  vermemi) isteyince cimrilik ediyorum.

     

    Hamt O Allah’a  mahsustur ki, istediğim vakit hacetim için O'nu çağırıyorum ve sırrımı  bir aracı olmadan O'na açıyorum, O da hacetimi karşılıyor. Hamt O  Allah’a mahsustur ki, O'ndan başkasını çağırmam. Eğer O’ndan başkasını  çağırsaydım bile bir sonuç vermez. Hamt O Allah’a mahsustur ki, O'ndan  başkasına ümit bağlamam; eğer O'ndan başkasına ümit bağlarsam, benim  ümidim hiçe çıkar. Hamt Allah’a mahsustur ki, işlerimi O üzerine aldı  ve beni onurlandırdı. Beni, halka terk etmeyerek halkın küçümsemesinden  kurtardı. Hamt O Allah’a mahsustur ki, benden gani olduğu halde  kendisini bana dost kıldı. Hamt O Allah’a mahsustur ki, hiç bir günah  işlememişim gibi bana yumuşak davranıyor, Benim nezdimde övgüye en  layık olan Rabbimdir ve ben O’na hamt ediyorum.

     

    Allahım;  ben, istekleri sana yöneltmenin yolunu açık görüyorum. Sana doğru coşan  ümit pınarlarını dolu buluyorum. Sana ümit besleyene yardımın lütfünle  hazırdır. Seni çağıranların yüzüne duâ kapıları açıktır. Biliyorum ki,  ümit edenlerin hacetini yerine getiren; perişan olanların hallerini  gözeten gerçekten de sensin. Ve biliyorum ki senin kerem ve ihsanın  için yakarmak, kaza ve kaderine rıza göstermek cimrilerin tutumlarına  karşı bana bir mükafattır Ve dünya taliplerinin ellerindekinden  ihtiyaçsızlıktır. 

     

    Sana doğru hareket edenin mesafesi  yakındır. Muhakkak ki, kullarınla aranda bir engel koymamışsın (seni  basiret gözüyle müşahede edebilirler). Fakat ne var ki, insanların  yaptıkları, onlara bir engel teşkil ediyor. Ben, isteğimi senin kapına  getirmişim. Hacetimi sana bildiriyorum; sana sığınıyorum, yakarışımı  sana aracı kılıyorum; halbuki, duâmın katında kabul olunmasına ve  affına layık değilim. Ama ben, senin keremine güveniyor ve vaadinin  doğruluğuyla huzur buluyorum. Birliğine olan imanım, senden başka  Rabbim olmadığına dair yakin ve marifetimle sana yöneliyorum. Senden  başka tapılacak hiç bir mabut yoktur, birsin ve ortağın yoktur.

     

      Allahım; “Allah’ın fazlından isteyin; Allah daima sizlere karşı  şefkatlidir-merhametlidir” diye buyuran sensin. Sözün haktır ve vaadin  doğrudur. Ey mevlam, kullarına, senden hacet istemeği emrettiğin halde  onları bahşişinden mahrum etmek senin şanından uzaktır. Sen, kullarına  sayısız bahşişlerde bulunansın. Kullarına, sürekli şefkatli ve raufsun.  Allahım; küçüklüğümde nimetlerinle beni eğiten ve büyüdüğümde, ismimi  yücelten sensin. Ey dünyada beni ihsan ve lütfüyle terbiye eden ve  ahirette kendi af ve keremine ümitlendiren (Rabbim),Ey Mevlam! Beni  sana yönlendiren seni tanımamdır ve sana olan sevgim senin katında  şefaatçimdir. Ben kendi kılavuz ve şefaatçimin doğruluğundan eminim.

     
       
Ebu Hamza Sumali Duâsı
     
     

     Ey mevlam! Günahının çokluğundan konuşmayan bir dille seni çağırıyorum.  Ey Rabbim! Günahtan dolayı helaka doğru yönelen bir kalple sana niyaz  ediyorum. Ey Rabbim! Korku ve ümit içinde seni çağırıyorum.Ey Mevlam!  Günahlarıma baktığımda dehşete kapılıyorum, ama, senin keremine  baktığımda, umutlanıyorum. Eğer beni affedersen, bu senin  merhametlilerin en üstünü olduğun içindir; (rahmetin bunu gerektirir)  ve eğer beni cezalandırırsan hakkımda zulmetmiş olmazsın.

     

     Allahım; istemediklerini yapmama rağmen, beni senden hacetimi istemeğe  cesaretlendiren senin bahşiş ve keremindir. Günah işlemekten  çekinmediğim halde, zor anımda dayanağım senin rahmet ve ra’fetindir.  Günahkâr olmama rağmen, benim ümidimi boşa çıkarmayacağını, arzumu  gerçekleştireceğini ümit ediyorum. Ümidimi gerçekleştir ve duâmı kabul  buyur! Ey dergahına niyazda bulunulanların en hayırlısı ve ey ümit  bağlanmaya layık olanların en üstünü!

     

     Ey mevlam! Arzum  büyük, amelim ise kötüdür; affından bana, arzumun miktarıca ihsan eyle  ve beni kötü amelimden dolayı hesaba çekme; çünkü senin keremin  günahkârları cezalandırmaktan daha üstündür. Hilim ve sabrın hata  işleyenleri cezalandırmaktan daha büyüktür. Ey mevlam; ben senin  büyüklüğüne sığınmaktayım. Gazabından lütfüne koşmaktayım. Affın  hususunda iyi kanaate sahip olan hakkında, affın muhakkaktır; Ey  Rabbim, ben kimim ki benden intikam alasın? Değerim nedir ki?  Büyüklüğünle günahımı affet ve affınla bana lütufta bulun. Ey Rabbim,  kötü amelime, perde çek (ört). Zatının yüceliği hürmetine, beni  kınamaktan vazgeç.

     

    Eğer bugün senden başkası günahımı  bilseydi, o günahı işlemezdim. Eğer günahımdan dolayı hemen azaba  uğrayacağımdan korksaydım, o günahtan kaçınırdım. Bu ise senin değersiz  ve önemsiz olduğun anlamına gelemez; haşa. Bu tutumum senin kusurları  örtenlerin en hayırlısı, hüküm verenlerin en iyisi ve kerem  sahiplerinin en üstünü olduğundandır. İnsanların kusurlarını örtensin,  günahları affedensin ve mutlak surette gaybı bilensin. İnsanların  günahlarını kereminle örtersin ve hilminle cezalarını geciktirirsin.  Her şeyi bilmene rağmen hilimli olduğun ve her şeye kadir olduğun halde  affettiğin için hamt olsun sana. Hilmin, sana karşı gelmeye beni  cür’etlendiriyor; kusurlarımı örtmen, benim hayamın az olmasına sebep  oluyor; affının büyüklüğüne ve rahmetinin genişliğine olan marifetim,  beni günah işlemeğe cüretkâr ediyor.

     

     Ey Halim, ey Kerim,  ey diri olan, ey yaratıkları var edip koruyan, ey günahları affeden, ey  tevbeleri kabul eden, ey bahşişi büyük ve ey ihsanı sürekli olan!  Güzelce kusurları örtmen hani? Büyük affın nerede? Hemen kazanılabilen  kurtuluşun hani? Acil yardımın ve geniş rahmetin hani? Değerli  bahşişlerin, güzel bağışların sonsuz lütufların büyük kerem ve  nimetlerin, kadim ve ezeli ihsanın nerededir? Ey Kerim, keremin  nerededir? Keremin hürmetine, Muhammed ve Muhammed'in Ehl-i Beyt’inin  hürmetine, beni kurtuluşa erdir. Rahmetinin hürmetine, beni kurtar. Ey  her işi iyi ve güzel olan Allah, ey nimet veren ve ey lütuf sahibi!  Ben, azabından kurutulmak için amellerime değil, senin bize olan lütuf  ve ihsanına güveniyorum. Çünkü, sensin korkulmaya layık olan ve sensin  affetmeğe layık olan. Önce nimetler vererek kulların hakkında ihsanda  bulunursun, sonra kereminle günahlarını affedersin. Bilmiyorum  hangisinin şükrünü yerine getireyim: Bana verdiğin güzel nimetlerin mi?  Üzerine perde çektiğin (örttüğün) kötü yönlerimin mi? Zor imtihanları  bana kolaylaştırıp onların çoğundan beni selametle kurtarmanın mı?

     

      Ey sana sevgi besleyenin dostu, ey sana sığınanın ve herkese olan  bağlılığını kesip sadece sana alaka bağlayanın gözünün ışığı! Sensin  her işi iyi olan ve biziz kötü amel sahibi; öyleyse ey Rabbim, kendi  güzelliğinle kötü yönlerimizi bağışla. Ey Rabbim; senin lütuf ve  ihsanının kapsamadığı bir cehalet mi var? Ve senin hilim ve  yumuşaklığını tüketen bir zaman mı var? Amellerimizin, senin  nimetlerinin karşısında bir değeri yoktur. Senin sonsuz kereminin  karşısında kötü amellerimizi nasıl çok sayabiliriz?! Ey Rabbim; senin  sonsuz merhametin, günahkârları nasıl kapsamına almaz?! Ey mağfireti  hesapsız olan, ey rahmet eli daima açık olan!

     

     Ey mevlam!  Eğer beni, katından ve rahmet kapından uzaklaştırsan bile ant olsun  izzetine kesinlikle kapından geri dönmem ve sana yalvarmaktan  vazgeçmem. Çünkü senin kerem ve ihsan sahibi olduğunu iyice biliyorum.  İstediğin işi yaparsın, istediğini -istediğin kadar ve istediğin  şekilde- azaplandırırsın. İstediğine -istediğin kadar ve istediğin  şekilde- merhamet edersin. Yaptıkların hakkında kimse seni sorguya  çekemez. Mülkünde sana karşı gelinemez. Yönetiminde ortak olamaz.  Hükmüne muhalefet olunmaz. Tedbirinde hiç kimse sana itiraz edemez.  Yaratmak ve hüküm sana mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı  yücedir.

     

    Ey Rabbim; sana yönelen, keremine sığınan ihsan ve  nimetlerini tanıyan bir kulun olarak kapına gelmişim. Sensin affını  günahkârlara çok görmeyen cömert. Fazlın eksilmez ve rahmetin azalmaz.  Biz, senin kadim ve ezeli affına, sonsuz lütuf ve rahmetine  güveniyoruz. Ey Rabbim; acaba bizimle, sana olan umut ve beklentimizin  aksine mi muamele edeceksin?! Veya, umutlarımızı boşa mı çıkaracaksın?!  Hayır! Kesinlikle. Ey Rabbim! Senin hakkında böyle bir zanna sahip  değiliz ve senin dergahına olan umudumuz bu değildir.

     
       
Ebu Hamza Sumali Duâsı
     
     

     Senden arzu ve beklentimiz çok büyüktür. Sana karşı günah işledik, ama  arzumuz günahlarımızı örtmendir. Seni çağırdık, ümidimiz duamıza icabet  etmendir. Arzumuzu gerçekleştir, ey mevlamız! Yaptıklarımızın  karşısında neye müstahak olduğumuzu biliyoruz. Ama sen halimizi  biliyorsun. Biz de biliyoruz ki, sen katından bizleri eli boş geri  çevirmezsin. Biz senin rahmetine layık olmasak da, sen, sonsuz lütfünun  gereği bize ve günahkârlara ihsanda bulunmaya layıksın. Layık olduğun  şeyin hürmetine bize ihsanda bulun. Bize ihsan ve bağışta bulun; çünkü  senin bağışına muhtacız.

     

    Ey çok bağışlayan; senin nurunla  hidayete erdik, fazl ve ihsanınla gâni olduk; nimetinle sabahladık ve  akşam ettik. Günahlarımız sana aşikârdır. Allahım, senden af diliyoruz  ve tekrar sana dönüyoruz. Sen, bize çeşitli nimetler vererek şefkat  gösteriyorsun. Biz ise bunun karşısında günah işliyoruz. Senin hayrın  daima bize inmektedir, bizim ise fenalığımız sürekli sana gelmektedir.  Her zaman kerim bir melek kötü amelimizi senin huzuruna getirir; ama,  bu (amelimizin kötü olması) bize, bol bol zahirî ve batinî nimetler  vermene engel olmuyor. Her şeyden münezzehsin. Yarattığında ve tekrar  dirilttiğinde hilmin, keremin ve lütfün sonsuzdur. İsimlerin  mukaddestir, medhin yücedir. Tüm eser ve nişanelerin güzeldir. Allahım!  Senin lütuf ve hilmin o kadar büyük ve çoktur ki, asla beni hatalarım  ve kötü işlerimle değerlendirmezsin.Ey Mevlam! Ey mevlam!Ey Mevlam!  Bağışla bizi; bağışla bizi; bağışla bizi.

     

    Allahım, bizi,  kendini anmaya muvaffak et. Gazabından aman ver, azabından uzak eyle,  bahşişlerinden bize de nasip eyle. Bize, evini (Ka'beyi) ve  Peygamber'inin kabrinin ziyaretini nasip eyle; salat, rahmet, mağfiret  ve hoşnutluğun ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun. Muhakkak ki sen -kullarına-  yakın ve onların duâlarına icabet edensin. Her yaptığımızı kendin için  itaat kıl. Bizi, kendi dininin ve Peygamber'inin (Allah’ın salat ve  selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun.) sünneti üzerine öldür.

     

      Beni ve anne-babamı bağışla. Onlara merhamet et. Beni onlar büyüttü;  hakkımdaki ihsanlarına karşı onlara ihsanda bulun, Onların günahlarını  bağışla.

     

    Mü'min erkekleri ve kadınları, onların dirilerini ve ölülerini bağışla. Bizleri hayır işlerde onlara takipçi kıl.

     

     Allahım, dirimizi, ölümüzü, huzurda olanımızı ve olmayanımızı,  erkeğimizi, kadınımızı, küçüğümüzü, büyüğümüzü, efendimizi ve kölemizi  (bunların hepsini) affet. Allah’dan dönenler yalan dediler ve onlar zor  bir sapıklığa düştüler ve onlar açık bir hüsrana uğradılar.

     

     Allahım; Muhammed'e ve Muhammed'in Ehl-i Beyt’ine salat et. İşimi  hayırla sonuçlandır. Önemli dünya ve ahiret işlerimde bana yardımcı ol.  Bana acımayanı, bana musallat etme. Kendi katından bana daima bir  koruyucu nasip eyle. Verdiğin güzel nimetleri elimden alma. Kendi lütuf  ve kereminden bol, helal ve temiz rızık bana nasip eyle.

     

     Allahım; beni korumana al, her beladan koru ve beni kendin himaye et.  Bu yıl ve her yıl bana kendi evinin (Ka'be'nin) ziyaretini nasip eyle.  Peygamber'inin kabrinin ziyaretini ve İmamların ziyaretini (Allah’ın  salat ve selamı onlara olsun) nasip eyle. Ey Rabbim; o kutsal ve  şerefli yerlerde bulunmaktan beni mahrum bırakma.

     

     Allahım;  bana, bir daha günah etmemek üzere tövbe etmeği nasip eyle. Kalbime,  iyi iş yapmayı ilham eyle; iyi olana amel etmeyi, gece, gündüz ve beni  yaşattığın sürece senden korkmayı, bana nasip eyle, ey alemlerin Rabbi!

     

    Allahım; ne zaman sana ibadet etmeğe hazırlandımsa ve namaz  kılmak için sana yöneldimse bana dalgınlık ve uyku verdin, sana  yalvarış ve münacat halini benden aldın. -Allahım- neden böyle bir  duruma düştüm? Ne zaman ıslah olduğumu ve tövbe edenlerin  toplantılarına katılmaya yakın olduğumu sandımsa azmimi kıran ve sana  kulluk etmeğe engel olan önemli bir hadiseyle karşı karşıya kaldım. Ey  mevlam yoksa beni kapından kovmuş ve hizmetinden kenara mı itmişsin?

     

     Belki de, senin hakkını hafife aldığımı gördüğün için beni kendinden  uzaklaştırmışsın. Veya senden yüz çevirdiğimi gördüğün için bana gazap  etmiş veya beni yalancılardan sayıp da teveccühünden atmışsın veya  nimetlerinin şükrünü yerine getirmeyen bir kul olduğumu gördüğün için  beni mahrum etmişsin veya alimlerin toplantısından uzak olduğum için  beni aşağılamış veya beni gafillerden sayıp dolayısıyla rahmetinden  ümidimi kesmişsin. Veya başı boş insanların toplantılarına meyil  ettiğimi görüp beni onlara dost kılmışsın veya benim duâmı işitmek  istemediğin için beni dergahından uzaklaştırmışsın veya suçum, günahım  ve senden utanmadığım için beni cezalandırmışsın. Ey Rabbim! Eğer beni  affetsen bu sana yaraşır; nitekim, benden önce nice günahkârları sen  affettin. Çünkü -Ey Rabbim- senin lütuf ve keremin günah işleyen  kulları cezalandırmaktan daha yücedir; ben de senin lütfüne  sığınıyorum. Gazabından senin merhametine doğru kaçıyorum. Affın  hakkında iyi kanaate sahip olana mağfiretin muhakkaktır.

     

     Allahım! senin fazl ve hilmin o kadar büyük ve geniştir ki, hiç bir  zaman beni amel ve günahımdan dolayı aşağılamazsın. Ey Mevlam! Ben  neyim ve değerim nedir ki?!Ey Mevlam! Lütuf ve keremin hürmetine beni  bağışla. Kusurlarımı ört. Zatının azameti hürmetine günahımdan geç.

     
       
Ebu Hamza Sumali Duâsı
     
     

    ...Ey Mevlam! Ben, senin büyüttüğün küçüğüm; ilim bahşettiğin cahilim;  hidayet ettiğin yolunu kaybedenim; yücelttiğin hakirim; güvence  verdiğin korkanım; doyurduğun aç ve suya kandırdığın susamışım;  giyindirdiğin çıplağım; zenginleştirdiğin fakirim; güçlendirdiğin  zayıfım; aziz ettiğin zelilim; şifa verdiğin hastayım; bağışta  bulunduğun dilenciyim; günahını örttüğün günahkârım; hatasını  bağışladığın hatakârım; (neslini) çoğalttığın azım; yardım ettiğin  mustazafım; huzuruna kabul ettiğin kovulmuşum.

     

    Ey Rabbim!  Ben, gizlide senden hayâ etmeyen utanıp çekinmeyen, açıkta seni  gözetmeyen zavallıyım. Ben, büyük musibetler sahibiyim. Ben, Mevlasına  karşı çıkan cüretkârım. Ben, gökyüzünün güçlü Rabbine isyan eden  biriyim. Ben, büyük günah yolunda malını harcayanım. Ben, büyük  günahlara doğru koşanım. Bana mühlet verdin, kendime gelmedim.  Günahlarımı örttün, çekinmedim. Günah işlemekte haddi aştım. Beni  gözünden düşürdün, yine kendime gelmedim. Ama sen hilminle bana mühlet  verdin; kereminle kusurlarımı örttün; bana karşı kusurlarımı hiç  görmemiş gibi davrandın; benden hayâ ediyormuşsun gibi günahlarımın  azabını benden uzaklaştırdın.

     

     Allah'ım! Günah işlediğim  zaman, senin Rablığını inkâr ederek, emrini hafife alarak, azabına  göğüs gererek, tehdidini umursamayarak günah işlemedim. Bir hataydı  oldu; nefsim onu bana güzel gösterdi; heva ve hevesim bana galip geldi;  bedbahtlığım buna yardımcı oldu. Diğer taraftan kusurlarımı örtmene,  aldandım. Böylece, sana isyan ettim, emrine muhalefete kalkıştım. Şimdi  senin azabından kim kurtaracak beni?! Yarın davacılarımdan kim  koruyacak beni?! Eğer tutunacağım ipi çekip koparırsan, kimin ipine  tutunurum ben?! Amel defterimin açılacağı gün vay benim halime! Eğer  kerem ve sonsuz rahmetine ümit etmeseydim ve rahmetinden ümit kesmemi  yasaklamamış olsaydın, yaptıklarımı hatırladığımda tamamen ümitsizliğe  kapılırdım, ey çağırılanların en hayırlısı ve ey ümit edilenlerin en  üstünü!

     

     Allah'ım! İslam'a olan bağlılığımla sana  yöneliyorum. Kur'an'ın hürmetine sana güveniyorum. Ümmî, Kureyşî,  Haşimî, Arabî, Tihamî, Mekkî ve Medenî olan Peygamber'in aşkına, sana  yaklaşmayı ümit ediyorum. O halde, imanla olan tanışıklığımı  yabancılığa çevirme. Mükâfatımı, senden başkasına ibadet eden kimsenin  mükâfatı gibi kılma. Çünkü insanlardan bir grup, kanlarının dökülmesini  önlemek için dilleriyle iman ettiler ve arzuladıklarına kavuştular. Biz  ise, bizi bağışlayasın diye sana dilimiz ve kalbimizle iman ettik.  Öyleyse bizi de arzuladığımıza kavuştur; sana olan ümidimizi kalbimizde  sabitleştir; bizi hidayete kavuşturduktan sonra kalbimizi saptırma ve  kendi katından bize bir rahmet ihsan et; şüphesiz sen, bol ihsan  sahibisin.

     

    Andolsun izzetine, kalbime ilham olan bilgiye  dayanarak senin kerem ve geniş rahmet sahibi olduğunu bildiğim için,  beni kovsan dahi, kapından ayrılmam ve sana yalvarmaktan vazgeçmem.  Kul, mevlasından başka kime gidebilir?! Yaratılan, kendisini yaratandan  başka kime sığınabilir?! Allah'ım! Beni (kıyamet günü) ağır zincirlere  vurup insanların arasında ihsanını benden kessen, insanların gözlerini  kusurlarımı görmeye açsan, ateşe sürüklenmemi emretsen ve benimle iyi  kulların arasında ayrılık düşürsen, yine de senden ümit kesmem; affına  olan ümidimden vazgeçmem; senin sevgin hiçbir zaman kalbimden çıkmaz.  Ben, hiçbir zaman verdiğin nimet ve ihsanlarını ve dünyada kusurlarımı  örtmeni unutmam.

     

     Ey Mevlam! Dünya sevgisini kalbimden çıkar.  Beni, peygamberlerinin sonuncusu Muhammed Mustafa -Allah'ın salatı ona  ve âline olsun- ve yarattıklarının içinden seçtiğin Ehl-i Beyt'iyle bir  araya getir. Beni, tövbe ehli ve gerçekten sana yönelenlerin makamına  ulaştır. Beni kendi halime ağlamaya muvaffak eyle. Gerçekten ömrümü boş  şeyler ve boş arzularla geçirdim. Nefsimin hayrından ümit kesenlerin  durumuna düştüm. Bu halimle kabre intikal edecek olursam, hali benden  daha kötü olan kim olabilir?! Orayı, rahatlayabileceğim bir yer olarak  hazırlamış değilim; salih amelle orada yatmak için bir sergi sermiş  değilim. Nasıl ağlamayayım?! Oysa gidişimin nereye varacağını  bilmiyorum; nefsimin beni aldattığını, günlerimin beni yanılttığını ve  ölümün (kartal gibi) başım üzerinde kanat açtığını görüyorum. O halde,  neden ağlamayayım?! Ruhumun bedenden ayrılacağı ana ağlıyorum! Kabrimin  karanlığına ağlıyorum! Lâhdimin (mezarımın) darlığına ağlıyorum! Münker  ve Nekir'in beni sorguya çekecekleri ana ağlıyorum! Kabirden çıplak,  zelil ve yaptıklarımın ağır yükünü sırtımda taşıdığım bir vaziyette  çıkacağım ana ağlıyorum! O gün (şaşkınlık içerisinde) bazen sağıma ve  bazen de soluma bakacağım. O gün herkes kendi işiyle meşgul olacaktır.  O gün herkesin kendine yeter bir işi vardır. Nice yüzler o gün parıl  parıl parlar, güler, sevinir. Ve nice yüzler o gün toz toprakla  bulanır, üstlerine bir karanlık çöker ve zillet kaplar.

     

     Ey  Mevlam! Güvenim, itimadım, ümidim ve tevekkülüm sanadır; bağlılığım  senin rahmetinedir. Sen dilediğini rahmetine ulaştırırsın ve sevdiğini  kerametinle doğru yola iletirsin. Kalbimi şirkten temizlediğin için  sana hamd olsun; dilimi seni anmaya açtığın için sana hamd olsun. Bu  kusurlu dilimle sana şükredebilir miyim?! Her ne kadar iyi ameller  yapmaya çalışsam da senin rızanı kazanabilir miyim?! Ey Rabbim!  Şükrünün karşısında dilimin kıymeti ne ki?! İhsan ve nimetlerinin  karşısında amelimin değeri ne ki?!

     

    Allah'ım! Bahşiş ve  keremin beni ümitlendirmiştir; lütuf ve keremin amelimin kabul olmasına  sebep olmuştur. Ey Mevlam! Yönelişim sanadır; korkum sendendir ve  ümidim sanadır. Ümidim, beni sana getirmiştir. Ey Yegane Mevlam!  Himmetimi sana bağladım; senin katındakine yönelmişim; en samimi ümidim  sanadır; en gerçek korkum sendendir; sevgim seninle tanışıktır; elim  sana doğru uzanmıştır ve korkum sana itaat etme ipine bağlanmıştır.

     

      Ey Mevlam! Seni anmakla kalbim dirilmiştir. Seni çağırmakla korkunun  acısını kendimden uzaklaştırmışım. Ey Mevlam, ey umudum ve ey en son  isteğim! Benimle, daima senin itaatinde olmama engel olan günahlarımın  arasına ayrılık düşür. Sana olan her zamanki ümidim ve üzerine farz  kıldığın şefkat ve rahmetine olan büyük ihtirasımdan dolayı hacetimi  senden istiyorum. Hüküm senindir; ortağın yoktur. Yaratıklarının hepsi  senin rızkınla rızıklanmakta ve senin yed-i kudretindedirler. Her şey  senin karşında boyun eğmektedir. Pek yücesin, ey âlemlerin Rabbi!

     

     Allah'ım! Hüccetim kesilip delilsiz kalacağım, dilimin sana cevap  vermekten âciz kalacağı ve sorgulaman karşısında aklımın karışacağı gün  (kıyamet günü) bana acı. Ey büyük ümidim! En çok muhtaç olduğum zaman  (kıyamet gününde) kereminden beni mahrum eyleme. Cehaletimden dolayı  beni katından kovma. Sabrımın azlığından dolayı lütfünü benden kesme.  Fakir olduğum için bana ihsan eyle. Güçsüz olduğum için bana merhamet  et. Ey Mevlam! İtimadım, güvenim, ümidim ve tevekkülüm sanadır.  Bağlılığım senin rahmetinedir. Muhtaçlık yükümü senin ihsan kapına  indiriyorum. Senin kerem ve bağışını göz önünde bulundurarak hacetimi  sana bildiriyorum. Ey Rabbim! Keremini ümit ederek sana yakarıyorum.  İhtiyacımın giderilmesini senin katında umuyorum. Fakirliğimi senin  zenginliğinle gidermek istiyorum. Senin affınla ayakta duruyorum. Senin  kerem ve bahşişine göz dikiyorum. Bana ihsanda bulunmanı umuyorum. O  halde, beni ateşte yakma; sensin benim ümidim. Beni cehenneme  yerleştirme; sensin benim gözümün ışığı.

     
       
Ebu Hamza Sumali Duâsı
     
     

   Ey Mevlam! İhsanına olan iyi kanââtimi boşa çıkarma; gerçekten  güvenebileceğim tek sığınak sensin. Benim fakir olduğumu (senin lütfüne  muhtaç olduğumu) çok iyi bildiğin halde katındaki sevaptan beni mahrum  eyleme. Allah'ım! Ecelim yaklaşmış da amelim beni sana  yakınlaştırmamışsa, günahımı itiraf edişimi özür dilememe vesile  kılıyorum. Allah'ım! Eğer affedecek olursan, affetmeye senden layık kim  var?! Ve eğer azaplandırırsan, hükümde senden daha adil kim var? Bu  dünyada garipliğime, ölüm anında kederime, kabirde yalnızlığıma ve  lâhitte tenhalığıma merhamet et. Hesap vermek için huzuruna vardığımda  zelilliğime acı. İnsanların bilmediği günahlarımı bağışla. Her zaman  kusurlarımı ört. Ölüm döşeğine düştüğümde, dostlar başıma toplanıp beni  sağa sola hareket ettirdiklerinde bana merhamet et. Gusül için  yatırılıp salih komşularım tarafından sağa sola çevrildiğimde bana  lütufta bulun. Cenazem akrabalarım tarafından taşındığında bana  merhamet et. Bu dünyadan ayrıldığımda ve senin huzuruna varmak için tek  başıma kabre koyulduğumda bana ihsanda bulun. Yeni evimde (kabirde)  garipliğime (yalnızlığıma) acı ki senden başkasına menus olmayayım.

     

      Ey Mevlam! Beni kendi başıma bırakacak olursan, helak olurum. Ey  Mevlam! Hatalarımı bağışlamadığın takdirde kime sığınabilirim?! Ölüm  döşeğinde senin lütfünle ulaşamadığım takdirde kime yakarabilirim?!  Kederimi gidermediğin takdirde kime iltica edebilirim?!Ey Mevlam!  Senden başka kimsem yok benim. Eğer sen bana merhamet etmezsen, kim  bana merhamet eder?! Yoksulluk günümde, senin fazl ve ihsanın beni  kapsamına almazsa, kimin fazl ve ihsanını ümit edebilirim?! Ecelim  yetiştiğinde günahlarımın affı için hangi kapıyı çalabilirim?!

     

Ey  Mevlam! Sana ümit bağladığım halde beni azabına duçar etme. Allah'ım!  ümidimi gerçekleştir ve korkumu güvene çevir. Günahlarımın çokluğundan  dolayı sadece senin affını ümit ediyorum. Ey Mevlam! Hakketmediğim şeyi  senden istiyorum. Çünkü sen takva ve mağfiret ehlisin (senden  çekinilmeli ve senin affına sığınılmalıdır); öyleyse beni affet.  Lütfünden bana kötü yönlerimi örtecek bir elbise giyindir. Hatalarımı  bir daha onlardan dolayı hesaba çekilmemek üzere bağışla. Şüphesiz,  senin ihsanın kadimdir; affın büyüktür ve büyüklüğünle kullarının  hatalarından geçersin. Allah'ım! Sen bir kerimsin ki, ihsanın  istemeyenlere ve hatta Rabliğini inkâra kalkışanlara bile daima ulaşır.  Öyleyse Ey Mevlam! Hacetini senden isteyeni, yaratan ve işleri tedbir  edenin yalnız sen olduğuna inananı kapından nasıl boş çevirirsin?!  Bereket sendendir; sen yücesin ey âlemlerin Rabbi. Ey Mevlam! Âciz  kulun senin kapına gelmiştir. Muhtaçlık onu senin huzuruna getirmiştir.  Dua etmekle senin ihsan kapını çalıyorum. Lütuf ve keremin hürmetine  benden yüz çevirme. Dile getirdiklerimi kabul buyur. Seni çağırdığım  gibi beni reddetmeyeceğini umuyorum. Çünkü senin çok şefkat ve rahmet  sahibi olduğunu biliyorum. Allah'ım! Sen, hacetini isteyene ihsanda  bulunmaktan yorulmayan bir kerimsin ve bu senden bir şeyi eksiltmez.  Sen, kendin vasfettiğin gibisin ve bizim vasfımızdan çok yücesin.

     

      Allah'ım! Senden güzel sabır, yakın kurtuluş, doğru konuşan dil ve  büyük mükâfat istiyorum. Ey Rabbim! Bildiğim ve bilmediğim her hayrı  senden istiyorum. Allah'ım! Senden salih kullarının istedikleri  şeylerin en hayırlısını istiyorum. Ey kendisine el açılanların en  hayırlısı ve ey bahşiş edenlerin en cömerdi! Kendim, ailem, annem,  babam, çocuklarım, yakınlarım ve din kardeşlerimle ilgili isteklerimi  gerçekleştir. Yaşayışımı güzel kıl. Yiğitlik vasfını bende aşikâr et.  Bütün hallerimi ıslah et. Beni ömrü uzun, ameli iyi, nimetini kendisine  tamamladığın, kendisinden hoşnut olduğun ve baştan başa mutluluk,  keramet ve rahatlık dolu temiz bir hayatla yaşattığın kimselerden kıl;  sen dilediğini yaparsın. Senden başkası her istediğini yapamaz.  Allah'ım! Beni kendi tarafından özel bir şekilde anılmaya layık kıl.  Geceler ve gündüzler sana yakın olmak için yaptığım amelleri riya,  gösteriş ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Beni senin karşında  eğilen ve huşu eden kullarından eyle. Allah'ım! Razkımı bol, vatanımı  emniyetli kıl. Ailemi, evladımı ve mal varlığımı benim için göz  aydınlığı ve sevinç vesilesi kıl. Bana verdiğin nimetleri elimden alma.  Cismime sağlık ve bedenime kuvvet, dinime sağlık ver. Beni yaşattığın  müddetçe kendi itaatine ve elçin Muhammed'in -Allah'ın salat ve selamı  ona ve Ehl-i Beyt'ine olsun- itaatine muvaffak eyle. Beni kendi  katından indirdiğin her çeşit hayır ve bereketten fazlasıyla nasibini  alan kullarından kıl. Beni (özellikle) Kadir gecesinde indirdiğin hayır  ve bereketten en çok nasibini alan kullarından eyle. Her yıl kullarına  indirdiğin rahmet ve giydirdiğin afiyet giysisinden bana da nasip eyle.  Beni, üzerlerinden belaları kaldırdığın, iyi amellerini kabul  buyurduğun ve fenalıklarına göz yumduğun kullarından eyle. Bu yıl ve  her yıl bana, Beyt-i Haram'ı (Kâbe'yi) ziyareti nasip eyle. Ve sonsuz  fazlından bana bol rızk ver.

     

     Ey Mevlam! Tüm fenalıkları  benden defet. Eziklik duymamam için borcumu ve üzerimde olan kul  haklarını eda eyle. Bana zulmetmeye kalkışanların, düşmanlarımın ve  beni çekemeyenlerin gözlerini ve kulaklarını benden uzaklaştır. Beni  onlara galip et. Gözümü ışıklı ve kalbimi mutlu kıl. Hüzün ve kederimi,  rahatlık ve ferahlığa çevir. Yaratıklarından, bana kötülük etmeye  kalkışanı ayaklarım altına düşür (zelil eyle).

     

     Beni,  şeytanın, sultanın ve kötü amellerimin fenalıklarından koru. Beni tüm  günahlardan arındır. Lütfünle beni cehennem ateşinden kurtar.  Rahmetinle beni cennete götür. Fazlınla cennet hurileriyle evlenmeyi  bana nasip et. Beni salih evliyan Muhammed ve onun temiz, üstün ve  seçkin Ehl-i Beyt'iyle birlikte mahşur eyle. Salat ve selamın onlara,  onların bedenlerine ve ruhlarına olsun. Allah'ım ve Mevlam! Andolsun  izzet ve celaline, eğer beni günahlarımdan dolayı hesaba çekecek  olursan, ben de senin affını öne sürerim. Eğer beni cimriliğimden  dolayı hesaba çekecek olursan, ben de senin keremine sığınırım. Eğer  beni ateşe atarsan, ben yine cehennem ehline seni sevdiğimi söylerim.

     

      Allah'ım ve Mevlam! Eğer mağfiretin itaat ehli ve evliyana has olursa,  günahkârlar kime yakarsınlar?! Sadık kimselerden başka hiç kimseye  ikram ve ihsan etmeyecek olursan, kötü insanlar kime sığınsınlar?  Allah'ım! Eğer beni cehenneme atacak olursan, buna düşmanın (şeytan)  sevinir. Ve eğer beni cennete götürürsen, buna Peygamber'in sevinir.  Allah'a andolsun, Peygamber'inin sevinmesinin düşmanının sevinmesinden  sana daha sevimli olduğunu biliyorum. Allah'ım! Kalbimi sana sevgi,  senden korku, kitabına tasdik, sana iman ve sana kavuşma sevinci ile  doldurmanı niyaz ediyorum; ey celal ve ikram sahibi!

     

     Sana  kavuşmayı bana sevimli kıl ve benim de sana varmamı kendine sevimli  kıl. Sana vardığımda bana esenlik, kurtuluş ve keramet nasip et.  Allah'ım! Beni geçmiş salihlere kavuştur ve kalan salihlerden eyle;  salihlerin yolundan gitmeyi bana nasip et. Salihleri kendi nefislerine  galip eylediğin gibi beni de kendi nefsime galip et.

     

     Amelimi  en iyi şekilde sonuçlandır. Rahmetinle amelimin mükafatını cennet kıl.  Beni, bana verdiğin şeylerden razı olduğun şekilde yararlanmaya  muvaffak eyle. Bana dinde sebat ver. Ey Rabbim! Beni kurtardığın  fenalığa bir daha döndürme. Ey âlemlerin Rabbi Allah'ım! Senden ancak,  sana kavuşmakla sonuçlanan bir iman gücü istiyorum. Beni yaşattığın  sürece böyle bir imanla yaşat, böyle bir imanla öldür ve böyle bir  imanla mahşur et. Amelimde ihlaslı olmam için kalbimi dininde riyadan,  şüpheden ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Allah'ım! Bana dinini  kavrama, hükmünü ve ilmini anlama kabiliyeti, rahmetinden iki kanat ve  günahlardan sakınma gücü ver.

     

     Nurunla yüzümü ak et. Katında  olana beni rağbetli kıl. Beni kendi yolunda ve Peygamber'inin dini  üzerine öldür. Allah'ın salat ve selamı ona ve onun Ehl-i Beyt'ine  olsun. Allah'ım! Tembellikten, yorgunluktan, hüzünden, korkudan,  cimrilikten, gafletten, katı kalplilikten, zilletten, düşkünlükten,  fakirlikten, her türlü beladan, gizli ve açık kötülüklerden sana  sığınırım. Kanaat etmeyen nefisten, doymayan karından, huşu etmeyen  kalpten, kabul olunmayan duadan, faydası olmayan amelden sana  sığınırım. Ey Rabbim! Nefsim, dinim, dünyam ve bana verdiğin tüm  nimetler hususunda, rahmetinden kovulmuş olan Şeytan'ın şerrinden sana  sığınıyorum. Muhakkak sen işiten ve bilensin. Allah'ım! Senin  gazabından hiç kimse kurtaramaz beni. Senden başka sığınılacak birini  bulamıyorum. Bu durumda, beni azabının hiçbir çeşidine duçar eyleme.  Beni helakete ve acı azabına doğru sürükleme. Allah'ım! (Amellerimi)  Benden kabul eyle. Ad ve şanımı yücelt. Günahlarımı dök. Hatalarımla  beni anma. Meclisimin sevabını, konuşma ve duamın mükâfatını kendi  rızan ve cennetin kıl.

     

     Senden istediklerimin hepsini bana  ver ey Rabbim! Fazl ve rahmetini bana artır. Benim sana rağbetim  çoktur, ey âlemlerin Rabbi! Allah'ım! Sen Kitabında, haksızlık yapanı  affetmemizi buyurmuşsun. Gerçekten biz kendimize zulmettik; o halde  bizi affet. Şüphesiz sen affetmeye bizden daha layıksın. Sen bize,  dilenciyi kapımızdan boş çevirmememizi emrettin. Ben de bir dilenci  olarak kapına geldim; hacetimi vermeden beni geri çevirme. Bize,  elimizin altında olanlara iyilik yapmamızı emrettin. Biz de senin  kullarınınız; bizi cehennem ateşinden kurtar. Ey kederli anımda  sığınağım! Ey zor anlarımda elimden tutan! Sana sığındım ve senden  yardım diledim. Senden başkasına sığınmıyorum; senden başkasından  kurtuluş ummuyorum. O halde, bana yardımcı ol ve kederlerimi kalbimden  gider. Ey esirleri kurtaran ve ey çok günahları affeden! Az itaatimi  kabul eyle ve çok günahlarımı bağışla. Sensin merhametli ve çok  bağışlayan. Allah'ım! Senden, kalbimden hiçbir zaman çıkmayan kâmil ve  sabit bir iman, hakkımdaki takdirlerinden başka hiçbir şeyin bana  ulaşamayacağını bilmeme sebep olacak kâmil bir yakîn niyaz ediyorum.  Hayatımda bana verdiğin şeylere beni razı ve hoşnut eyle; ey  merhametlilerin en merhametlisi!


     Açıklama:

     

      İmanlı kardeşlerimiz! Ruhunuzda bir kararma hissedip de kalp temizliği  için Ehl-i Beyt (a.s) tarafından gelen meşru bir yol aradığınızda,  ariflerin göz nuru olan bu duayı okumayı size tavsiye ediyoruz. Elbette  bu dua sadece Ramazan ayının seher (sahur) vakitlerine has bir dua  değildir, insan Rabbine yakarmak istediği her zaman ve mekanda masum  bir imamın ağzından çıkan bu sözlerle Rabbine yakarabilir.

     

      İmam Zeyn’el Abidin aleyhisselam’dan nakledilen bu mübarek duânın tam  metni, Ehl-i Beyt’en gelen hadis ve duâları nakleden hadis ve duâ  kitaplarında mevcuttur. bkz Biharu’l-Envar c. 92, s. 82.)

   
Total Visit: 260
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.