Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 17:17

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۴۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

ŞEYH MAHMUD ŞEBİSTERİ

 

17 - Şeyh Mahmûd Şebisterî: Şeyh Sa’duddîn Mahmûd b. Eminuddîn Abdulkerim b. Yahya Şebisterî-yi Tebrîzî VIII/XIV. yüzyılın meşhur ariflerinden ve dönemin Farsça söyleyen orta şairlerindendir. 687/1288 yılında “Tebrîz’e yakın bir köy” olan Şebister’de dünyaya gel­miştir. Tebrîz’de eğitim gördü, tasavvufta Şeyh Bahâuddîn Yakûb-i Tebrîzî’nin öğrencisi oldu. Aklî ve naklî ilimlerde yeterli olup merceiyet makamına sahipti. İran içinde ve dışında uzun yolculuklar yaptı, bir süre de Kirmân’da yaşadı. Evlatları ise orada kaldılar ve “Hâcegân” adıyla bir taife oluşturdular. Şeyh gençliğinde, görüldüğü kadarıyla da 33 yaşında 720/1320 yılında vefat etti ve doğum yeri olan Şebister’de üstadı ve şeyhi olan Şeyh Bahâuddîn Yakûb’un kenarında toprağa verildi.

Şeyh Mahmûd’dan nazım ve nesir olarak birkaç eser kalmış olup hep­sinden önemlisi Gulşen-i Râz’dır. Bu eser, hezec, müseddes-i maksur veya mahzuf bahrinde yazılmış 993 beyitten oluşan bir manzume olup Şeyh, onu Emir Huseynî-yi Sâdât-ı Hirevî’nin Şeyh Bahâuddîn Yakûb-i Tebrîzî’ye sorduğu Hifde Suâl-i Manzûm adlı esere cevap üzerine yaz­mıştır. Şeyhin tasrihiyle 717/1317 yılında Şeyh Bahâuddîn Yakûb’un mec­lisine ulaşan bu sorulara Şebisterî, onun meclisteki işaretleriyle her beyte bir beyitle cevap verdi ve geri gönderdi. Ondan sonra da önceki beyitlere başka beyitler de ekledi ve böylece Gulşen-i Râz ortaya çıktı. Bu manzume onun ilk nazım eseridir. Sadelik, akıcılık ve irfanî anlamları içermesi ne­deniyle hızla baskılar yaptı ve üzerine farklı şerhler yazıldı. Bu şerhler arasından Şah Nimetullah-i Velî’nin Ravza-i Ethâr ve Şemsuddîn Mu­hammed b. Ali-yi Lahicî’nin  Miftâhu’l-i’câz’ı hepsinden daha ünlüdür. Şeyh’in bir başka manzum eseri, sekiz bölümden oluşan üç bin beyitlik Sa‘âdet-nâme’dir. Şeyh, bu manzumesinde uzun süren yolculuklarına, alimlerin ve şeyhlerin ziyaretlerine işaretlerde bulunmuş ve VI/XII. yüz­yılda Azerbaycan’da Baba Hasan Surhabî, Baba Ferec-i Tebrîzî, Hâce Mu­hammed Kececânî, Hâce Abdulkerim-i Tebrîzî ve Hâce Sâyinuddîn-i Tebrîzî’den oluşan beş meşhur arifin makamlarını ve sözlerini zikretmiş­tir. Mensur eserleri konusunda yeri geldiğinde üzerinde durulacaktır.

Aşağıdaki şiirler ondandır:

Erkanın mahpusu olma, tabiatlardan çık, sanatlara bak.

Semaların yaratılışını düşün, ta ki işaretlerde hakkı övesin.

Bir yol bul da büyük arş her iki aleme nasıl muhit oldu.

İsmini neden Rahman’ın arşı koydular, onun insan kalbiyle ne ilgisi var.

Bu ikisi neden sürekli hareket içindeler, zira bir an olsun yerinde durmazlar.

Yoksa gönül yayılmış arşın muhiti midir, ki bu nokta, o ise muhitin etrafıdır.

Gece-gündüzde en az bir kez arş senin yanına gelir ey derviş adam.

Doğudan batıya kadar çember gibi yemeden yatmadan daima dö­nerler.

Bir gece ve gündüzde bu muhteşem çark alemin etrafından tam bir dönüş yapar.

Ondan da bir başka felek aynı şekilde çarkın üzerinde dönüş içinde olurlar.

Fakat atlas çarkının dönüşünün aksine bu sekiz kuşak sürekli dö­nerler.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.