| ŞEYH MAHMUD ŞEBİSTERİ 17 - Şeyh Mahmûd Şebisterî: Şeyh Sa’duddîn Mahmûd b. Eminuddîn Abdulkerim b. Yahya Şebisterî-yi Tebrîzî VIII/XIV. yüzyılın meşhur ariflerinden ve dönemin Farsça söyleyen orta şairlerindendir. 687/1288 yılında “Tebrîz’e yakın bir köy” olan Şebister’de dünyaya gelmiştir. Tebrîz’de eğitim gördü, tasavvufta Şeyh Bahâuddîn Yakûb-i Tebrîzî’nin öğrencisi oldu. Aklî ve naklî ilimlerde yeterli olup merceiyet makamına sahipti. İran içinde ve dışında uzun yolculuklar yaptı, bir süre de Kirmân’da yaşadı. Evlatları ise orada kaldılar ve “Hâcegân” adıyla bir taife oluşturdular. Şeyh gençliğinde, görüldüğü kadarıyla da 33 yaşında 720/1320 yılında vefat etti ve doğum yeri olan Şebister’de üstadı ve şeyhi olan Şeyh Bahâuddîn Yakûb’un kenarında toprağa verildi. Şeyh Mahmûd’dan nazım ve nesir olarak birkaç eser kalmış olup hepsinden önemlisi Gulşen-i Râz’dır. Bu eser, hezec, müseddes-i maksur veya mahzuf bahrinde yazılmış 993 beyitten oluşan bir manzume olup Şeyh, onu Emir Huseynî-yi Sâdât-ı Hirevî’nin Şeyh Bahâuddîn Yakûb-i Tebrîzî’ye sorduğu Hifde Suâl-i Manzûm adlı esere cevap üzerine yazmıştır. Şeyhin tasrihiyle 717/1317 yılında Şeyh Bahâuddîn Yakûb’un meclisine ulaşan bu sorulara Şebisterî, onun meclisteki işaretleriyle her beyte bir beyitle cevap verdi ve geri gönderdi. Ondan sonra da önceki beyitlere başka beyitler de ekledi ve böylece Gulşen-i Râz ortaya çıktı. Bu manzume onun ilk nazım eseridir. Sadelik, akıcılık ve irfanî anlamları içermesi nedeniyle hızla baskılar yaptı ve üzerine farklı şerhler yazıldı. Bu şerhler arasından Şah Nimetullah-i Velî’nin Ravza-i Ethâr ve Şemsuddîn Muhammed b. Ali-yi Lahicî’nin Miftâhu’l-i’câz’ı hepsinden daha ünlüdür. Şeyh’in bir başka manzum eseri, sekiz bölümden oluşan üç bin beyitlik Sa‘âdet-nâme’dir. Şeyh, bu manzumesinde uzun süren yolculuklarına, alimlerin ve şeyhlerin ziyaretlerine işaretlerde bulunmuş ve VI/XII. yüzyılda Azerbaycan’da Baba Hasan Surhabî, Baba Ferec-i Tebrîzî, Hâce Muhammed Kececânî, Hâce Abdulkerim-i Tebrîzî ve Hâce Sâyinuddîn-i Tebrîzî’den oluşan beş meşhur arifin makamlarını ve sözlerini zikretmiştir. Mensur eserleri konusunda yeri geldiğinde üzerinde durulacaktır. Aşağıdaki şiirler ondandır: Erkanın mahpusu olma, tabiatlardan çık, sanatlara bak. Semaların yaratılışını düşün, ta ki işaretlerde hakkı övesin. Bir yol bul da büyük arş her iki aleme nasıl muhit oldu. İsmini neden Rahman’ın arşı koydular, onun insan kalbiyle ne ilgisi var. Bu ikisi neden sürekli hareket içindeler, zira bir an olsun yerinde durmazlar. Yoksa gönül yayılmış arşın muhiti midir, ki bu nokta, o ise muhitin etrafıdır. Gece-gündüzde en az bir kez arş senin yanına gelir ey derviş adam. Doğudan batıya kadar çember gibi yemeden yatmadan daima dönerler. Bir gece ve gündüzde bu muhteşem çark alemin etrafından tam bir dönüş yapar. Ondan da bir başka felek aynı şekilde çarkın üzerinde dönüş içinde olurlar. Fakat atlas çarkının dönüşünün aksine bu sekiz kuşak sürekli dönerler. |