| ŞEYH Saliklerin terbiyecisi ve hankahtakilerin lideri olup okullardaki öğrencilerin öğretmenleri gibidir. “Şeyh” ve “Pîr” veya “Kutb” ve “Murad” olarak da adlandırılırlar. Böylesine yüce bir makama ulaşmak kolay değildi. Şeyh, tarikat şeyhlerinin birinden irşad izni almış ve bu makama ulaşmak için yeterliliği ispatlanmış bir Pîr’den hırka almış ve hırkasının nesebinin sıhhati kesinleşmiş, şeriat ve tarikat ilminden haberdar, bu üç ilmin amelini tam ve kamil anlamda yerine getirmiş olan, süluk makamlarının tümüne hakkıyla ve kamil anlamda ulaşmış ve geçmiş olan, saliklerin her adımda karşılaşabilecekleri zorlukları ve sıkıntıları halledebilmesi, onları amaçladıkları noktaya ulaştırabilmek için bu yollar üzerinde bulunan menzillerin nasıl olduğunu ve niteliklerini her yönüyle görmüş olan ve denenmiş olan kişiydi. Beşerî sıfatlardan bir anda arınmış, nefsanî arzulardan hiçbir şey kendisinde kalmamış olmalıdır. Hiçbir zaman Şeriat, tarikat ve hakikate aykırı olan bir adım atmamalı. Sarhoşluk aleminde değil ayıklık aleminde olmalıdır. Zira “sarhoşluk ehli iradeleri çalınmış olur, kendilerinden irşad ve terbiye etme beklenemez”. Yolcu yolda olup maksadına ulaşmadıkça pirliğe yakışmaz. Zira o, hala kendisine öncülük edilmesi ve maksadına ulaştırması için bir pire muhtaçtır. sufilere göre şeyhlik, herkesten çıkabilecek normal bir şey değil, ilahî bir görevdir. |