| ESİR-İ EVMANİ 3- Esîr-i Evmânî: Esîruddîn Abdullah Evmânî, İran’ın VII/XIII. yüzyılın ilk yarısındaki tanınmış şairlerindendir. Hemedân’ın Evmân kö¬yündendir. Doğum tarihine ait bir bilgi yoktur. Fakat Kemâluddîn İsmail-i İsfahânî ve Refi’-i Lenbânî’nin çağdaşlarından ve sohbet arkadaşların¬dandı. Felsefe, astronomi, tıp, matematik ve Fars ve Arap edebiyatı ilim¬lerinde derin bir bilgiye sahip üstatlardandı. Belki de bu özelliği nedeniyle de bazı tezkire yazarlarının yanlışlıkla onu ilimde Hâce Nasîruddîn-i Tûsî’nin öğrencisi olarak saymalarına sebep olmuştur. Devletşah, birçok Arapça şiiri ona nispet etmiştir. Onun memduhlarından, Azerbaycan Ata¬beklerinin son padişahı Atabek Özbek b. Atabek Muhammed Cihân Pehlevân (ö.622/1225) ve Süleymanşah Eyvânî’yi saymak mümkündür. Vefat yılı, 665/1267 yada 656/1258 olarak yazılmıştır. Esîr, şiirde Enverî’nin üslubuna yatkındır. Enverî’nin beyan gücü ve söz fesahati kendisinde olmamasıyla birlikte sadelik onun üslubuna hakim olduğun¬dan şiirleri daha kolay ve daha tatlı görünür.
Aşağıdakiler onun şiirlerindendir:
Ey güzel yanak sen güzelliğin süsleyicisisin, Güzellik ışıltısını sen akıl gözünde görürsün.
Sen benim için can azığı, gönlümün ciğerparesisin.
Yanmış ciğerime bir bağışta bulunursan yakışır, Ey nazenin! sen kendi güzelliğinden habersiz olduğun için Nasıl olduğunu ve bana nasıl yakıştığını benden duy.
Ben eğer senin hayal tencereni böyle pişireceksem, Çok geçmeden ben tezden sevdalı olurum. Sen benim için nefes gibisin ve onun peşinde olurum,
Bende can oldukça sen gider gelirsin. Bir buse isterim ve sen la’li lü’lü’ ile tutarsın, Güzel cevaptır, ne diyeyim ki şeker emiyorsun. Eğer kemer bağlamaz, dudağını açmazsan ey dilber,
Başkası ne bilsin bir belin ve bir ağzın olduğunu. |