| ESKİ GELENEĞİN DEVAMI VE TEDRİCİ ZAYIFLIĞI VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıllarda Fars şiirinde hala eski üstatların geleneği terk edilmemişti. Şiirde bir duraklamanın yol bulması gerektiyse de tedriciydi. Bu dönemde Fars şiiri taşıdığı güçlü saray özelliğini bir de¬receye kadar yitirdi. Zira İran’ın asli ve merkezi hükümet dili bu dönemde Farsça değildi. Tabii olarak merkezi hükümet Fars dili ve edebiyatına herhangi bir iltifat ve yakınlık göstermiyordu. Bundan dolayı da şiir ve nesir, hükümet saraylarında ve merkezlerinde daha az teveccühe konu oluyor, aksine ayakta fazla duramayan küçük saraylarda ayakta duru¬yordu. Böylece şiir ve edebiyat pazarı revaç ve parlaklıktan düştü. Fars nazım ve nesri saraya ait olmaktan çok genel bir boyut kazandı. Ancak bununla birlikte övgü şiirinin bir anda bu dönemde zayıfladığını da dü¬şünmemek gerekir. Diğer taraftan saray şiirinin az parlaması ve daha çok zevk ve irfan boyutuna sahip şiirlerin revaç bulması bir yandan faydalı di¬ğer yandan ise bir dereceye kadar zarar vericiydi. Faydası, şairin kuru sa¬ray edebiyatı şartlarından kurtarılması ve onun zevke dayalı, yenilikçi ve “yaratıcı” işlerle meşgul hale getirilmesiydi. Zararı ise saraylara girme id¬diasında bulunan değişik şairler arasındaki şiir ve edebiyat aleminde be¬lirginleşmek için zor edebî şartların kaldırılmasıydı. Tüm bunlarla birlikte söylemiş olduğumuz gibi edebî gelenekler Moğol saldırısıyla bir anda terk edilmedi. Aksine VII/XIII. yüzyıl başındaki üstatlar ve onların öğrenci ve eğittikleri aracılığıyla bir süre daha devam etti ve yavaş yavaş zayıflığa doğru yöneldi. |