İranlılar, bu dönemde öncekinden daha büyük bir güçle İslâmî-şer‘î bilimlerin yaygınlaşmasına yardımda bulunmuşlar, kapsamlı ve detaylı çalışmalarını Farsça ve Arapça kitapların yazılması noktasında devam ettirmişlerdir.
Kur’ân tefsiri noktasında bundan önce kendisinden söz ettiğimiz Muhammed Cerîr-i Taberî’nin (ö.310/922) esaslı çalışmasından sonra önemli yeni bir adım, bu eserin Mansûr b. Nûh-i Sâmânî’nin emriyle Farsçaya tercüme edilmesiydi. Derî Farsçasının en önemli eserlerinden olan bu tercüme hakkında bundan sonra bir açıklama yapacağız. Bu alandaki diğer önemli çalışmalardan birisi de Mutezile öncülerinin tevile yakın tefsirler konusunda yaptıkları çalışmalardır. Onların derin dikkat ve tevillerinin diğer Müslümanlar tarafından kabul görmeyen Ebû Ali-yi Cubbâî-yi Huzistânî (ö.303/915), Ebû Bekr Nakkâş-i Mutezilî (ö.351/962) ve Abdusselam-i Kazvînî’nin yaptıkları çalışmalar gibi. Bununla birlikte Cubbâî’nin Tefsirinden IV/X. yüzyılda tertip edilen Farsça bir tercümeye işaret edilmektedir.
Horâsân’ın ünlü filozof ve kelamcısı Ebû Zeyd-i Belhî’nin (ö.322/934) meydana getirdiği değişik teliflerin yanında Kur’ân tefsiri konusunda Nazmu’l-Kur’ân adında bir kitabı vardı ki Yâkût, Mecma‘u’l-Udebâ adlı eserinde bunu zikretmiştir. Ebû Ali b. Sînâ, filozofların üslubuna uygun olarak yapmış olduğu Kur’ân sürelerinden Duha süresinin bir ayetinin tefsiri, İhlas süresinin tefsiri, A’la süresinin tefsiri, “el-Mu’âvizetu’l-evlâ” diye bilinen Felak süresi tefsiri ve “el-Mu’âvizetu’s-sâniye” diye bilinen Nas süresi gibi birkaç süre tefsirini düzenledi.
Kur’ân tefsiri noktasında bundan önce kendisinden söz ettiğimiz Muhammed Cerîr-i Taberî’nin (ö.310/922) esaslı çalışmasından sonra önemli yeni bir adım, bu eserin Mansûr b. Nûh-i Sâmânî’nin emriyle Farsçaya tercüme edilmesiydi. Derî Farsçasının en önemli eserlerinden olan bu tercüme hakkında bundan sonra bir açıklama yapacağız. Bu alandaki diğer önemli çalışmalardan birisi de Mutezile öncülerinin tevile yakın tefsirler konusunda yaptıkları çalışmalardır. Onların derin dikkat ve tevillerinin diğer Müslümanlar tarafından kabul görmeyen Ebû Ali-yi Cubbâî-yi Huzistânî (ö.303/915), Ebû Bekr Nakkâş-i Mutezilî (ö.351/962) ve Abdusselam-i Kazvînî’nin yaptıkları çalışmalar gibi. Bununla birlikte Cubbâî’nin Tefsirinden IV/X. yüzyılda tertip edilen Farsça bir tercümeye işaret edilmektedir.
Horâsân’ın ünlü filozof ve kelamcısı Ebû Zeyd-i Belhî’nin (ö.322/934) meydana getirdiği değişik teliflerin yanında Kur’ân tefsiri konusunda Nazmu’l-Kur’ân adında bir kitabı vardı ki Yâkût, Mecma‘u’l-Udebâ adlı eserinde bunu zikretmiştir. Ebû Ali b. Sînâ, filozofların üslubuna uygun olarak yapmış olduğu Kur’ân sürelerinden Duha süresinin bir ayetinin tefsiri, İhlas süresinin tefsiri, A’la süresinin tefsiri, “el-Mu’âvizetu’l-evlâ” diye bilinen Felak süresi tefsiri ve “el-Mu’âvizetu’s-sâniye” diye bilinen Nas süresi gibi birkaç süre tefsirini düzenledi.