| ŞEMS-İ TEBRİZİ 4- Şems-i Tebrîzî: Şemsuddîn Muhammed b. Ali b. Melekdâd-i Tebrîzî, VI/XII. ve VII/XIII. yüzyılların büyük tasavvufçularından ve bu kesimin öncülerindendir. Mevlânâ Celâluddîn Muhammed-i Belhî’nin üzerinde büyük etkisi vardır. Mevlânâ’nın kendisine duyduğu ilgi nede¬niyle Dîvân-i Kebîr’ini onun adına yazmasından dolayı Fars edebiyatında büyük bir ün kazanmıştır. Bazı tezkire yazarları onu yanlışlıkla İsmailiyye davetçilerinden Kiyâbozorg-i Ummîd’in soyundan saymışlardır. 582/1186 yılı dolaylarında doğmuş olmalıdır. Şemsuddîn’in öğrenim, riyazet ve mücahede dönemi Tebrîz’de geçti. Burada Şeyh Ruknuddîn-i Secâsî, Bâbâ Kemâl-i Cendî ve Ebû Bekir Sellihbâf-i Tebrîzî gibi tasavvuf büyüklerin¬den birkaçının hizmetinde bulundu. Onun peş peşe yaptığı seferler, bazı¬larının kendisini “Şeyh Perrân” diye tanımlamalarına sebep oldu. Şems, uzun süren seyr u seferlerden, Bağdat ve Halep gibi şehirlerde riyazete çekildikten sonra ömrünün üzerinden atmış yıl geçtiğinde 642/1244 yılı¬nın Cemadiye’l-ahir ayının yirmi altısında Konya’ya vardı. Bu şehirde Mevlânâ ile buluştu ve bu kamil şairin gönlü ona bağlandı. Bu buluşma¬nın niteliği hal tercümesi kitaplarında çeşitli şekillerde aktarılmıştır ki bunlar kimi zaman bir efsane şeklinde göze çarpar. Şu kadarı bilinir ki Celâluddîn Muhammed bu buluşmadan sonra elini vaaz ve öğretimden çekti, Şems ile halvete oturdu ve tüm üstatlığına rağmen öğrenci oldu. Bu durum, Konya halkına özellikle de Mevlânâ’nın müritlerine çok ağır geldi ve Şems’e karşı düşmanlık ve kin beslemeye başladılar. Bunun üzerine 643/1245 yılı Şevval ayında Dimaşk’a gitti. Burada on beş ay kaldıktan sonra Mevlânâ’nın ısrarı üzerine 644/1246’te Konya’ya geri döndü. Onunla Mevlânâ arasındaki sevgi bağları o kadar güçlüydü ki nihayet 645/1247 yılında Mevlânâ’nın aşırı bağlılarından bir kesim tarafından –ki güya oğlu Alâuddîn de onlar arasındaydı–öldürüldü. Bir başka rivayete göre de kayboldu. Şems-i Tebrîzî alim ve kamil bir tasavvufçuydu. Fakat telif ve tasnife ilgi duymazdı. Ondan geriye konuşmalarından oluşan Makâlât adlı bir eser elde mevcut olup basılmıştır. Bunun dışında Şemsuddîn-i Eflâkî, onun güzel sözlerinden oluşan on bölümü Menâkibu’l-‘Ârifîn adlı ese¬rinde aktarmıştır. Şems’in Makâlât’ındaki anlatım tarzı sade, çok akıcı ve hitap tarzındadır. |