Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:55

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۲۵

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

EFDALUDDİN-İ KİRMANİ

 

 

Efdal-i Kirmân olarak bilinen Efdaleddîn Ebû Hâmid Ahmed b. Hâmid-i Kirmânî, VI/XII. yüzyıl sonlarının ve VII/XIII. yüzyıl baş­larının büyük yazarla­rından ve bu dönemin ünlü tarihçilerindendir. Kâverdîler döneminin sonları, Kirmân devrimleri ve Oğuzların bu top­raklarda haki­miyet kurduğu dönemde ya­şamış, 583/1187 yılında Kir­mân’ı ele geçiren Oğuz meliklerinden Melik Dinar’ın çağdaşıydı. Oğuz saldırıları dönemin­den sonra da Fars Atabekleri valisi Sa’d b. Zengi’nin ve Şebânkâra emiri Kutbeddîn-i Mubariz’in ve Harezmaşahlı Sultan Muhammed’in Kirmân üzerine giriştikleri kargaşalara şahit olmuş ve kendi eserlerini Kirmân’da meydana gelen bu amansız ve acımasız kargaşalar, kan dökmeler ve ça­tışmalar içinde yazmıştır. Efdal-i Kir­mân, ‘Akdu’l-‘Alâ kitabının beş kı­sımdan oluşan son “kısm”ında kendi yaşamını yazmıştır. Bu kısımdan an­laşıldığı kadarıyla, son Kâverdî padişahı Muhyiddîn Tuğrulşah (551-563/1156-1168)  döneminin biti­minden sonra, Kirmân devrimleri ve fit­nelerinin başlama­sından, Tuğrulşah’ın evlatları arasında ihtilafların baş göstermesinden sonra emirler, vezirler ve eşraf ile sahip olduğu tanışık­lıktan dolayı birkaç yıl bu emirle­rin, vezirlerin yazı işlerini yürütmüş, an­cak inkılapların de­vam etmesi sonucu yurdunu terk ederek ve Horâsân’a gitmiş ve Kûbnân’a yerleşmiş. Beş yıl burada kal­dıktan sonra da Yezd’e gi­derek, bir süre de bu şehirdeki hastanenin işlerini yü­rütmüştür. Kirmân’ın durumu düzelmeye doğru yüz tuttuktan sonra tabipliğin yanında Yezd Ata­bek’inin divan işlerini de ona önerilmesine rağmen kabul etme­yip 584/1188 yılı Muharrem’inde Kirmân’a gitmiş. Aynı dönem içinde Melik Di­nar’ın hizmetine girmiş ve ‘Akdu’l-‘Alâ kitabını o yılın Safer ayında onun adına yazmıştır.

‘Akdu’l-‘Alâ li’l-Mavkufu’l-A’lâ, tarih ve edebiyat açısından güvenilir bir eser olup beş bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm, Selçuklu devleti­nin sonları ve Kirmân’ın duraklama günlerinin zikri hakkında; İkinci bö­lüm, Oğuzların gale­beleri ve Melik Dinar’ın o böl­gedeki hakimiyeti; üçüncü bölüm, adaletin öne çı­karılması, meliklerin ahlakının şerhi, Kir­mân memleketlerinin zikri ve bu bölge­nin özellik­leri ve bir kısım tarihinin zikri; dördüncü bölüm, vezir Kıvâmeddîn’in övgüsü; beşinci bölüm de kendi yaşamı hakkındadır.

Bu kitap, Kâverdîler dönemi sonlarının ve Melik Dinar’ın hü­küm sür­düğü yıllardaki Mahallî Kirmân’ın tarihi bilgilerini içermesi açısından sa­hip ol­duğu önemin yanında aynı zamanda VI/XII. yüzyıl sonlarının Farsça sanatlı, ve­zinli yazının açık örneklerinden biri olması nedeniyle de önem­lidir. Efdaleddîn’in kendi döneminin kulla­nılmakta olan edebiyat ve bilim­ler hatta aklî bilimler noktasındaki bilgisinin ge­nişliği, onun fazileti gösterme noktasında mübalağa etmesine ve kendi kitabını lafzî sanat­lar, geniş Arapça ibareler, terkip, şiir ve hi­kayelerle süslemesine ve ‘Akdu’l-‘Alâ kitabında sanatlı bir nesir ve tekellüflü bir yazı açısından güzel bir ör­nek ortaya çıkarmasına yol açtı. Bununla birlikte ‘Akdu’l-‘Alâ kitabındaki tüm konular, vezinli sanatlı bir yazı şeklinde değildir. Aksine büyük bir bölümü inşa tarzına riayet edilmekle birlikte nisbeten sade, akıcı ve lafzî süslemelerden uzak bir tarzdadır. Ancak ya­zar, fırsatını bulduğu noktada kimi seci’ örneklerine baş vurmuştur.

Târîh-i Efdal olarak bilinen Bedîuzzamân fi Vakâyi‘i Kirmân, Efdaleddîn’in bir diğer önemli eseridir ki Târîh-i Selcûkiyân-i Kirmân kitabının yazarı Muhammed b. İbrahim, Kâverdşâh evlatlarının çoğu­nun hayatını buradan ak­tarmış hatta bir kısmını aynen nakletmiştir. Aynı şe­kilde Hasan b. Şihâb b. Huseyn Yezdî, Câmi‘u’t-Tevârîh adlı eserinde bu kitabın büyük bir bölümünü isim zikretmeden ve kimi ifa­deleri çıkararak çalıntı şeklinde aktarmıştır. Yine aynı şekilde Hafız-i Ebru, Mecma‘u’t-Tevârîh’te bu kitabın bir bölümünden ya­rarlanmış­tır. Bu kitap, Kirmân coğrafyası konusunda, çevresindeki bölgeler ve İslâm öncesi dönem Kir­mân’ın kısa tarihi, buranın Müslümanlar eliyle fethedil­mesi, Saffârîlerin, İlyâsilerin, Gaznelilerin ve Buveyh Deylemîlerinin, Kâverdî Sel­çukluları­nın buraya yaptıkları saldırı dö­nemleri, Selçuklulardan sonra Kir­mân’da meydana gelen değişiklikler, Melik Dinar’ın ve oğulları Acemşâh ve Ferrûhşâh’ın burada hüküm sürmesi, Şebânkâra ve Fars Atabeklerinin ve Harezmşâh valile­rinin Kirmân üzerindeki hakimiyeti gibi konuları içer­mektedir.

Efdaleddîn-i Kirmân’ın Kirmân tarihi konusunda kaleme al­mış ol­duğu el-Muzâf ila Bedâyi’u’z-Zamân fi Vakâyi’i Kirmân adlı eser onun üçüncü kitabı­dır. Bu kitabın telif tarihi, 613/1216 yılı başla­rında yani Oğuz, Şebânkâra ve Fars Ata­bekleri vali ve emirlerinin elle­rinin Kir­mân’dan tamamen kesildiği, bu bölge­nin Mekran’ın doğu sınır­larına ve Hürmüz sınırlarına dek Harezmşahlı Sultan Muhammed’in tabilerinden Zuzen meliki Mueyyedu’l-Mulk Kıvâmeddîn’in ha­kimi­yeti altında olduğu bir dönemde yazılmıştır. Bu eserin yazılış üslubu, ‘Akdu’l-‘Alâ li’l-Mavkufu’l-A’lâ kitabı üslubu gibidir. Bu kitapta görü­len en son tarih altı yüz on üç (613/1216) yılının Muharrem ayıdır.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.