Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:47

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۱۷

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
                       

Duanın Adabı          
dua
         

         Yüce Allah, insanı kemali arar bir fıtratla yaratmış, böylece mutlak  kemalin arayışı içinde olmasını istemiÅŸtir. Kemale ulaÅŸması için de ona  akıl nurunu bahÅŸetmiÅŸ, peygamberleri ve Ehlibeyt İmamları'nı ise onun  yol göstericisi ve örneÄŸi kılmıştır. Kemale ulaşılmakta hata baÅŸ  göstermemesi için de örnek olarak sunduÄŸu o yüce zatları ismet  (masumluk, tüm günah ve hatadan korunmuÅŸluk) ile donatmıştır.  Ta ki  onların sözleri ve yaptıkları, hiçbir hata şüphesine yer bırakmaksızın  güvenilir bir ÅŸekilde kemal yolunu aydınlatsın.
            Kemale  ermenin yegâne yolu ise, ibadetleri yerine getirmek ve yüce Allah'a  itaatte bulunmaktır. İnsana verilen aklın tek başına ve bağımsız olarak  ibadetlerin mahiyetini idrak etmesi ve nasıl yapılacağını bilmesi  mümkün olmadığından, insan, Hidayet Önderleri'ne müracaat etme ve  eksiksiz biçimde onların söz ve amellerini uygulamaya geçirme  zorunluluÄŸu duymaktadır. İşte bu nedenle, en iyi ibadetlerden biri olan  ve yüce Allah ile irtibat kurmanın en güzel yolu olan duada da Masum  önderlerin, Resulullah (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları'nın yöntem ve hâl  harekâtını dikkate almalıdır. Åžimdi bu yöntemlerin bazısına iÅŸaret  edelim:

         

      1- Duadan Önce Allah'ı Övmek:
            İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuÅŸtur: "Sizlerden biri herhangi bir istekte bulunduÄŸunda (dileÄŸinin  gerçekleÅŸmesi için Allah'a dua ettiÄŸinde), önce medhüsenada bulunup  Allah'ı övmelidir. Çünkü Sultan'dan bir ÅŸey isteyen kimse, elinden  geldiÄŸi kadar önce en güzel sözleri dile getirir (sonra isteÄŸini dile  getirir)."[1]
            Ehlibeyt İmamları Allah'ın huzuruna  yönelip dua ettiklerinde, duaya Allah'ı methetmekle baÅŸlarlardı.  Nitekim İmam Ali (a.s) her PerÅŸembe akÅŸamı ve ÅŸaban ayının on beÅŸinci  gecesinde okunması tavsiye edilen meÅŸhur Kumeyl Duası'na, yüce Allah'ın  geniÅŸ rahmetini ve sonsuz gücünü dile getirerek baÅŸlamıştır. Aynı  ÅŸekilde İmam Muhammed Bâkır (a.s) da Simat Duası'nın baÅŸlangıcında  Allah'ı şöyle överek şöyle dua etmiÅŸtir: "Allah'ım! Seni İsm-i  Azam'ınla çağırıyorum. O isim ki, göklerin kapısının açılması için  okunur…" İmam Zeynelabidin (a.s) de Sahife-i Seccadiye'nin beÅŸinci  duasına şöyle baÅŸlamıştır: "Ey azametinin ÅŸaşılacak harikaları bitmek bilmeyen yüce Allah!..."

         

       2- Duaya Salâvatla BaÅŸlamak:
            Duaya baÅŸlamadan önce Peygamber efendimize (s.a.a) ve deÄŸerli  Ehlibeyt'ine salâvat getirmenin üzerinde önemle durulmuÅŸtur. Çünkü  salâvat öyle bir duadır ki her zaman yüce Allah'ın dergâhında kabul  görmüştür. O hâlde salâvatla birlikte yapılan dua de kesinlikle kabul  görecektir. Zira Allah-u Teâlâ, duanın bir kısmını kabul edip bir  kısmını kabul etmekten münezzeh ve yücedir. İmam Cafer Sadık (a.s)  şöyle buyurmuÅŸtur: "Her kim aziz ve celil olan Allah'tan bir  ihtiyacını dilemek isterse, Muhammed ve Ehlibeyt'ine salâvat  göndermekle baÅŸlasın, sonra Allah'tan hacetini dilesin, sonunda da  Muhammed ve Ehlibeyt'ine salâvat göndersin. Zira aziz ve celil olan  Allah, duanın başını ve sonunu kabul edip de ortasını reddetmekten daha  yücedir. Çünkü Muhammed ve Âli'ne gönderilen salâvat, örtülü kalmaz  (icabete eriÅŸir)."[2]
            Bu nedenle Ehlibeyt  İmamları dualarını sürekli Peygamberimize ve Ehlibeyt'ine salâvatla  sona erdirirlerdi. Hatta dualarının baÅŸlangıcında bile genellikle  salâvat duasını okurlardı. Nitekim İmam Ali (a.s) Kumeyl Duası ile  Åžabaniye Münacatı'nı salâvatla bitirmiÅŸtir, İmam Zeynelabidin (a.s) de  Sahife-i Seccadiye'deki tüm dualarını salâvatla sonlandırmıştır.

         

      3- Allah'ın Nimetlerini Dile Getirmek:
            Ehlibeyt İmamları (üzerlerine selâm olsun) dua ettiklerinde,  isteklerine uygun olacak ÅŸekilde Allah'ın nimetlerini sayar, ardından  isteklerini dile getirirlerdi. Nasıl ki İmam Ali (a.s) Kumeyl Duası'nda  yüce Allah'ın manevî nimetlerini hatırlatmakta; "Allah'ım! Nice  kötülüklerimi gizledin! Nice ayak hatalardan beni korudun! Nice lâyık  olmadığım güzel övgüleri benim için halk arasında yaydın!..." buyurmaktadır.  İmam Zeynelabidin (a.s) de Ramazan ayı gecelerinde okunması tavsiye  edilen Ebu Hamza Sümali Duası'nda şöyle buyurmuÅŸtur: "Allah'ım!  Biliyorum ki, ümitli olanların isteklerini karşılamaya hazırsın,  endiÅŸeli olanların durumunu gözetmekte, kollamaktasın…"

         

      4- Tazarru ve Yalvararak Dua Etmek:
            Nitekim bir ayette şöyle geçer: "Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin."[3] İmam Cafer Sadık (a.s) da şöyle buyuruyor: "Yüce Allah, Musa'ya şöyle vahiyde bulundu: Benim huzurumda durduÄŸun zaman, muhtaç ve zelil kimse gibi dur."[4]
            İnsan, gerçek anlamda fakirdir. Çünkü sahip olduÄŸu her ÅŸey Allah'ındır  ve Allah'tandır. Canı, malı, zahirî ve batınî tüm nimetler  Allah'tandır. Bu yüzden insan dua ederken gerçekte dilenmektedir.  Nitekim Allah Resulü (s.a.a) Allah'a yalvarıp yakarır ve dua ederken,  yiyecek bir ÅŸey isteyen bir sefil ve miskin gibi ellerini yukarı  kaldırırdı.[5] Aynı ÅŸekilde İmam Cafer Sadık (a.s) da namazlardan sonra  ellerini kaldırıp göğe açarak dua ederdi.

         

       5- Topluca Dua Etmek:
            İslâm dininde cemaate ve topluluÄŸa çok büyük önem verilmiÅŸtir. Hatta  namaz gibi ferdî ibadetlerin bile cemaatle kılınmasının daha faziletli  olduÄŸuna vurgu yapılmış, sevabının kat kat fazla olduÄŸu söylenmiÅŸtir.  Dua da cemaatle yapıldığında, kabul görmeye daha yakın olur. Nitekim  İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuÅŸtur: "Dört kiÅŸi bir araya  gelir ve herhangi bir ÅŸey hakkında Allah'a dua ederlerse, mutlaka  icabet edildiÄŸi bir hâlde ayrılırlar."[6] Bu nedenle İmam  Muhammed Bâkır (a.s) herhangi bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığında,  evdeki kadın ve çocukları toplar, dua ederdi, onlar da âmin derlerdi.[7]

         

       6- BaÅŸkalarına Dua Etmek:
            İslâm öyle bir dindir ki, insanlığın ferdî ve içtimaî tüm yönlerini  dikkate almakta, baÅŸkalarına yardımcı olmayı her ÅŸahsın, hatta her  Müslümanın önemli vazifelerinden biri saymıştır. Nitekim Allah Resulü  (s.a.a) şöyle buyurmuÅŸtur: "Her kim sabahlar da Müslümanların başına gelen sıkıntıları önemsemezse, Müslüman deÄŸildir."[8]
            İşte bu doÄŸrultuda Resulullah (s.a.a) buyurmuÅŸtur ki: "Sizden  biri dua edince herkes için dua etsin. Zira bu dua, icabete daha  yakındır. Her kim kendisine dua etmeden önce kardeÅŸlerinden kırk kiÅŸi  için dua ederse, o dua, hem onlar, hem de kendisi hakkında müstecap  olur."[9] Yine İmam Rıza (a.s) dua ederken şöyle buyururdu: "Allah'ım! Dünyanın her yerindeki müminleri bağışla."[10]
            İmam Hasan (a.s) da annesi Hz. Fatıma Zehra'nın (a.s) ibadetiyle ilgili şöyle buyurur: "Bir  gece annem sabaha kadar dua ve ibadetle meÅŸguldü. Sürekli Müslümanlara  ve komÅŸulara dua ediyor, ama kendisi için asla dua etmiyordu. Sabah  olunca anneme öyle yapmasının sebebini sordum. Buyurdu ki: Önce komÅŸu,  sonra ev halkı."[11]

         

      7- Gece Vakitlerinde Dua Etmek:
            Gecenin karanlığı en güzel fırsattır halvet etmek için, yüce Allah ile  münacat için, ibadet için. Özellikle bütün gözlerin rahat bir uykuya  daldığı gecenin yarıları... Nitekim İmam Zeynelabidin (a.s) gece  yarılarında, bütün insanların uyuduÄŸu bir saatlerde dua ederdi.[12]  İmam Muhammed Bâkır (a.s) da Gece Namazı'ndan sonra dua ederdi.[13]

         

      8- Namazlardan Sonra Dua Etmek:
            Namaz, ruhun miracı ve kulun Allah ile irtibatıdır ve irtibat hâlinde  isteÄŸi dile getirmek için en güzel bir fırsattır. Bu açıdan İmam Cafer  Sadık (a.s) namazdan sonra elini duaya kaldırırdı.[14] İmam  Zeynelabidin (a.s) de öğle namazından sonra dua ederdi.[15] İmam Cafer  Sadık (a.s) şöyle buyurur: "Üç vakitte dualar Allah'tan örtülü  kalmaz: Farz namazın ardından, yaÄŸmur yaÄŸdığı sırada ve yeryüzünde  Allah'ın bir mucizesi ortaya çıktığı zaman."[16]

         

        9- Kutsal Zamanlarda Dua Etmek:
            Ehlibeyt İmamları, duanın kabul olmasına sebep olan kutsal zaman ve  saatlere çok önem verirlerdi ve isteklerini o saatlerde Allah'ın  huzuruna sunarlardı. Nitekim Ehlibeyt İmamları'ndan nakledilen duaların  birçoÄŸu belli bir vakte hastır. Meselâ İmam Zeyenlabidin (a.s) mübarek  ramazan ayının gecelerinde her gece (teheccüt) namazından sonra Ebu Hamza Sümali Duası'nı  okurdu.[17] İmam Musa Kâzım Meb'as Bayramı'nda (Peygamberimizin  peygamberliÄŸe seçildiÄŸi gün) dua okurdu.[18] İmam Ali (a.s) Berat  Kandili'nde (ÅŸaban ayının on beÅŸinci gecesinde) secde hâlinde Kumeyl Duası'nı okurdu.[19]
            10- Israr Etmek:
            Dua etmenin bir diÄŸer adabı da, sürekli ilâhî makama yönelmek ve  istenilen ÅŸeyi almak için ısrar etmektir. Hadislerimizde bu hususta  tavsiye edilmiÅŸ, "Aziz ve celil olan Allah'tan hacetini dileyen ve  icabet olsun veya olmasın duada ısrar eden kula Allah rahmet  etsin."[20] buyrulmuÅŸtur. Bir hadiste de İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s)  şöyle nakledilir: "Allah'a yemin olsun ki mümin kul aziz ve celil olan Allah'tan hacetini dilemekte ısrar ederse, mutlaka haceti giderilir."

Musa Güneş

--------------------------------------------------------------------------------

[1]- el-Kâfi, c.2, s.485
            [2]- Mekarim'ul-Ahlak, 2/19/2040
            [3]- A'râf, 55
            [4]- Biharu'l-Envar, c.90, s.313
            [5]- age. s.7
            [6]- el-Kafi, 2/487/2
            [7]- el-Beledu'l-Emin, s.150
            [8]- el-Kâfi, c.2, s.163
            [9]- Biharu'l-Envar, 93/313/17
            [10]- Müstedrekü'l-Vesail, c.4, s.451
            [11]- Biharu'l-Envar, c.43, s.81
            [12]- el-Beledu'l-Emin, s.35
            [13]- age. s.47
            [14]- age. s.150
            [15]- Cemalu'l-Usbu, s.405
            [16]- Biharu'l-Envar, 85/321/8
            [17]- İkbalu'l-A'mal, c.67
            [18]- age. s.678
            [19]- age. s.706
            [20]- el-Kâfi, 2/475/6


Total Visit: 798
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.