Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:42

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۱۲

Sayfalar  Sanat  Din  İslam  Dua

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Dua Ve Yakarıştaki Güç

     
dua
     

         Geceler, o tertemiz siyah örtüsüyle bütün bir varlığı sarınca, bir  kısım karanlık ruhlar kendilerini her şeyden kopmuş, yalnız ve garip  hissederler. Oysaki en karanlık anlarda, en tenha yerlerde, en kimsesiz  çöllerde dahi O, hep bizimle beraberdir. O gariplerin enisi,  kimsesizlerin kimsesi ve çaresizlerin çaresidir.

     

       Kırık  gönüllerin inkisarını bilen, onulmaz dertlere derman gönderen,  ikliminden gelen esintilerle ruhlarımızdaki yalnızlık ve vahşetleri  silen yalnız O’dur. O’na yönelen, açılacak bir kapıya yönelmiş olur;  O’na yalvaran matlubuna ermiş sayılır.

     

        Eserlerinde O’nu  bilip, vicdanında O’nu duyup tanıyanların, bilip öğrenecekleri başka  şey kalmamıştır. O’nun marifetine erenlerin dimağında bilgi parçaları,  elmas sütunlar üzerinde firuze kubbeler haline gelir. O’nu tanımayan  ruhlarda ilimler evhama inkılâp eder, ilimlere mevzu teşkil eden varlık  ise cansız cenazelere dönüşür.

     

      O’na inancın aydınlık  ikliminde bütün varlık bir baştan bir başa alabildiğine netleşir; eşya  ve hadiseler üzerindeki duygu ve düşünceler durulardan duru hale gelir  ve her şey akar O’na ulaşır. Bu saf duygu ve düşünceler ile O’na  yaklaşıp, O’na yalvarıp yakarmasını bilenler insanların en  talihlileridir.

     

       Bunu böyle bilerek, dağ-bayır, çöl-şehir,  gece-gündüz yalnızlığını hissettiğin vakitlerde, kalk bütün benliğinle  O’na yönel; kalbinin kapılarını O’na aç, büyük-küçük acı ve  ızdıraplarını, arzu ve isteklerini bir bir O’na şerhet! Acılarının  dindiğini, ızdıraplarının, yerlerini huzurlara, itminanlara  bıraktıklarını duyacak ve ruhunun dört bir yandan iltifat esintileriyle  sarıldığını hissedeceksin.

     

       Belki, sen O’nu, cismaniyete  ait kıstaslar içinde hiçbir zaman görüp duyamayacaksın. Ama O, her  lahza binbir emare ve işaretlerle varlığını senin vicdanına duyuracak,  yakınlığını sana hissettirecek ve yer yer gönlünün dudaklarını  tebessümlerle süsleyecektir.

     

      Geceler bu varidata açık ya-  maçlar gibidir. Kalbini Hakk tecellileri karşısında pırıl pırıl bir  ayna haline getiren hakikate uyanmış ruhlar, gecenin gelişiyle  seccadelerinde pusuya yatar ve tecelli avına çıkarlar. Sen de  yapayalnız kaldığın zamanlarda gecenin yamaçlarını kolla! Oraların  dosta halvet yeri ve gurbet dakikaları da halvet zamanı olduğunu bil;  bütün hissiyatınla O’nun huzuruna gir ve kalbinin sırlarını bir bir  O’na say, dök! Dertlerini sadece O’na aç; O’nun huzurunda inle ve  başını O’na giden yollarda ilk eşik sayılan secdegaha koy ve bekle..!  Gönül dünyana doğru içiçe kapıların açıldığını duyacak, O’nun  varlığının ışıklan altında eridiğini hissedecek ve deryaya düşen bir  damla gibi kendi hesabına kaybolup gidecek, sonra da hesaplar üstü bir  kuşakta okyanusların dev dalgalan ile bütünleşeceksin...

     

         Senin varlığın içinde bir iç, için içinde ayrı bir iç ve iç içe içler  seni, sürekli, daha derinliklere, daha genişliklere ve daha zirvelere  doğru çekip götürecek. Bu iç içe derinliklere yelken açabildiğin  ölçüde, kendini ötelerin en baş döndürücü bakir iklimlerinde, cennetin  o sonsuza açık yamaçlarında tenezzühe çıkmış gibi duyacak ve her yeni  adımda Allah’a yaklaşmanın ayrı bir lütfunu göreceksin.

     

         Dıştan başka birşey görmeyip, içindeki büyüklüklere, ihtişamlara,  derinliklere ulaşamayan ruhlar, sürekli karanlıklar içinde bacalar  durur ve bir türlü hasretlerden, buhranlardan kurtulamazlar.

     

        Keşke onlar da, pırıl pırıl bu semalar kadar derin, cihanlar kadar  geniş, kendi mahiyetlerindeki derinlikleri sezebilselerdi..! Keşke  onlar da, gerçek insanlar gibi içlerindeki aydınlığa açık noktalan  keşfedip vicdanın dümdüz yollarında, Yüce Yaratıcının gönül gözlerine  saldığı ışıklarla o alemlere ait sırlan avlayabilselerdi.

   

       Birer nüve halinde, içlerindeki bu aydınlık yollan bulamayanlara, bir  ömür boyu en yüksek hakikatten habersiz yaşayanlara ve maddi mesafelere  takılıp kalarak, sonsuzluk mesafelerini sezemeyenlere bilmem ki, acısak  mı; üzülsek mi; yoksa, gözlerinin açılması için dua dua yalvarsak mı?

Total Visit: 374
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.