Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:41

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۱۱

Sayfalar  Sanat  Din  İslam  Dua

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       

Dua Kısımları

     
dua

       Dua, toplam olarak iki kısma bölünebilir:

     

           1-Tekvini (Gayrı İhtiyari)

     

            2-Teşri-i (İhtiyari)

     

      1-Dua-yı Tekvini: Yani bütün mevcudatın, tekvini dil ve kendi varlıklarıyla, ihtiyaç ve  fakirlikten başka bir şey olmayan şeyi daima varlığın yaratıcısı   Allah’tan istemek. Şu açıktırki her bir varlık kendi kabiliyetinin  kapasitesine göre ihtiyacının giderilmesini istemektedir.

     

      2-Dua-yı Teşri-i: Yani  kendi iradesine hakim bir varlığın ihtiyari ve bilinçli olarak,  hacetlerini giderebilecek ve zararı giderebilecek veya verme kudretine  sahip gücü tanıdıktan sonra, her şeyi ondan istemesidir.

     

Buna dayalı olarak şimdi burada ele alacağımız konu ihtiyar (irade) ve bilinç üzerine yapılan, dua-yı teşri olacaktır.

     

            Dua’da Tevhid:

     

        Dua’da Tevhid’den amaçlanan şudur:  Bir İnsanın kendi ihtiyaç ve  hacetlerini yalnız Allah-u Teala’dan istemesidir. Allah insanın  yaratıcısı ve insanın faydasına olacakları veya zararını giderecek güce  ve kudrete sahiptir.

     

        İhtiyaçlı ve muhtaç insan, kendisinin ihtiyacının giderilmesini hissettiği zaman iki halden birine sahiptir.

     

1- Gerçekten  kendisini ihtiyaçlı ve muhtaç bir durum da hisseden İnsanın, Allah’u  Teala’nın zatından başka hiçbir şeye teveccühü yoktur. Ve yalnız  Allah’ı fayda ve zararın asıl faktörü bilmekte ve ondan başkasına   teveccüh etmemektedir. Bu halde etmiş olduğu   dua hakidir ve dua’da  tevhidin manasıda budur.

     

2- Bu konuda şöylede diyebiliriz; Allah’u Teala mutlak ihtiyaçsızdır ve  ondan başka herşey ihtiyaçlıdır. Kişinin gafleti sebebiyle  Allah’a  teveccühü yoktur, fakat aslında Allah’ı kendi yaratıcısı ünvanıyla  kabul etmektedir. Bu iki durumda eğer, Allah’a zorda kalması ve  yoksulluk üzerine dua ederse, bu gibi dua hakiki bir dua değildir. Ve  dua’daki tevhid’in manası kesinlikle konunun tam tersidir.

     

            Dua’nın Gerekliliği:

     

        Acaba aslında dua etmeye ne ihtiyacımız vardır? Ve dua’ya eğilimin insan için gereği varmıdır?

     

Öncelikle  şunu belirtelimki insan ihtiyacı olan bir varlıktır ve bu ihtiyaçlılık  inkar edilecek cinsten değildir. Bir taraftan insan bu ihtiyaçlarını  gidermek istiyor. Nasılki insan kemaliyeti istemektedir ve kemale  ulaşmak içinde ihtiyaçlarını gidermesi gerekmektedir. Buna dayalı  olarak kendiside bütün ihtiyaçlarını gidermeyi başaramıyor. Bunun için  dua’nın ve ihtiyacının giderilme isteğinin kendisinde var olduğunu  hissediyor  ve bununda onun fıtratında kökleri vardır.

     

       İkinci olarak, Allah’dan isteme ve o’na dua etmek bir ibadettir. Ve  kulların Allah’a yakınlaşma sıfatlarından birisidir. Dua etmekten  çekinen kimseler, Allah’u Teala’nın önünde başlarını öne eğip kendi  ihtiyaçlarının ondan istemeye yanaşmayanlar, hakikatında Allah’ın  büyüklüğü karşısında kendilerinin bir şahsiyetinin olduğunu söyleyen  Mütekebbirlerdir.(Kibirlenen, Büyüklenen) Buda büyük bir günah olup  neticesi Kahr-ı İlahi ve Cehennem ateşidir. “Bana dua edin,  duanızı kabul edeyim. Bana kulluk yapmaya tenezzül etmeyenler aşağılık  olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mumin-60)

     

     Üçüncü olarak, dua istenilen neticeyi beraberinde getirmektedir. Allah’ın rahmetinin ulaşması içinde istemek gereklidir.

     

      İmam Sadık (as) buyuruyor; “Nasılki  bulut yağmurun vesilesiyse dua’da içabetin vesilesidir. Öyleyse eğer  bulut olmadan yağmur yağmıyorsa, dua’da olmazsa insanın istediği   netice (maddi ve manevi ihtiyaçlarının giderilmesi) olmayacaktır.”  (Usul-u Kafi,  C:4, S:217)

     

       Dua, eğer şartlarına  rivayet edilerek yapılsa, ilahi lütuf ve feyzleride peşinden getirir ve  bu feyzlerde dua’sız mümkün değildir. İmam Sadık (as) rivayetlerinin  birinde kendi ashabından bir kişiye buyuruyor:  “Dua et! Olacakların  önceden tayin edildiğini ve bir daha değişmeyeceğini zannetme muhakkak  Allah katında bir makam vardır ve bununda dua olmaksızın elde edilmesi  olanaksızdır. Bir kul eğerağzını Allah’a dua ve isteğe kapatırsa ona  hiçbir şey bağışlanmaz. Teslim ol ve işte şunu bilki seslenmeyle  acılmayan bir kapının bile açılmasından ümit vardır. (Usul-u Kafi,   C:4, S:271)

   

      Bu rivayette İmam Sadık (as) açıkca şunu buyuruyor: Dua,  bağışın sebebidir ve eğer Allah’a dua ve yakarış olmazsa,  ilahi lütuf ve feyzler insanı kapsamıyor.

Total Visit: 321
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.