Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:41

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۱۱

Sayfalar  Sanat  Din  İslam  Dua

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Duâ: Öz’e Davet

     
       
dua eden çocuk
     
     

     İnsanın, kendisine yetememe durumunun, ilahi makama arz edilişi…

     

     Maddeden mana âlemine yükselmenin, kâmilleşmenin adresi…

     

      Işıksız bir mahzenden inşirah bulmak için, ruhun aydınlığa doğru yol alışı…

     

      Dua; ehemmiyetimizin, ehemmiyetli olabilmemizin teminatıdır.

     

     Maneviyatın müteal ile iletişimidir, dua. Arızi tüm rahatsızlıklara  karşı yudum yudum alınan ab-ı hayattır. Her yudumunda acizliğin  bildirimi gizlidir. Beyinlerdeki müstağni putunu kırmanın huzur-u kalb  ile azgınlaşmaktan kurtulma umududur.

     

     Dua; zaman ve mekân ile sınırlandırılmayan, her an yapılmasıyla makbul, nimete mütenazır şükrün en yüce ifade şeklidir.

     

      En güvenilir ve en koruyucu melceye sığınma ihtiyacı fıtridir. Dua;  Mutlak Aziz ve Mutlak Celil olana iltica etme tercihinin kavli  tezahürüdür. Fıtratın onayladığı bu sığınma, insanın tüm korkularını  bertaraf etmek için kâfidir. Sığınılacak başka melceler aramak insanın  kendisini aldatmasıdır.

     

      Her an hazır ve nazır olana, en  halisane ve en safiyane duygularla arz-ı hal eylemektir dua.  Yüreklerdeki haşyete neden olan duadır. Niyazda bulunulan yüce makama  karşı hissedilen haşyet insanı saygıya davet eder.

     

     Tabii  olarak dua davet/çağrı manasına da gelmektedir. Bizi, bizden olana  davet etmektir, dua. Alçalmışlığa karşı yükselmeye davet…

     

     Yükselebilmek için bütün alçaltıcı unsurları hayatımızdan silmeye davet…

     
       
         
Kibre karşı tevazua davet ve bunun için de ‘büyüklük Allah’a mahsustur.’ düsturuyla yaşamaya davet…
       
     
     

       Bütün fevri hareketlere karşı sabra ve metanete davet ve bunun için de  ‘sabır Allah’tan acelecilik şeytandandır.’düsturuyla yaşamaya davet…

     

        İnsan; öz’ünde, ilahi nefesten zerreler taşımaktadır. İnsan, dua ederek  ruhunu, öz’üne davet eder. Mutlak Yaratıcı olan Allah, kuru balçıktan  yarattığı insanı; kendi nefesinden üfleyerek vücuda getirmiştir. Bu  anlamda dua; insanın bizatihi ruhunda barındırılan ilahi soluğa bir  davettir. Dua; bizi biz yapan, şerefli, değerli, yüce ve Ahsen-i takvim  yönümüze dönük, ideal ve kâmil olana davettir. Duanın daveti  âlemşümuldur. Havatır-ı şeytaniyeden kurtulup havatır-ı Rabbaniye’ye  doğru yol almak için bu âlemşümul davete muhtacız. Yani her lahza  bizleri günaha sevk etmek için uğraş veren şeytanın, hilelerinden,  vesveselerinden kurtulmak ve Rabbimizin ilahi telkinlerine kavuşmak dua  ile mümkündür.

     
       
         
Dua, dilin itiraf ettiği acziyet katrelerini, rahmet deryalarına dönüştürme niyetidir.
       
     
     

     Dua her an hak ile uyanık oluşumuzun resmidir.

     

       Dünyevi lezzetlerin tutsağı olanların ve muttasıl/aralıksız uyku  sahiplerinin duadan uzak yaşam tarzları, büyük bir sıkıntının ya da  altından kalkılması hayli zor olan bir belanın habercisidir. Ruh  Hakikati arayıp Hakka yönelmiyorsa bütün arayış ve yönelişleri birer  bela-yı berzahtır. Dua Hakka ve Hakikate en ulvi duygularla teveccüh  etmektir. Dua, insanın mutlak manada teveccüh edebileceği tek  istikamettir.

     
       
         
“Ruhumuz Hak’la uyanık değilse uyanıklığımız, tutsaklığımızdır.”(Mevlana)
       
     
     

       Dua, müminin gücüne güç katan bir iksirdir. Bu iksir, gücün esrarını  ifşa eder. Bedir’de üçyüz mümini, sayıca üç kat daha fazla müşrike  galip kılan; (anlama kabiliyetimizin ötesinde, anlamakta zorlandığımız  ) duanın etkileyici gücüdür.  Hicretin alacakaranlığında kinin  neferleri pusudayken Ali-yel-Murtaza misali âleme rahmet olanın  yatağında bekleyen ölüme inat; ölüme teşne olmaktır, dua. Hz. Ali’nin  her türlü tehlikelere karşı göstermiş olduğu cesareti, yalnız Allah’tan  yardım istemeyle maruf duanın gücüdür. İman, kinin karşısında  muzafferiyet bayrağını kuşanırken; dua, bu muzafferiyetin  nüvesine/özüne davet eder civanmert yüreklileri. Dua; kapıda beklemekte  olan, sevgisizlikten taş kesilmiş yüreklerin, öldürmeye niyetli  beyinlerin gözlerini göremez kılar. Rahmanın rahmetine dilbeste  olanları Rahman olan Allah, rahmetine ve lütfuna mazhar eyler.

     

       Dua Yüce Allah’ın lütuf ve keremine müştak olanlar için mükâfatın  habercisidir. Dua ‘Rabbim beni yalnız başıma bırakma, sen mirasçıların  en hayırlısısın’ şeklinde niyaz eden Hz. Zekeriya’nın kucağındaki  Rahman’ın izzet ve kerem nişanesi olan Hz. Yahya’dır.

     

       Dua,   ‘Rabbim bana kendi katında cennette bir ev yap; beni Firavundan  ve Onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan  kurtar.’diyen Hz. Asiye’ nin cennet-i mevasıdır. O ne güzel bir  kurtuluş mekânıdır ve o mekân Hz. Asiye’nin filhakika layık olduğu en  değerli mükâfattır.

     

      Hz. Meryem’in,  hakikati göremeyen  gözlere, hakikati haykırırcasına Hakkı konuşan; kucağında taşıdığı  bebeğinin konuşması mucizevî bir (duanın)  mükâfatın adıdır. Salt  Rabbin rızasını isteyen ve Rabbin rızasından gayrisini niyaz etmeyenin  mükâfatı ne güzeldir.

 
      
         
Dua  âleme rahmet olanın davetine icabet etmeyen Taiflilerin helakını  önleyen, Habib-i Kibriya’nın iki mübarek dudağının arasından dökülen  sözlerdir. Dua; Hz. Muhammed’in hayatının mukaddimesidir.
       
     
     

       Dualarının kabul olmadığı hususunda endişe duyanların, yaşayışlarını  mütalaa ederek, hayatlarında hal ve kal birlikteliğini tesis  edip-etmedikleri noktasına dikkat etmeleri gerekir.

     

       Bir  tarafta isterken öte tarafta istediklerimizin arkasında durduğumuzun  işareti, arzularımıza mebni amellerimizin olması gerekir. Rabbimizden  üzerimizdeki rehaveti ve tembelliği kaldırması için niyaz ederken,  aralıksız/muttasıl uykulara uzanarak tembelliğe kucak açmak büyük bir  çelişki değil mi? Ya da Rabbimizden şehit olarak ölmeyi dilerken;  erdemli, onurlu… şehitçe yaşamak için amel etmemek, şehid olma  isteğimizle çeliştiğimizi göstermez mi?  Dua haddizatında yakini iman  ve mücadil bir hayat sahipleri olduğumuzun bir beyanı değil midir?

     

      Ya Rabbi! Muhammed Mustafa’nın  ümmetinin felahı için, zalimlere karşı cehd edecek yürekleri çoğalt.

     

      Ya Mucib! Bizleri, sana layıkıyla el açan ve dua edenlerden eyle. ÂMİN.

   

       Necmiye İkra YENER



Total Visit: 421
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.