Çarsamba 8 Şubat 2012 - 15:49

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۷:۱۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Dördüncü Hadis

 Sahih-i Müslim, Musannef-i İbn Ebî Şeybe, Müsned-i Ahmed b. Hanbel ve diğer kaynaklarda (ifade Müslim'indir) Seleme b. Ekva'-dan şöyle rivayet edilmiştir:

 

Resulullah (s.a.a) Evtas Savaşı'nda müt'a nikâhına üç gün izin verdi ve daha sonra onu yasakladı.

 

 Bu Hadise Yöneltilen Eleştiriler

 

 1- Sahihler, müsnetler, sünenler ve musanneflerden oluşan en büyük hadis kitaplarının kaydettikleri ve bizim on dört kay-naktan naklettiğimiz Emirü'l-Müminin Hz. Ali'nin (a.s) hadisinde apaçık bir şekilde Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Hayber savaşında iki şeyi haram ettiği belirtilmektedir: Biri müt'a nikâhı veya geçici evlilik ve diğeri ise evcil eşek etinin yenmesi. Hayber'de müt'a nikâhının yasaklandığını belirten tek rivayet budur. Oysa Hayber'de evcil eşek etinin yasaklandığını bildiren diğer rivayetlerin hiçbirinde müt'a nikâhının da yasaklandığına işaret edilmemiştir. Şimdi bu iki yasaklamayı inceleyelim:

 

 a) Hayber Savaşı'nda Müt'a Nikâhının Yasaklanışı

 

 Resul-i Ekrem'in (s.a.a) Hayber Savaşı'nda müt'a nikâhını yasakladığı o günkü tarihî gerçeklerle bağdaşmıyor; nitekim ulemadan bir kısmı da bunu açıkça belirtmişlerdir. Örneğin İbn Kayyim Zadu'l-Mead adlı kitabında müt'a nikâhının yasaklanış tarihiyle ilgili bölümünde şöyle yazıyor:

 

 Hayber Savaşı'nda ne sahabeden bir kişi Yahudi bir kadınla müt'a nikâhı yapmış, ne de bu konuda Resulullah'tan (s.a.a) izin almış, ne hiç kimse Hayber savaşında böyle bir olayı rivayet etmiş, ne müt'a nikâhı yapıldığından ve ne de onun yasaklandığından bahsedilmiştir.

 

 Ve yine şöyle yazıyor:

 

 Hayber'de Müslüman kadınlar yoktu; bütün kadınlar Yahudi'ydi ve o tarihte Ehlikitap kadınlarla evlenme izni verilmemişti; ondan çok daha sonra, "Bugün size iyi ve temiz şeyler helâl kılındı... Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir biçimde (evlenmek üzere) mihir-lerini verdiğiniz takdirde- size helâldir." ayetinin inmesiyle buna izin verildi. Bu da, Veda Haccı'ndan sonra veya Veda Haccında gerçekleşmiş bir hadisedir. Dolayısıyla Hayber Savaşı'nda Ehlikitap kadınlarla evlenildiği ise ispatlanmış değildir…

 

 İbn Hacer "Gazvetu'l-Hayber" babında bu hadisin şerhinde şöyle diyor:

 

 Hayber Savaşı'nda müt'a nikâhı için ortam müsait değildi ve bu savaşta kadınlarla müt'a nikâhı yapılmamıştır.

 

 "Neha Resulullah An Nikâhi'l-Müt'a Ahiren" babında, bu hadisin açıklamasında Suheylî'den şöyle rivayet etmektedir:

 

 Bu hadisle ilgili diğer bir problem ise, müt'anın Hayber'-de yasaklanışıdır; oysa hiçbir siyer sahibi ve muhaddis, böyle bir şeyi nakletmiş değildir.

 

 Daha sonra İbn Kayyım'ın yukarıdaki sözlerini naklediyor.

 

 Müt'a nikâhının Hayber savaşında yasaklandığıyla ilgili söylenenler bunlardır.

 

 b) Hayber Savaşında Evcil Eşek Etinin Yasaklanışı

 

 İbn Hacer, İbn Abbas'ın, "De ki: Bana vahyolunanda, (bu ha-ram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamı-yorum…" ayetiyle evcil eşeğin etinin helâl olduğuna delil getirdiği-ni rivayet etmiştir.

 

 Resul-i Ekrem'in (s.a.a) evcil eşek eti yenmesini yasaklaması, a-şağıdaki rivayetlerde geçen bir sebeple Hayber'deki evcil eşeklere has olabilir.

 

 Sahih-i Buharî'de Ebu Evfa'dan şöyle rivayet edilmektedir:

 

 Hayber savaşında kıtlık nedeniyle açlık yaşadık. Kazanlarımızın kaynadığı bir sırada Resulullah'ın (s.a.a) münadisi, "Eşek etlerini yemeyin ve onları yere dökün." buyurdu.

 

 İbn Ebî Evfa diyor ki:

 

 Bunun üzerine kendi aramızda bu yasaklamanın nedenini konuşmaya başladık. Bazıları, "Onun yasaklanmasının nedeni, humusunun verilmeyişidir." derken diğer bazıları da, "Bu hayvanın eti, pislik yediği için yasaklanmıştır." dediler. Ebu Davud kendi Sünen'inin "harac" bölümünde, "te'şir-u ehli'z-zimme" babında Arbaz b. Sariye es-Selemî'den bunun nedenini şöyle rivayet etmektedir:

 

 Biz Hayber'de indik. Resulullah'ın (s.a.a) bazı ashabı da onunla birlikteydi. Haşin ve sert bir adam olan Hayber Yahudilerinin büyüğü, Resulullah'ın (s.a.a) yanına gele-rek, "Ey Muhammed! Eşeklerimizi kesip, meyvelerimizi yiyip, kadınlarımızı dövmeniz doğru mudur?!" dedi. Resulullah (s.a.a) bu sözden öfkelenerek İbn Avf'ı çağırtarak, "Ey İbn Avf! He-men atına bin ve, Cennet ancak müminlere helâldir; namaz için toplanın, diye ilân et." buyurdu.

 

 Ravi diyor ki:

 

 Halk namaz için toplandı. Resulullah (s.a.a) onlara namaz kıldırttıktan sonra şöyle buyurdu: "Sizden biriniz tahtına yaslanarak Allah'ın tüm haramlarının Kur'ân'da bulunduğunu mu sanıyor?! Hâlbuki size en az bir Kur'ân kadar veya daha fazla nasihatte bulundum, emrettim ve sakındırdım. Kitap ehli üzerlerine aldıkları şeyi size verdikleri hâlde izinsiz evlerine girip kadınlarını dövmenizi veya meyvelerini yemenizi Allah size helâl etmemiştir.

 

 İbn Ebî Evfa'nın rivayetine göre, o gün ashap kendi aralarında Hz. Resulullah'ın (s.a.a) evcil eşek etini neden yasakladığı konusunu konuşmuşlar, olaya tanık olan bazıları onun yasaklanış nedenini, hırsızlık konusundaki rivayetlerin de teyit ettiği gibi humusunun verilmeyişi veya aşağıdaki hadisin de desteklediği gibi o eşeğin yağmalanmış olması olarak belirtmişlerdi:

 

 Sünen-i Ebu Davud'da ensardan bir kişiden şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Resulullah (s.a.a) ile birlikte bir yolculuğa çıkmıştık. Yiyecek azlığından biraz sıkıntı çektik. O sırada arkadaşlarımız gördükleri bir koyun sürüsünü yağmaladılar. Kazanlarımız kaynadığı sırada Resulullah (s.a.a) yayına yaslandığı hâlde gelerek elindeki yayla kazanları devirip etleri yere döktü ve, "Yağma malı leşten daha helâl değildir." buyurdu.

 

 Bazıları da, "Evcil eşek eti yenmesinin haram olmasının sebebi, pislik yemiş olmasıydı." demişlerdir.

 

 Evcil eşek eti yenmesinin haram olmasının nedeni ne olursa olsun hiçbir şeyi değiştirmez; önemli olan, evcil eşek eti yenmesinin haram olmasının o savaşta yanlarında olan eşeklere has oluşudur.

 

 Bu durum, Hayber'de müt'a nikâhının yasaklanışı için de geçerlidir. Çünkü Arbaz b. Sariye, o haşin ve sert Yahudi'nin, Hz. Resu-lullah'a (s.a.a), "Eşeklerimizi kesip, meyvelerimizi yemeniz ve kadınlarımızı dövmeniz doğru mudur?!" diye şikâyette bulunması üzerine o hazretin ashabı toplayıp, "Kitap ehli üzerlerine aldıkları şeyi size verdikleri hâlde izinsiz evlerine girip kadınlarını dövmeniz ve meyvelerini yemeniz helâl değildir." buyurduğunu rivayet etmiştir.

 

 Dolayısıyla, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) yasaklaması, cizyelerini ödeyen kitap ehlinin kadınlarını dövmeye has olup müt'a nikâhıyla hiçbir ilgisi yoktur.

 

 Buraya kadar söylenenlerden, Hayber savaşındaki yasaklamanın bundan ibaret olduğu anlaşıldı. Fakat Hilâfet Ekolü izleyicilerinden biri, bir rivayet uydurarak Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) iki torunundan, Muhammed-i Hanefiyye'den İmam'ın müt'a nikâhına fetva veren İbn Abbas'a, "Sen şaşkın bir kişisin." dediğini ve daha sonra Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Hayber savaşında müt'a nikâhını ve evcil eşek etini haram kıldığını bildirdiğini rivayet etmiştir.

 

 Fakat bu hadisi uyduran kişi, Müminlerin Emiri Hz. Ali'nin (a.s), "Ömer müt'a nikâhını yasaklamasaydı, kalbi katılaşmış bedbahtlardan başka kimse zina yapmazdı." buyurduğunu unutmuştur.

 

 İlginç olanı, bunların burada Muhammed-i Hanefiyye'nin oğullarından, Muhammed-i Hanefiyye kanalıyla Hz. Ali'den (a.s) müt'a nikâhının yasak oluşunu rivayet edip, sonra yine aynı senetle İmam Ali'den (a.s) haccı umreden ayırmayı (haccı ifrad yapmayı) emrettiğini rivayet etmeleridir! Kim bilir, belki de her iki rivayeti uyduran, aynı kişidir!

 

 Ebuzer-i Gıfarî'den nakledilen ikinci hadis de böyledir. Çünkü Ebuzer'den, "Temettü umresi, Muhammed'in (s.a.a) ashabına hastı; o mesele bize (ashaba) hastı." dediğini rivayet etmişlerdir. Müt'a nikâhında da Ebuzer'den, "Bu nikâh üç günlüğüne biz Resulullah'ın (s.a.a) ashabına helâl kılındı ve daha sonra onu yasakladı." veya "Müt'a nikâhı korktuğumuz için ve savaş nedeniyle helâl kılınmıştı." dediğini rivayet etmişlerdir!

 

 İlginç olan diğer nokta da, Ebuzer'den nakledilen temettü umresi ve müt'a nikâhıyla ilgili her iki rivayetin senetlerinde İbrahim et-Teymî ve Abdurrahman b. Esved'in geçmesi ve yine Ebuzer'den nakledilen bu iki rivayetin senediyle Hz. Ali'den (a.s) nakledilen iki rivayetin senedinin bir oluşudur.

 

 Sebre el-Cuhenî'den olan üçüncü ve dördüncü rivayette ise, doğru olanı, konunun başında Müslim, Ahmed b. Hanbel ve Beyha-kî'den naklettiğimiz rivayettir; Hz. Resulullah (s.a.a) onların müt'a nikâhı yapmalarına izin vermiş ve Subre de abâsı karşılığında Benî Amir kabilesinden bir kadınla üç gün müt'a yapmış ve daha sonra Hz. Resulullah (s.a.a), "Kim bir kadınla müt'a nikâhı yapmışsa onu bıraksın." buyurmuştu.

 

 Resul-i Ekrem (s.a.a) müt'a nikâhı yapanların o kadınlardan ayrılıp Mekke'den ayrılmak için hazırlanmalarını emretmişti. Fakat daha sonraları Halife Ömer'in hareketine geçerlilik kazandırmak isteyenler, müt'a nikâhının Mekke fethinden itibaren haram kılındığına destek olarak Hz. Resulullah'ın (s.a.a), "kadını bıraksın" buyruğunu "Bugünden itibaren kıyamete kadar müt'a nikâhı haramdır." şeklinde tahrif etmişlerdir!

 

 Fakat bu rivayetin, müt'a nikâhının Mekke fethinden önce Hay-ber savaşında yasaklandığını belirten veya müt'aya Mekke fethinden sonra izin verildiğini ve yasaklandığını belirten diğer rivayetlerle çeliştiğini görüp, öte yandan bu çelişik rivayetlerin tümünü sahih kabul ettikleri için bu çelişkiye bir cevap uydurmak zorunda kalmış ve İslâmî teşrie, kesinlikle münezzeh olduğu bir isnatta bulunarak bu olayda neshin tekrarlandığını ileri sürmüşlerdir!

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.