dipnotlar
[1] - Bu dönemde (Hicri-i Kameri 1275 - 1320) Tebriz'de aşağıda açıklaması yapılan yedi gazete yayınlanmaktaydı. 1- Millet Gazetesi : Hicri Kameri 1275 yılında yeri Ümid Hanı ( Kervansarayı), Hacı Abdullah Tacir-i Tebrizi'nin dükkanı. 2- Tebriz Gazetesi: Önce Muhammed Hasan Han İtimat'us-Saltane'nin (Önceki dipnotun devamı) daha sonra Kemal ağa'nın yönetiminde Hicri Kameri 1296 yılında yayınlanmaktaydı. 3 - El-Hadid Gazetesi : Hicri Kameri 1314 yılında Seyyid Hasan Naimi'nin yönetiminde yayınını sürdürüyordu. 4 - İhtiyaç Gazetesi :Mirza Aligoli Sarraf tarafından idare ediliyordu. Hicri kameri 1316 yılında yayınlanıyordu. 5 - Edeb Gazetesi : Mirza Muhammed Sadık Edib'ül - Memalik Ferahani'nin gayretleriyle Hicri Kameri 1316 yılında. 6 - Kemal Gazetesi : Mirza Hüseyin Han Tabibzade'nin idaresinde Hicri Kameri 1316 yılında. 7 - Gencine-i Fünun Gazetesi : Seyyid Hasan Takizade, Mirza Hüseyin Han Adalet, Mirza Yusuf İ'tisam'ül-Mülk ve Mirza Muhammed Ali Han Terbiyet'in yazılarıyla Hicri Kameri 1320 yılında yayınlanmaktaydı. [2] - Şehriyar'ın hayatı hakkında yazılar yazan ve bu yazılarda şairin doğum yerine işaret eden araştırmacıların çoğunluğu, Şehriyar'ın doğum yerinin Hoşkenab, Kayışkurşak ya da "Haydar Baba" olduğunu kaydetmişlerdir. Bu cümleden bunlardan bazılarını aşağıya alıyoruz: "Büyük Şehriyar'ın doğduğu yerde, başını yücelere uzatmış olan ve Muhammed Hüseyin'ini çocukluk ve gençlik dönemlerinden itibaren kucağında yetiştiren "Haydar Baba" Dağı..." Doktor Gulam Hüseyin Begdili, "Haydar Baba" Manzumesi Tercümesi'nin önsözü ‘( Mütercim Mir Salih Hüseynî), Fethi yayınları, 1. Basım, Şehriver 1368, sf. 19. "Bu manzumede şair doğum yerinin çevresinde bulunan "Haydar Baba" Dağını muhatap alıp çocukluk hatıralarını anıyor." Dr. Cevat Hey'et a.ğ.e. önsözü sf. 28. "Bizim bağrı yanık şairimizin adı Seyyid Muhammed Hüseyin Behcet idi. O Azerbaycanlı seçkin bir hatip, yazar ve düşünürdür. Hicri 1285 yılında Tebriz'in banliyölerinden Kara çimen kasabasına bağlı köylerden birinde dünyaya geldi..." Dr. Hüseyin Muhammed zade Sadık a.g.e. önsözü sf. 34. "Evet "Haydar Baba"'nın şair evladı, doğduğu yere dönüşünde artık "o gençlik gözlüğü" gözünde bulunmadığı için, kayıp cennetini bulamaz". Dr. Menuçehr Murtezevi'nin Külliyat-ı Divan-ı Şehriyar'a yazdığı önsözden, Negah Zerrin yayınları, 7. Basım, sf. 31. Şehriyar'ın doğduğu ev, Hicri Şemsi 1366 yılı Aban ayında bu makalenin yazarı tarafından ziyaret edildi. O tarihte bu ev, Tebriz'in tanınmış ailelerinden ve çok saygın bir şahsiyet olan Hac Mirza Sadık Bahadıri Bey'in mülkiyetindeydi. Bu evin binası ve bahçesinden görüntülerle birlikte , elimde bulunan bir video kaseti kaydedilmiş olan röportaj esnasında kendileri bu evi Mirza Cevat Natık oğlu merhum Mühendis Natık'tan satın aldıklarını açıkladılar. Ayrıca merhum Şehriyar'ın el yazısı olan bir metni gösterdiler. Devamını Badarî Bey'e hediye ettiği tek ciltlik Külliyat-ı Divan'ının mukaddimesinde rahmetli Şehriyar, Mirza Sadık Han Bahadırî Bey'in oturmakta olduğu Çay kenar Bazarçe-i Mirza Nasrullah'ta bulunan evin kendi doğduğu yer ve ev olduğunu açıklamaktadır. Bu yazının görüntüleri de söz konusu video kaset içinde mevcuttur. Bundan başka, Hicri Kameri 1366 yılı Aban ayında merhum Şehriyar'ın oturmakta olduğu Maksudiye mahallesindeki evde bendenizin gerçekleştirdiği televizyon röportajında kendisi de doğum yerinin Bazarçe-i Mirza Nasrullah Mahellesi'nde (Çaykenar) bulunan ev olduğunu belirtmiştir. Bu röportajın kasetleri İran İslam Cumhuriyeti televizyon Kurumu'nun arşivlerinde (Tahran) üç nüsha halinde bulunmaktadır. [3] - "Babam müçtehitti ama hocalık ekmeğini yemedi. Her zaman da "biz hocalığı ticaret yapmadık" diye şükrederdi. Avukatlık yapıyordu, Azerbaycan'ın ilk avukatı olma özelliğini taşıyordu. Diğer avukatların hepsi onun öğrencileriydiler. O zamanlar adliye yoktu, davalar hocalar huzurunda hal yol oluyordu. Şehriyar'la yapılan röportajın metninden, Aban 1366. [4] - Bu anıyı Lütfullah zahidi, Külliyat'ı Divan'a yazdığı Şehriyar'ın biyografisinde ufak değişikliklerle naklediliyor: Şehriyar ile ilgili olarak aklımda kalan en kötü anı, 31 Tir 1331 de meydana gelen annesinin vefatıdır. O gün dairede bendenize geldi ve fevkalade üzüntülüyle acı haberi verdi. Birlikte, Hezar Tahthabi (bin yataklı) Hastanesine gidip annesinin na'şını alarak Kum'a götürdük ve toprağa verdik. Külliyat'ı Divan, 7.baskı sf.58 [5] - Güzel bir tepesi ve bağları olan bir köy ismi [6] - Karaçimen köylerinden biri, Şehriyar'ın halalarından ikisi bu köyde yaşamakta idiler. [7] - "Haydar Baba" dağı eteklerinde karaçimen köylerinden birinin ismi; Şehriyar'ın halalarından diğer ikisi de bu köyde oturuyorlardı. "Benim dört halam vardı. Yaş sırasına göre Sultan, Setane, sara ve Seyyare hanımlar. İlk üçün hakkın rahmetine kavuştular. "Haydar Baba"ya Selam 3. basım, 1347 sf.75 [8] - Dağ köylerinden biridir ( Karaçimen). Çocukluğumda amca oğlum Mahmut Nur Azer ile birlikte oraya bir misafirliğe gitmiş ve birkaç günü ata binip gezerek geçirmiştik." A.g.a. [9] - Molla İbrahim" benim hocam, gerçekten faziletli bir insandır. Hatırladığım kadarıyla 45 yaşından buyana o mahallenin belki de tüm mahallelerin hocası, öğretmeni ve halkın her konuda yardım alabileceği bir insandı. "Haydar Baba"'ya Selam sf.45 [10] - Merhum Mir Salih Bey, güçlü bir kaleme sahipti, sade bir yaşantısı ve iyi yürekli bir insandı. Ateşli ve duygusal konuşmaları vardı. ("Haydar Baba"ya Selam Sf. 73.) [11] - Dr. Abdulali Kareng'in ""Haydar Baba"ya Selam" adlı manzumeye yazdığı önsözden bir bölüm. 1965 Hakikat Yayınları [12] - Şehriyar ile yapılan söyleşi, Kasım 1987. Merhum Mir Habib Sahir, Şehriyar'ın yakın dostlarındandı. Bu derin dostluğun etkileri daha sonra Şehriyar'ın; Amedi canem be gorbanet veli hâlâ Çera Bivefa hala ki men oftadem ez pa çera Matalı gazelinin şu beytinde görülür: Şehriyar'a bi Habib-i hod nemi kerdi sefer İyn sefer rah-ı kıyamet mirevi tenha çera Yarsız (Habib'siz) hiç yolculuğa çıkmazdın Ey Şehriyar Bu kez kıyamet seferindesin, yalnız neden [13] - Şahriyar ile yapılan söyleşi, Kasım 1987 [14] - Asger Ferdi'nin notlarından. Şehriyar ile yapılan söyleşi, Kasım1987 Şehriyar bu konuda şöyle diyor: "ben kendi kulaklarımla Müderris'in yumrukla Rızahan'ın kafasına vurduğunu ve Adam! Bu kafayı samanla mı doldurdun? Dediğini işittim ve gördüm. [15] - Zahidi'nin kalemiyle Üstad Şehriyar'ın Biyografisi, Divan Külliyatı'nın önsözü 5. basım [16] - Bu gazeli Şehriyar, Sadi'nin: Kıymet'i gol bereved çun to be golzar ayi Vab_i heyvan beçeked çun to be goftar ayi Matalı beytine nazire olarak nazmetmiştir. Beyad'ı Şehriyar başlıklı bu gazelde Şehriyar'ın Tebriz'deki tahsil yıllarındaki samimi ve eski arkadaşı Ebu'l Kasım Şiva kastedilmektedir. [17] - Osmanlı edebi devresi ve aynı isimli gazetenin adı. Bu devre 1810 dan 1896 ya kadar sürdü [18] -1896 - 1909 edebiyat devresi [19] - Osmanlı edebi devresi 1909 - 1912 [20] - Ekim Devrimi'nden sonraki yıllarda Azerbaycan'ın kuzeyinde kendisine Azerbaycan Cumhuriyeti adını veren bir devlet teşekkül etti. O dönemlerde Azerbaycan'a ilişkin bir takım sözler ileri sürüldüğünden Şeyh Muhammed Hıyabani'nin önderliğinde kıyam eden (Mart 1920) Azerbaycan'ın özgürlükçüleri yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için Azerbaycan eyaletinin adını "Azadistan" olarak koydular. Bundan bir süre sonra Azerbaycan Demokrat partisi Eyalet komitesi Organı teceddüd gazetesinin yazı işleri müdürü olan Taki Rıfat aynı adla bir dergi çıkardı. Bu derginin yalnızca 3 sayısı çıkarıldı. 12 Eylül 1920 tarihi taşıyan 4. sayısı basılma aşamasındayken Mehdikolihan Hidayet muhbir'us Saltana tarafından Azerbaycan özgürlükçülerinin kıyamı bastırıldı ve o sayı yayınlanmadı. [21] - Şehriyar daha 13 yaşındayken Tebriz Mutavassıta öğrencileri tarafından çıkarılan "Edeb" dergisiyle ilk basın işbirliğini başlattı. Edeb dergisinin ilk müdür ve imtiyaz sahibi Abdul zade-i Feriver idi. Şehriyar'ın şiirleri bu dergide "Behçet" mahlasıyla yayınlanıyordu. [22] - Azerbaycan ve o diyarın özgürlükçülerinden biri. Fransızca'yı mutaassıp babasından öğrendi. Osmanlı Türklerinin yeni edebiyatını da yakından biliyordu. Fars şiirinin uygun metotlarını uygulamaktan vazgeçti. Daha önce benzeri olmayan yeni kafiyelerin kullanıldığı oldukça yeni içerikli kıtaları imzasız yayınlıyordu. Edward Brown'un da kaleme aldığı yeni İran'ın basın ve Edebiyat tarihi eserinde yer verdiği kıtalardan biri şudur: Vatan'a Her gün yeni bir görünümle dışarı çıkarsın Her dem sen can yakıcı bir cilveyle tecelli edersin Kederinin yakışıyla her gece ve her gündüz gönül kuşum Yeni bir nağmeyle mersiye okumaya başlar (Ez-Saba Ta Nima, 2 cilt, s. 453) [23] - Divan Külliyatı, 7.basım, s,336 Babanın mateminde [24] - Şehriyar ile yapılan söyleşi Kasım 1987 [25] - Şehriyar ile yapılan söyleşi Kasım 1987 [26] - Şehriyar ile yapılan söyleşi Kasım 1987 [27] - Şehriyar ile yapılan söyleşi Kasım 1987 [28] - Mecdü's sadat akrabalık bağının yanı sıra Şehriyar'ın babasıyla yakın bir dostluğu olmuştur. Merhum hac Mir Aka hacca gittiğinde evinin idaresini Mecdü's sadat üzerine almıştı. Mecdü's Sedat'ın yanı sıra Şehriyar'ın babasının üç kişiyle daha da derin dostluğu vardı. Bunlar Şeyh Muhammed Hıyabani, Mirza İsmail Noberi ve kerbela Ali Ağa Hariri'den ibaretti. Bu üç şahıs o zamanki demokrat parti'nin başkanları idiler(Şehriyar ile yapılan söyleşi Kasım 1987) [29] - Şehriyar ile yapılan söyleşi Kasım 1987 [30] - Şehriyar ile yapılan söyleşi Kasım 1987 [31] - Şehriyar daha önce Kemal'ül Mülk ile tanışmıştı. Kendisinin ifadesine göre, tahran'da Mirza Muhammed Han Eşteri aracılığı Kemalu'l Mülk'ün yanına gitmişti. [32] - Şehriyar ile yapılan söyleşi, Kasım 1987 [33] - Divan Külliyatı, 1.cilt s.454 [34] - a.g.e. [35] - Serdar Said Neyyiri, Nişabur valisi ve Nasiruddin Şah'ın kardeşi Neyyiru's-Saltana'nın torunuydu [36] - Divan külliyatı 1.cilt s.283 [37] - Merhum Gülşen Azadi, Horasan şairlerindendi. Şehriyar vefatı münasebetiyle oldukça güzel bir kaside kaleme almıştır. Bu kasidenin matla'ı şöyledir: Del der hevayı "Gülşen-i Azadi" Morgi bud fiğanı-yu feryadi [38] - Divan Külliyatı 1. cilt s. 492 [39] - a.g.e. s.714 [40] - "Haydar Baba"ya selam, dipnotlar 57. bend 1968 [41] - Divan Külliyatı 1. cilt s. 359 "Der costecoy-i Peder [42] - a.g.e. s.336 (Der Matem-i Peder" [43] - Şehriyar'ın dediğine göre, Azerbaycanlı olan Ali Vekili, memur atamalarında önceliği Azerbaycanlılara verirdi [44] - Şehriyar ile yaptıkları söyleşi [45] - Şehriyar'ın dediğine göre Ali Vekili Azerbaycanlılara iş bulmada öncelik veren bir kimseydi. [46] - Şehriyar'la söyleşiden [47] - Külliyat-i Divan c.1, s.22, Bazgeşt-i vatan [48] - Külliyat_i Divan c.1, s.184, Hala çera? [49] - Külliyat-i Divan, c.1, s.693, Resayi Süreyya [50] - Bu gencin adı Şehriyar'ın dediğine göre Hasanzade'nin kayınbiraderi Bakır'dı. Bu zahidi daha sonraları Hüveyda zamanında içişleri bakanı olan Zahidi olmalıdır. (Zuhur ve Sugut-i Saltanat-ı Pehlevi c.2, s.394 [51] - İkinci kasetteki söyleşi metninden [52] - Külliyat-ı Divan, c.1, Lütfullah Zahidi'nin önsözü, s.53-54 [53] - Bu gazeli Şehriyar, Sadi'nin: Kıymet'i gol bereved çun to be golzar ayi Vab_i heyvan beçeked çun to be goftar ayi Matalı beytine nazire olarak nazmetmiştir. Beyad'ı Şehriyar başlıklı bu gazelde Şehriyar'ın Tebriz'deki tahsil yıllarındaki samimi ve eski arkadaşı Ebu'l Kasım Şiva kastedilmektedir. |