Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:33

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۰۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 
     

 DUHÂN SURESİ

     

(10. âyette kıyametin, gözle görülür kesif bir  dumanla geleceği anlatıldığı cihetle duman anlamına gelen Duhan adıyla  anılmıştır.)

     

Mekkîdir, elli dokuz âyettir.     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Hâ mîm.     

2- Andolsun her şeyi açıklayan Kur'ân'a.     

3- Şüphe yok ki biz onu, kutlu bir gecede indirdik, şüphe yok ki biz, insanları  korkuturuz.    

4- O gecede ayrılır, takdîr edilir her hükmolunan iş.     

5- Bir iş ki katımızdan hükmolunur, şüphe yok ki biz göndermişizdir.     

6- Rahmet olarak Rabbinden; şüphe yok ki o, duyar, bilir.[1] [2] [3]     

7- Rabbidir göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin. Adamakıllı inanır,  iyice bilirseniz.     

8- Yoktur ondan başka tapacak, diriltir ve öldürür; Rabbinizdir ve Rabbi-dir gelip  geçen atalarınızın.     

9- Hayır, onlar şüphe içindedir, alay edip dururlar.     

10- Artık  gözetle gökyüzünden apaçık, gözle görünür bir dumanın geleceği günü.     

11- Bütün  insanlara yayılır, budur elemli azap.286     

12- Rabbimiz,  bizden azâbı, gider, şüphe yok ki inandık biz.     

13- Siz  neredesiniz, öğüt alma nerede ve andolsun ki onlara, her şeyi açıklayan bir  Peygamber geldi de.     

14- Sonra  yüz çevirdiler ondan ve kendisine birşeyler öğretilmiş delinin biri dediler.     

15- Şüphe  yok ki birazcık gidereceğiz azâbı, fakat gene şüphe yok ki kâfirliğe  döneceksiniz.     

16- O  gün pek şiddetli bir sûrette tutar, cezâlandırırız, şüphe yok ki öc alırız biz.287     

17- Ve  andolsun ki onlardan önce Firavun'un kavmini de sınamıştık ve onlara güzel  huylu bir peygamber gelmişti de.     

18- Allah'ın  kullarını demişti, bana teslîm edin, şüphe yok ki ben, emin bir peygamberim  size.     

19- Ve  Allah'a karşı yücelik satmaya kalkışmayın; şüphe yok ki ben size, apaçık bir  delil getirdim.     

20- Ve  şüphe yok ki ben Rabbime ve Rabbinize sığınırım beni taşlayıp öldürmenizden.     

21- Bana  inanmıyorsanız bırakın tek başıma beni.     

22- Derken  Rabbine duâ edip şüphe yok ki bunlar demişti, mücrim bir topluluk.     

23- Artık  kullarımla geceleyin yola düş, şüphe yok ki ardınızdan geleceklerdir.     

24- Deniz  açılmışken öylece bırak, şüphe yok, onlar bir ordudur ki boğulacak.     

25- Nice  bahçeler terkettiler ve nice akarsular.     

26- Ve  tarlalar ve güzelim meclisler.     

27- Ve  bol-bol yeyip geçindikleri nice nîmetler.     

28- Böyle  işte ve onları mîras verdik bir başka topluluğa.     

29- Derken  ne gök ağladı onlara, ne yer ve mühlet de verilmedi onlara.     

30- Ve  andolsun ki İsrailoğullarını aşağılatıcı bir azaptan kurtardık.     

31- Firavun'dan;  şüphe yok ki o haddi aşanlardan yücelik satan, ululanan biriydi.     

32- Ve  andolsun ki İsrailoğullarını, bilerek bütün âlemlerden üstün olmak üzere  seçtik.     

33- Ve  onlara, apaçık nîmetleri muhtevi deliller verdik.     

34- Gerçekten  de şunlar elbette derler ki.     

35- İlk  ölümümüzden başka ölüm yok bize ve biz, tekrar dirilmeyiz de.     

36- Doğru  söylüyorsanız getirin babalarımızı bize.     

37- Bunlar  mı daha hayırlıdır, yoksa Tubba' kavmiyle onlardan öncekiler mi? Helâk ettik  onları, şüphe yok ki mücrimlerdi onlar.                [4]             

38- Ve  biz gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri eğlence için, boşu-boşuna  yaratmadık.     

39- Biz  onları, ancak gerçek olarak yarattık ve fakat çoğu bilmez.     

40- Ayrılma  günü, gerçekten de hepsinin muayyen bir günüdür. [5]     

41- O gün  dostun dosta faydası olmaz ve onlar, bir yardım da görmezler.     

42- Ancak  Allah kime acırsa o başka; şüphe yok ki odur üstün ve rahîm.     

43- Şüphe  yok ki zakkum ağacı.     

44- Suçluların  yemeğidir.     

45- Erimiş  bakıra, kurşuna benzer, karınlarda kaynar.     

46- Kaynar  su gibi.     

47- Tutun  onu da sürüyün koca cehennemin ta ortasına.     

48- Sonra  da dökün kaynar suyu azâb olarak tepesine.     

49- Tat,  şüphe yok ki sen üstündün, kerem sâhibiydin.     

50- Gerçekten de  buydu şüphe ettiğiniz.     

51- Şüphe  yok ki çekinenler, emîn bir makamdadır.     

52- Cennetlerde  ve akarsuların kıyılarında.     

53- İnce  ve kalın ipekliler giyerler, karşı-karşıya otururlar.     

54- Böyle  işte ve onları evlendiririz iri gözlü hûrilerle.     

55- Orada  emin bir halde her çeşit meyvelar isterler.     

56- İlk  ölümden başka ölüm tatmazlar orada ve onları korur koca cehennemin azâbından.     

57- Rabbinden  bir lütuf ve ihsân olarak; budur o büyük kurtuluşun, murâda erişin ta kendisi.     

58- Gerçekten  de öğüt alsınlar diye Kur'ân'ı senin dilinle indirdik, okuyuşunu da  kolaylaştırdık.     

59- Artık  gözetle, bekle; şüphe yok ki onlar da gözetlemedeler, beklemedeler.

     

               
                                  [1]                      ) Mübarek  gece, İbn-i Abbas'a Katâde'ye ve İbn-i Zeyde göre Kadir Gecesidir. İmam  Muham-med-ül-Bâkır ve Ca'fer-üs-Sâdık'tan da bu kavil rivâyet edilmiştir. 97.  sûrede, Kur’ân'ın Kadir Gecesinde indiği açıkça bildirildiği cihetle buradaki  mübarek geceyi şabanın... (Devamı, sonnot No:50)        
       
                                 [2]                      ) Bu kesif duman kıyamet alâmetlerindendir.       
       
                                  [3]                      ) Kıyamet  günü. Bedir savaşına işarettir diyenler de vardır.       
       
                                 [4]                      ) Tubba’, Himyerli  bir hükümdardır. Tebaası çok olduğu için bu adla anılmıştır.       
       
                                [5]                      ) Kıyamet  günü.       
   

Total Visit: 420
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.