ÇAĞIMIZDA MİLLİYETÇİLİK Yaşadığımız bu asırda konuşma konusu olan meselerden biride ''milliyet''meselesidir.Bu günlerde birçok milletler,iran müslümanları ve diğer müslüman ülkeleri bu konu hakkında özel bir ilgi oluşturmuşlardır.Hatta bazıları,bu konu hakkında o kadar yoğunlaşmışlar ki haddi hesabı yoktur. Hakikatte milliyetçilik meselesi, yaşamış olduğumuz bu asırda İslam dünyası için büyük sorunlar meydana getirmiştir.Milliyetçilik islamiyetin karşı çıktığı bir fikirdir.Çünkü bu fikir müslümanların vahdet oluşturmasına büyük engel teşkil etmektedir. Hepimiz biliyoruz ki İslam cemaati çeşitli milletlerden meydana gelmiş ve islamiyetin geçmişinde çeşitli milletlerden tek vucut olarak İslam cemaatini oluşturmuştur ve hala da o vahdet sürmektedir.Yani gerçekkten bu çağımızıda yedi yüz milyon büyüklüğünde br vahdaniyet vardır ;fikir vahdeti istek,duygu vahdeti ve aralarında da güçlü bir bağlılık vardır.Yinede vuku bulan ayrılıkların nedeni kendileri değilde hükümetleri,devletleri,siyasetleri ve yeni çağlarda avrupai ve amerikai güçler bu ayrılıkların ana etkenleri olmuştur.Bu etkenler ve güçlerin hiçbirisi yinede halktaki vahdet gücünü ortadan kaldırmamıştır. İkbal Lahuri'nin dediği gibi: hakkın emri delil ve isteği birdir, çadırlarımız ayrı kalplerimiz birdir Hicazdan Çin den ve İran danız biz güler yüzlü bir sabahın şebnemiyiz biz. Bu vahdetin en güzel örneklerinden birisi ,her yıl düzenlenen hac merasimleridir ki bir milyon bucuk müslüman halkıyla oluşmasıdır. Ama diğer yandan milliyetçilik ve nasyonalizm fikri birbirlerinin karşısında çeşitli milletlerin çıkmasına neden bir fikirdir.Bu olay son asırlarda avrupa da çok fazlalaşmıştır.Bu gibi şeylerin oralarda meydana gelmesi gayet doğal olabilir.Çünkü Avrupada ki insanları bir yere toplayarak vahdet oluşturması için bir mektep bulunmamaktadır.Bu fikir şark da sömürü ile nufuz etmiştir.Sömürgeciler ''ayrılık yarat ve hükümet et''sloganına uyarak bu yoldan daha iyi bir yol olmadığını görerek ve müslümanların dikkatini nesillerine ve milletlerine çekerek meşkul ediyorlar.Hint halkını geçmişini hatırlatarak ,Türk'e gençlik ayaklanması çıkararak türkizm sistemi oluştur şeklinde,Arap milletine-diğer milletlere nazaran daha çok milliyetçilik taraftarı-arabizm oluştur ve ona güven,İranlıya ise sen Aria neslindensin,sami neslinden olan arablardan hesabını ayır tarzıyla müslümanları nasyonalizme doğru tetiklerler. Milli duyguların harekete geçmesi bir milletin istiklali yönünden faydalı olabilir ama islam ülkeleri üzerinde iyi bir etki bırakmasından ziyade ayrılık ve bölücülüğe neden olmuştur.Bu milletler asırlardır bu yolları katetmiş ve daha yükseklere ulaşmışlardı.islamiyet yıllardır hatta asırlardır ,fikir,akaid ve ideoloji vahdetini meydana getirmiş ve yirminci asırda sömürücülüğe karşı kesin bir çizgide olabileceğini göstermiştir.Yirminci asırda müslümanlar tarafından sömürü karşıtı çıkan savaşlar ve onun sonucunda da sömürünün pençesinden kurtulmaları milliyet etkenkeninden ziyade islamiyet etkeni muessir olmuştur.El Cezair,Endonezya,Pakistan ve Arap ülkeleri gibi. Evet bu milletler asırlardır inanç,fikir ve bir ideolojiyle vahdet oluşturabileceklerini ve ayaklanarak sömürücülerin pençesinden kurtulabileceklerini gösterdiler.Böyle halkları ,milliyetçilik hislerin sevk etmenin gericilikten başka bir ismi olamaz.Herhalukarda nasyonalizm meselesi Avrupalıların harekete geçirmiş oldukları bir mesele dir ki islam dünyası için çok büyük sorun teşkil etmektedir.Merhum Seyid Cemallediyn Esadabad'inin bağlı olduğu milliyetinin açıklamamasının nedenini sömürgecilerin eline bahane verip diğerlerinin duygu ve hislerini bu yönde kullandırmamak olduğunu söylüyorlar. Biz taraftarı olduğumuz dinin ve İslam adında tek bir ideolojiye tabii olduğumuz hükümlere göre ,onda kavim ayrımcılığı yoktur.Ve bizlerde bu fikre aykırı olan kavimcilik ve milliyetçilik adı altında gelişen olaylara duyarsız kalamayız. Hepimiz biliyoruz ki son zamanlarda sayısız insanların İran milliyetçiliğini savunma amaçlı savaşlarını ve çabalarını İslam aleyhine kullanmışlar.dipnot-1Milliyetçilik meselesi Arap ülkelerinde günden güne fazlalaşmakta ,öyleki halkın sayısız grupları müslüman olmalarına rağmen özel taasupla sadece Araplığa güveniyorlar ve bunun kendisininde insanlığın maneviyatnı isteyen islamiyete karşı bir savaş olduğunuda biliyoruz.ve biliyoruz ki bu olayların zaraları ilk önce kendilerine dokunuyorve bu kadar milletin ve savaş silahlarının bu kadar fazla olmasına rağmen israillilerle karşı karşıya gelemediler. Şüpesiz araplar kendi din güçlerine güvenselerdi hiçbirzaman böyle bir yenilgi ile karşı karşıya gelmezlerdi.Pakistanlı yazarlardan biri söyle yazmıştı:Arap ve İrailin june savaşında mezheb yani siyonizm kavimlik gücünü yenmişti burada hernekadar mubala olsada mezhebi siyonizme katmış dahil etmiştir çünkü yahudi kavminde nesil mezhebe galeme etmiştir ve ediyordur,ama arapların anlamsız milliyetçilik dayanışmasını hatalı addetselr yeridir ve doğrudur. Geçen sene -1387 gameri- hac seferinde iken konferans salonunda Arap bilginlerinden biri çok güzel bir konuşma yaptı,konuşmasında şöyle haykırıyordu:Allaha and olsun ki bu savaşla İslamiyetin hiçbir ilgisi yoktur.İslam asla savaş meydanı olmamıştır.İsrail ile savaşan İslam değil,Arabizmin siyonizmle savaşıdır.dipnotun bitimi ve perdenin altında ki arap ve araplıkla savaş İslamiyetin kutsallığını ihanet rüzgarına bırakmıştır. İranda meydana gelen İslam la savaşların tesirlerini kitaplarda ,dergilerde,gazetelerde ve diğerlerinde gördüğümüz üzre,bunun bir tesadüf değilde,aksine hesapları yapılmış ve kasıtlı işler olduğunu gösteriyor. Zerdüşlük teblikatı da bugünlerde fazlalaşmış ve bununda siyasi bir olay olduğu düşünülüyor.Bugünkü İranlıların tekrardan zerdüşt dinine geri dönmeyeceklerini Mezdeki,Manui,Zerdüşti ve bugün milli yalancılıkla meşhur olanların ve İslamiyeti tahrif etmekten başka bir sıfata sahip olmayanalar ,hernekadarda resmiolarak İslama faaliyetlerde bulunsalarda ,hiçbir zaman İslam kahramanları gibi İslam kahramanları gibi İranlıların kalplerinde yeralmayacaklarını,Elmegne,Sinbad,Babek,Horremdin ve Mazyarasla Ali İbni Abi Talib,Hüseyn İbni Ali hatta Salman Farsi 'nin yerini İranlıların kalbinde alamayacaklarını herkes çok iyi biliyor. Ama bununla birlikte daha olgunlaşmamış geçleri milliyetçilik,vatan sevgisiyle duygularını tahrik ederek İslam aleyhine yöneltebşilir ve onların İslamla ilişkilerini kesebilirler.Yani İslami duyguların yerine diğer dinleri getiremeselerde ,İslam yerine İslam karşıtı duyguları yerleştirebilirler ve işte bu yuoldur ki sömürücülüğe hizmet eder.Böylece görüyoruz ki tamamen din,mezheb ve allah karşıtı olan insanlar saçama sapan yazılarıyla ,İranın İslamdan önceki durumunu yani zerdüştlüğü gündeme getiriyorlar.niyetleri çok açık ve nettir. Biz bu maksatta olan şahısların mantıklarıyla konuya girmek istiyoruz.Yani miilliyetçilik ve nasyonalist mantığıyla.Evet bu mantık ile.Pakistan lı İkbal'in sözüne dikkatimizi çekiyoruz.Şöyle diyor:''milliyetçiliğin kendisi korkaklığın bir türüdür''Milliyetçilik duygusunun hemvatanlarına faydası dokunduğunda pozıtıf yanını göstermekte ve böyle kabul edilecek bir durum olmaktadır.Ama düşüncede ,muhakeme etmekte değişiklik,iyiyi ve kötüyü görüp görmemeye neden olursa ahlaka ve insaniyete zıt bir mesele olur.Dikkat edersek milliyetçilik ve nasyonalizm duygularından daha değerli ve faydalı mantıklar vardır .öyleki felsefe,ilim ve din duyguların zirvesinde bir mantıktır. Kavimcilik ve milliyetçilik duygusu istenilen yerde ilim,felsefe ve dine yer yoktur ve taleb edilmez.Bir ilim ,felsefe meselsinde veya din gerçeklerinde milliyetinden dolayı asla kabul edilmemezlik meydana gelmez ve aynen yabancı ve ecnebi olduğu için görmezden gelip red edilmesi imkansızdır.Ne kadar doğru demiş diyen;''ilmin,dinin ve felsefenin vatanı yoktur,hepsi aynı yere aittirler.''aynen din adamları,ilim ve bilim adamları ve filosofların vatanı olmaz,dünyalıdırlar.Bütün dünyayı kaplarlar,hertaraf onların vatanı ve bütün dünyalılar onların hemvatanlarıdır.Evet bunların hepsini biliyoruz. Ama biz şimdilik insani ve akli mantık hakkında konuşmayacagızİnsani hislerde daha olgunlaşmamaış olan duygulardan bahsedecegiz. Milli dugular mantığıyla görmek istiyoruz ki acaba islamyet kendi başına vuku bulmuş bir olaymıdır yoksa yabancı ve ecnebi bir olaymıdır?Acaba milliyet ölçüleriyle ,islamiyet iran milliyetinin bir parçasımıdır ve iran nayonalist duygularıyla,acaba islamiyeti kavraması gerekirmi yoksa onun dışındamıdır.? Bu yüzden konumuzu iki kısımda incelememiz gerekiyor:Birinci bölümde milliyet ölçülerinde,bir kavmin milliyeti sınırları içinde ve dışında bırakılması ve karar kılınması gereken şey nedir?İkinci bölümdede aynı milliyet ölçülerinde acaba İslamiyet iran iran milliyeti tarafından kendi içinde bir olaymıdır yoksa yabancı bir olaymı?Gerçekte bizim konularda kubrai(büyüklük)ve sugrai(küçüklük)diye iki kısım vardır.Birinci kısım konunun kubrai tarafı ,ikinci kısım ise sugrai tarafıdır. Böylece İslam dini ile zerduşluk arasında ki mukayeseler yapldığında,mşilli anketlerve mukayeselerle islamiyetinmi zerduşluğunmu daha çok milli özelliğe sahip olduğu belli oluyor
|