| CEBELİ Bedîuzzamân Abdulvâsi’ b. Abdulcami’ Gurcistanî-yi Cebelî, Alevi ha¬ne¬dan¬larından olup Gurcistân’da doğmuştur. Eserlerinden anlaşıldığına göre, za¬manı¬nın ilimlerinden özellikle edebiyat ilimleri konusunda tam bir eğitim almış ve şairlik yoluna girmiştir. Bu dalda meslektaşlarının başında yer almıştır. Daha sonra da vefat ettiği 555/1160 yılına dek kendi çağdaş¬ları olan Gûrlu, Selçuk¬lu ve Gazneli sultanlarını övmüştür. Onun memduhlarından birisi, 490/1097 yılında Harezm’i istila eden Tuğrul Te¬kîn b. Muhammed’dir. Bir diğeri Abdulvâsi’in, şöhret yıllarının başlarında dört yılını sara-yında geçirdiği Behrâmşâh b. Mes‘ûd-i Gaznevî’dir (511-552/1117-1157). Behrâmşâh, saltanat iş¬lerinin karışması sonucu Sencer’den yar¬dım istemiş, Sencer kendisine yardım amacıyla 510/1116 yılında Gazne’ye asker sürünce Abdulvâsi’ onun hizmetine girdi. Bundan iti¬baren bir süre Sencer sarayında yaşadı ve bu sultanın ilgi ve say¬gınlı¬ğını kazandı. Bu söy¬lediklerimize ilave olarak Abdulvâsi’ın başka memduhları da vardı. Bunlar ara¬sından Kirmân Selçuklularından Arslanşah b. Kirmânşah’ı zikretmek mümkün¬dür. Abdulvâsi’-i Cebelî, VI/XII. yüzyıl ortalarında söz üslubunun değişi¬minde etkin olan büyük öncülerden ve sözünde o ana dek eski¬sinden daha çok Arap di¬liyle karışmış olan zamanın genel lehçesindeki şiire yakın olan kimseler¬dendir. Onun şairlikteki tabiatının gücü ve mahareti, onun sa¬natla süslü sözlerle ve ma¬nevî süslere lafzî süsleri eklemeye fazlaca yö¬nelmesine neden oldu. Bundan do¬layı da ‘Avfî, hiç kimsenin onun tar¬zında şiir söylemediğine inanmaktadır. Onun kimi kasideleri, fazilet eh-linden hiç kimsenin böylesine söz söyleyemediği ve hiç¬bir fasihin zihninde onun gibi seçkin olmadığı bir yapıdadır. Abdulvâsi’, Arap şiirinde de etkin olup eskilerin değimiyle, “Zu’l-Belagateyn”di. Onun iki dile hakim oluşu, Dîvân’ındaki kimi bilgilerinden anla¬şılmaktadır. Dîvân’ı, bu sa¬tırların yazarının çabasıyla basılmıştır. |