Pazartesi 21 Mayıs 2012 - 16:13

الإثنين ١ رجب ١٤٣٣

دوشنبه ۱ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۴۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    


Büyük Din Alimi Üstad Şehit Mutahhari

Büyük filozof, düşünür ve âlim üstad Murtaza Mutahhari'nin şehadet yıldönümünü idrak etmekteyiz. Ayetullah Mutahhari, aklî ve istidlali ilimler hakkında geniş bilimsel çalışmalar yapıp, engin birikimlere sahipti. 19-05-2008

Mutahhari, İslam'ın eşsiz medeniyetini ihya etmek için siyasi ve toplumsal bir doktrin geliştirmeye çalıştı. Ayetullah Mutahhari, İslam'ın siyasi ve toplumsal alt yapısını, İslam'ın itikadi ve felsefi boyutlarıyla bağdaştırdı. Bu yüzden dinden bahsettiğinde İslami toplumun siyasi alt yapısını da göz önünde bulunduruyordu.

Rahmetli şeyh Şeltut'un tabiri ile "Mutahhari, kendi çağında tanınmadı, fakat zaman süreci ilerledikçe onun büyüklüğü daha bir anlaşılır oluyor".

Ayetullah Mutahhari din'i ihlâslı ve derinlemesine inceliyor ve beşeri topluma en canlı ve kalıcı mesajlar iletmeye çalışıyordu. İslam inkılâbı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei şöyle diyor:

“ Eğer insan kendi mesajına inanırsa, inandığını gerçekleştirmek için çaba harcar. Bu konuda en büyük çaba, iman yolunda ölümü bile göğüslemektir. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim'de vurgulandığı gibi, peygamber -sav- de ilettiği mesajına inanıyordu. Eğer büyük ve engin fikri birikimiyle rahmetli Şehit Mutahhari örneğinde olduğu gibi, ilettiği mesaj uğruna şehit düşerse, bu mesajın kalıcı olduğu ispatlanmış olur."

İslam dinini tebliğ eden düşünür ve bilginlerin ittifak kurdukları şey; İslam'ın en mükemmel hak dini olmasıdır. Din araştırmacısı ve âlimi olan üstad Mutahhari, İslam'ın asil düşüncesini dersler vererek, konuşma, vaaz, kitap ve makale yazarak tebliğ ediyordu. Ona göre din, beşeriyetin hidayet nurudur ve temel değişmez ilkelere sahiptir. İlahi nebiler de bu ortak ilkelere bağlıdırlar. Mutahhari'ye göre, Enbiya'nın öğretilerinin ilkeleri birbirine mutabıktı.

Semavi dinlerin "usulu din'i" aynı ve "fûru-u din"i ise farklıdır. Çünkü zamansal ve mekânsal şartlar ve gereksinimler, çevre hayat ve halkın yaşayış biçimi tali meselelerin hükümlerini farklı kılıyordu. Bütün semavi dinlerin biçim ve boyutlarını farklı ve ruhlarıysa aynı olup, tek bir hakikati ifade ediyor. Enbiya'nın talimat ve öğretilerinde insan bir öğrenci gibidir. Peygamberlerse insanı ilkokuldan tutun, yüksek ihtisasa kadarki süreçte eğiten resullerdir.

Şehit Ayetullah Mutahhari, İslam dinini kapsamlı ve gerçekçi realist bir din olarak nitelendiriyor ve bu dinin insanın dünya ile ahiret, beden ile ruhu, akıl ile duygusu, içtimai ve ekonomik ihtiyaçlarını temin edeceğine inanıyordu. Ayetullah Mutahhari, iki faktörün dini anlayış ve yorumu olumsuz yönde etkilediğini belirtiyordu. Bunlardan biri sömürgeci güçlerdir. Çünkü sömürgeci güçler, dinin toplumsal hayattan dışlanmasını ister.

İkinci faktör ise, Müslümanların İslami hakikatlerden gafil olması ve cahil kalmasıdır. Ayetullah Mutahhari şöyle diyor:

“Sömürgeci ve sultacı güçler, İslam ülkelerine sızıp, dinle toplumsal hayatı birbirinden uzaklaştırmaya ve laikleştirmeye çalışıyorlar. Fakat İslam'da "din ile dünya hayatı" birbirinden ayırd edilemez ve koparılamaz.

Mutahhari'ye göre, din'i, taşlaşma ve düşüşten kurtarmak için, onun çok boyutlu özelliklerini kavramak gerekir. Bu yüzden sürekli olarak dinin çeşitli boyutlardan araştırılması ve tefsir edilmesi kaçınılmazdır. Çünkü İslam'ı tanımamak bizi çağdaş dünya sorunlarının kıstacına alır.”

Ayetullah Mutahhari bu konuda şunları belirtiyor:

İslam en zengin manevi birikim olarak bize sunulmuştur. Bu nedenle bizler bu zenginlik karşısında sorumlu davranıp, onu korumalı ve ondan faydalanmalıyız.

Üstad Mutahhari'ye göre, İslam kanunları gelişken, canlı, insanın maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayacak bir dindir. İslam dünyası her zamankinden daha fazla İslam'ın derin öğretilerinden kaynaklanan yeni ve çok boyutlu bir bakış açısıyla yeni bir yasama hareketi başlatıp, sömürgeci batının fikri bağlarını Müslümanların el ve ayaklarından çözüp, koparmalıdır. İslam kanunları semavi olduğu gibi yeryüzü hayatına da aittir. Yani beşeriyetin maslahat ve fesatlarını ayrıştırma üzerine bina edilmiştir.

Üstad Mutahhari'nin engin bakışları, düşünce gücü ve ilahi maarife ihlâsla bağlılığı, onu çağdaş dünyada dinin en büyük savunucusuna dönüştürmüştür. Ayetullah Mutahhari insani ilimlerde araştırmalar yapıp, İslam anlayışına uygun yeni bilimsel görüşler geliştirmeye ve bu yoldan İslam'ın fikri, ilmi, içtimai ve siyasi zenginliklerini gözler önüne sermeye çalıştı.

Bu düşünüre göre İslam, toplumu değiştirip, dönüştürme, halkı gelişme ve yükselişe doğru hidayet etmeye muktedir bir dindir. Çünkü kapsamlı bir görüş sahibi olan İslam, dünya hayatındaki büyüme, gelişme ve ilerleme yollarını göstermiştir. Ve ilerleme yollarını göstermiştir. İnsan ise toplumu geliştirme ve olgunlaştırma gücüne sahiptir. Fakat buradaki gelişmeden maksat insanın bizzat kendisinin daha bir yüceleşmesini sağlamaktır. Hâlbuki batıda bu gerçek unutulmuştur.

Ayetullah Mutahhari ayrıca şöyle diyor: Çağdaş insan, bunca bilimsel gelişmelere rağmen acınacak bir şekilde izliyor. Peki, insan niçin büyük acı duyuyor ve inliyor? Onun hissettiği eksiklikler nelerdir? Acaba bu eksiklikler ahlak ve maneviyattan yoksunluk mudur? Bilimsel gelişmelere rağmen manevi boşluk, insani iç çekişmeye sürüklemiş bulunuyor. Fakat din bu ikilemi bertaraf edebiliyor.

Ayetullah Mutahhari ayrıca şunları kaydediyor; İslam hürriyeti en değerli beşeri özelliklerden biri sayıyor. Fakat hürriyetin sınırsız ve başıboş olmadığını vurguluyor. İslam gerçek anlamda hürriyetin hamisi ve destekçisidir. Manevi hürriyet aslında insan'ı esir eden nefsanî isteklerden kurtuluş anlamındadır. Manevi hürriyet ise, toplumsal hayat ve davranış biçimini olumlu bir şekilde etkileyip, gerçek sosyal adaletin sağlanmasına yardımcı olur. Bu yüzden din, toplumsal hayat denklemlerini sağlamada kaçınılmaz bir rol ifa etmektedir.

Adaleti ve hürriyeti birlikte sağlamak zor bir iştir. Fakat toplumun bekası için hayati öneme sahiptir. Şehit Mutahhari, bu meseleyi ilahi dinlerin temel amacı ve ana kaygısı olarak nitelendiriyor ve şunları kaydediyor; Tevhidi dinler, toplumda adalet ve hürriyeti sağlama konusunda yüksek güç ve etkiye sahiptirler.

Günümüz dünyasında maddeci ideolojiler ve liberal kapitalist düzen tek boyutlu olarak hürriyetle adalete bakıyor. Fakat İslam dini ferdi ve toplumsal hürriyeti birlikte yürütüp onu manevi hürriyetle pekiştiriyor.

Üstad Mutahhari, yenilikçi ve müceddid bir düşünür olarak İslam'ın yüce değerlerini çağın karmaşık ihtiyaçlarını karşılama doğrultusunda yeniden yorumladı. Ayetullah Mutahhari'nin İslam'dan edindiği derin, engin ve aydın kavramları kullanıp, İslami nizamın düşünce temellerini attı.

Fakat verimli ve olgun düşüncelerini tam olarak hakikate susamış İslam âlemine ve insanlığa aktarma fırsatını bulamadı. Ancak din adına saplantılar, tahrifat ve aşırılıklarla da mücadele edip, İslam'ın hayat verici, gelişken bir din olduğunu, insana bilgilenme, bilinçlenme ve güzel hayat vaat ettiğini ispatladı

1920 yılının Şubat ayında Horasan eyaletine bağlı Feriman kasabasında dindar bir ailede dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını mektepte okuyarak geçiren Mutahhari, 12 yaşında iken, Meşhed dinî ilimler medresesinde İslâmî bilimler alanında öğrenim görmeye başladı. 1938 yılında, dönemin İran şahı, Rıza Şah'ın mollalara karşı verdiği sert mücadeleye rağmen dinî derslere devam etmek amacıyla Kum kentine yerleşti.

Burada, dönemin ünlü alimlerinden Ayetullahi'l-Uzma Şeyh Abdulkerim Hairî'nin vefatından sonra yerine geçen üç büyük alim yani, Seyyid Muhammed Huccet, Seyyid Sadruddin Sadr ve Seyyid Muhammed Takî Hansarî'nin yanında okumaya başladı.

15 yıl süren Kum'daki hayatı süresince, fıkıh ve usul derslerini rahmetli İmam Humeynî ve Ayetullah Burucerdî'nin yanında, Molla Sadra felsefesi, ahlak ve usul, ilahiyat, İbni Sina'nın Şifa'sı ve daha bir çok dersleri Ayetullah Seyyid Muhammed Hüseyin Tabâtabâî'nin yanında okudu. Ayrıca bu süre zarfında irfan derslerini Ayetullah Mirza Ali Ağa Şîrazî'den aldı. Kum'da bulunduğu sürece öğrenimin yanı sıra, sosyal ve siyasal sahalarda da faal bir şekilde bulunuyordu. Bunlardan bir tanesi, İslâmın Fedaileri teşkilatıyla irtibatta olmasıydı.

1952 yılında Tahran'a yerleşen Ayetullah Mutahharî, Mervî medresesinde araştırmaya başladı. 1955 yılında, "Öğrenciler İslâmî Cemiyetinde" ilk tefsir toplantısını düzenledi. Aynı yıl Tahran Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev aldı. 1959 yılında Müslüman Tabipler Cemiyetine konuşmacı olarak davet edildi ve sürekli olarak bu işi devam ettirdi. Burada yaptığı ilmi konuşmalar daha sonra ondan geriye kalan önemli konular haline geldi.

1962 yılından itibaren İmam Humeynî'nin en faal yaranlarından oldu. Öyleki 15 Hordad ayaklanmasının asıl organizatörlerinden birisiydi. Haziran 1963'de rejim aleyhine yaptığı bir konuşma sonucu tutuklanarak hapse atıldı ancak kısa süre sonra serbest bırakıld

İmam Humeynî'nin sürgüne gönderilmesiyle birlikte Şehit Mutahharî ve fikir arkadaşlarının görevi daha da ağırlaştı. O, bu dönemde toplumun ihtiyacı olan konularla ilgili kitaplar yazmaya ve çeşitli toplantılarda uyarıcı konuşmalar yapmaya başladı. İslâmî harekete kendini adayan Mutahharî, hareketin İslâmîleştirilmesi yönünde çok büyük ideolojik mücadele verdi. 1967 yılında "Hüseyniye-yi İrşâd"ı kurdu. Bir süre sonra Filistin'lilere yardım kampanyası başlatarak İsrail aleyhine sert bir konuşma yaptıktan sonra tutuklanarak hapse konuldu ve tek kişilik hücrede tutuldu. Herşeye rağmen mücadelesine devam eden Mutahharî 1974 yılında konuşma yapması yasaklandı ve bu yasak İslâm İnkılabı'nın zaferine kadar sürdü

1976 yılında İmam Humeynî ile görüşmek niyetiyle Irak'a gitti ve devrimin önemli meseleleriyle ilgili istişarede bulundu. İran'a döndükten sonra İran halkını rejime karşı ayaklanmaya ve yürüyüşe davet etmeğe devam eden Mutahharî, İmam'ın sürgünden İran'a dönüşünde karşılama törenlerini organize etti. Devrimden sonra büyük sorumluluklar üslendi, ancak çok geçmeden devrimden bir yıl sonra,1980 yılı 2 Mayıs günü saat 22:20 sularında "Furkan" grubu tarafından suikasta uğradı ve başına isabet eden bir kurşunla şehit oldu.

İmam Hamenei: Şehid Mutahhari'nin Yolu Sürdürülmeli

İran İslam İnkılabı rehberi İmam Hamenei, İran'ın dünyaca tanınmış felsefe filozofu ve düşünürlerinden İslam alimi Şehid Ayetullah Murtaza Mutahhari'nin şehadetinin yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada, düşünür ve aydınları, Şehid Mutahhari'nin felsefi yolunu sürdürmeye davet etti.

Şehid Mutahhari'nin şehadetinin yıldönümünü tertipleme komitesini kabul eden İslam İnkılabı rehberi, Şehid Muhahhari'nin düşünce ve felsefesinin topluma yansıtılmasının halihazırdaki ortamda zaruri olduğunu belirterek, ‘bu büyük düşünürün eserlerinden ve felsefesinden, aydınların, bilim adamlarının, düşünürlerin yararlanması gerekir ve böylece de Mutahhari'nin düşünce hayatı canlı kalır' dedi.

Mutahhari'yi, fıkıh ve irfanı tanıyan bir filozof olarak niteleyen İmam Hamenei, ‘Mutahhari, tanınmış İslam filozofları arasında, görüşleri siyasi meseleler ve hatta sosyal hayatın bütün alanlarına giren ender bir İslam alimi ve düşünürüdür ve bunun için Mutahhari topluma doğru ve çok iyi bir şekilde tanıtılmalıdır' dedi.

İmam konuşmasında ayrıca başta öğrenci ve üniversiteliler olmak üzere toplumun bütün kesiminin şehid Mutahhari'nin eserlerinden yararlanmalarının gerekli olduğuna vurgu yaptı.

Devrim süresince önemli, uyarıcı ve uyandırıcı rol oynayan üstadın kitapları İran'da defalarca basıldı ve herkes tarafından okundu. Bu önemli eserlerden bazıları şöyle:

Kur-an'la Tanışma
İslâmî Düşüncenin Canlandırılması
İslâm'da ve Batı Dünyasında Cinsel Ahlâk
İslâm ve Zamanın Gerekleri
Felsefe Usulü ve Realizmin Yöntemi
İmamet ve Liderlik

İnsan Hayatında Gaybî Yardımlar
İnsan-ı Kâmil
İnsan ve Kader
Yirmi Konu
Üstad'ın "Tesettür Meselesi" Kitabına Yapılan Tenkitlere Cevabı
Onbeş Konu
İslâm İnkılabı Hakkında
İslâm Cumhuriyeti Hakkında
İslâm'da Talim ve Terbiye
Tevhid
Hz.Ali'nin(a.s.) Çekiciliği ve İticiliği
Cihad
Hacc
Hak ve Batıl
Hikmetler ve Öğütler
Hüseyin(a.s.) Destanı 1-2
Hatemiyet
İslâm ve İran'ın Karşılıklı Hizmetleri
Doğruların öyküsü 1-2
On Konu
İmamların Yaşamlarına Bir Bakış
Sîre-yi Nebevîye bir bakış
Nechu'l-Belâğa'ya Bir Bakış
Manzûmenin Şerhi
Altı Makale
İlahî Adalet
Hâfız'ın İrfanı
Materyalizme Eğilim Nedenleri
Fıtrat
Ahlâk Felsefesi
Tarih Felsefesi 1-2
Mehdi'nin (a.s.) Kıyam ve İnkılabı
İslamî Bilimler Külliyatı 1-2-3
Tesettür Meselesi
Faiz Meselesi
Tanıma Meselesi
Felsefi Akımlar
İslâmî Dünya Görüşüne Bir Önsöz (İnsan ve İman)
İslâmî Dünya Görüşüne Bir Önsöz (Vahiy ve Nubüvvet)
İslâmî Dünya Görüşüne Bir Önsöz (Kur-an'da İnsan)
İslâmî Dünya Görüşüne Bir Önsöz (Toplum ve Tarih)
İslâmî Dünya Görüşüne Bir Önsöz (Ebedi Yaşam veya Uhrevi Hayat)
Nubüvvet
İslâm'da Kadın Hakları Düzeni
İslâmî İktisat Düzenine Bir Bakış
Marksizmin Tenkidi
Son Yüzyıldaki İslâmî Hareketlerin İncelenmesi
Üstad Mutaharrî'nin Anıları 1-7



Total Visit: 1622
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.