İran'ın güney bölgeleri denize yakınlığı nedeniyle, farklı ırkların yaşadığı ve geçit amacıyla kullandıkları bir bölge haline gelmiştir. Nitekim bu bölgelerde değişik geleneklerin bulunduğunu görebiliriz. Buşehr ilinde Arap, Lor ve Behbahanilerden oluşan aşiretler yaşamakta olup, bu aşiretlerin kaynaşması sonucu kendine has bir aşiret meydana gelmektedir. Bu ilde yaşayan halkın hemen hemen yöresel şiveyle konuşmakta. Köylerdeki şiveler ise daha farklıdır, ve onların arasında bile farklılıklar gözlenmektedir. Bu bölge halkının Fars körfezinin güney sahilleri ve Arabistan yarımadasındaki Araplar, Hindistan, Afrika ve doğu sahil bölgeleriyle eskiye dayalı ve geniş bir bağlantının bulunması nedeniyle, Fars körfezinin sahili ve adalardaki halkın konuştuğu dilde bazı Arapça, Hintçe, Zengbarca, Habeşice ve ayrıca Afrika dillerine ait kelimeler de görülmektedir. Buşehr ilindeki halkın kavim ve ırk açısından kaynaşması sonucunda bu bölgede bir kültür farklılığı ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu durumu törenler, kutlama ve şenlik merasimleri ve ayrıca özel dini ve yöresel merasimlerde görmek mümkün. İran'ın diğer bölgelerde olduğu gibi Buşehr ilinde de bütün milli ve dini bayramlar kutlanmaktadır. Bu arada İran'ın diğer bölgelerde mütedavil olan törelerde olduğu gibi, bu yörede de Kurban bayramı, Şeker bayramı, Kadir bayramı ve ayrıca Nevruz bayramı da kutlanmakta. Buşehr ilinin törelerine has düzenlenen merasimlerden biri, "Gilin" veya "Dua Kıblesi" olmakta ve bu merasim benzer isimlerle İran'ın diğer bölgelerinde de düzenlenmekte. Bu merasimin düzenleniş nedeninin kuraklıkla ilgili olup, bazı durumlarda tarım ve ekili arazi alanları susuzluk ve kuraklıktan dolayı köylüleri yoksullukla karşı karşıya getirmekte. Öte yandan bu merasim Azeriler, Kaşkayi ve İran'ın diğer bölgelerinde de farklı bir biçimde düzenlenmekte. Buşehr köylerinde düzenlenen merasimlerin yapılış biçimi şöyledir: Kışın yağmurun geç yağdığı ve kuraklık tehlikesinin bulunduğu zamanlarda, Buşehr halkı, aksakallıların yönetiminde Cuma gecelerinde bir araya gelerek, "gelin birlikte dua etmeye gidelim" derler. Halk yürürken şiirler söyleyerek köydeki bütün evlere uğrayıp hediyeler alırlar. Daha sonra aldıkları hediyeleri köydeki aksakallıların evine bırakarak, aynı yerde bulunan halkı aş yemeyi için davet ederler, ayrıca toplanan halk "dua kıblesi" adlı yere doğru yola koyulurken, hep birlikte yağmurla ilgili şiirler söylerler. Bu merasimin tekrarı sırasında her evden yiyecekler tekrar toplanarak, yağmurun yağacağı günde topladıkları yiyeceklerden aş yemeği pişirirler. Daha sonra bu yemeği halka dağıtırlar. Yağmurun yağdığı 1. günde "Buşehr" deki birçok evde daha önceden çekirdeksiz hurma, hurma şerbeti, susam ve cevizden yapılmış şerbeti yağmurun yağması münasebetiyle yiyerek, neşeli bir ortamda yağmurla ilgili şiirleri söylerler. Buşehr ilindeki düğün törenlerine gelince; İran'ın bütün bölgelerinde olduğu gibi Buşehr'de de düğünler coşku içinde düzenlenir. Düğünden iki gün önce gelin ve damadın ellerine kına konulur. Tabii bu merasim gelin ve damadın evinde ayrı ayrı düzenlenir. Düğün gecesinde gelin ve damat özel bir merasimle kuaföre götürülür. Köylerde damadın yakınları olan küçük yaştaki gençler damatla birlikte kuaföre giderler. Düğünde gençler "Yezle" olarak bilinen ve ahenkli bir şekilde gelin ve damadı şarkı ve şiir söyleyerek, hep birlikte alkışlamaya başlarlar. Bütün merasimlerde "Yezle" uygulanmakta. Ayrıca düğünde kadınlar neşeli bağrışa benzer ve kulağa hoş gelen düzenli nağmeler söylerler. Bu bağırışların başlangıcı "kel" kelimesiyle başlanır "L" harfi tekrarlanır. Düğün gecesinde ahşaptan yapılmış dörtgen şeklindeki tahtalar üzerinde çeşitli meyveler ve tatlılar konulup, mum ve çiçekle süslenerek, başın üzerine konulacak şekilde damadın evinden gelin evine götürülür. Burada yeri gelmişken Buşehr musikisine de değinelim: Buşehr musikisinin tarihini okurken karşılaşacağımız en önemli husus, bu yöredeki nüfusun kaynaşmasıdır. Zira bu bölgede yöre halkından başka çok eskiye dayalı Afrika kökenli göçmenler başta olmak üzere diğer kavimler de yaşamaktalar. Uzmanlara göre Buşehr musikisi, Afrikalı yerlilerin etkisi altında kalmıştır. Yöresel musikinin biçimlerinden biri olan "Sebalo" adlı bu şarkı, def çalmakla beraber eşlik edilip, şarkıcılar tarafından bir halka oluşturarak ve oturularak icra edilir. Şarkıcılar bir taraftan Sebalo icra ederken diğer taraftan da omuzlarını sağ ve sola doğru düzenli olarak hareket ettirirler. Bu bölgede yöresel musikinin yanında dini musiki ve mütedavil olmakta. Buşehr halkı için başta muharrem ayıyla ilgili davul, çalpara, borazanla çalınan dini musikisi de diğer yöresel musikilere göre daha fazla önem taşımaktadır. Buşehrin yöresel musikisiyle birlikte şarkılar okunur. Bu şiirlere örnek olarak "Şirve" veya yöresel iki beyitli şiirleri gösterebiliriz. "Şirve"nin ana temasında "deşti, deştestan ve tengestan bölgeleri bulunmaktadır. Bu tür musiki Mevlana şiirleriyle başlamakta, ayrıca Buşehr ilinin iki beyitli şiirlerinin bir çoğu duygusal içerikli olmakta. |